logo
07 HAZİRAN 2026

Kerkük bıçak sırtında

 
 
Irak'ın kuzeyindeki Kerkük kentinde, 2017'den bu yana ordunun ve büyük kısmı Şii savaşçılardan oluşan Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) birliklerinin karargahı olarak kullanılan binanın Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) geri verilmesi kararı tepki çekti. Türkmenler de binanın KDP'ye verilmesine karşı çıkıyor.
 

05.09.2023 09:19:00 / Güncelleme: 05.09.2023 09:24:01
Haber Merkezi
Kerkük bıçak sırtında
Kerkük bıçak sırtında

YENIMESAJ.COM.TR

Irak Başbakanı es-Sudani'nin Kerkük'teki Ortak Operasyonlar Gücü binasının Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) geri verilmesi kararı tepki çekmeye devam ediyor. Karara tepki gösteren Haşdi Şabi güçleri, bina önünde çadır kurdu. Haşdi Şabi'ye tepki gösteren Kürt göstericiler, binaya yürüdü. Güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu ikisi Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi (KYB) üyesi 4 Kürt gösterici öldü. Çıkan çatışmalarda üçü polis 15 kişi de yaralandı. Kerkük Valisi Rakan Said el Cuburi, Ortak Operasyonlar Komutanlığı güçlerinin kullandığı binanın KDP'ye teslimi kararının ertelendiğini ve göstericilerin protestolarına son verdiğini duyurdu. Kerkük'te olaylar sonrası 24 saatliğine ilan edilen sokağa çıkma yasağı kaldırıldı, kapatılan Erbil-Kerkük yolu da trafiğe açıldı. Irak Federal Mahkemesi, Kerkük'teki ordu karargahının boşaltılıp Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) verilmesi kararını durdurdu.


Gerilimin ana nedeni

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) bağlı Peşmerge güçleri, 2014'te DEAŞ örgütünün ortaya çıkmasından sonra Irak ordusunun Kerkük'te boşalttığı üslere konuşlanmış ve 3 yıl boyunca kentte denetimi fiilen ele aldı. IKBY'nin 25 Eylül 2017'de düzenlediği bağımsızlık referandumunun ardından, merkezi hükümete bağlı güçler 16 Ekim 2017'de Kerkük'e girdi ve kentteki Peşmerge varlığına son verdi. Irak ordusu KDP binasını boşaltıp Kerkük Operasyonlar Komutanlığı karargahı yaptı. KDP, binanın daha önce parti tarafından kullanıldığını ve yeniden partiye verilmesini istedi. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 18 Mayıs'ta yapılacak yerel seçimler öncesi, ordunun ve büyük kısmı Şii savaşçılardan oluşan Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) birliklerinin karargah olarak kullandıkları binanın KDP'ye devredilmesi yönünde talimat verdi. Bina, Kürtlerin ağırlıklı yaşadığı Seydere Mahallesi'nde yer alıyor. Kerkük'te Es-Sudani'nin kararının protesto edildiği gösteriler ise 25 Ağustos'ta başladı. Haşdi Şabi birlikleri, binanın önünde çadır kurdu ve KDP güçlerinin geri dönmesini engellemek için Kerkük-Erbil otoyolunu trafiğe kapattı. Irak'ta Kürt basını, gösteriler için Kerkük çevresiyle, başkent Bağdat ve Diyala'dan Arapların kente getirildiğini öne sürdü.
2 Eylül Cumartesi günü Kürtler de şehirde gösteriler düzenlemeye başladı ve Haşdi Şabi'nin karargah binası önünde kurduğu çadıra doğru yürüyüşe geçti. Güvenlik güçleri, Kürt göstericilerin üzerine ateş açtı. Ateş açanların Haşdi Şabi milisleri olduğu öne sürüldü.

Kürt liderlerden sert açıklamalar

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani Cumartesi gecesi Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani ve Kürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Neçirvan Barzani ile ayrı ayrı telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Es-Sudani'nin ofisinden yapılan yazılı açıklamada; Kerkük'te huzur ve istikrarın korunması, birlikte yaşam ve güvenliği bozmaya yönelik her türlü girişimin önlenmesi için acil tedbirler alınması gerektiği vurgulandı. Mesud Barzani ise yazılı açıklamasında, yasal olmayan adımların Kerkük'te tüm etnik gruplar arasında fitneye yol açabileceği uyarısında bulundu. Haşdi Şabi taraftarlarının gösterilerini 'bozguncu ve yasa dışı' olarak nitelendiren Barzani, "Kürt çocuklarımızın Kerkük'te kanının dökülmesinin bedeli ağır olur" dedi.

Sudani bu adımı niye attı?

Türkmen Kalkınma Partisi Başkanı Muhammed İlhanlı'ya göre Irak hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki müzakerelerde, KDP'nin Kerkük'te fazla oy alması nedeniyle partinin kentte fiili olarak da varlık göstermesinin önünün açılması kararlaştırıldı. İlhanlı, "Bu karar yavaş yavaş uygulamaya geçirildi, binanın devri de bu adımlardan biri" diye konuştu. İlhanlı, şunları söyledi: "Sanki Kerkük'teki Türkmenler de buna karşıymış gibi bir algı yaratıldı. Karargah binasının KDP'ye verilip verilmemesi meselesi hükümet, askeri güç ve KDP arasındaki bir meseledir. Federal mahkeme de kararı durdurdu ama bu duruma Türkmenlerin de alet edilmeye çalışılması kötü çünkü bu bizi ilgilendiren bir konu değil. Türkmenler iki taraf arasındaki çekişmeye alet olmamalı." Erbil'de yaşayan gazeteci Ruken Turhallı ise 2017'den sonra Kerkük'te huzurun kalmadığını, şehirde devlet mekanizmasının işlemediği görüşünde. Turhallı'ya göre Kerkük'teki son olaylarda Haşdi Şabi üzerinden Irak ve Suriye'de kalıcı bir alan hakimiyeti kurmak isteyen ve bu gücünü kaybetmek istemeyen İran'ın payı çok fazla. Turhallı, "Bu gerilimin ana sebeplerinden biri de, Kürtlerin Aralık'ta yapılacak seçimlerde sayısal üstünlük sağlayacak olması. Buna kesin gözüyle bakılıyor ve eğer öyle olursa Kerkük Valisi de çoğunluğu elde eden kesimden atanacak" şeklinde konuştu.


Kerkük petrol zengini

Kerkük, Irak'ta en fazla petrol rezervine sahip ikinci şehir... Saddam döneminde şehirde Araplaştırma politikası uygulandı, Kürtler ve Türkmenler bu politikadan zarar gördü. 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali sonrası Kürtler Kerkük'e dönmeye başladı, şehirde nüfuzları arttı. Irak Anayasası'nın 140. maddesi, "tartışmalı bölge" olarak görülen Kerkük'ün geleceği için referandum yapılmasını öngörüyordu. Ancak Iraklı Kürtler 25 Eylül 2017'deki bağımsızlık referandumu sonrası Kerkük'te askeri ve siyasi güçlerini kaybetti. Şehirde kontrol, Irak ordusu ve Haşdi Şabi milislerine geçti. Şehrin yönetimi de Irak merkezi hükümetine devredildi. Hükümet, Irak'ın güçlü Sünni Arap aşiretlerinden Cuburi'ye mensup Rakan Cuburi'yi kayyum vali olarak atadı.

Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu

Avukat Kübra Pekel, ATM'de unutulan banka kartlarından yapılacak olan işlemlerden kart sahibinin sorumlu tutulacağını söyleyerek, "Kartın olmadığını fark ettiğimizde vakit kaybetmeden bankaya bildirmeliyiz" dedi

06.06.2026 11:00:00 / Güncelleme: 06.06.2026 11:04:51
İHA
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
Hukuki olarak kartın kaybolduğu fark edildiği anda bankaya bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Kübra Pekel, "ATM'de kart unutmak hepimizin başına gelebilecek çok insani bir durum. Burada genel olarak hani en fazla kartım yutulur yenisini çıkartırım şeklinde düşünüyoruz çoğumuz fakat madalyonun arka tarafı bu kadar da masum değil. Şimdi hukuksal olarak çok net bir gerçekliğin altını çizmek durumundayım. ATM'de unuttuğunuz kartı bankaya anda bildirmezseniz o andan itibaren yapılan işlemlerin çoğunluğundan veyahut da kötü niyetli harcamaların çoğunluğundan siz sorumlu tutulursunuz. Peki hukuk bu konuda ne diyor' 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu şu şekilde söylüyor, kartın kaybolması veya çalınması halinde durumu derhal bankaya bildirme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer bu bildirimi yapmazsanız kartı bulan kötü niyetli kişilerin yapmış olduğu harcamalardan ağır kusurunuz olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulursunuz. Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yöndedir. Hukuken bildirimde bulunmadığımız her dakika sizin aleyhinize işlemektedir. Burada en önemli nokta bildirim süreniz. Sizin bu noktada yani yapılan harcamayı ilk fark ettiğiniz anda veyahut da kaybolduğunu fark ettiğiniz ilk anda anında bildirimde bulunmanız gerekiyor. Hukuk bunu 24 saat ile sınırlamış olabilir ama bu somut olaya göre değişmekte oluyor" dedi.



"Hızlı bildirim fazla kayıp olmasını engeller"

Pekel, hızlı yapılacak bildirimlerin daha fazla maddi kayıp olmasını engelleyeceğini söyleyerek, "Sizin bu durumu ilk fark ettiğiniz anda anında bankaya ihbarda bulunmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın ATM işlemleri sonrasında kartlarını mutlaka kontrol etmeleri, mobil bankacılık bildirimlerini açık tutmaları ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bankaya başvurmaları gerekmektedir. Çünkü hızlı yapılan bildirim hem maddi kaybın büyümesine hem de daha sonrasında olması muhtemel bir hukuki süreçte hak kaybına uğramalarını engellemektedir. Cüzdanınızı kontrol ettiğinizde kartınızı göremediğiniz anda evde mi unuttum, arabada mı bıraktım şeklinde düşünmek yerine zaman kaybetmeden ilk iş olarak bankanızı arayın ve kartınızı bloke ettirin. Unutmayın hukuk haklarını arayanları korur, ihmal edenleri değil" ifadelerini kullandı.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki


 
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Kürt kadın ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir" ifadesini kullandı.

06.06.2026 10:19:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki

FOTO ALTI: İzmir Amerikan Hastanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban (sol5), Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım (sol4), Koç Holding Onursal Başkanı ve Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç (sol3), Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç (sağda) Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel (sağ2) katılmıştı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un bazı ifadeleri üzerine NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınadıklarını belirtti.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımların nefret söylemi doğuracağını bildiren Çelik, "Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır. Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz" değerlendirmesini yaptı.

Çelik, şunları kaydetti: "Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir. 'Kürt kadın' ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir. Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz. Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez. Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir. Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir. Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir."

Binali Yıldırım da hedefte

Öte yandan Rahmi Koç'un İzmir Amerikan Hastanesi açılığında yaptığı "Kürt kadın hasta" şakasına ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ın bu şakaya kahkahayla gülmesine de tepki yağıyor. İzmir Balçova'da gerçekleştirilen Amerikan Hastanesi açılışında konuşan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra, sosyal medyada gündem oldu. Hasta mahremiyeti, kadın kimliği ve etnik kimlik üzerinden yapılan esprinin yer aldığı görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.
Videoda Koç'un, protokol üyelerine hastaneyi gezdirdiği sırada fıkra anlattığı ve salondaki bazı isimlerin bu espriye güldüğü görüldü. Görüntülerde yer alan isimlerden biri de eski Başbakan Binali Yıldırım oldu. Sosyal medyada paylaşılan videoda Yıldırım'ın fıkraya kahkahalarla güldüğü anlar dikkat çekti. Fıkranın yayılmasının ardından eleştirilerin bir bölümü doğrudan Rahmi Koç'a yönelirken, bir kısmı da fıkraya gülen protokol üyelerini hedef aldı.

O fıkra!

Koç, anlattığı fıkrada, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş 'Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın, 'Doktor Bey, ilk sen soyun' demiş" ifadelerini kullandı. DEM Parti ve HÜDA-PAR da Koç'a tepki gösterdi.

24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi

06.06.2026 10:05:00
İhlas Haber Ajansı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi.

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı göçmen kaçakçılarına yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 24 ilde düzenlenen operasyonlarda; yakalanan şüphelilerin 36'sının tutuklandığı, 12'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı açıklandı.

118 adet araç ile 9 bot ve motor ele geçirildi

Ağrı, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Mardin, Muğla, Sakarya, Tekirdağ, Şanlıurfa, Van ve Iğdır'da İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıkları; asayiş, otoyol ve komando timlerince karadan yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarda, 118 adet araç ile 9 adet bot ve motorun da ele geçirildiği ifade edildi.

Milli devlet ve etnik çeşitlilik

Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır

06.06.2026 00:42:00
Haber Merkezi
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında azınlık hakları kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır.

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlanmaktadır. Hatta güçlü devletler parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir.

Halbuki "kimlik" kavramı etnik farklılıkların üstünde bir olgudur. Kimlik, milletlerin sahip oldukları inançları, kültürleri, dilleri, tarihleri ile şekillenmektedir.







Örneğin Türk kimliği, bir millet olma ve medeniyet kimliğidir.

Bu millet ve medeniyet çatısı, altında Laz, Kürt, Çerkez, Türk vb birçok etnik özelliği barındırır. Balkanlarda Sırp kökenli olanların Müslüman olanlarına Boşnak denmektedir. Boşnaklar kendilerini ifade ederlerken Türk olduklarını söylerler ki, bu doğrudur…

Zira Türk kimliği, aynı değerleri paylaşan bütün etnik kökenlerin ortak adıdır, ortak kimliğidir.

Bir kimlik etrafında bir ve beraber olan etnik kökenler milletleri oluşturmaktadır.

Türkiye örneği de aslında böyledir. Yıllardan beri ifade ettiğimiz gibi topraklarımızdaki vatandaşlarımızın Türk, Kürt, Laz, Çerkez… gibi etnik çeşitliliği, kardeşliğimizi, birliğimizi bozmamaktadır.







Yıllarca bu vatanda Türk kimliği altında aynı değerlerle yoğrulmuş ve aynı değerleri koruma sevdalısı olan halklar, Türk bünyesini, yani Türk milletini oluşturmuşlardır.

Bu sebeple etnik çeşitlilik, asla bir ayrımcılık sebebi değil, tam tersine bir zenginliktir. Tarihten gelen kültür birliği, siyaset birliği, inanç birliği vs. gibi değerlerle süzülerek gelip medeniyet birliğimizi oluşturan bu çeşitlilik, ayrılık sebebi değil; bilakis güçlü bir bünyenin oluşması demektir. Hepsi aynı kaynaktan beslendikleri için örfleri, adetleri, gelenekleri birdir.

Dili, dini, tarihi, kültürü, gelenekleri, siyaseti, medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet, Türk Milleti olup; bu grupların birinin diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi, aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir.

Bir bünyeyi meydana getiren bu etnik zenginliğimizi tarih boyu aşındırıp yok etmeye çalışanlar; tek vücut halindeki bu bünyeyi oluşturan unsurların dini, dili, kültürü, medeniyeti ile oynayanlar, tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamışlardır.







Lozan görüşmelerinde Atatürk, ancak gayrimüslimler azınlıktır ölçüsünü ortaya koyarak, etnik çeşitliliğin bir istismar unsuru olmasına müsaade etmemiş; aksine birlik ve beraberliğimizin dayandığı temellerden olduğunu belirlemiştir.

Ne gariptir ki, globalleşme adı altında ayrı özelliklerdeki devletler, bir araya gelirken; AB projesi adı altında Avrupa kıtası ortak bir kültür etrafında birleşmeye çalışırken; parçalanmak istenen ülkelerde etnik çeşitlilik, azınlık hakları adı altında kavga unsuru haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Bir taraftan ortak değerler etrafında farklı milletleri bir araya getirme gayreti, diğer taraftan ortak değerlere sahip milletleri etnik çeşitlilik adı altında parçalama projeleri, globalleşmenin hedeflerini göstermesi açısından manidar bir örnektir.

Milli Devlet, milletini tek bir kimlik etrafında hiçbir ferdine ayrım yapmaksızın bir bütün olarak görmekte, milletin kendi içerisindeki renk farklılıklarını milletin birlik ve berberliğine, kaynaşmasına vesile kılmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı

05.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti, Arı'nın tahliyesine karar verdi.

Duruşma salonuna alkışlarla giren İsmail Arı, savunmasında kamu kaynaklarının vakıflara aktarılmasına dair yaptığı haberlerin arkasında durdu.

Gazetecilik suç değildir



Arı savunmasında, "Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma savcısı, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti Arı'nın tahliyesine hükmederek davayı 9 Ekim'e erteledi.

Tokat'ta gözaltına alınmıştı

Gazeteci İsmail Arı, bayram tatili için gittiği Tokat'ta gözaltına alınmış ve 23 Mart 2026 tarihinde Ankara'da tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.

İddianamede, Arı'nın BirGün TV'deki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırılarla ilgili aralarında THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da bulunduğu 6 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı

05.06.2026 16:50:00
Anadolu Ajansı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Memet Gezer, Mohammad Dib Korali, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı, sanık Korali'ye baro tarafından atanan avukatın duruşmaya iki saat kala görevden çekildiğini ve yeni görevlendirilen müdafinin savunma için süre talep ettiğini söyledi.

Başkan, davanın karar aşamasına gelmesi, tutukluluk süreleri, katılan tarafların Hatay'dan gelmesi ve sanıkların getirilmesi gibi yoğun duruşma hazırlıkları ile usul ekonomisini dikkate alınarak yargılamanın gecikmemesi amacıyla sanık Korali'nin dosyasının ana davadan ayrıldığını bildirdi.

Son sözü sorulan sanıklar, terör saldırısıyla ilgilerinin bulunmadığı öne sürdü.

Avukat beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i, "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezasına çarptırdı.

Ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi.

Mahkeme, avukatı süre isteyen sanık Korali'nin yanı sıra firari sanıklar Omar Alkhatıp ile Mihraç Ural'ın dosyasının ayrılmasına karar verdi.

Kararla birlikte sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Davanın geçmişi

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı iki ayrı bombalı terör saldırısı olmuştu. Reyhanlı Belediyesi yanı ile PTT binası önünde düzenlenen patlamalarda 912 konut, 891 iş yeri ve 148 araç zarar görmüştü.

Güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilen Reyhanlı saldırısı davasında karar 23 Şubat 2018'de açıklanmıştı. Buna göre, bombalı eyleme ilişkin yargılaması süren 33 kişiden 9'u ağırlaştırılmış müebbet hapis, 13'ü ise çeşitli süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Mahkeme, THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da arasında bulunduğu firari sanıkların dosyasını ayırmıştı.

MİT operasyonuyla Suriye'den getirilen Reyhanlı saldırısının planlayıcılarından firari Yusuf Nazik, 24 Eylül 2018'de tutuklanmıştı.

Nazik, 13 Mayıs 2019'da Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak"tan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Davanın firari sanıklarından Mehmet Gezer de 30 Haziran 2022'de ABD'den getirilerek "kasten öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçlarından Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Temmuz 2022'de tutuklanmıştı.

Saldırının sorumlularından kırmızı bültenle aranan Cengiz Sertel de 14 Aralık 2024'te MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yakalanmıştı.

Firari sanıklardan Mohammad Dib Korali 14 Ocak 2025, Temir Dükancı da 25 Şubat 2025'te MİT Başkanlığının operasyonlarıyla Suriye'de yakalanmıştı.

Dosyada sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural firari durumda bulunuyor. 

Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti

31 Mart seçimlerinde tarihi bir başarı elde eden Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, CHP Genel Merkezi’ndeki iç çekişmeleri ve destek yetersizliğini gerekçe göstererek partisinden istifa etti. Bilecen, yoluna bir süre bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı

05.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis'te 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir sürpriz yaparak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) amblemiyle seçimi kazanan Belediye Başkanı Hakan Bilecen, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulunan Bilecen, CHP Genel Merkezi'ndeki siyasi kargaşadan ve belediye olarak yalnız bırakılmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

"Mansur Yavaş dışında kimse destek olmadı"

Başkan Bilecen, istifa kararının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin CHP'li büyükşehir belediyelerinden bekledikleri desteği görememeleri olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı istisna tutan Bilecen, şu ifadeleri kullandı:

"Kilis Belediyesi olarak kapı kapı gezdik ancak Mansur Yavaş başkanımız dışında hiçbir CHP'li belediyeden destek alamadık. Şehrimize hizmet etmek için bu siyasi tıkanıklığı aşmak zorundaydık."

"Genel Merkez'deki kargaşadan bıktık"

CHP içinde süregelen kurultay tartışmalarına ve çift başlılık iddialarına da değinen Hakan Bilecen, parti içi çekişmelerin hizmet üretmeyi engellediğini savundu. Bilecen, açıklamasına şöyle devam etti:

"Genel Merkez'deki kurultay davası, 'mutlak butlan' tartışmaları, resmi ve gayriresmi genel başkanlık çekişmeleri artık Kilis'e hizmet etmemizin önüne geçmeye başladı. Biz bu siyasi kargaşanın içinde yer almak istemiyoruz. Kilis halkı bizden siyaset değil, hizmet bekliyor."

Meclis üyeleri de istifa etti

Hakan Bilecen'in istifa kararının ardından, belediye meclisinde de hareketli dakikalar yaşandı. Bilecen ile birlikte hareket eden 7 ila 8 belediye meclis üyesinin de CHP'den istifa ettiği öğrenildi. Bu toplu istifaların ardından Kilis Belediye Meclisi'ndeki dengelerin nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.

"AK Parti dahil diğer partilerle görüşebilirim"

Siyasi geleceğine dair de açık kapı bırakan Hakan Bilecen, ilk etapta görevine "bağımsız belediye başkanı" olarak devam edeceğini vurguladı. Ancak Kilis'in menfaatleri doğrultusunda diğer siyasi partilerle temas kurabileceğini belirten Bilecen, "İlerleyen süreçte Kilis'e hizmet getirebilmek adına, aralarında AK Parti'nin de bulunduğu farklı siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceğim" diyerek yeni bir siyasi hamlenin sinyalini verdi.

CHP Genel Merkezi'nin Kilis'te yaşanan bu toplu istifa dalgasına nasıl bir yanıt vereceği ise henüz netlik kazanmadı.

Bir sigara grubuna daha zam geldi

Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada British American Tobacco (BAT) grubundaki sigara fiyatlarına zam yapıldığını duyurdu

05.06.2026 14:30:00
Haber Merkezi
Bir sigara grubuna daha zam geldi
Bir sigara grubuna daha zam geldi
Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği (TBYD) Başkanı Erol Dündar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada British American Tobacco (BAT) grubundaki sigara fiyatlarına zam yapıldığını duyurdu.

Buna göre, gruptaki ürünlere 5 lira artış yapıldı ve yeni fiyatların 5 Haziran'dan itibaren geçerli olacağı belirtildi.

Zamla birlikte BAT grubunda en düşük sigara fiyatı 105 liraya, en yüksek sigara fiyatı ise 120 liraya yükseldi. Böylece grup, yıl içerisinde ikinci kez fiyat güncellemesine gitmiş oldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.