logo
03 HAZİRAN 2026

Kıbrıs'ta son iki yıl

24.02.2004 00:00:00
BMGenel Sekreteri Kofi Annan gözetiminde New York'ta varılan mutabakat çerçevesinde Kıbrıs müzakerelerine yeniden başlanması sürecine zorlu 2 yılın ardından gelindi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, "Kıbrıs konusundaki gelişmelerden endişe duyuyorum. Bu nedenle Klerides ile yüz yüze görüşmek istiyorum" diyerek, Kasım 2001'de yaptığı girişimler sonucu, Denktaş ve Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, Kıbrıs konusuna kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla 16 Ocak 2002'de doğrudan görüşmelere başladı. Haziran 2002'ye kadar sonuca varılması hedeflenen bu görüşmelerde, eşit ve egemen iki devletin kuracağı yeni bir ortaklıkta merkezi hükümetin yetki ve fonksiyonları ile egemenlik, toprak, güvenlik, göçmenler, garantiler konuları üzerinde anlaşılmaya çalışıldı.

Annan 'paln'ıyla devrede

Doğrudan görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, sürece yeni bir soluk vermek üzere, 14 Mayıs 2002'de adayı ziyaret etti. BM Genel Sekreteri, 16 Mayıs'ta adadan ayrılırken, "yıl sonuna kadar anlaşmaya varılmasından umutlu olduğunu" dile getirdi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın New York'ta tedavisi sürerken ve 3 Kasım 2002 genel seçimlerinin ardından Türkiye'de henüz yeni hükümet kurulmamışken, BM Genel Sekreteri Annan, 11 Kasım 2002'de Türk ve Rum tarafına kapsamlı çözüm önerisiyle iki harita sundu. Annan, taraflardan planla ilgili ilk değerlendirmelerini bir hafta içinde kendisine iletmelerini istedi.

Rum tarafı, planı müzakere etmeyi kabul ettiğini bildirdi, ancak Klerides, "planda değişiklik olmazsa kabul etmeyeceğini" açıkladı. Türk tarafı, cevap için süre istedi ve "planı müzakere edilebilir bir hale getirmek için müzakereye hazır olduğu" cevabını verdi.

Annan, iki taraftan planla ilgili çekincelerini yazılı olarak kendisine iletmelerini istedi. İki tarafın görüşleri doğrultu-

























sunda gözden geçirilen plan 10 Aralık'ta taraflara yeniden sunuldu. Cumhurbaşkanı Denktaş, "planın pek de yeni olmadığını, eski plan olduğunu" açıkladı.

İki tarafta da yoğun tepkilere neden olan Annan planının gözden geçirilmiş şeklinde, eşbaşkanlık 3 yıldan 2.5 yıla indirilirken, Karpaz'da Rumların denetiminde bir kanton bölge oluşturulması ve kuzeye dönecek Rumların anayasal haklarına bazı sınırlamalar getirildi. İki harita birleştirilerek tek harita olarak sunuldu.

Annan planının içeriğini, sunulmasından günler önce yayımlamaya başlayan Rum basını, plan sunulduktan sonra da planın içeriğinin çok önceden, bazı Rum yetkililer tarafından bilindiğini yazdı. Rum yetkililer, bunu tam olarak yalanlamadı.

Kopenhag'da temel konu

Avrupa Birliği'nin 12-13 Aralık'ta Kopenhag'da yapılan genişleme zirvesinde, Kıbrıs Rum kesimi, diğer dokuz ülkeyle birlikte AB üyeliğine kabul edildi. Kıbrıs sorununda 28 Şubat 2003'e kadar çözüme varılması yönünde taraflara çağrı yapılan zirvede, Kıbrıs konusunda görüşmeler yapmak üzere, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı temsilen Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu bulundu.

Annan'dan yol haritası

Kıbrıs konusu 28 Şubat'a odaklanırken, Annan, Denktaş ve Klerides'e, 28 Şubat'a kadar izlenecek prosedürle ilgili yol haritası niteliğinde mektup gönderdi. New York'ta, 3-4 Ekim görüşmelerinde kurulmasına karar verilen teknik komitelerin hazırlık niteliğindeki görüşmesinin ilki, 20 Aralık'ta Lefkoşa'da ara bölgede yapıldı.

Kıbrıs konusunda 28 Şubat 2003'e kadar çözüme varılması hedeflenirken, Kıbrıs Rum kesiminde ilk turu 16 Şubat 2003'de yapılan "başkanlık" seçimleri de sürece ayrı bir önem kattı.

16 Ocak 2002'de doğrudan görüşmelere başlayan Denktaş ve Klerides, Ocak 2003'de de 8 kez bir araya geldi. 27 Ocak'ta yapılan Denktaş-Klerides görüşmesinde, Türk tarafı Annan planında yapılmasını istediği değişiklik talebini Rum tarafına, 28 Ocak'ta da BM'ye sundu. Cumhurbaşkanı Denktaş, 29 Ocak'ta, "yeni bir harita sunmaya hazır olduklarını, ancak öncelikle Türk tarafının egemenliğinin tanınması gerektiğini ve planda istedikleri değişikliklerin kabul edilmesi halinde 28 Şubat'ta belgeyi imzalayacağını" açıkladı.

Annan yeniden Kıbrıs'ta

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, gözden geçirilmiş planın 3. şeklinitaraflara sunmak üzere 26 Şubat'ta Kıbrıs'a geldi. Annan, aynı gün önce Papadopulos, sonra da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya geldi ve taraflara yeni planı sundu.

Denktaş, "Planda genelde değişen bir şey yok" açıklamasını yaptı. Annan, 27 Şubat'ta Denktaş, Klerides ve Papadopulos ile ara bölgede bir araya geldi. Annan liderlerden, 10 gün içinde kendisine cevap vermesini istedi ve cevaplarını açıklaması için de 10 Mart'ta (2003) Lahey'e davet etti. 27 Şubat'ta Lefkoşa İnönü Meydanı'nda yapılan "Çözüm ve AB'ye hazırız" mitingine, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston da katıldı.

Annan, 28 Şubat'ta da Denktaş ve Papadopulos ile yeniden bir araya geldi ve adadan ayrılırken de "yolun sonuna gelindi" açıklamasını yaptı. Denktaş ise "Yolun değil, görüşmelerin sonu olur" karşılığını verdi. 7 Mart'ta Lefkoşa'da "Egemenlik ve Varoluş Mitingi" yapıldı. Mitinge katılan Cumhurbaşkanı Denktaş, "KKTC'nin yaşatılması için mücadeleye devam edilmesini" istedi.

Dağ fare doğurdu

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, Annan planının referanduma sunulması yönünde bir karar almak üzere 7 Mart'ta toplandı. Denktaş, meclisten referandumla ilgili bir karar çıkartmamasını istedi. Meclis Başkanlık Divanı'ndan bir karar çıkmadı ve Genel Kurul toplanamadı. Meclis önünde gösteri yapıldı.

10 Mart'ta Lahey'de BM Genel Sekreteri Annan'ın, Denktaş ve Papadopulos ile saatler süren ve 11 Mart sabahına kadar devam eden görüşmesinden bir sonuç çıkmadı.

Enosis'i başarmışlar!

Denktaş, Nisan 2003'de yaşanan tarihi gelişmelerin işaretini, 31 Mart'ta yaptığı ve "Türk tarafının hazırlığı var" açıklamasıyla verdi.

Avrupa Birliği'nin 16 Nisan 2003'deki Atina zirvesinde Kıbrıs Rum kesimi AB'ye giriş sözleşmesini imzaladı. Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, 18 Nisan'da Rum kesimini ziyaret etti ve Rum kesiminin AB'ye giriş sözleşmesini imzalamasıyla ilgili olarak "Enosis'i başardık" ifadesini kullandı. Rum Ulusal Konseyi, 22 Nisan'da toplandı ve KKTC'nin serbest geçişlerle ilgili kararını tanımadığını, ancak geçişleri engellemeyeceğini duyurdu. KKTC Bakanlar Kurulu'nun 21 Nisan'da aldığı karar, 22 Nisan'da Resmi Gazete'de yayımlandı ve 23 Nisan sabahı KKTC ile Rum kesimi arasında, belli kurallara bağlı olarak serbest geçişler başladı.

İlk günlerde, beklenenlerin aksine, sınır kapılarına Kıbrıslı Türkler değil, Rumlar yığıldı. Rumlar, KKTC'ye geçmek için saatlerce uzun kuyruklarda beklemeyi göze aldı. İlk iki haftada, gün içinde KKTC'ye geçen Rumların sayısı 30 bine kadar çıktı.

KKTC Bakanlar Kurulu, 29 Nisan'da da Rumların KKTC'deki otellerde 3 gün konaklamasına izin veren kararı aldı. Rumların yoğun şekilde KKTC'ye geçmeleri ve buradaki otellerde konaklamaları, Rum yetkilileri rahatsız etti. Rum milletvekilleri, KKTC'de eski sahibi Rum olan otellerde konaklayan Rumlara para ve 2 yıl hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısını Rum meclisine sundu.

KKTC Bakanlar Kurulu, 9 Mayıs'ta da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti öncesinde yine bir dizi karar aldı. Başbakan Erdoğan, 9 Mayıs'ta KKTC'ye yaptığı ziyarette, Ledra Palace Sınır Kapısı'nı da ziyaret ederek, Yeşil Hat'a kadar gitti ve KKTC'ye giriş yapmak için bekleyen bazı Rum ailelerle sohbet etti.

Yeni açılımlar devrede

KKTC'nin, Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mal-mülk sorununun takas ve tazminatlar yoluyla halledilmesi amacıyla Türkiye ve Avrupa Konseyi'nin desteğiyle hazırladığı Takas ve Tazminat Yasası, 1 Temmuz'da yürürlüğe girdi. Rum yönetimi, vatandaşlarının Taşınmaz Malların Tazmini Komisyonu'na başvurularını engellemeye çalıştı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, 11 Temmuz'da BM Genel Sekreteri Annan'a mektup göndererek, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı ve kapalı Maraş'ın BM kontrolünde ortak kullanıma açılmasını önerdi. Papadopulos, Denktaş'ın önerilerini "taktik" olarak niteleyerek, reddetti.

Karşı taraftan itiraf yağdı

Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides, 28 Eylül'de Rum basınına yaptığı açıklamada, Annan planı sunulmadan önce plan hakkında bilgilerinin olduğunu itiraf ederek, plan sunulmadan, kendi lehlerine değişiklik olması için müdahalelerde bulunduklarını açıkladı.

Klerides ayrıca, 4 İslam ülkesinin KKTC'yi tanıyacağını açıkladığını, Rum tarafının ve BM'nin buna engel olduğunu itiraf etti. Klerides, 30 Kasım'da yaptığı



















açıklamada da "müzakerelerde hiçbir şey kabul etmeyerek, sorumluluğu Türk tarafına yükleme taktiğini uyguladıklarını ve bu taktiğin kendilerini AB üyeliğine taşıdığını" söyledi. Rum lider Papadopulos ise 23 Kasım'da yaptığı açıklamada, 10-11 Mart Lahey görüşmelerinde "Denktaş, Annan planını imzalasa bile ben imzalamayacaktım" dedi.

Ve KKTC'de seçimler

KKTC'de 14 Aralık Pazar günü yapılan milletvekili genel seçimleri,aylar öncesinden gündeme oturdu ve seçimlere, ABD, AB, BM, İngiltere ve Kıbrıs Rum kesiminden çeşitli müdahaleler yapıldı. Aylar öncesinden "kader" seçimi olarak nitelenen seçime, 7 parti katıldı ve meclise 4 siyasi parti girdi. 50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'ne, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 19, Ulusal Birlik Partisi (UBP) 18, Demokrat Parti (DP) 7, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) 6 milletvekili gönderdi. Sağ ve sol partilerin 25'er milletvekilliği kazanmasıyla sonuçlanan seçimlerin ardından, partiler yoğun şekilde hükümet oluşumuna odaklandı.

Ankara ile istişareler ve yoğun çalışmalar sonucunda CTP ve DP, 11Ocak 2004'de "toplumsal uzlaşı ve çözüm hükümeti kurduklarını" açıkladı.

Türkiye devrede

Çankaya Köşkü'nde 8 Ocak'ta toplanan Kıbrıs zirvesinde, "Türkiye, Kıbrıs ulusal davamızda KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve yeni kurulacak KKTC Hükümeti ile yakın danışma ve işbirliği içinde Birleşmiş Milletler müzakere sürecine etkin katkıda bulunmaya devam edecektir" denildi.

Zirveye, Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile üst düzey sivil ve askeri yetkililer katıldı.

Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 23 Ocak'taki toplantısında da gündemi ağırlıklı olarak Kıbrıs oluşturdu. Toplantı sonunda yayınlanan bildiride, Türkiye'nin, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna olan desteğini sürdürdüğü ve Annan planı da referans alınarak adanın gerçeklerine dayalı bir çözüme, müzakereler yoluyla hızla ulaşılması konusundaki siyasi kararlılığını yinelediği belirtildi.

MGK toplantısının ardından Davos'a hareket eden Başbakan Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde KKTC'nin hiçbir zaman Rumlardan geri kalmayacağını, daha önde olacağını söyledi. Davos'ta BM Genel Sekreteri Annan ile biraraya gelen Erdoğan, Annan'dan iki tarafın da güvendiği bir arabulucu atamasını istedi.

Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasına giden süreçte Erdoğan'ın Ocak ayı sonundaki ABD ziyareti de önemli bir etken oldu. ABD Başkanı Bush, Türk tarafının isteği üzerine Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı görevlendirdi. Bu arada, ABD, müzakerelere başlanabilmesi için bir yandan Yunanistan ve Rum kesimi üzerindeki baskısını artırırken, diğer yandan BM Genel Sekreteri Annan ile de yoğun temasa geçti.

New York görüşmeleri

Genel Sekreter Annan, 10 Şubat Salı günü başlayan görüşmeler çerçevesinde taraflarla önce tek tek görüştü. Ardından üçlü görüşme başladı. Üçlü görüşmede, hem Papadopulos hem de Denktaş, plandaki boşlukları Annan'ın doldurmasından yana olmadıklarını söyleyince, Annan görüşmeleri ertesi güne erteledi ve tarafların takvime bağlı kalarak öneri getirmelerini istedi. New York görüşmelerinin ikinci gününde, Türk tarafı sürpriz bir atak yaparak, üç aşamalı bir plan sundu. Planda iki tarafın anlaşamaması halinde müzakerelere Türkiye ve Yunanistan'ın da dahil olması, yine uzlaşma sağlanamaması halindeyse Annan'ın hakemliğinin kabul edilmesi önerildi. Türk tarafının önerisi üzerine, Rum tarafı da yeni bir öneri sundu. Rumlar önerilerinde AB'nin de müzakarelerde taraf olmasını talep eti. İki tarafın önerileri üzerine, görüşmeler bir gün daha uzadı. Görüşmelerin 12 Şubat'taki üçüncü günü en çetin müzakerelere sahneoldu. Sadece 40 dakika sürmesi planlanan görüşmeler, gecikmeler ve zorlu pazarlıklar nedeniyle 12 saati buldu. Bu maratonun sonunda, Annan taraflara, "evet ya da hayır" cevabı verme koşuluyla pazarlığa açık olmayan son bir metin sunma kararı aldı.

Üniversite iştirakindeki spor tesisinde dolandırıcılık: 8 gözaltı

İstanbul Teknik Üniversitesi'nin iştiraki bir şirkete bağlı spor tesislerinde görevli bazı çalışanların üyeliklerden elde edilen gelirleri resmi hesaplar yerine şahsi hesaplarına aktardığı ve yaklaşık 4,5 milyon liralık haksız kazan sağladığı gerekçesiyle düzenlenen operasyonda 8 kişi gözaltına alındı

03.06.2026 14:47:00 / Güncelleme: 03.06.2026 14:51:23
İHA
Üniversite iştirakindeki spor tesisinde dolandırıcılık: 8 gözaltı
Üniversite iştirakindeki spor tesisinde dolandırıcılık: 8 gözaltı
İddialara göre olay, İstanbul Teknik Üniversitesi iştiraki olan spor tesislerinde meydana geldi. Spor tesisi şirketinin Genel Müdürü'nün gelirlerdeki düşüş ile giderlerdeki artışı fark etmesi üzerine durum polise bildirildi. Şikayet üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri tarafından geniş çaplı inceleme başlatıldı. Yapılan incelemelerde, 300 kişilik olan spor tesisine kapasitenin üzerinde kayıt yapıldığı belirlendi.

İddialara göre tesislere internet üzerinden yapılan üyelik kayıtları sırasında vatandaşların yatırdığı ücretlerin üniversite kasasına aktarılması gerekirken, bazı çalışanların şahsi hesaplarına yönlendirildiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında, organizasyonu yönettiği iddia edilen Gökhan K. ve Mehmet İ.'nin internet üzerinden yatırılan paraların bir kısmını kendi hesaplarına, bir kısmını ise çalışanlar ve arkadaşlarının hesaplarına aktardığı belirlendi.



Polis ekiplerinin çalışmaları sonucu şüphelilerin, aralarında yöneticiler, bir yönetici eşi, arkadaşları ve bazı çalışanların da bulunduğu bir yapı oluşturarak üyeliklerden elde edilen gelirleri kendi aralarında paylaştıkları ortaya çıkarıldı. Bu yöntemle yaklaşık 4,5 milyon liralık haksız kazanç sağlandığı belirlendi.

8 şüpheli gözaltına alındı

Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri tarafından düzenlenen operasyonla 8 şüpheli gözaltına alındı. Gayrettepe'de bulunan Asayiş Şube Müdürlüğü'ndeki işlemleri tamamlanan şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından adliyeye sevk edildi. Öte yandan şebekenin elebaşı olduğu öne sürülen şüphelilerden Gökhan K.'nin emniyette ifade vermeyerek susma hakkını kullandığı öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi

Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi

03.06.2026 14:41:00
Haber Merkezi
 Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi
 Bolu'da görevden uzaklaştırılan belediye başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 19 sanıklı "irtikap" iddianamesi kabul edildi. Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis istendi
Bolu Belediyesine yönelik yürütülen "irtikap" soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Aralarında görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanığın yargılanmasına 6 Temmuz'da başlanacak.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 178 sayfalık iddianameyi inceleyen Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın kabulüne karar verdi. Davada Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı müşteki kurum olarak yer alırken, dosyada 41 mağdur bulunuyor.

Soruşturma, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28 Şubat'ta başlatılmış, operasyon kapsamında 19 kişi gözaltına alınmıştı. Süreçte Tanju Özcan'ın yanı sıra belediye başkan yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, belediye meclis üyeleri Cihan Tutal ve Aydan Özdemir, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ile BolSev Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız tutuklanmıştı. Daha sonra Leyla Beykoz ile Aydan Özdemir adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Soruşturma dosyasına, ayrı bir "rüşvet" operasyonu kapsamında tutuklanan Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal'a ilişkin dosya da eklendi.

İddianamede Tanju Özcan hakkında, 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçlaması yöneltildi. Özcan için toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.

Başkan yardımcısı Süleyman Can'ın 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar, Ali Sarıyıldız'ın ise "irtikaba yardım", "irtikaba yardıma teşebbüs" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamaları kapsamında 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Kemal Kılıçdaroğlu Salı günü grupta konuşacak

Kemal Kılıçdaroğlu tarafından CHP Parti Sözcüsü olarak görevlendirilen Müslim Sarı, "Salı günü grubumuzu yapacağız, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu grupta konuşacak" dedi

03.06.2026 14:38:00
Haber Merkezi
Kemal Kılıçdaroğlu Salı günü grupta konuşacak
Kemal Kılıçdaroğlu Salı günü grupta konuşacak
CHP'nin Genel Başkanlığına mahkeme kararıyla gelen Kemal Kılıçdaroğlu salı günü partisinin grup toplantısında konuşacak.
Kılıçdaroğlu tarafından CHP Parti Sözcüsü görevine atanan Müslim Sarı, "Salı günü grubumuzu yapacağız, Sayın Genel Başkanımız (Kemal Kılıçdaroğlu) grupta konuşacak ve içinde bulunduğumuz sürece ilişkin bazı önemli açıklamalar, değerlendirmeler yapacak" ifadelerini kullandı.

"ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE PARTİ MECLİSİ'Nİ KONUŞACAĞIZ"
Sarı ayrıca "Kurultay tartışmalarına yaklaşımımız şudur. Kararları beğenmiyor olabiliriz ancak bir hukuki durum var. Sorunları yok sayamayız. Bu meseleler ilk gündeme geldiğinde yok sayıldı ve sorun büyüdü. Şimdi hamleler yapıldı. Olağanüstü kurultay denemeleri oldu ve süreci ortadan kaldırmadı. Buradaki sorunu nasıl çözeceğiz yaklaşımıyla hareket etmeliyiz. Biz kurultayı toplamayız demiyoruz. Önümüzdeki günlerde Parti Meclisi'ni konuşacağız. Kurultay yapmanın koşullarını konuşacağız. Kurultay'a karşı değiliz" diye konuştu.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca Karadeniz, Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz'de icra edilecek Denizkurdu-2/2026 Tatbikatı yarın başlayacak

Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca Karadeniz, Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz'de icra edilecek Denizkurdu-2/2026 Tatbikatı yarın başlayacak

03.06.2026 14:29:00
AA
 Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca Karadeniz, Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz'de icra edilecek Denizkurdu-2/2026 Tatbikatı yarın başlayacak
 Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca Karadeniz, Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz'de icra edilecek Denizkurdu-2/2026 Tatbikatı yarın başlayacak
Gölcük'teki Deniz Harp Merkezi Komutanlığı'nda düzenlenen basın bilgilendirme toplantısına, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız, Deniz Hava Komutanı Tümamiral Savaş Sezer, Denizaltı Filosu Komutanı Tümamiral Timur Yılmaz, Donanma Kurmay Başkanı Tuğamiral Kenan Kaan Türkkan, Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Rüştü Sezer, Gölcük Tersanesi Komutanı Tuğamiral Ahmet Özturşucu, Donanma Harekat Başkanı Tuğamiral Alper Doğukanlı, Gölcük Deniz Ana Üs Komutan Vekili Albay Levent Aytan katıldı.

Tuğamiral Doğukanlı, Denizkurdu-2/2026 Tatbikatı'nın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) tatbikatlar programına istinaden Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca icra edilen fiili tatbikat olduğunu söyledi.

Tatbikatın amacından bahseden Doğukanlı, "Deniz Kuvvetleri bağlısı komutanlıkların harekatı sevk ve idare etkinliğinin değerlendirilmesi, tatbikata katılacak unsurların harekata hazırlık seviyelerinin yükseltilmesi, karargah personeli ve tatbikata katılan unsurların çok tehditli ortamda, muhakeme, öngörü ve karar verme yeteneklerinin geliştirilmesi, diğer kuvvet komutanlıklarıyla tatbikata katılan unsurlar arasında müşterek çalışabilirlik usullerinin denenmesidir." dedi.

Kırşehir'de DEAŞ'ın finans yapılanmasına operasyon

Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince DEAŞ terör örgütünün finans yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 3 şüpheliden 1'i tutuklandı

03.06.2026 14:08:00 / Güncelleme: 03.06.2026 14:15:21
İHA
Kırşehir'de DEAŞ'ın finans yapılanmasına operasyon
Kırşehir'de DEAŞ'ın finans yapılanmasına operasyon
Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince, DEAŞ terör örgütünün finans yapılanmasına yönelik yaklaşık 2 yıldır sürdürülen çalışmalar kapsamında operasyon gerçekleştirildi.

Çalışmalarda, yabancı uyruklu Z.G.H.'nin herhangi bir resmi gelir kaydı bulunmamasına rağmen banka hesaplarında yaklaşık 66 milyon liralık para hareketliliği tespit edildi.

Ayrıca şüphelinin geçmiş dönemde sahte kimlik kullanarak Türkiye'de bulunduğu belirlendi. Şüphelinin DEAŞ terör örgütüyle bağlantılı kişilere çeşitli miktarlarda para transferleri gerçekleştirdiğinin tespit edilmesi üzerine Ankara'da operasyon düzenlendi.



Operasyonda 3 şüpheli gözaltına alınırken, 3 cep telefonu, 1 tablet ve çeşitli doküman ele geçirildi.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden, terör örgütü adına fon topladığı belirlenen Z.G.H. tutuklanarak cezaevine teslim edildi.

2 şüpheli hakkında da adli işlemlerin sürdüğü öğrenildi.

Kahramanmaraş'ta 4.4 büyüklüğünde deprem

Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

03.06.2026 13:41:00 / Güncelleme: 03.06.2026 13:46:25
İhlas Haber Ajansı
Kahramanmaraş'ta 4.4 büyüklüğünde deprem
Kahramanmaraş'ta 4.4 büyüklüğünde deprem
Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

AFAD Deprem Dairesi'nden alınan bilgiye göre, saat 13.12'de merkez üssü Pazarcık ilçesi olan 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntının 12.46 kilometre derinlikte oluştuğu ifade edildi.

MİT operasyonuyla yakalanan Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığının operasyonuyla Suriye-Lübnan sınırında yakalanarak Türkiye'ye getirilen Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı

03.06.2026 12:30:00
AA
MİT operasyonuyla yakalanan Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı
MİT operasyonuyla yakalanan Önder Sığırcıkoğlu hakkında iddianame hazırlandı
Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Önder Sığırcıkoğlu'nun, geçmiş dönemde MİT'teki görevinden dolayı tanıdığı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanları Yarbay Hüseyin Harmoush ve Binbaşı Mustafa Kassum'un kaçırılarak Esed rejimine teslim edilmesi eylemini planladığı ve hayata geçirilmesini sağladığı anlatıldı.

Sanığın, bu eylemleri nedeniyle 2012'de Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ve bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince onandığı anımsatıldı.

Sığırcıkoğlu'nun 2014'te Osmaniye Açık Ceza İnfaz Kurumu'na nakledilirken kendisine verilen 10 saatlik yol iznini fırsat bilerek firar ettiği belirtilen iddianamede, sanığın 2014-2024 yılları arasında devrik Esed rejiminin himayesinde Suriye'nin çeşitli bölgelerinde yaşadığı bu sürede rejim ve Rusya istihbarat servislerine MİT hakkında bilgiler ilettiği aktarıldı.

MİT raporlarını rejim istihbaratına aktardığı belirlendi
İddianamede, sanığın 2014-2016 yılları arasında THKP-C/Acilciler örgütünün elebaşı Mihraç Ural ve Reyhanlı'daki terör saldırısının 2018'de yakalanan faili Yusuf Nazik ile birlikte hareket ettiği, o dönem röportajlar vererek Türkiye aleyhine kara propaganda çalışması yürüttüğü belirtildi.

Sığırcıkoğlu'nun 2024 Aralık ayında Esed rejiminin düşmesi sonrasında önce Lübnan'a, ardından Rusya'ya kaçtığı, bir süre Rusya'da yaşadıktan sonra Lübnan'a geri döndüğü ve Suriye-Lübnan sınırında MİT tarafından düzenlenen operasyonla yakalandığı kaydedildi.

Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliği, iç ve dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri yabancı istihbarat servislerine aktardığı belirtilen iddianamede, şu tespitler yer aldı:

"Sığırcıkoğlu'nun 1993'te MİT bünyesinde göreve başladığı, 2012 tarihine kadar bu kurumda çalıştığı, Suriye iç savaşının çıkmasının ardından Hatay'ın Yayladağı ilçesindeki sığınmacı kamplarında görevlendirildiği anlaşılmıştır. Sanığın, görevinin sağladığı kolaylıkla topladığı ve devletin menfaatleri gereği gizli kalması gereken Esed rejimi muhalifi sığınmacıların bilgilerini, kurum çalışmalarını ve MİT raporlarını rejim istihbaratına aktarmaya başladığı belirlenmiştir.

Suriyeli bir aşiret lideriyle yaptığı görüşmeyi sesli ve görüntülü kayıt alabilen bir kalem vasıtasıyla kaydederek Suriye istihbaratına ulaştıran sanığın, görevi gereği irtibat kurduğu ÖSO komutanlarından Hormoush ve Kassoum'un 2011'de Hatay'dan kaçırılarak Suriye rejimine teslim edilmesini sağladığı tespit edilmiştir.

Türkiye'nin uluslararası pozisyonuna aykırı olan bu eylemle rejimin muhaliflere karşı güç gösterisi yapmasına ve sığınmacılar üzerinde psikolojik baskı oluşmasına sebebiyet veren şüphelinin, bu olay nedeniyle aldığı mahkumiyet kararının infazı sürerken, 2014'te açık cezaevine teslim olmak için verilen yol iznini fırsat bilerek Suriye'ye kaçtığı ve orada rejim istihbaratı tarafından karşılandığı saptanmıştır."

Sığırcıkoğlu'nun Suriye'ye kaçmasının Esed rejiminin kendisine tahsis ettiği imkanlarla Suriye'nin çeşitli yerlerinde istihbarat elemanı olarak faaliyet yürüttüğü belirtilen iddianamede, sanığın MİT hakkında gizli kalması gereken çeşitli bilgiler verdiği ve rejime bağlılığını ispatlamak amacıyla bir gazeteciye verdiği röportajda bazı MİT personelinin isimlerini açıkladığı aktarıldı.

İddianamede, şu tespitlere yer verildi: 
"Sanığın 2014-2024 yılları arasında dönemin Suriye istihbaratı ve Rus istihbarat servisleriyle birlikte hareket ederek MİT ve faaliyetleri hakkındaki devlet sırrı niteliğindeki bilgileri paylaşmaya devam ettiği belirlenmiştir. 2024 Aralık ayı itibarıyla Suriye'deki rejimin düşmesi sonrasında önce Lübnan'a, akabinde Rusya'ya kaçan ve bir süre Rusya'da yaşayan şüphelinin, daha sonra geri döndüğü Suriye ülkesinde yakalanarak ülkemize getirildiği anlaşılmıştır."

Müebbet ile 35 yıla kadar hapis talebi
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanığın "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal casusluk amacıyla temin etme" ve "devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama" suçlarından müebbet ile 35 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Savcılık, ayrıca davanın devlet sırrı içeren niteliği gereği duruşmaların kapalı oturumlarla yürütülmesini istedi.

55 yaşına giren İmamoğlu'na mahkeme salonunda doğum günü sürprizi; jandarma müdahale etti

Bir yılı aşkın süredir Silivri Cezaevi'ne tutuklu olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na 55. yaş gününde Silivri Cezaevi'ndeki mahkeme salonunda sevdikleri tarafından doğum günü sürprizi yapıldı

03.06.2026 11:41:00
Haber Merkezi
55 yaşına giren İmamoğlu'na mahkeme salonunda doğum günü sürprizi; jandarma müdahale etti
55 yaşına giren İmamoğlu'na mahkeme salonunda doğum günü sürprizi; jandarma müdahale etti
Bir yılı aşkın süredir Silivri Cezaevi'ne tutuklu olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na 55. yaş gününde Silivri Cezaevi'ndeki mahkeme salonunda sevdikleri tarafından doğum günü sürprizi yapıldı.

İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' davası devam ederken, duruşma öncesi mahkeme salonunda İmamoğlu'nun doğum günü kutlandı. Eşi Dilek İmamoğlu, sanatçı Cahit Berkay ve yazar Sunay Akın'ın da yer aldığı duruşmada İmamoğlu'nu destekleyenler 'İyi ki doğdun' yazılı döviz tuttu. Dilek İmamoğlu'nun tuttuğu dövizde de "İyi ki doğdun sevgilim, seni seviyorum" yazdı.

Dilek İmamoğlu pastayı üflerken İmamoğlu'na seslendi. Jandarma alkışlara ve kutlamaya müdahale etti.

İmamoğlu "Fazla uzatmayalım anneme babama niye doğurdunuz diye dava açarlar" espirisi de yaptı.

Gazeteci ve haber spikeri Reha Muhtar, 66 yaşında hayatını kaybetti

Gazeteci Reha Muhtari Muğla'nın Bodrum ilçesinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi

03.06.2026 11:36:00
Haber Merkezi
 Gazeteci ve haber spikeri Reha Muhtar, 66 yaşında hayatını kaybetti
 Gazeteci ve haber spikeri Reha Muhtar, 66 yaşında hayatını kaybetti
Gazeteci Reha Muhtari Muğla'nın Bodrum ilçesinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Kalp yetmezliği rahatsızlığı nedeniyle ilçedeki özel bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi gören 66 yaşındaki Muhtar'ın hayatını kaybettiği öğrenildi.

İlçede yaşayan Muhtar, 28 Mayıs'ta rahatsızlanması üzerine ambulansla hastaneye kaldırılmıştı.

Reha Muhtar'ın cenazesi Bodrum'dan alınıp İstanbul'a getirilecek ve yarın Yeniköy Mezarlığı'na defnedilecek.

HASTANEDEN AÇIKLAMA
Reha Muhtar'ın tedavi gördüğü hastanenin Başhekimi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Nevra Gülhan Görgülü, gazeteci, ünlü ismin vefatına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Başhekim Görgülü, açıklamasında, "Reha Muhtar, 28 Mayıs 2026 tarihinde hastanemize getirilmiştir. Yapılan tıbbi değerlendirmesinde; ileri derece kalp yetersizliği, ritim bozukluğu, enfeksiyon ve kontrolsüz şeker hastalığına bağlı metabolik dengesinin bozulduğu görülmüştür. Genel Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavisine başlanan hastamızda çoklu organ yetmezliği gelişmiş ve yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen bugün, saat 02.15'te vefat etmiştir. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine başsağlığı ve sabır dileriz" ifadelerine yer verdi.

2024'TE ÖLÜMDEN DÖNMÜŞTÜ
Reha Muhtar, 20 Ağustos 2024'te evinde düşüp beyin kanaması geçirmiş ve entübe edilmişti. Uzun süre yoğun bakımda tedavi gören ünlü isim sonra taburcu edilmişti.

REHA MUHTAR KİMDİR?
21 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul'da doğan Reha Muhtar ilk, orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji'nde tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu'ndan mezun oldu.

Gazetecilik kariyerine 1983 yılında Milliyet Gazetesi'nde muhabir olarak başlayan Muhtar, 1985-1993 yılları arasında TRT'de Atina muhabiri ve program yapımcısı olarak görev yaptı. Televizyon haberciliğinde geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayan süreç ise 1990'lı yıllarda başladı. Özellikle Show TV Ana Haber Bülteni'ndeki sunumuyla dönemin en dikkat çeken haber sunucularından biri haline geldi.

Kariyeri boyunca Kanal D, Star TV, ATV, FOX TV, CNN Türk ve Kanaltürk gibi birçok ulusal televizyon kanalında görev alan Muhtar, aynı zamanda Akşam, Sabah, Star ve Vatan gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

Reha Muhtar'ın, sanatçı Nilüfer'in kızı Ayşe Nazlı'nın manevi babası olduğu biliniyor. Muhtar'ın, Deniz Uğur ile ilişkisinden Mina ve Poyraz adında ikiz çocukları bulunuyor.

CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi

İstanbul merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan hakkında tahliye kararı verildi

03.06.2026 00:46:00
İHA
CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi
CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi
Tahliye kararının ardından Sapan, Kilis L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan çıktı.








Cezaevi önünde CHP teşkilatı üyeleri, partililer ve yakınları tarafından karşılanan Sapan'ın tahliyesi, destekçileri arasında memnuniyetle karşılandı. 






Cezaevi önünde bir araya gelen partililer ve yakınları, tahliye kararının ardından Sapan'a geçmiş olsun dileklerini iletti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.