HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 HAZİRAN 2021, CUMA

Mescid-i Aksa İsrail esaretinde

10.05.2021 00:00:00
'Mescid-i Aksa İsrail esaretinde' seslendirme dosyası:

Kudüs'te ve özellikle de Mescid-i Aksa'da yaşanan acı hadiseler, aleni bir şekilde sergilenen zulüm ve vahşet, İsrail'in asıl hedefini ve büyük İsrail devleti projesinin nasıl bir işgal projesi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Pratik olarak görülmüştür ki, İsrail'in işgali altında olan yerlerde ne ibadet özgürlüğü vardır, ne can ve namus güvenliği vardır, ne de oturacağınız bir eviniz, barınağınız vardır.

Bugün Flistinli Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı bu kader; eğer ayıkılmazsa, birlik ve beraberlik sağlanmazsa, atılacak adımlar atılmaz, gerekli önlemler alınmaz, verilmesi gereken mücadele verilmezse büyük İsrail devletinin hedefinde olan başta Türkiye olmak üzere tüm İslam ülkelerinin kaderi olacaktır.

İsrail, 1948 yılında kurulduğundan bu güne hemen hemen her gün zulmünü ve vahşetini ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler dahi İsrail'in işlediği bu suçları, insan hakları ihlali olarak değerlendirmesine rağmen, İsrail'in "işgalci" olduğunu kabul etmesine rağmen, dünya ülkeleri sadece yaşananları kınamakla yetindi, herhangi bir müdahalede bulunmadı. Yıllardır yaşanan bu kısırdöngü; İsrail'i daha da cesaretlendirdi, onun yayılmacı ve hukuk dışı eylemlerini teşvik etti.

Zamanla görüldü ki, İsrail için "işgalci" ve "insan haklarını ihlal ediyor" diyen BM, İsrail'in sıkıştığı zaman en büyük hamisi oldu.

İsrail'i tel'in eden ve kınayan bazı Arap ülkeleri İsrail ile normalleşme anlaşmaları imzalayarak, bu zulme ortak olduklarını ilan ettiler.

Ve Türkiye, İsrail'e "one minute" demesine rağmen, her olayda kınamasına rağmen İsrail ile her türlü ilişkiyi, stratejik ikili anlaşmayı devam ettirdi ve İsrail'in bölgede palazlanmasına perde arkasında en çok yardım eden ülkelerden biri oldu.

İşte bu vurdumduymazlık neticesinde İsrail her geçen yayılmacı politikalarına ve zulmüne, şiddetini artırarak devam etti. Mübarek Ramazan ayında özellikle de Kadir Gecesi'ni de kapsayan son 3 günde yaşanan İsrail zulmü de bu sürecin bir devamı niteliğinde.

Önce Kadir Gecesi arifesinde (7 Mayıs) İsrail polisi, Mescid- Aksa'ya saldırdı.

Mescid-i Aksa'ya girdiler ve teravih namazı kılan cemaate ses ve gaz bombası attılar, plastik mermilerle müdahale ettiler. Yaşanan bu saldırıda, Filistin Kızılayı'nın açıklamasına göre, 200'ün üstünde Filistinli yaralandı. İsrail birçok Filistinliyi darp etti, gözaltına altı.

Kadir Gecesi günü, Mescid'i Aksa'ya giden yollar İsrail güçleri tarafından kapatıldı. Filistinlilerin değişik bahanelerle Mescid-i Aksa'ya ulaşımı kısıtlandı.

İsrail, Kadir Gecesi'nde de boş durmadı. İsrail, bu mübarek gecede Filistinli sivillere saldırdı, ses ve gaz bombaları, plastik mermilerle, tazyikli su ile müdahale etti ve bu saldırıların neticesinde aralarında bebek ve çocukların da bulunduğu 90'ı aşkın Filistinli yaralandı, birçok genç gözaltına alındı.

İsrail'in saldırganlığı, dün sabah namazında da devam etti ve Mescid-i Aksa'dan sabah namazını kılıp çıkanlara yine plastik mermi ve ses bombalarıyla müdahale etti ve 10 Filistinli yaralandı.

İsrail'in bu saldırganlıklarının elbette ki bir perde arkası planı var. Dikkat ederseniz, sürekli olarak Mescid-i Aksa'ya baskın düzenleniyor ve namaz kılan, ibadet eden insanlar taciz ediliyor, adeta Mescid-i Aksa cemaatsiz bırakılmak isteniyor. Peki, neden?

Çünkü İsrail'in büyük İsrail devleti yolunda en büyük planlarından birisi Mescid-i Aksa'nın yıkılmasıdır. Plana göre, büyük İsrail devletinin kurulması için Süleyman mabedinin yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Bildiğiniz gibi, Yahudilerin "Ağlama Duvarı" dedikleri duvar, Süleyman mabedinin duvarı ve bu duvarın hemen arkasında bulunan Mescid-i Aksa, Süleyman mabedinin içinde kalıyor. Dolayısıyla, Süleyman mabedinin inşası için Mescid-i Aksa'nın yıkılması gerekiyor. İşte İsrail'in inancı, bakış açısı ve hedefi bu.

Bu hedefi bir inanç gören İsrail'i siz kınamayla, akl-ı selime davet etmekle, iki devletli çözümle, tel'in etmekle hiç durdurabilir misiniz?

İsrail'in hedefi Mescid-i Aksa'yı yıkmak, tüm Müslümanların görevi de Mescid-i Aksa'yı ayakta tutmaktır. Bu kutsal görev sadece Filistinlilerin görevi değildir.

"Akl-ı selim" derken, Dışişleri Bakanlığımız İsrail'e gösterdikleri tepkide, oldukça garip bir şekilde İsrail'i akl-ı selime davet ettiler. Garip, çünkü "akl-ı selim" sadece ve sadece salih Müslüman'a ait bir özelliktir. Akl-ı selim; aklın, gerçek imanla müşerref olmuş bir gönülle buluşmasından ortaya çıkar. Yani bir Yahudi, bir Hıristiyan asla akl-ı selime sahip olamaz, bu gerçeğin altını çizelim.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Türkiye'nin ve İslam dünyasının, yaşanan bu İsrail vahşetine karşı "etkisiz tepkisi" konusunda şu mesajı yayımladı: "Artık yeter! Mübarek Ramazan günü İsrail yine Mescid-i Aksa'ya saldırdı. Daha ne kadar dilde kınayıp masada iş birliğine devam edeceğiz? Ne zaman gerçek bir tepki koyacağız?"

Sayın Baş, mesajında İslam ülkelerine şu çağrıda bulunuyor: "Bu ülke ile ilişkileri düzeltme yarışına giren İslam ülkelerini de kendilerine gelmeye davet ediyorum." 

BTP Lideri, çözümün İslam dünyasının birliğinden geçtiğini belirterek da şu ifadeleri kullanıyor: "İslam dünyasının birlik ve beraberliği merhum genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş'ın sıkça vurguladığı gibi Ehl-i Beyt ortak paydasında buluşup, kardeş olmaktan geçmektedir."

Mescid-i Aksa konusunda Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu tespitlerini ve çözümünü de İslam allemi olarak acilen hayata geçirmeliyiz:

"İşlenen cinayete ümmetin tamamı tek vücut olarak karşı durmalıdır."

"Mesid-i Aksa, ilk kıblegahımızdır, Miraç mucizesine ev sahipliği yapmış bir mekandır, hadislerle müjdelenmiş, ziyaret edilmesi istenilen, sevilmiş ve seçilmiş bir merkezdir. O halde Mescid-i Aksa meselesi tüm İslam dünyasının, tüm Müslümanların meselesidir."

"Mescid-i Aksa İslam aleminin başkenti ilan edilmedir." 

Evet, bu çözüm meselenin en kesin çözümüdür.

Mescid-i Aksa'nın, tüm İslam ülkelerinin kontrolünde, bu ülkeler tarafından güvenliğinin sağlandığı bir başkent haline dönüşmesi bu manevi merkezimizin işgalinin önüne geçecek, bu şekilde buradaki Filistinli kardeşlerimizin de can ve mal güvenliği sağlanacaktır.

İslam dünyasının liderleri; etkisiz kınamaları, timsah gözyaşlarını, Filistin'e sahip çıkıyormuş gibi yapıp ABD'nin ve İsrail'in suyuna gitmeyi derhal bırakıp, Sayın Baş'ın bu teklifine, bu gerçek çözüme odaklanmalıdır.

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.