Türkiye’nin her yerinde ve hatta yurt dışında birçok ülkede gazetemizin tertip ettiği mili kahramanları anma programları konuşuluyor.
1919’lu yıllarda vatanımızın işgali sonucunda nasıl Atatürk milli bir refleks olarak ortaya çıktıysa, bugün de bu programların en kritik bir dönemeçte ortaya çıkması yine milli bir reflekstir.
Kocaeli’nde başlayan bu refleks, Kahramanmaraş, Bolu, Eskişehir’de devam etmiş ve bu yıl boyunca hemen hemen her ilimizde de ortaya çıkacaktır.
Programlara katılımdaki coşku bir tarafa, Türkiye’nin her ili, “bu program benim ilimde de olsun” yarışına girmiştir.
Çünkü Türk milleti için “Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır.”
Ve bugün vatan söz konusudur.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe”sinde öngördüğü tehlikeler bugün Türkiye’nin her tarafında yaşanmaktadır.
Damat Ferit’lerin varisi siyasilerimiz, “Türkiye NATO toprağıdır” diyerek, dün ülkemizi işgal edenleri meşru bir zeminde yeniden ülkemize davet etmektedir.
Yabancı askerler “fırsat bu fırsat” deyip grup grup topraklarımıza yerleşmektedir.
Yaşanan ekonomik işgal, siyasilerimizin, yabancıların işgaline göz yummasının meşru bir gerekçesi olarak gösterilmektedir.
Ama mayası temiz ve asil olan aziz Türk milleti oynanan oyunları, kurulan tezgahları görmektedir; çünkü tarihinden ders almaktadır.
İşgalcilerin ve yerli taşeronlarının “bu iş tamam” dedikleri bir anda bu aziz millet içinden mutlaka Mustafa Kemal’leri çıkarmıştır ve Milli Kahramanlar programlarına olan yoğun ilgi bugün de bu refleksin ortaya konulduğunu göstermektedir.
Türk milleti, Türkiye’nin komşusu olan Müslüman Suriye ile savaşmaması gerektiğini bilmektedir. Bu sebeple siyasilerin savaş için bahane arama girişimlerine şiddetle tepki göstermektedir.
Yurdun hangi noktasında sorarsanız sorun, Türk milleti Suriye ile ABD adına savaşa kesinlikle hayır demektedir.
Türk milleti, Türk siyasilerin Haçlılarla kol kola girmesinden rahatsızdır.
Türk milleti, füze kalkanıyla, Patiotlarla Türkiye’nin İsrail’in koruması olmasına şiddetle karşıdır.
Türk milleti, yıllarca gencecik insanlarımızın şehit olmasına neden olan PKK terörünün arkasındaki iradelerle, Suriye’yi parçalamak için taşeronluk yapan teröristlerin arkasındaki iradelerin aynı olduğunu görmektedir.
Türk milleti, İsrail’in Suriye’yi vurmasıyla, Ankara’da yapılan eylemlerle, Türkiye’nin Suriye’ye karşı kışkırtılmak istendiğini fark etmiştir.
Asırların cenderesinden geçmiş olan aziz Türk milleti BOP tezgahından çıkmış olan küresel oyunları göremeyecek kadar ahmak değildir.
Aziz Türk milleti dün küresel işgalcilerle işbirliği yapan idarecisini, padişahını, hoca efendilerini tarihin çöplüğüne gömmesini bilmiştir, bugün de vatanı işgal etmek için fırsat kollayanlarla işbirliği yapanlara aynı cezayı vermesini bilir.
Zannetmeyin ki bu millet uyurgezerdir, sindirilmiştir.
Bu millet en ölü zamanında bile tokadı hak edenlere okkalı bir tokat atmasını bilmiştir.
Milli Kahramanlar programları, bu vatanı sahipsiz zannedenlere, “bu vatanın sahibi vardır” gerçeğini haykırmaktır.
Milli Kahramanlar programlarıyla aziz Türk milleti, tek bilek tek yürek olmuş, dosta gevn vermiş, düşmana ise korku salmıştır.
Birilerinin telaşı da bundandır.
1919’lu yıllarda vatanımızın işgali sonucunda nasıl Atatürk milli bir refleks olarak ortaya çıktıysa, bugün de bu programların en kritik bir dönemeçte ortaya çıkması yine milli bir reflekstir.
Kocaeli’nde başlayan bu refleks, Kahramanmaraş, Bolu, Eskişehir’de devam etmiş ve bu yıl boyunca hemen hemen her ilimizde de ortaya çıkacaktır.
Programlara katılımdaki coşku bir tarafa, Türkiye’nin her ili, “bu program benim ilimde de olsun” yarışına girmiştir.
Çünkü Türk milleti için “Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır.”
Ve bugün vatan söz konusudur.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe”sinde öngördüğü tehlikeler bugün Türkiye’nin her tarafında yaşanmaktadır.
Damat Ferit’lerin varisi siyasilerimiz, “Türkiye NATO toprağıdır” diyerek, dün ülkemizi işgal edenleri meşru bir zeminde yeniden ülkemize davet etmektedir.
Yabancı askerler “fırsat bu fırsat” deyip grup grup topraklarımıza yerleşmektedir.
Yaşanan ekonomik işgal, siyasilerimizin, yabancıların işgaline göz yummasının meşru bir gerekçesi olarak gösterilmektedir.
Ama mayası temiz ve asil olan aziz Türk milleti oynanan oyunları, kurulan tezgahları görmektedir; çünkü tarihinden ders almaktadır.
İşgalcilerin ve yerli taşeronlarının “bu iş tamam” dedikleri bir anda bu aziz millet içinden mutlaka Mustafa Kemal’leri çıkarmıştır ve Milli Kahramanlar programlarına olan yoğun ilgi bugün de bu refleksin ortaya konulduğunu göstermektedir.
Türk milleti, Türkiye’nin komşusu olan Müslüman Suriye ile savaşmaması gerektiğini bilmektedir. Bu sebeple siyasilerin savaş için bahane arama girişimlerine şiddetle tepki göstermektedir.
Yurdun hangi noktasında sorarsanız sorun, Türk milleti Suriye ile ABD adına savaşa kesinlikle hayır demektedir.
Türk milleti, Türk siyasilerin Haçlılarla kol kola girmesinden rahatsızdır.
Türk milleti, füze kalkanıyla, Patiotlarla Türkiye’nin İsrail’in koruması olmasına şiddetle karşıdır.
Türk milleti, yıllarca gencecik insanlarımızın şehit olmasına neden olan PKK terörünün arkasındaki iradelerle, Suriye’yi parçalamak için taşeronluk yapan teröristlerin arkasındaki iradelerin aynı olduğunu görmektedir.
Türk milleti, İsrail’in Suriye’yi vurmasıyla, Ankara’da yapılan eylemlerle, Türkiye’nin Suriye’ye karşı kışkırtılmak istendiğini fark etmiştir.
Asırların cenderesinden geçmiş olan aziz Türk milleti BOP tezgahından çıkmış olan küresel oyunları göremeyecek kadar ahmak değildir.
Aziz Türk milleti dün küresel işgalcilerle işbirliği yapan idarecisini, padişahını, hoca efendilerini tarihin çöplüğüne gömmesini bilmiştir, bugün de vatanı işgal etmek için fırsat kollayanlarla işbirliği yapanlara aynı cezayı vermesini bilir.
Zannetmeyin ki bu millet uyurgezerdir, sindirilmiştir.
Bu millet en ölü zamanında bile tokadı hak edenlere okkalı bir tokat atmasını bilmiştir.
Milli Kahramanlar programları, bu vatanı sahipsiz zannedenlere, “bu vatanın sahibi vardır” gerçeğini haykırmaktır.
Milli Kahramanlar programlarıyla aziz Türk milleti, tek bilek tek yürek olmuş, dosta gevn vermiş, düşmana ise korku salmıştır.
Birilerinin telaşı da bundandır.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Heybeliada Ruhban Okulu ve "ekümenik" kuşatma / 13.05.2026
- Bayrak provokasyonları ODTÜ’yü karalamak için mi? / 12.05.2026
- Mısır uçakları ve Körfez’deki "sahte bayrak" tuzağı / 11.05.2026
- Vadedilmiş(!) toprakların kanlı sınırları / 10.05.2026
- Batı’nın ‘yenilmezlik’ zırhındaki çatlaklar / 09.05.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Bayrak provokasyonları ODTÜ’yü karalamak için mi? / 12.05.2026
- Mısır uçakları ve Körfez’deki "sahte bayrak" tuzağı / 11.05.2026
- Vadedilmiş(!) toprakların kanlı sınırları / 10.05.2026
- Batı’nın ‘yenilmezlik’ zırhındaki çatlaklar / 09.05.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026



























































