Başbakan Erdoğan’ın ABD Başkanı Obama ile Oval Ofis görüşmesi bugün gerçekleşecek.
Bu görüşme Başbakan için çok önemli hem de Reyhanlı’yı ABD sonrasına bırakacak kadar…
Gündem maddeleri belli… En başta Suriye gündemi var, İran ve Irak konuları da gündemde olacak.
Bu görüşme öncesi, Reyhanlı’da yaşanan patlamalar, görüşmede Türkiye’ye verilecek “sıcak” misyonun da habercisi niteliğinde…
Malum, Suriye konusunda ABD temkinli, askeri müdahaleye soğuk bakıyor; İsrail biraz taciz edeyim dedi, Rusya tarafından kulağı çekildi; NATO en üst düzey yapılan açıklamalara göre askeri müdahaleden yana değil, siyasi çözümden yana…
Sıcak bir çatışma ve askeri müdahale için bir Donkişot aranıyor ve maalesef bu Türkiye olarak düşünülüyor.
ABD görüşmesi öncesi gaz vermek için ve siyasilerimizin süreci hazmetmesi için de Reyhanlı’da terör gerçekleştiriliyor.
Muhalefet partileri CHP ve MHP liderlerinin ise yaptığı açıklamalara bakılırsa, onlar da satır aralarında saldırılardan Esad’ı sorumlu tutarak, Erdoğan’a verilecek sıcak misyon konusunda yine –Libya sürecinde olduğu gibi- payanda olmaya hazırlanıyorlar.
Şimdi, ABD Türkiye’nin terör eylemleriyle sıcak bir çatışmanın itilmeye çalışıldığı bir atmosferde Suriye’ye müdahaleye nasıl bakıyor biraz bunu irdeleyelim.
ABD’den yapılan açıklamalarda, Türkiye için düşünülen sıcak misyonda talebin Türkiye’den geldiği yalanı da mevcut.
Perde arkasında “talep edeceksin, yoksa…” deyip Reyhanlı’yı gösteriyorlar, perde önünde ise “Suriye’ye müdahaleyi Türkiye istiyor, biz bu konuda isteksiziz” mesajı veriyorlar.
ABD Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) kıdemli uzmanı Steven Cook şunları söylüyor:
“Türkiye Suriye’de onlara yardım etmemizi istiyor. Bu uçuşa yasak bölge olabilir, muhaliflere daha fazla ağır silah dağıtılması olabilir, bir çeşit barış gücü olabilir” diyor.
Cook açıklamasının devamında, Amerikan yönetiminde kanlı bir 10 yılın ardından kimsenin daha güçlü bir Suriye politikası gütmeye cesareti ya da merakı olmadığını söylüyor. “Türkiye’ye mülteciler ve Patriot füzeleriyle yardım etmeyi destekliyorlar ama o kadar. Bence Suriye konusunda bolca retorik destek verilecek ama başka bir gelişme olmayacak. Türklerle bu konuda karşı karşıya değiliz, yalnızca farklı düşünüyoruz” yorumunu yapıyor.
ABD’nin 2005-2008 yılları arasında Ankara Büyükelçisi olan Ross Wilson, Suriye ile ilgili olarak, “ABD liderliğinde sert bir müdahalenin çok fazla riski var” ifadelerini kullanıyor.
Obama yönetimine yakınlığıyla tanınan Center for American Progress düşünce kuruşunun Ortadoğu uzmanı Brian Katulis, askeri müdahale konusunda, “Ben mülteciler ve diğer taktiksel konularda işbirliğini devam ettirmenin ötesinde bir karar çıkmasını beklemiyorum… Eğer bir şey yapacak olsalardı çoktan yaparlardı” diyor.
German Marshall Fund düşünce kuruluşunun Ortadoğu uzmanı Hassan Mneimneh, “İki ülkenin stratejik vizyonu aynı… Aradaki fark şu: Washington harekete geçmek için çok daha uzun süre bekleyebilir, Suriye’nin felaketin eşiğine gelmesini bekleyebilir, Türkiye için ise dönüşü olmayan nokta çok daha yakın” yorumunu yapıyor.
Lehigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Henri Barkey “Tartışılan seçenekler hep ya bir şey yapmamak ya da Amerika’nın yapamayacağı şeyler önermek. Amerika buraya asker göndermeyecek.” diyor.
Bu bahsettiğim kişiler, ABD’nin rotasını belirleyen isimler ve görünen o ki ABD, Rusya’nın kırmızıçizgisine, Suriye’ye müdahale etmekten çekiniyor ve topun ucuna Türkiye’yi sürüyor.
Ve emin olun ki Türkiye’yi bu konuda ikna etmek için her yolu deniyor ve deneyecek de…
Umarım siyasilerimiz ve Başbakan Erdoğan, ABD müttefikliği uğruna Türkiye’yi ABD’nin dahi cesaret edemediği büyük bir uçuruma atmazlar.
Bu görüşme Başbakan için çok önemli hem de Reyhanlı’yı ABD sonrasına bırakacak kadar…
Gündem maddeleri belli… En başta Suriye gündemi var, İran ve Irak konuları da gündemde olacak.
Bu görüşme öncesi, Reyhanlı’da yaşanan patlamalar, görüşmede Türkiye’ye verilecek “sıcak” misyonun da habercisi niteliğinde…
Malum, Suriye konusunda ABD temkinli, askeri müdahaleye soğuk bakıyor; İsrail biraz taciz edeyim dedi, Rusya tarafından kulağı çekildi; NATO en üst düzey yapılan açıklamalara göre askeri müdahaleden yana değil, siyasi çözümden yana…
Sıcak bir çatışma ve askeri müdahale için bir Donkişot aranıyor ve maalesef bu Türkiye olarak düşünülüyor.
ABD görüşmesi öncesi gaz vermek için ve siyasilerimizin süreci hazmetmesi için de Reyhanlı’da terör gerçekleştiriliyor.
Muhalefet partileri CHP ve MHP liderlerinin ise yaptığı açıklamalara bakılırsa, onlar da satır aralarında saldırılardan Esad’ı sorumlu tutarak, Erdoğan’a verilecek sıcak misyon konusunda yine –Libya sürecinde olduğu gibi- payanda olmaya hazırlanıyorlar.
Şimdi, ABD Türkiye’nin terör eylemleriyle sıcak bir çatışmanın itilmeye çalışıldığı bir atmosferde Suriye’ye müdahaleye nasıl bakıyor biraz bunu irdeleyelim.
ABD’den yapılan açıklamalarda, Türkiye için düşünülen sıcak misyonda talebin Türkiye’den geldiği yalanı da mevcut.
Perde arkasında “talep edeceksin, yoksa…” deyip Reyhanlı’yı gösteriyorlar, perde önünde ise “Suriye’ye müdahaleyi Türkiye istiyor, biz bu konuda isteksiziz” mesajı veriyorlar.
ABD Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) kıdemli uzmanı Steven Cook şunları söylüyor:
“Türkiye Suriye’de onlara yardım etmemizi istiyor. Bu uçuşa yasak bölge olabilir, muhaliflere daha fazla ağır silah dağıtılması olabilir, bir çeşit barış gücü olabilir” diyor.
Cook açıklamasının devamında, Amerikan yönetiminde kanlı bir 10 yılın ardından kimsenin daha güçlü bir Suriye politikası gütmeye cesareti ya da merakı olmadığını söylüyor. “Türkiye’ye mülteciler ve Patriot füzeleriyle yardım etmeyi destekliyorlar ama o kadar. Bence Suriye konusunda bolca retorik destek verilecek ama başka bir gelişme olmayacak. Türklerle bu konuda karşı karşıya değiliz, yalnızca farklı düşünüyoruz” yorumunu yapıyor.
ABD’nin 2005-2008 yılları arasında Ankara Büyükelçisi olan Ross Wilson, Suriye ile ilgili olarak, “ABD liderliğinde sert bir müdahalenin çok fazla riski var” ifadelerini kullanıyor.
Obama yönetimine yakınlığıyla tanınan Center for American Progress düşünce kuruşunun Ortadoğu uzmanı Brian Katulis, askeri müdahale konusunda, “Ben mülteciler ve diğer taktiksel konularda işbirliğini devam ettirmenin ötesinde bir karar çıkmasını beklemiyorum… Eğer bir şey yapacak olsalardı çoktan yaparlardı” diyor.
German Marshall Fund düşünce kuruluşunun Ortadoğu uzmanı Hassan Mneimneh, “İki ülkenin stratejik vizyonu aynı… Aradaki fark şu: Washington harekete geçmek için çok daha uzun süre bekleyebilir, Suriye’nin felaketin eşiğine gelmesini bekleyebilir, Türkiye için ise dönüşü olmayan nokta çok daha yakın” yorumunu yapıyor.
Lehigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Henri Barkey “Tartışılan seçenekler hep ya bir şey yapmamak ya da Amerika’nın yapamayacağı şeyler önermek. Amerika buraya asker göndermeyecek.” diyor.
Bu bahsettiğim kişiler, ABD’nin rotasını belirleyen isimler ve görünen o ki ABD, Rusya’nın kırmızıçizgisine, Suriye’ye müdahale etmekten çekiniyor ve topun ucuna Türkiye’yi sürüyor.
Ve emin olun ki Türkiye’yi bu konuda ikna etmek için her yolu deniyor ve deneyecek de…
Umarım siyasilerimiz ve Başbakan Erdoğan, ABD müttefikliği uğruna Türkiye’yi ABD’nin dahi cesaret edemediği büyük bir uçuruma atmazlar.
Murat Çabas / diğer yazıları
- 'MEM, tüm ülkelere ilham kaynağı olmalıdır' / 24.02.2026
- 'Milli Ekonomi Modeli refah artışını toplumsal tabana yayar' / 21.02.2026
- 12. MEM Kongresi için Buhara’dan davet / 20.02.2026
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- "Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur" / 14.02.2026
- BTP lideri Hüseyin Baş’ın kongre konuşması tarihi bir manifestoydu / 13.02.2026
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026
- 'Milli Ekonomi Modeli refah artışını toplumsal tabana yayar' / 21.02.2026
- 12. MEM Kongresi için Buhara’dan davet / 20.02.2026
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- "Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur" / 14.02.2026
- BTP lideri Hüseyin Baş’ın kongre konuşması tarihi bir manifestoydu / 13.02.2026
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026


























































