Bizim meslekte, sahada laboratuar imkanlarının olmadığı durumlarda, teşhiste tamamen hekimin bilgi ve becerisi, tecrübesi ön plana çıkar. Zamanla yarışırsın. Her geçen dakikada, eğer sürü hekimliği yapıyorsan onlarca hayvan ölebilir. Büyükbaş hekimliği yapıyorsan da, 800 kg.'lık devasa bir bünye, giriverir anaflaktik şoka, uzanır o koskoca hayvan ahıra.
Her meslek dalının, genellikle yurtdışından ithal, meslek yeminleri vardır. Genelde bu yeminler karşısındakinin, hak ve hürriyetlerini korumaya yöneliktir. Tabii, zamanla sadece adı kalır bu yeminlerin. Sebebi, evrensel olmayışı, bütün zamanları kapsamaması, toplumun beklentilerinin farklı olması vb. şeyler sayılabilir. Hani, vekillerimiz de ederler milletvekili olmadan bir yemin... Neyse şimdi işleyeceğim konu farklı.
"Mal canın yongasıdır" der atalar. Ama aslolan şudur bence: Hayvan sahibi ile her hayvanın arasında, çok büyük ve gizli bir sevgi vardır. Üreticinin on binlerce koyunun arasından, kendine ait 1 tane kuzuyu tanıdığına, defalarca şahit olmuşumdur. Hayvanı hasta olan bir çiftçi ailesinin bütün bireyleri de o hayvanla beraber hasta olur.
Eğer hikayeyi (anamnez) düzgün ve detaylı bir şekilde almışsan, mesleki bilgi ve birikimin de yeterli ise ve tedavi edilebilir bir hastalıkla karşılaşmışsan, her şey kolaydır. Bu arada tedavi edilemeyen veya çok hızlı yayılım gösteren hastalıklar da çıkar, zaman zaman karşına. Bunların bir çoğu ihbari zorunlu hastalıklar sınıfına girer. Hem o bölgedeki hayvan varlığını tehlikeye sokar, en önemlisi de insan sağlığını da direkt etkiler. Burada da, senin izleyeceğin yol, bölgedeki bütün hayatı, olumlu veya olumsuz etkileyecektir.
Burada bir anı ilave edelim. Yer, Bolu'nun Göynük ilçesine bağlı Hisarözü Köyü. Gecenin bir yarısı, ağlayarak arıyor, sesinden anladığım kadarıyla yaşlı bir kadıncağız. "Aman yetiş evladım, bütün hayvanlarım can çekişiyor" diyor. Uykudan kalkıp, çiftliğe varmam 10 dakikayı geçmiyor. Çiftliğe vardığımda bütün köy orada toplanmış, sanki cenaze evi. Anlaşılan o ki, üzerinden biraz da zaman geçmiş. Ben gittiğimde, bütün hayvanlar sere serpe uzanmış,ağızlarından köpükler saçıyor. İlçede 3 veteriner hekim var, hepsi ile de kişisel diyaloglarım iyi. Gece ben arayınca hepsi de geliyor, sağ olsunlar.
Görülen o ki, yemlerine veya suya bir kimyasal bulaşma olmuş. Kadıncağız meğer, amonyum gübre çuvalına, boş sanarak yemi doldurup, onu da bütün hayvanlara dağıtmış. Halbuki az miktardaki gübre,bütün hayvanları zehirlemeye yetmiştir. Konu uzun, o geceden öğlene kadar, sadece 1 kayıpla bütün hayvanların, yaşam belirtilerini normale döndürmeyi başarıyoruz. Ben bilirim deyip bencillik yapsa idim, şimdi düşünüyorum o ahırdan en az 8 hayvanın ölüsü çıkardı. Hekim için prestij kaybına, çiftlik sahibinin de, bir ömürlük birikiminin yok olmasına sebep olabilirdim. Burada alacağın maddi kazancın hiçbir önemi kalmıyor. Kimseye söylemedim, bugüne kadar ama kanlı, kusmuklu ve bilumum pisliklerin bulaştığı önlükle, ahırdan, savaş kazanmış komutanlar edasıyla çıkıyoruz, alkışlar arasında. Konuya devam edelim.
Eğer teşhisin yanlışsa, yandı gülüm keten helva. Ondan sonraki bütün izlediğin yol yanlıştır. İlk başlarda kimsecikler anlamaz hekimin teşhisinin yanlış olduğunu. Tedaviye başlanır. Sürünün büyüklüğüne göre on binlerce liralık para harcanır. Zamanla senin, cahil sandığın Mehmet Amca da anlar hata ettiğini.
Hayvan üretim çiftliklerinde, Türkiye'de ve dünyanın çoğu yerinde üreticinin hayvanına göre geliştirilmiş bir sosyal güvence sistemi yoktur. Dolayısıyla bütün harcamalar da çiftlik sahiplerinin sınırlı bütçelerinden karşılanır. Çoğu zaman da çiftlik sahibinin bütçesi, bu tedavi maliyetini karşılamaya yetmez. Dolayısıyla borçlanmak zorunda kalır.
Benim yaklaşımım bu konuda farklı. Belki bir çok meslektaşımla da burada fikir ayrılığına düşüyoruz. Meslek sırrım ama neyse size bir sır vereyim, not alın. Benim en değer verdiğim şey, öncelikle koruma olmuştur. Bununla ilgili çeşitli yorumlar da kattığımı düşünüyorum mesleğe. Bunu düzgün yaparsanız, karşınıza çıkabilecekleri önceden görebiliyorsanız, bundan sonrası matematiktir. Her şey senin çizdiğin rotada ilerler. Dolayısıyla da üretici maksimum kazanca sağlıklı bir şekilde erişir. Çok ender teşhise ihtiyaç duyarsın, dolayısıyla tedaviye.
Bütün bunları bilmiyorsan, şöyle der meslek büyükleri:
"Faydan yoksa, zararın olmasın."
Gelelim sözün özüne.
Eğer yanlışsa reçeten, tedavin de yanlıştır.
Milli Ekonomi Modeli'ni eminim hepiniz duydunuz. Diyor ki, Prof. Dr. Haydar Baş Hoca eserinde; "Reçeteniz yanlış. Bu kafayla, ne enflasyondan, ne faizden ne de fakirlikten kurtulabiliriz. Ben,Türk yurdunda yoksulluk o kadar azalsın ki, fakirlik suç sayılsın diyen, Oğuz Kağan'ın torunuyum."
Peki, ya siz kimsiniz!
- Bozkırın gönül eri: Neşet Ertaş / 21.03.2021
- İtirazım var / 14.03.2021
- Sığır / 07.03.2021
- Çokomel, piskevit ve Jason Stetham / 28.02.2021
- Uğursuz Safiye(!) / 21.02.2021
- Minik Kuş’um / 14.02.2021
- 7 yıl askerlik, 7 yıl hapis, bizim Recep / 07.03.2020
- Keser döner sap döner / 26.02.2020
- Ağlatan mutluluk / 25.02.2020






























































































