Mevlana'ya ait 'bilgin yoksa fikrin olmasın' sözü her zamanki gibi güncelliğini koruyor. Vatikan'dan İmralı'ya, Gazze'den ABD'ye yaşanılanları görüyorsunuz.
Yapılanların, yaşanılanların İslam ile kültürümüz ile tarihimiz ile alakası olmadığı gibi bizzat hedefidir de!
Ama bilgisi olmayanların fikri var. Daha doğrusu birilerine sahiplendikleri için fikirleri bilgiye göre değil kişiye göre. İşte Papa, işte Patrik, işte yapılanlar, işte söylenenler.
Cuman ve cumartesi yazılarımda bilgi paslaştım ki, bilgimiz olsun. Bilgimiz olsun ki fikrimiz doğru olsun, diye. Bugün ve yarın da aynı konularda bilgi paylaşacağım.
Papa'ya mektup yazanları, yazdıklarını, Patrik, Haham ve Papazlarla iftar açanları, dua edenleri, İbrahimi dinler, İbrahimi masa tabirlerinin kullananları da biliyorsunuz. Şimdi karışık ilahi dinliyorlar. Ama neden?
Ben ölürsem sakın ağlamayın
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde, Meltem TV'de yaptığı açıklamalardan birkaç hatırlatma yapayım:
"Bana 'Haydar Hoca çok sert konuşuyorsun' diyorlar. Ben 30 senedir bağırıyorum, dinleyen yok! Yarın kilise çanları çalarken 'Keşke Haydar Hoca'yı dinleseydik' diyeceksiniz…
Ben ölürsem sakın ağlamayın. Ama dinler arası diyaloğa 'evet' derseniz, işte o zaman ağlayın. Çünkü o gün, İslam ölmüş demektir."
Müslüman hoş görür ama hoşgörü göstermez
"Müslüman hoş görür ama hoşgörü göstermez! Hoş görmek başka, hoşgörü göstermek başkadır. Ben misafirimi ağırlarım, ikram ederim ama 'senin dinin de haktır' demem. Demem ki bu küfür olur…
Dinlerin diyalogundan maksat, insanları kiliseye döndürme çabasıdır. 1965 senesi, Vatikan belgelerinde dinler arası diyalog kavramının ilk defa yer aldığı yıl olmuştur.
Öyleyse, dinler arası diyalogun ve dinlerin kardeşliğinin İslam dini ile bağdaşmasına imkân yoktur…
Vatikan'ın dinler arası diyalog projesi, kılıçla yapamadığını sevgiyle yapma projesidir. 500 yıldır Haçlı zihniyeti değişmedi, sadece metot değiştirdi…
Dinler arası diyalog, İslam'ı Hıristiyanlığın içinde eritme projesidir. 'Hepimiz aynı Allah'a inanıyoruz' palavrasıyla Teslis inancını Müslüman'ın kalbine sokmaktır…
Dinler arası diyalog diye ortaya attığınız şey, Müslümanı Hıristiyan yapma projesidir. Papa'nın 24 Ocak 1998 tarihli mektubunda açıkça 'İsa Mesih'in kurtarıcılığına davet' vardır. Siz bu davete 'evet' diyorsunuz.
Müslüman, Hz. Muhammed'in peygamberliğini inkâr edenle kardeş olamaz!"
Ayasofya
Papa 2006'da Türkiye'ye geldiğinde Ayasofya'da dua etti. Diyalogcu hocalarımız da alkışladı. Ayasofya'da haçlı duası yapılırken susan adam yarın camiyi kiliseye çevirseler yine susar!
Dinî bütünlüğümüz millî bütünlüğümüz, millî bütünlüğümüz de dinî bütünlüğümüzdür. Süfli emellerine ulaşmada milletimizi tek engel görenler, bizi biz yapan işte bu iki kavramı hedef seçmiş, bunun için de 'dinler arası diyalog' ile milletimizin dinî değerlerini ifsat etmeyi, 'küreselleşme' adı altında da millî duyarlılığını yok etmeyi amaç edinmişlerdir." (Ruhun şad olsun Hocam)
Aytunç Altındal ne diyor?
Nostra Aetate Belgesini Yahudi asıllı Kardinal Augustin Bea yazdı. 1962-1965 arasında 7 taslak hazırlandı, hepsini Vatikan arşivinde gördüm. İlk taslaklar daha sertti, yumuşatarak kabul ettirdiler…
28 Ekim 1965'te oylama yapıldı: 2.221 evet, sadece 88 hayır. Hayır diyen 88 kardinalin çoğu sonradan görevden alındı veya öldü…
Bu belge çıkmadan önce Vatikan'ın resmi öğretisi şuydu: 'Kilise dışında kurtuluş yoktur.' Nostra Aetate ile bu değişti. Artık diyorlar ki: 'Müslümanlar da kurtulabilir… Ama Kilise'nin aracılığıyla.' Yani yine Papa'nın üstünlüğünü kabul ediyorlar…
Nostra Aetate'nin 50. yılı 2015'te kutlandı. Papa Franciscus o gün dedi ki: 'Nostra Aetate hâlâ yol göstericimizdir.' Yani 2050 planı hâlâ devam ediyor…
Ad Gentes Belgesi (7 Aralık 1965)
Aytunç Altındal bu belgeyi "Nostra Aetate'nin uygulama talimatnamesi" ve "İslam dünyasına karşı yeni haçlı seferinin resmî savaş planı" olarak adlandırır.
"Ad Gentes, Latince 'Milletlere Doğru' demektir. 42 madde, 9 bölüm. Ama bir tek cümlesi bile yeter: Müslüman ülkeler artık kılıçla değil, diyalogla ele geçirilecek…
Belge 7 Aralık 1965'te, Konsil'in kapanışından sadece 1 gün önce kabul edildi. Oylama: 2.394 evet, sadece 5 hayır. Bu 5 hayır oyu veren kardinallerin isimleri bile Vatikan arşivinden silindi.
Ad Gentes'in 6. maddesi açık açık şunu emrediyor: 'Misyonerler gittikleri ülkenin dilini, kültürünü, dinini çok iyi öğrensinler; yerli halkla dostluk kursunlar; sonra yavaş yavaş Hıristiyanlığı anlatsınlar.'
Bu, casusluk talimatıdır. Türkiye'de bugün 'dinler arası diyalog' diyen herkes bu talimatı uyguluyor…
13. madde daha korkunçtur: 'Özellikle İslam ülkelerinde yeni yöntemler kullanılsın. Müslümanlarla ortak ibadetler düzenlensin, cami-kilise kardeşliği yapılsın.'
Belgenin 15. maddesi diyor ki: 'Misyoner okullarında artık sadece ilahiyat değil, sosyoloji, psikoloji, antropoloji de okutulsun.'
Bugün Türkiye'de açılan 'hoşgörü merkezleri', 'diyalog enstitüleri' bu maddenin ürünüdür.
"Ad Gentes'in en sinsi maddesi 29. maddedir: 'Yerli din adamlarıyla işbirliği yapılsın. Onlara maddi yardım verilsin, birlikte projeler yürütülsün.'
Yani Türkiye'deki bazı hocalara, ilahiyatçılara, vakıflara Vatikan'dan para akıyor. Ad Gentes bunu emrediyor…
Anadolu'da Ortodoks-Katolik birliği sağlanacak
"Belge çıktığı hafta Vatikan'da gizli bir toplantı yapıldı. Toplantının tutanağında Türkiye için özel bölüm var:
'Anadolu'da Ortodoks-Katolik birliği sağlanarak İslam zayıflatılacak. Fener Patrikhanesi ile işbirliği artırılacak.' Ben bu tutanağı Vatikan arşivinde bizzat okudum…
Ad Gentes'ten sonra Vatikan'ın misyonerlik bütçesi 1966'da tam 17 kat arttı. Bugün Afrika'da, Asya'da, Türkiye'de kilise açan herkes bu paradan alıyor…
2006'da Papa XVI. Benediktus Türkiye'ye geldiğinde çantasında Ad Gentes'in özel baskısı vardı. Meryem Ana Evi'nde ayin yaparken bu belgeyi öptü. Türk medyası görmedi…
"Ad Gentes olmasaydı, bugün Karadeniz'de kilise restore edilmez, Trabzon'da Santa Maria ayin yapmaz, İstanbul'da 'dinler bahçesi' projeleri konuşulmazdı." (Allah razı olsun, rahmetin bol olsun Aytunç Hocam)
Benim epeyce bilgin oldu, fikrim de. Devam edecek
Yapılanların, yaşanılanların İslam ile kültürümüz ile tarihimiz ile alakası olmadığı gibi bizzat hedefidir de!
Ama bilgisi olmayanların fikri var. Daha doğrusu birilerine sahiplendikleri için fikirleri bilgiye göre değil kişiye göre. İşte Papa, işte Patrik, işte yapılanlar, işte söylenenler.
Cuman ve cumartesi yazılarımda bilgi paslaştım ki, bilgimiz olsun. Bilgimiz olsun ki fikrimiz doğru olsun, diye. Bugün ve yarın da aynı konularda bilgi paylaşacağım.
Papa'ya mektup yazanları, yazdıklarını, Patrik, Haham ve Papazlarla iftar açanları, dua edenleri, İbrahimi dinler, İbrahimi masa tabirlerinin kullananları da biliyorsunuz. Şimdi karışık ilahi dinliyorlar. Ama neden?
Ben ölürsem sakın ağlamayın
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde, Meltem TV'de yaptığı açıklamalardan birkaç hatırlatma yapayım:
"Bana 'Haydar Hoca çok sert konuşuyorsun' diyorlar. Ben 30 senedir bağırıyorum, dinleyen yok! Yarın kilise çanları çalarken 'Keşke Haydar Hoca'yı dinleseydik' diyeceksiniz…
Ben ölürsem sakın ağlamayın. Ama dinler arası diyaloğa 'evet' derseniz, işte o zaman ağlayın. Çünkü o gün, İslam ölmüş demektir."
Müslüman hoş görür ama hoşgörü göstermez
"Müslüman hoş görür ama hoşgörü göstermez! Hoş görmek başka, hoşgörü göstermek başkadır. Ben misafirimi ağırlarım, ikram ederim ama 'senin dinin de haktır' demem. Demem ki bu küfür olur…
Dinlerin diyalogundan maksat, insanları kiliseye döndürme çabasıdır. 1965 senesi, Vatikan belgelerinde dinler arası diyalog kavramının ilk defa yer aldığı yıl olmuştur.
Öyleyse, dinler arası diyalogun ve dinlerin kardeşliğinin İslam dini ile bağdaşmasına imkân yoktur…
Vatikan'ın dinler arası diyalog projesi, kılıçla yapamadığını sevgiyle yapma projesidir. 500 yıldır Haçlı zihniyeti değişmedi, sadece metot değiştirdi…
Dinler arası diyalog, İslam'ı Hıristiyanlığın içinde eritme projesidir. 'Hepimiz aynı Allah'a inanıyoruz' palavrasıyla Teslis inancını Müslüman'ın kalbine sokmaktır…
Dinler arası diyalog diye ortaya attığınız şey, Müslümanı Hıristiyan yapma projesidir. Papa'nın 24 Ocak 1998 tarihli mektubunda açıkça 'İsa Mesih'in kurtarıcılığına davet' vardır. Siz bu davete 'evet' diyorsunuz.
Müslüman, Hz. Muhammed'in peygamberliğini inkâr edenle kardeş olamaz!"
Ayasofya
Papa 2006'da Türkiye'ye geldiğinde Ayasofya'da dua etti. Diyalogcu hocalarımız da alkışladı. Ayasofya'da haçlı duası yapılırken susan adam yarın camiyi kiliseye çevirseler yine susar!
Dinî bütünlüğümüz millî bütünlüğümüz, millî bütünlüğümüz de dinî bütünlüğümüzdür. Süfli emellerine ulaşmada milletimizi tek engel görenler, bizi biz yapan işte bu iki kavramı hedef seçmiş, bunun için de 'dinler arası diyalog' ile milletimizin dinî değerlerini ifsat etmeyi, 'küreselleşme' adı altında da millî duyarlılığını yok etmeyi amaç edinmişlerdir." (Ruhun şad olsun Hocam)
Aytunç Altındal ne diyor?
Nostra Aetate Belgesini Yahudi asıllı Kardinal Augustin Bea yazdı. 1962-1965 arasında 7 taslak hazırlandı, hepsini Vatikan arşivinde gördüm. İlk taslaklar daha sertti, yumuşatarak kabul ettirdiler…
28 Ekim 1965'te oylama yapıldı: 2.221 evet, sadece 88 hayır. Hayır diyen 88 kardinalin çoğu sonradan görevden alındı veya öldü…
Bu belge çıkmadan önce Vatikan'ın resmi öğretisi şuydu: 'Kilise dışında kurtuluş yoktur.' Nostra Aetate ile bu değişti. Artık diyorlar ki: 'Müslümanlar da kurtulabilir… Ama Kilise'nin aracılığıyla.' Yani yine Papa'nın üstünlüğünü kabul ediyorlar…
Nostra Aetate'nin 50. yılı 2015'te kutlandı. Papa Franciscus o gün dedi ki: 'Nostra Aetate hâlâ yol göstericimizdir.' Yani 2050 planı hâlâ devam ediyor…
Ad Gentes Belgesi (7 Aralık 1965)
Aytunç Altındal bu belgeyi "Nostra Aetate'nin uygulama talimatnamesi" ve "İslam dünyasına karşı yeni haçlı seferinin resmî savaş planı" olarak adlandırır.
"Ad Gentes, Latince 'Milletlere Doğru' demektir. 42 madde, 9 bölüm. Ama bir tek cümlesi bile yeter: Müslüman ülkeler artık kılıçla değil, diyalogla ele geçirilecek…
Belge 7 Aralık 1965'te, Konsil'in kapanışından sadece 1 gün önce kabul edildi. Oylama: 2.394 evet, sadece 5 hayır. Bu 5 hayır oyu veren kardinallerin isimleri bile Vatikan arşivinden silindi.
Ad Gentes'in 6. maddesi açık açık şunu emrediyor: 'Misyonerler gittikleri ülkenin dilini, kültürünü, dinini çok iyi öğrensinler; yerli halkla dostluk kursunlar; sonra yavaş yavaş Hıristiyanlığı anlatsınlar.'
Bu, casusluk talimatıdır. Türkiye'de bugün 'dinler arası diyalog' diyen herkes bu talimatı uyguluyor…
13. madde daha korkunçtur: 'Özellikle İslam ülkelerinde yeni yöntemler kullanılsın. Müslümanlarla ortak ibadetler düzenlensin, cami-kilise kardeşliği yapılsın.'
Belgenin 15. maddesi diyor ki: 'Misyoner okullarında artık sadece ilahiyat değil, sosyoloji, psikoloji, antropoloji de okutulsun.'
Bugün Türkiye'de açılan 'hoşgörü merkezleri', 'diyalog enstitüleri' bu maddenin ürünüdür.
"Ad Gentes'in en sinsi maddesi 29. maddedir: 'Yerli din adamlarıyla işbirliği yapılsın. Onlara maddi yardım verilsin, birlikte projeler yürütülsün.'
Yani Türkiye'deki bazı hocalara, ilahiyatçılara, vakıflara Vatikan'dan para akıyor. Ad Gentes bunu emrediyor…
Anadolu'da Ortodoks-Katolik birliği sağlanacak
"Belge çıktığı hafta Vatikan'da gizli bir toplantı yapıldı. Toplantının tutanağında Türkiye için özel bölüm var:
'Anadolu'da Ortodoks-Katolik birliği sağlanarak İslam zayıflatılacak. Fener Patrikhanesi ile işbirliği artırılacak.' Ben bu tutanağı Vatikan arşivinde bizzat okudum…
Ad Gentes'ten sonra Vatikan'ın misyonerlik bütçesi 1966'da tam 17 kat arttı. Bugün Afrika'da, Asya'da, Türkiye'de kilise açan herkes bu paradan alıyor…
2006'da Papa XVI. Benediktus Türkiye'ye geldiğinde çantasında Ad Gentes'in özel baskısı vardı. Meryem Ana Evi'nde ayin yaparken bu belgeyi öptü. Türk medyası görmedi…
"Ad Gentes olmasaydı, bugün Karadeniz'de kilise restore edilmez, Trabzon'da Santa Maria ayin yapmaz, İstanbul'da 'dinler bahçesi' projeleri konuşulmazdı." (Allah razı olsun, rahmetin bol olsun Aytunç Hocam)
Benim epeyce bilgin oldu, fikrim de. Devam edecek
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Prof. Dr. Haydar Baş: ‘Ben ölürsem sakın ağlamayın ama’ / 30.11.2025
- II. Vatikan Konsilinde İslam’ın ölüm fermanı imzalanmıştır / 29.11.2025
- Papa geldi ama neden geldi? / 28.11.2025
- Pervin Buldan: ‘Açıklamazsak namerdiz’ / 27.11.2025
- AKP-MHP görevlerini CHP’de göstermelik muhalefetini yapıyor / 26.11.2025
- Murat Bardakçı, Erdoğan’a cevap verecek mi? / 24.11.2025
- Seçimlerden önce ‘HDP hangi masanın altında’ diye yazmışım / 23.11.2025
- Kayıp çocuklar, kayıp gençlik karanlık gelecek / 22.11.2025
- Millete gidemeyenler İmralı’ya gidecekmiş / 21.11.2025
- Asrın sosyal konut projesinde asrın itirafı / 19.11.2025
- II. Vatikan Konsilinde İslam’ın ölüm fermanı imzalanmıştır / 29.11.2025
- Papa geldi ama neden geldi? / 28.11.2025
- Pervin Buldan: ‘Açıklamazsak namerdiz’ / 27.11.2025
- AKP-MHP görevlerini CHP’de göstermelik muhalefetini yapıyor / 26.11.2025
- Murat Bardakçı, Erdoğan’a cevap verecek mi? / 24.11.2025
- Seçimlerden önce ‘HDP hangi masanın altında’ diye yazmışım / 23.11.2025
- Kayıp çocuklar, kayıp gençlik karanlık gelecek / 22.11.2025
- Millete gidemeyenler İmralı’ya gidecekmiş / 21.11.2025
- Asrın sosyal konut projesinde asrın itirafı / 19.11.2025



















































































