logo
23 HAZİRAN 2026

Sanayi alarm verirken büyüme!

03.12.2022 00:00:00
'Sanayi alarm verirken büyüme!' seslendirme dosyası:

Büyüme rakamlarını dün halkın geliri açısından detaylıca değerlendirmiştik. Bugün de sanayici açısından değerlendirelim.

Malum, TÜİK'in verilerine göre, Türkiye ekonomisi 2022 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3.9 büyümüş.

Verilerde dikkat çeken en önemli husus, büyümeye en büyük katkının bankacılık sektöründen gelmesi. Finans ve sigorta faaliyetleri bu dönemde yüzde 21.6 büyümüş. Üretim anlamında tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 1.1, sanayi yüzde 0.3 artmış ama inşaat sektörü ise yüzde 14.1 azalmış.

Bir ülkede tarım, sanayi yerinde sayıp, lokomotif sektörlerden olan inşaatta büyük bir daralma yaşanıyorsa, buna rağmen bankacılık sektörü büyük bir oranda büyüyorsa, bu, borçların, iflasların, haciz ve icraların arttığı anlamına gelmektedir.

Yukarıdaki veriler bunu gösteriyor.

İSO İmalat PMI endeksi de sanayide alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Kasım ayında 45.7'ye geriledi. Ekim ayında 46.4 idi. Böylece üst üste 9'uncu ay da endeks 50'nin altında kalmış oldu.

Endeksin 50'nin altında olması sanayi sektöründeki kötüleşmeyi, 50'nin üstünde olması ise iyileşmeyi işaret ediyor. 

İSO endeksine göre sanayici 9 aydır, "sanayi sektörü kötüleşiyor" diyor ama yukarıda duyan yok. Hala ekonominin büyümesiyle övünüyorlar. Sanayiciyi üzen, halkı ise fakirleştiren bir büyüme övünülecek bir büyüme midir?

İSO raporunda, birçok sektörde zorlu koşulların sürdüğüne işaret ediliyor. Rapora göre, Kasım'da 10 sektörün 8'inde üretim düştü, sadece giyim ve deri ürünleri ile kara ve deniz taşıtları sektörlerinde bir üretim artışı kaydedildi.

Diğer önemli ekonomik gösterge ise, TÜİK'in açıkladığı Ekonomik Güven Endeksi… Endeks, Kasım ayında yüzde 0.2 oranında azalarak 96.9'a düştü. Ekim ayında da 97.1 idi. Bu endekste de 100'ün altı kötümserliğe işaret ediyor.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, büyüme rakamlarını değerlendirdiği açıklamasında, nitelikli büyümenin korunması için gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içinde sanayi büyümesinin payının arttırılması gerektiğini belirtti.

Evet, nitelikli, sağlıklı bir büyümeden bahsediliyorsa, orada sanayi canlanıyordur, üretim artıyordur, işsizlik gerçek manada azalıyordur, vatandaşların alım gücü artıyordur… Bunlar olmuyorsa o büyüme kesinlikle hormonludur.

Ekonomi, sanayi, üretim dediğimizde hemen hükümet yetkilileri ve onların ekonomik yandaşları, "Ama ihracat artıyor, hatta rekor kırıyor" savunmasına geçiyorlar. İhracat konusunda tek taraflı bakılmaması gerektiğini her zaman vurguluyoruz. Dış ticaret dendiği zaman, sadece ihracat akla gelmez, bu işin bir de ithalat tarafı vardır.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş'un dün yaptığı açıklamaya göre, Kasım ayında 21.9 milyar dolarlık bir ihracat yapıldı ama bunun karşılığı olarak da 30.7 milyar dolarlık ithalat yapıldı. Böylece sadece Kasım ayında dış ticaret açığımız 8.8 milyar dolar oldu. Peki, bu yılın 11 ayında verilen toplam dış ticaret açığı ne kadar, 99.8 milyar dolara ulaşmış vaziyette…

Aralık ayında dış ticaret fazlası veremeyeceğimize göre, 2022 yılının tamamında 100 milyar doları aşan bir dış ticaret açığı rekoru kırmış olacağız.

Dış ticaret açığı ne demek, en basit ifadesiyle, "zararına ticaret" demek.

Bu şartlarda ülke ekonomisini dış ticarete bağlamak pek akıllıca bir yaklaşım değil. Hükümetin "ihracat odaklı" Türkiye Ekonomi Modeli'nin tam bir fiyasko olduğunu önceki yazılarımızda ifade etmiştik. Her ayın dış ticaret verileri bunu rakamsal olarak tekrar tekrar ispatlıyor. 

Sanayi kırmızı alarm veriyor, inşaat sektörü dökülüyor, dış ticaret getirdiğinden daha fazla götürüyor, o zaman bu büyüme ne işe yarıyor?

Sadece bankacılık ve hizmetler sektörünün büyümesiyle ülke kalkınabilir mi?

Halkın alım gücünün eridiği, sanayicilerin ise feryat ettiği bir dönemde, bankacılık sektörü kâr üstüne kâr elde ediyor. Bankacılık sektörünün net kârı, Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı döneminde göre yüzde 408 artarak 335 milyar 918 milyon liraya ulaşmış. Sadece Ekim ayındaki yıllık net kârı ise yüzde 443 artmış.

Yani sektörün kârı artmaya devam ediyor.

İşte kapitalist sistem bu. Gelir adaletsizliği oluşturan, halkı fakirleştiren, üreticiyi de, tüketiciyi de para satanların esareti altına düşüren, bu manada üretimi de tüketimi de baltalayan sistemin adıdır kapitalizm.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın ifade ettiği gibi, tüm sorunların çözümü için sistem değişmesi lazım ve sistem olarak da dünyada gelir adaletini sağlayacak tek model olan Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesi lazım.

Model, senyoraj ve maden gelirleriyle vatandaşların gelirini sosyal devlet projeleri kapsamında yoksulluk sınırı üstüne taşırken, sanayicisini, üreticisini de sıfır faizli kredilerle, ucuz ve yerli hammadde ve enerji imkanlarıyla desteklemektedir.

Böylece sanayici, hem düşük maliyetle üretme şansını elde edecek, hem de alım gücü yoksulluk sınırının üstüne çıkmış olan 85 milyon vatandaşın her birine bol bol ürün satabilme imkanına sahip olacak. Daha ne olsun…

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.