İki turlu bir seçim geçirdik, seçmenin sandıkta verdiği mesajları dikkate alarak artık önümüze bakmamız gerekiyor. Vatandaşlar, mevcut iktidarı, politikalarını başarılı buldukları için seçmediler, muhalefetin başarısızlığı, seçmeni yine iktidara mecbur etti. Bu gerçeği görmediğimiz müddetçe, Türkiye'nin geleceğini doğru olarak şekillendirmek asla mümkün değildir.
Seçimin hemen sonrası görüyoruz ki, ne kazanan iktidarda bir heyecan var, ne de iktidarın karşısında bir sinerji oluşturamayan muhalefette…
21 yıllık iktidarın neticesinde başta ekonomi konusunda her türlü olumsuzluğu oluşturan hükümet, bundan sonraki 5 yılda bundan farklı bir şey yapabilecek mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu sıralar yoğun bir şekilde Mehmet Şimşek ile görüşmeler yürütüyor. Soru şu: Sayın Mehmet Şimşek dün bakanken hangi başarıya imza attı ki, bugün sanki kurtuluş ipiymiş gibi peşinden gidiliyor, ikna edilmeye çalışılıyor. Sayın Şimşek ve diğer neoliberal ekonomistler, borçlanmaktan, özelleştirmekten, sermaye gruplarını zengin etmekten, vatandaşları daha da açlığa ve yoksulluğa itmekten başka ne yaptılar, yeniden gelirlerse ne yapabilecekler?
Ekonomide dön dolaş, yine Mehmet Şimşek'e devret; hiç de heyecan oluşturmuyor.
Kulis bilgilerinde diğer bakanlıklarla ilgili bazı isimler gündeme getiriliyor ama emin olun ki, iktidarın yetkilileri de dahil yine hiç kimsede bir heyecan oluşturmuyor.
AKP iktidarı ve Sayın Erdoğan için bu dönemde en kolay olan şey, iktidarı bir süreliğine muhalefete devretmekti. Ama 21 yılın birikmiş sorunları kartopu gibi büyümüş vaziyette yine kendilerine kaldı. Bir beş yıl götürebilecekler mi, meçhul…
Uluslararası fonlar para akıtsın diye Mehmet Şimşek ismi ön plana çıkartılıyor ama MB'nin negatif rezervleriyle, bütçe açığıyla, cari açık ve dış ticaret açığıyla, negatif kredi notlarıyla, vere vere bitmiş tavizlerle ve daha nice olumsuzlukla sadece Mehmet Şimşek ismine bakıp fonların Türkiye'ye akacağını mı zannediyorsunuz?
Zaten işin hedefinde ülkeye borç para girsin diye bir gayret varsa, böyle bir ekonomik anlayıştan ülke ve millet menfaatine bir sonuç çıkmayacağının bir ispatıdır son 21 yıl…
Gelelim muhalefet cephesine… Son seçimlerde, seçmen en ufak bir umutla muhalefeti iktidara taşımaya hazırdı. Ama muhalefet adeta seçimi kazanmamak için peş peşe hatalar yapmaya devam etti. Sonuç zaten ortada… Bu noktada beklersiniz ki, muhalefette bir değişim olsun; bu başarısızlığa imza atanlar, kenara çekilip millete umut olabilecek isimler ön plana çıksın. Peki, var mı böyle bir şey?
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, son seçimler de dahil, Erdoğan karşısında girdiği bütün seçimleri kaybetti. Üstelik son seçimlerde hiçbir oy katkısı olmayan Deva, Gelecek, Saadet ve Demokrat partilerine 40 milletvekili kaptırdı, milletvekili sayısı, 2018'de elde ettiğinin altına düştü. Ama Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarda hiçbir şey yokmuş gibi "Yürümeye devam" diyor.
İBB Başkanı İmamoğlu, "değişim" vurgusu yapıyor, peki, kurultayda Kılıçdaroğlu'na rakip olabilecek mi, şimdilik bir ihtimal ama kesin değil…
Başka adaylar çıkar mı, bu da ihtimal dahilinde ama yine kesin değil…
İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de pek genel başkanlığı bırakacak gibi görünmüyor. Altılı Masa'nın diğer 4 bileşeni ise hallerinden memnun, hiçbir katkıları olmadan, baraj sorunu yaşamadan milletvekili elde ettiler. Yani iktidar hiçbir heyecan ve umut oluşturmuyor, muhalefet ise daha da umutsuz vaka gibi görünüyor.
Siyasette vatan adına, millet adına, geleceğimiz adına en umutlu olduğum husus, Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) genç lideri Sayın Hüseyin Baş'ın siyasetin içinde olmasıdır. O nerede bulunuyorsa, orada bir umut doğuyor, bir heyecan yaşanıyor. O bu seçimlerde parlamenter sistem geri gelsin diye, muhalefet lehine, vatan ve millet menfaatine büyük bir fedakarlık yaptı artık millet olarak seçmen olarak fedakarlık sırası bizde, Türk milletinde…
BTP lideri Baş'ın sandıkta oy kullanırken söylediği şu sözlerle bitirelim:
* "Yarınlara dönük kendi kararlarımızı alabileceğimiz, kendi geleceğimizi şekillendirebileceğimiz ortam burası. Dolayısıyla hepimiz sandıklara gelmemiz lazım."
* "Siyasi tablo hepimizin malumu. Esasında iki cumhurbaşkanı adayımızın da ve bu seçim döneminde boy gösteren hemen hemen bütün siyasetçilerimizin belki de jübile seçimiydi."
* "Türkiye'de gençlerin söz sahibi olduğu, gençlerin kendi geleceklerini yönlendirdiği, yönettiği bir süreç artık hazır ve başlamış durumdadır."
* "Türkiye hali hazırda bir değişim istiyor. Bundan sonraki süreçte artık gençlerin, yeni nesillerin, daha çağdaş nesillerin Türkiye'de söz sahibi olduğu bir döneme giriyoruz."
* "Hepimiz için olmazsa olmaz, hepimizin emniyeti, hepimizin gelecek kaygılarını ortadan kaldıracak şey, bütün ülke sathında bütün vatandaşlarımızın birlik-beraberliği ve kardeşliğidir."
Jübile seçimleri de bittiğine göre artık gerçeğimize dönelim, tüm dünya ülkelerinin siyasette gençlerin önünü açtığı bir atmosferde, BTP lideri gibi genç ve kabiliyetli siyasetçilerimizin önünü açalım. Emin olun ki, işte o zaman her şey çok güzel olur.
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026


























































































