logo
08 HAZİRAN 2026

Seçmen aç, yoksul ve borç batağında

28.04.2023 00:00:00 / Güncelleme: 28.04.2023 10:30:07

14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala ülkemizi 5 yıl yönetecek olan siyasi iradeyi seçerken seçmen mutlaka ekonomi penceresinden bakmalıdır.

Takım tutar gibi parti tutmayı bir kenara koyup, içinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasi sorunları çözebilecek bir cumhurbaşkanı ve hükümet seçmeliyiz.

En azından bunun arayışında olmalıyız.

Vatandaşların geliri, harcamalarına nispetle daha az arttığı için, diğer ifadeyle maaşları maruz kaldıkları gerçek enflasyon karşısında eridiği için her şey pahalı gelmektedir.

İşte bu sebeple, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın ifade ettiği gibi, ülkemiz Bulgar'a, Yunan'a, Rus'a, İngiliz'e, hatta sığınmacıya ucuz gelirken, bu ülkenin kendi insanlarına pahalı gelmektedir.

Ülkemiz yabancılar için ucuzluk cennetiyken, Türkler için ateş pahası, yaşanmaz bir hal almıştır.

Dilerseniz güncel ekonomik verilerle vatandaşlarımızın durumunu aktaralım.

Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'nun (BDDK) Mart sonu verilerine göre, vatandaşların bankalara olan borcu 1 trilyon 896 milyar liraya yükseldi. 

Borçların 1 trilyon 310 milyar lirası bireysel krediler (ihtiyaç, konut, taşıt), 585 milyar lirası da kredi kartı borç bakiyelerinden kaynaklanıyor.

Sadece yılbaşından Mart sonuna borç artışı 322 milyar TL oldu.

Borçlardaki bu astronomik artış, vatandaşların gelirlerinin yeterli olmadığını çok net bir şekilde gösteriyor.

Vatandaşların borçları artarken, borçlarını zamanında ödeyemeyip 'icralık' olanların sayısında da ciddi bir artış yaşanıyor.

Bu yılın ilk iki ayında 141 bin 802 kişi bireysel kredi borcunu, 115 bin 485 kişi de kredi kartı borcunu ödeyemediği için toplamda 257 bin 287 vatandaşımız bankalar tarafından icra takibine alındı. 

Bankalar tarafından önceki 5 yıllık dönemde icraya verildikleri halde borçları devam edenlerin sayısı 3 milyon 865 bin 446 kişiye yükseldi.

Gördüğünüz gibi sayısı, 21 milyonu aşan icra dosyasının 4 milyona yakını vatandaşların banka borçlarından kaynaklandı.

Ülkemizde ürün ve hizmetlerin kendi vatandaşlarımıza pahalı, yabancıya ucuz olmasının en büyük nedenlerinden birisi de şüphesiz paramızın devalüe olması, yani değer kaybetmesi…

Bu konuda Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı, Halkbank ve Ziraat Bankası eski müdürü Prof. Dr. Şenol Babuşçu'nun yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekici:

* "Ocak 2009'da 1 dolar, 1.53 liraya eşitti. En büyük banknot olan 200 TL ile 131 dolar alınıyordu. Bugün 1 dolar, 20 TL tekabül ediyor. 200 TL ile 10 dolar alınabiliyor."

* "Başka bir örnek vermek gerekirse Ocak 2009'da 1 litre motorin 2.37 liraydı. 200 TL ile 84 litre motorin alınıyordu. Bugün 1 litre motorin 22 TL'dir. 200 TL ile 9 litre motorin ancak anılıyor."

* "Uluslararası kabuller, en büyük kupürlü banknotun emisyon içindeki payı yüzde 50'yi geçtiği takdirde daha büyük bir banknot çıkarılması gerektiğini gösteriyor. Şu an itibariyle en büyük banknot olan 200 TL'nin emisyon içindeki payı yüzde 59'u geçmiştir."

* "Diğer bir kabul ise en büyük 2 banknotun emisyon içindeki payının yüzde 90'ı geçtiği takdirde daha yüksek kupürlü bir banknotun çıkarılması gerektiğidir. Ülkemizde şu an itibariyle en büyük 2 banknot olan 200 ve 100'lük kupürlerin emisyon içindeki payı yüzde 92'dir."

* "Sonuç olarak seçimden sonra 3 ay içinde Merkez Bankası seçilen hükümetin önüne 500 TL'lik banknotun ve madeni 5 liranın çalışmasını koyup, çıkarılmasını istenilecektir. 2024 yılı içinde ise 1000 TL'lik banknot ve 10 TL'lik madeni paranın piyasa çıkarılması da bir gereklilik olarak ortaya çıkacaktır."

Hükümetin yanlış ekonomi politikaları sebebiyle, her türlü olumlu potansiyele sahip ülkemizde vatandaşların alım gücü eridikçe erimektedir, paramızın değer kaybı sebebiyle alın terimiz yok pahasına gitmektedir.

Eğer hükümet bu tabloyu tersine çevirmiyor, hatta uyguladığı politikalarla bu tabloyu daha da kötüleştiriyorsa, olması gereken, demokrasinin gereği bu problemleri çözebilecek bir hükümeti ve ekonomi yönetimini seçimlerle belirlemektir.

Peki, önümüzdeki seçimlerde böyle bir seçenek var mı?

Elbette ki yok. İktidar zaten bugünkü ekonomik sorunların sebebiyken, önümüzde seçenek olarak duran muhalefet de kangrenleşmiş bu sorunları çözebilecek bir model, bir çözüm sunamıyor. 

Her zaman ifade ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz, içinde Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) olmayan hiçbir formül bir çözüm getiremez.

Çünkü ülkemizin köklü sorunlarına köklü ve yapısal çözümler getirecek Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli, sadece BTP'nin parti programında var. Ve BTP'nin lideri Hüseyin Baş ve kadrosu, bu eşsiz modelin eğitimini bizzat modelin sahibinden, Prof. Dr. Baş'tan aldı.

Bu gerçeği görene kadar milletimiz yaşadığı sorunlardan asla kurtulamayacak.

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.