SEKA'da geçen hafta hükümet eylem yapan işçilerle anlaştı ve sular duruldu.
SEKA işletmesinin arazisi ve işçileri, İzmit Büyükşehir Belediyesi'ne, fabrikanın işletme hakkıyla beraber devredildi.
Sonuçta kazanan kim, kaybeden kim oldu?
Belediyenin SEKA ile ilgili talebinin sadece arazisi olduğu gerçeği zaten biliniyordu. Dolayısıyla belediye amacına ulaştı. Rahat bir şekilde bu araziyi vatandaşa hizmet(!) için park yapabilecek.
Günlerce direnen SEKA'lı işçiler de amacına ulaştı, belediye onları maaşa bağladı.
Peki, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri bu millete hizmet veren en önemli kuruluşlardan biri olan SEKA ne olacak?
30 milyon dolar zarar ediyor diye böyle stratejik bir kurumun göz ardı edilmesinin mantığı nedir?
Böyle stratejik bir kurum, birileri idare edemiyor diye belediyeye devrediliyor, belediyenin ise talebi belli.
Halbuki Türkiye, her tarafı ormanlarla kaplı bir ülkedir ve böyle üretim yapabilen, kapsamlı bir fabrikaya her zaman ihtiyaç olacaktır.
Kağıt konusunda çok ciddi atılımlar yapabilecek bir ülkeyiz, buna imkanımız da var.
Sadece kendi ülkemizin ihtiyacını karşılamak şöyle dursun, ihracat yapıp ülkemize getiri sağlayabileceğimiz bir ürün.
Ama hükümetimiz ne yapıyor, işletimdeki hataları düzeltip, bu kurumu kara getireceğine, kapatma yoluna ve kapatmadan bir önceki basamak olan belediyeye devretme yoluna gidiyor.
Orman ürünlerinin bol olduğu ülkemizde er ya da geç böyle bir fabrikaya ihtiyaç duyduğumuza göre, bu fabrikanın işletim hatalarını düzeltmek mi daha masraflı olur, yoksa kapatıp ileride tekrar açmak mı?
Yetkililerin ifadesiyle 100 milyon dolarlık yatırımla bu fabrika çok ciddi karlar getiren bir kurum haline getirilebilir. İleride tekrar ihtiyaç duyulduğunda böyle kapsamlı bir işletmeyi sıfırdan kurma masrafını düşünebiliyor musunuz? Milyarlarca dolar.
Diğer bir husus ise bu işletmenin varlığı bile bize çok ciddi karlar sağlamaktadır. Nasıl mı?
Kağıt ihtiyacımızın önemli bir kısmını yıllardan beri bu fabrika temin etmektedir. Kalan açık ise ithal edilmektedir. Kağıdı ve birçok kağıt ürününü burada üretiyor olmamız otomatik olarak ithal ürünlerin fiyatlarının kırılmasına neden oluyor.
SEKA'nın kapanmasıyla tekel duruma gelecek olan ithal ürünler fiyatlarına zam yapacaklardır. Çünkü kağıt ve ürünleri mecburi kullanılması gereken maddelerdir, ya üreteceksin, ya da bir yerden temin edeceksin.
Artık üretemediğine göre ve sana bu ürünü pazarlayanlar da bu gerçeği bildiğine göre fiyatlar da çok ciddi artışlar olacaktır.
Böyle bir durumda ülke olarak edeceğimiz zarar, SEKA'nın kapatılmak istenmesine sebep olan yıllık 30 milyon dolarlık zarardan çok daha fazla olacaktır.
SEKA kapandıktan sonra bu işletmenin ürettiği miktar kadar ürün dışarıdan ithal edilecektir. 320 milyar dolar borcu olan ve 15,6 milyar dolar cari açık veren -ki bu açık daha da artmaktadır- bir ülke olarak SEKA ve benzeri stratejik kurumların kapatılması cari açığımızın makasını daha da açacak, borç yükümüzün katlanmasına sebep olacaktır.
Sana kağıt veren ülkeler herhangi bir sebepten dolayı sana kağıt vermeyi durdururlarsa ne yapacaksın?
Unutulmamalıdır ki, stratejik ürünlerdeki dışa bağımlılık, siyasi yaptırımları da ardından getirir. Ne kadar çok bağımlı olursan o kadar emir almaya başlarsın.
Maalesef her geçen gün daha da bağımlı olduğumuz iradelerin, topraklarımız ve sahip olduğumuz değerlerimiz üzerinde çok ciddi hesapları var.
SEKA gibi ürünleri tekel olan kuruluşların normal şartlar altında zarar etmesi hiç ama hiç mümkün değildir. Eğer zarar ediyorsa -ettiriliyorsa da diyebiliriz- burada farklı bir maksat aramak lazım.
Kamu kuruluşlarının zarar ettirileni, arazisi uğruna devredilirken, kapatılırken, kar edeni ise komik rakamlara yabancılara peşkeş çekilmektedir.
Pazar imkanı 70 milyon Türk insanı olan bu kuruluşların ya devreden çıkarılması, ya da yabancılara devredilmesi, hem milletimizin hem de milletle ayakta duran devletimizin belini bükecektir. Bu kuruluşların ürünlerine zam üstüne zam gelecektir.
Kısaca, kaybeden millet olacak, devlet olacak ve Türkiye olacaktır.
SEKA işletmesinin arazisi ve işçileri, İzmit Büyükşehir Belediyesi'ne, fabrikanın işletme hakkıyla beraber devredildi.
Sonuçta kazanan kim, kaybeden kim oldu?
Belediyenin SEKA ile ilgili talebinin sadece arazisi olduğu gerçeği zaten biliniyordu. Dolayısıyla belediye amacına ulaştı. Rahat bir şekilde bu araziyi vatandaşa hizmet(!) için park yapabilecek.
Günlerce direnen SEKA'lı işçiler de amacına ulaştı, belediye onları maaşa bağladı.
Peki, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri bu millete hizmet veren en önemli kuruluşlardan biri olan SEKA ne olacak?
30 milyon dolar zarar ediyor diye böyle stratejik bir kurumun göz ardı edilmesinin mantığı nedir?
Böyle stratejik bir kurum, birileri idare edemiyor diye belediyeye devrediliyor, belediyenin ise talebi belli.
Halbuki Türkiye, her tarafı ormanlarla kaplı bir ülkedir ve böyle üretim yapabilen, kapsamlı bir fabrikaya her zaman ihtiyaç olacaktır.
Kağıt konusunda çok ciddi atılımlar yapabilecek bir ülkeyiz, buna imkanımız da var.
Sadece kendi ülkemizin ihtiyacını karşılamak şöyle dursun, ihracat yapıp ülkemize getiri sağlayabileceğimiz bir ürün.
Ama hükümetimiz ne yapıyor, işletimdeki hataları düzeltip, bu kurumu kara getireceğine, kapatma yoluna ve kapatmadan bir önceki basamak olan belediyeye devretme yoluna gidiyor.
Orman ürünlerinin bol olduğu ülkemizde er ya da geç böyle bir fabrikaya ihtiyaç duyduğumuza göre, bu fabrikanın işletim hatalarını düzeltmek mi daha masraflı olur, yoksa kapatıp ileride tekrar açmak mı?
Yetkililerin ifadesiyle 100 milyon dolarlık yatırımla bu fabrika çok ciddi karlar getiren bir kurum haline getirilebilir. İleride tekrar ihtiyaç duyulduğunda böyle kapsamlı bir işletmeyi sıfırdan kurma masrafını düşünebiliyor musunuz? Milyarlarca dolar.
Diğer bir husus ise bu işletmenin varlığı bile bize çok ciddi karlar sağlamaktadır. Nasıl mı?
Kağıt ihtiyacımızın önemli bir kısmını yıllardan beri bu fabrika temin etmektedir. Kalan açık ise ithal edilmektedir. Kağıdı ve birçok kağıt ürününü burada üretiyor olmamız otomatik olarak ithal ürünlerin fiyatlarının kırılmasına neden oluyor.
SEKA'nın kapanmasıyla tekel duruma gelecek olan ithal ürünler fiyatlarına zam yapacaklardır. Çünkü kağıt ve ürünleri mecburi kullanılması gereken maddelerdir, ya üreteceksin, ya da bir yerden temin edeceksin.
Artık üretemediğine göre ve sana bu ürünü pazarlayanlar da bu gerçeği bildiğine göre fiyatlar da çok ciddi artışlar olacaktır.
Böyle bir durumda ülke olarak edeceğimiz zarar, SEKA'nın kapatılmak istenmesine sebep olan yıllık 30 milyon dolarlık zarardan çok daha fazla olacaktır.
SEKA kapandıktan sonra bu işletmenin ürettiği miktar kadar ürün dışarıdan ithal edilecektir. 320 milyar dolar borcu olan ve 15,6 milyar dolar cari açık veren -ki bu açık daha da artmaktadır- bir ülke olarak SEKA ve benzeri stratejik kurumların kapatılması cari açığımızın makasını daha da açacak, borç yükümüzün katlanmasına sebep olacaktır.
Sana kağıt veren ülkeler herhangi bir sebepten dolayı sana kağıt vermeyi durdururlarsa ne yapacaksın?
Unutulmamalıdır ki, stratejik ürünlerdeki dışa bağımlılık, siyasi yaptırımları da ardından getirir. Ne kadar çok bağımlı olursan o kadar emir almaya başlarsın.
Maalesef her geçen gün daha da bağımlı olduğumuz iradelerin, topraklarımız ve sahip olduğumuz değerlerimiz üzerinde çok ciddi hesapları var.
SEKA gibi ürünleri tekel olan kuruluşların normal şartlar altında zarar etmesi hiç ama hiç mümkün değildir. Eğer zarar ediyorsa -ettiriliyorsa da diyebiliriz- burada farklı bir maksat aramak lazım.
Kamu kuruluşlarının zarar ettirileni, arazisi uğruna devredilirken, kapatılırken, kar edeni ise komik rakamlara yabancılara peşkeş çekilmektedir.
Pazar imkanı 70 milyon Türk insanı olan bu kuruluşların ya devreden çıkarılması, ya da yabancılara devredilmesi, hem milletimizin hem de milletle ayakta duran devletimizin belini bükecektir. Bu kuruluşların ürünlerine zam üstüne zam gelecektir.
Kısaca, kaybeden millet olacak, devlet olacak ve Türkiye olacaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026





























































































