HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Şerbetliyiz, başka kapıya!

29.04.2020 00:00:00

Ve Hüseyin Baş Bey'in, Prof Dr. Haydar Baş mirasını kılçıksız taşıyacağının anlaşılmasının ardından pandoranın kutusu açıldı. 

İşi gündüz gazetecilik, geceleri teşkilat (!) olan bir kısım arkadaşlar tam gaz saldırıya geçtiler. Uydurma haber mi dersiniz, fotomontajlar mı dersiniz, 40 yıl öncesinden ninniler mi dersiniz, her şeyden biraz, ortaya karışık menüde yok yok!

Hastalığın illetini en başta cerh/tadil edelim: 

Hedefte Prof. Dr. Haydar Baş Hoca'nın kutlu mirası var. Haydar Baş mirasını yıpratma, toplumda oluşan sıcak havayı dağıtma ama ille de bu mirasın ete kemiğe bürünmüş hali olan Hüseyin Baş'ın başkanlık koltuğuna oturmasından duyulan rahatsızlık var!

Biliyorlar ki Hüseyin Baş adı ile, soyadı ile, yetenekleri ile, vizyonu ile ve de imanı ile partinin en gencinden yaşlısına, üzerinde aklen ve kalben ittifak ettiği isimdir. Hüseyin Baş'ın Genel Başkan olması demek Haydar Hoca'nın Atatürk, Ehl-i Beyt, Birlik Beraberlik ve Mili Ekonomi Modeli üzerinden teslim ettiği bayrağın tertemiz taşınması ve hedefe varması demektir.

Karın ağrısının sebebi budur!

28 Şubat'ın -kendi çapında- provokatörlerinden, gazeteci kisveli bir arkadaşımız Hocamı güya Erbakan'ın emir eri, her ay O'na rapor veren adam diye damgalamaya çalışıyor. Hocamın Dindar Atatürk ve Alevi tezlerinden de son derece rahatsız. Demeye getiriyor ki, Atatürk nasıl dindar, Aleviler nasıl Müslüman olabilir? 

Sonuçta kurgu ile örülmüş, fotoğrafla güya güçlendirilmiş, itibar katliamı yapmaya çalışan yeni bir arkadaşımızla baş başayız!

Sondan başlayalım. Bu ülkede pek çok iktidarın kilidini Atatürk ve Alevi düşmanlığı açmıştır. Ellerinde Atatürk ve Alevi düşmanlığı olmasa söyleyecek başka hiçbir sözü/projesi olmayan ve bu nedenle de yok olup gidecek insanlar ellerindeki mirası(!) alan Prof. Dr. Haydar Baş'tan hiç hazzedemediler!

Şöyle bir yakın tarihi gözlerinizin önüne getirin. Sevgili yazarımızın samimiyet kokan(!) cennet mekan Erbakan ve hareketi, Atatürk'e sövmek dışında ne söyledi? Eğer Atatürk karşıtlığından bir DİN(!) oluşturmasalardı, o uzun yolları kısa edebilirler mi idi acaba? İmam Hatip Lisesi mezunuyum gayet iyi bilirim, Orta 1 öğrencisini elinden tutup ilk götürdükleri yeri Akıncılar Derneği, ilk ders de Kafir Atatürk üzerine değil mi idi?

Sünniliği ise Aleviliğin karşısına oturtup, Aleviler aleyhine fetvalar yayınlayanlar acaba kimlerdi?

Hocam hayatı boyunca hakikat avcılığı yaptı. Atatürk dindar olduğu için Dindar Atatürk dedi. Hile ile, yorum ile, tevil ile Dindar Atatürk üretmedi! Gerçeğin önündeki perdeyi kaldırdı o kadar!

Aleviler Ehl-i Beyt'in çocukları olduğu için onlara sahip çıktı, Onlardaki Ali Efendimiz sevgisini gördüğü için kollarını/kalbini açtı ve "Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt'tir" dedi. "Ben sizin Sünniliğinizi kabul etmiyorum, Ben İmamı Azam gibi Sünniyim" dedi. 

Ve bunları da eserler yazarak, tavır alarak, halkın karşısına çıkarak ve hodri meydan diyerek yaptı! O Söylediği her sözün arkasında idi! Çünkü yolunu Allah'ın ölçüleri oluşturuyordu.

Arkadaşımızın yaşı kaç bilemeyeceğim ama Hocam'ın Erbakan'a tekmil vermek değil, tekmil aldığını canlı tanıklarından dinlemiş birisiyim. Hocamın Dinlerarası diyalog çalışmalarının verdiği zararı anlatmak üzere gönderdiği arkadaşlara Erbakan'ın "iyi ama o gençler 3 yabancı dil bilen samimim arkadaşlar, İsrail çok güçlü şöyle uçağı var böyle uydusu var ne yapılabilir ki diye Adnan Oktar kitaplarından deliller getirdiğini" biliyorum. Hocamın/arkadaşların cevabını bilmem söylemeye gerek var mı? Ayrıca hatırlatırım ki bu diyaloglar Meltem TV ekranlarında ve canlı yayınlarda muhataplar sağ iken konuşuldu/paylaşıldı. Hem' de onlarca kere!

Dediğim gibi Hocam gizleyeceği sözü sarf edecek adam hiç olmamıştır.

Hocamın 80 öncesinde bir dönem Milli Görüş içinde çalıştığı doğrudur. Da, bunun neresi orijinal onu anlamış değilim. Hocamın belki 100 canlı yayında söylediği şey şudur: "Ben bu hareketin içinde samimi olduklarına inanarak 1980 yılına kadar çalıştım. Ama yakından tanıyınca gördüm ki Milli Görüş, milli bir hareket değil! İslamcılık kisvesi altında Kürtçülük yani ayrımcılık yapıyorlar. Atatürk düşmanlığı yapıyorlar. Katı Sünnicilik yapan ve İslam'ı bilmeyen bir Erbakan var. Diyebilirim ki 80 Silahlı Kuvvetler Harekâtı benim için yapıldı. O vesile ile Erbakan ile bağlarımı koparmış oldum."

Hocam ardında bizleri ikaz ederdi: "Aman dikkat edin evladım bunların fitnesi fenadır!"

Şunun da altını çizelim ki, Hocam hiçbir zaman o hareketin içinde şu anki söylediklerinden başka bir şey söylemedi. Yine Ehl-i Beyt dedi, yine Atatürk dedi, yine Gerçek İslam/maneviyat dedi. Zaten Erbakan ile yollarının ayrılma sebebi de gerçekte bu idi!

1994 yılında Tansu Çiller'e danışmanlık yaptığı elbette doğru. Canlı tanığıyım. Peki, neyi anlattı Tansu Çiller'e? Bugün ne söylüyorsa onu!

Hocam Allah için bilen ve ilmin sorumluluğunun da paylaşmak olduğuna inanan insandı! Dolayısı ile tezlerinin hayata geçirilmesi için sorumlulara her zaman kucak açtı! Mesela şimdiki Hükümete de "gelin size danışmanlık yapayım bu ekonomiyi ben biliyorum. Sizden de ücret/makam, mevki talebim yok" demedi mi?

Sonuçta Tansu Çiller dinledi Hocamı danışman yaptı, Tayyip Erdoğan dinlemedi! 

Buradan hiçbir şey çıkmaz! Fakat anlaşılıyor ki bu ve benzeri salvolar/saldırılar gelecek. Ama birliğimizi beraberimizi bozmak ne kelime bu sözler bize gübre vazifesi görecektir. Bir arkadaşımızı bile bizden koparamayacaksınız!

Onlara ve onlar gibilere sesleniyorum

Anlamıyorsunuz galiba Hepimiz Haydar BAŞ'ız, Hepimiz Hüseyin BAŞ'ız!

 
Ahmet Erimhan / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.