Türk siyasiler, Suriye konusunda nasıl bir çıkmazın içine girdiklerini düşünebiliyorlar mı acaba?
Siyasilerimizin Suriye politikasıyla Türkiye, kimlerle, hangi ülkelerle aynı safta?
Tabii ki en başta İsrail ile aynı safta…
Çünkü İsrail sürecin başından beri Esad yönetimin devrilmesini istiyor.
Esad yönetimi, İsrail zulmüne maruz kalan Filistinli kardeşlerimizin en büyük destekçisi…
Gazze’de Esad en büyük kahraman olarak anılıyor. Erdoğan’ın Gazze’de pek inandırıcılığı kalmadı. One minute tiyatroları da artık pek işe yaramıyor.
Esad yönetimi, İsrail’in korkulu rüyası Lübnan Hizbullahı’nın da en büyük destekçisi…
Filistinli Müslüman kardeşlerimizi bütün dünyanın gözleri önünde en ağır silahlarla katleden İsrail, Suriye’deki muhaliflerin yanında, onlara destek veriyor.
Hatırlarsanız İsrail, geçtiğimiz aylarda muhaliflerin aylardır ulaşamadığı bir araştırma merkezini savaş uçaklarıyla yerle bir etmişti.
Yani Türk siyasiler, Ortadoğu coğrafyasında Müslümanlara kan kusturan İsrail’in yanında, Müslümanlara her türlü yardımı sağlayan, onların takdirini kazanan Esad yönetiminin karşısında…
Ondan sonra da kalkıp, Müslümanlıktan, dindarlıktan, muhafazakarlıktan bahsedip duruyorlar.
Türk siyasiler başka kimin yanında? Tabii ki ABD’nin…
Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da demokrasi ve insan hakkı getireceğim diye milyonlarca Müslüman’ı katleden ABD, şimdi aynı söylemleri Suriye için kullanıyor.
Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
ABD’nin Irak’taki icraatları bellidir, Afganistan’da ve diğer İslam ülkelerinde yaptıkları ortadadır. Bunlar gizli saklı değil.
Ebu Garip cezaevinde, Guantanamo’da yaptığı vahşetlerin görüntüleri hala internet sitelerinde…
ABD’nin demokrasiyi(!) nasıl getirdiğini bilmeyen duymayan yok.
İşte bizim siyasiler bu ABD’nin yanında, ama bu noktada en ufak bir kötü sicili olmayan Müslüman Esad’ın karşısında…
Ve bizimkiler hala din üzerinden siyaset yaparak Türk milletinden oy koparmaya çalışıyor.
Türk siyasiler başka kimin yanında?
Elbette ki BOP’un en önemli tetikçisi haline gelen Fransa’nın yanında…
Hani şu 1915 tarihi hakkında uydurma hikayeler ve yalanlarla “Türkler katildir”i Parlamentosu’nda yasalaştıran ve inkarını suç kabul eden Fransa…
Türk ve Müslüman düşmanlığı aleni olan Fransa…
Cezayir’de 1,5 milyon Müslüman’ı kitle imha silahlarıyla acımasızca katleden, Libya sürecinde Haçlı seferini ilan ederek Müslümanlar üzerine bombalar yağdıran, Mali’de Müslümanlara katliam üzerine katliam yapan Fransa…
Şimdi hızını alamadı Suriye sürecine balıklama daldı.
Dışişleri bakanlığı düzeyinde yaptıkları açıklamada, Suriyeli muhaliflere, yani teröristlere açıkça silah yardımında bulunacaklarını belirttiler. Hatta bu silahlar içinde hava, kara her türlü füze sistemi de var.
İşte Türk siyasiler, bu Fransa ile aynı safta, ama Müslüman Esad’ın karşısında…
Siyasilerimiz şu hadisi bilmiyorlar mı?
Kimin izini takip ederseniz onun gittiği yere varırsınız.
Siyasilerimizin Suriye politikasıyla Türkiye, kimlerle, hangi ülkelerle aynı safta?
Tabii ki en başta İsrail ile aynı safta…
Çünkü İsrail sürecin başından beri Esad yönetimin devrilmesini istiyor.
Esad yönetimi, İsrail zulmüne maruz kalan Filistinli kardeşlerimizin en büyük destekçisi…
Gazze’de Esad en büyük kahraman olarak anılıyor. Erdoğan’ın Gazze’de pek inandırıcılığı kalmadı. One minute tiyatroları da artık pek işe yaramıyor.
Esad yönetimi, İsrail’in korkulu rüyası Lübnan Hizbullahı’nın da en büyük destekçisi…
Filistinli Müslüman kardeşlerimizi bütün dünyanın gözleri önünde en ağır silahlarla katleden İsrail, Suriye’deki muhaliflerin yanında, onlara destek veriyor.
Hatırlarsanız İsrail, geçtiğimiz aylarda muhaliflerin aylardır ulaşamadığı bir araştırma merkezini savaş uçaklarıyla yerle bir etmişti.
Yani Türk siyasiler, Ortadoğu coğrafyasında Müslümanlara kan kusturan İsrail’in yanında, Müslümanlara her türlü yardımı sağlayan, onların takdirini kazanan Esad yönetiminin karşısında…
Ondan sonra da kalkıp, Müslümanlıktan, dindarlıktan, muhafazakarlıktan bahsedip duruyorlar.
Türk siyasiler başka kimin yanında? Tabii ki ABD’nin…
Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da demokrasi ve insan hakkı getireceğim diye milyonlarca Müslüman’ı katleden ABD, şimdi aynı söylemleri Suriye için kullanıyor.
Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
ABD’nin Irak’taki icraatları bellidir, Afganistan’da ve diğer İslam ülkelerinde yaptıkları ortadadır. Bunlar gizli saklı değil.
Ebu Garip cezaevinde, Guantanamo’da yaptığı vahşetlerin görüntüleri hala internet sitelerinde…
ABD’nin demokrasiyi(!) nasıl getirdiğini bilmeyen duymayan yok.
İşte bizim siyasiler bu ABD’nin yanında, ama bu noktada en ufak bir kötü sicili olmayan Müslüman Esad’ın karşısında…
Ve bizimkiler hala din üzerinden siyaset yaparak Türk milletinden oy koparmaya çalışıyor.
Türk siyasiler başka kimin yanında?
Elbette ki BOP’un en önemli tetikçisi haline gelen Fransa’nın yanında…
Hani şu 1915 tarihi hakkında uydurma hikayeler ve yalanlarla “Türkler katildir”i Parlamentosu’nda yasalaştıran ve inkarını suç kabul eden Fransa…
Türk ve Müslüman düşmanlığı aleni olan Fransa…
Cezayir’de 1,5 milyon Müslüman’ı kitle imha silahlarıyla acımasızca katleden, Libya sürecinde Haçlı seferini ilan ederek Müslümanlar üzerine bombalar yağdıran, Mali’de Müslümanlara katliam üzerine katliam yapan Fransa…
Şimdi hızını alamadı Suriye sürecine balıklama daldı.
Dışişleri bakanlığı düzeyinde yaptıkları açıklamada, Suriyeli muhaliflere, yani teröristlere açıkça silah yardımında bulunacaklarını belirttiler. Hatta bu silahlar içinde hava, kara her türlü füze sistemi de var.
İşte Türk siyasiler, bu Fransa ile aynı safta, ama Müslüman Esad’ın karşısında…
Siyasilerimiz şu hadisi bilmiyorlar mı?
Kimin izini takip ederseniz onun gittiği yere varırsınız.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Sefalet kıskacında bir ülke: Emeklilerin yaşam mücadelesi ve çıkış yolu / 28.09.2026
- Orta Doğu girdabı / 27.09.2026
- 25 yıllık tam bağımsızlık yürüyüşü: Çözümün adı BTP / 26.09.2026
- BM 81. Genel Kurulu'nda diplomasi maskeleri ve küresel güç dengeleri / 25.09.2026
- Dev vurgun, 10 aylık sessizlik ve 455 bin yatırımcının mağduriyeti / 24.09.2026
- Avrupa'nın jeopolitik sıkışmışlığı ve çok kutuplu dünya arayışı / 23.09.2026
- Refah, adalet ve gelecek kaygısının gölgesinde Türkiye’nin mutsuzluk tablosu / 22.09.2026
- ABD'nin savaş suçları, İran'ın masadaki şartları ve Hürmüz kilidi / 21.09.2026
- Trump’tan söylemde ‘barış’, eylemde ‘savaş’ adımları / 20.09.2026
- Mekke semalarında kirli oyun ve sahte bayrak operasyonları / 19.09.2026
- Orta Doğu girdabı / 27.09.2026
- 25 yıllık tam bağımsızlık yürüyüşü: Çözümün adı BTP / 26.09.2026
- BM 81. Genel Kurulu'nda diplomasi maskeleri ve küresel güç dengeleri / 25.09.2026
- Dev vurgun, 10 aylık sessizlik ve 455 bin yatırımcının mağduriyeti / 24.09.2026
- Avrupa'nın jeopolitik sıkışmışlığı ve çok kutuplu dünya arayışı / 23.09.2026
- Refah, adalet ve gelecek kaygısının gölgesinde Türkiye’nin mutsuzluk tablosu / 22.09.2026
- ABD'nin savaş suçları, İran'ın masadaki şartları ve Hürmüz kilidi / 21.09.2026
- Trump’tan söylemde ‘barış’, eylemde ‘savaş’ adımları / 20.09.2026
- Mekke semalarında kirli oyun ve sahte bayrak operasyonları / 19.09.2026























































