Viyana Teknik Üniversitesi'nde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ne katılan bilim insanlarının tebliğlerini okudukça bu eşsiz model hakkında çok önemli tespitler yaptıklarını görüyorum.
Tebliğlerin çok az bir kısmına yazımda yer verebiliyorum ama bu kadarlık kısımlar bile meseleyi anlamamızda yeterli oluyor.
"Şu ana kadar uygulanan ekonomi modelleri inanılmaz yanlışlar içeriyor"
Prof. Dr. Mustafa Gerşil (Manisa Celal Bayar Üniversitesi – Türkiye):
"Milli Ekonomi Modeli (MEM), adil gelir dağılımı, sürdürülebilir büyüme ve tam istihdamı esas alan, insan odaklı bir ekonomik sistemdir. Geliştirilen bu model, mevcut kriz döngülerine karşı bir çözüm olarak ortaya konmuştur.
Milli Ekonomi Modeli'ne göre klasik iktisat tanımında mevcut olan 'sınırlı kaynaklar, sınırsız ihtiyaçlar' önermesi yanlıştır. Sınırsız olan insanın ihtiyaçları değil, ihtiraslarıdır. İnsanın ihtiyaçlarının sınırlı olmasına ve bu kadar kaynak bulunmasına rağmen, dünya nüfusunun büyük bir kısmının açlık çekiyor olması, şu ana kadar uygulanan ekonomi modellerinin ve politikalarının inanılmaz yanlışlar içermesinden kaynaklanmaktadır.
Gerçek olan şudur ki; insanın yemek, içmek, ısınmak, giyinmek, barınmak vb. çok karmaşık olmayan sınırlı ihtiyaç kalıpları varken; bu ihtiyaçlarını karşılamak için dünya üzerinde yüzlerce, hatta binlerce bilinen ve bilinmeyen kaynak mevcuttur.
Sahip olduğumuz bilgi birikimi arttıkça kaynaklardan istifademiz de katlanarak artmaktadır. Tükenmeye başladığı söylenen bir kaynağın yerini, bilgi ve teknolojide sağlanan gelişmeler sayesinde bir başka kaynak almaktadır.
Her geçen gün teknolojinin ilerlemesi ile dün bizim için bir şey ifade etmeyen birçok madde artık hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Enerji olarak dün karbon eksenli yakıtları tanıyan dünya bugün hidrojen eksenli yakıtları da kullanmaya başladı. Dün belki de hiçbir değeri olmaya bor madenleri bugün altın kıymetinde.
Bütün bu gerçekler açık bir şekilde ortada olmasına rağmen ekonomi modelleri, şu ana kadar bu doğrulara sırtını dönerek afaki görüşlere yer vermiştir."
Kapitalizmin neden olduğu tıkanmışlık, MEM ile ortadan kalkar
Prof. Dr. Nuri Hacıevliyagil (İnönü Üniversitesi – Türkiye):
"Günümüzün en büyük problemi dünyanın geldiği tıkanmışlık halidir. Küresel finans sisteminin rezerv para kullanım zorunluluğu, finansmanın yalnızca borçlanarak sağlanması, enflasyonun sadece talep yönlü olduğu, büyümenin çeşitli mantık dışı teorilerle açıklanmaya çalışılmasının sebep olduğu tıkanmışlık…
Bu tıkanmışlık Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli ile ortadan kalkmaktadır. Milli Ekonomi Modeli'nin tıkanıklığı açmak için dünya ülkelerine verdiği en önemli unsurlardan biri öncelikle kendi ayaklarının üzerinde durabilme yetisidir.
Prof. Dr. Baş, gerek tüketmenin en büyük kaynak olduğu gerçeğini matematiksel ispatlarla su yüzüne çıkartması, gerekse de kaynakların sınırlı değil sonsuz olduğunu adeta haykırması ezberleri bozmaktadır.
Milli paralarla ticaret formülüyle rezerv para zorunluluğuna son veren MEM, sadece arz yönlü değil tüketim bazlı bir model ortaya koyarak, sosyal devlet harcamalarıyla gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmayı vadeder. Ülkelerin kaynaklarının kendi imkanlarıyla kendi kendine yetebilecek bir anlayışla işlenmesi gerekliliğinden yola çıkarak tüketimin öncülüğünde üretmeyi, tam istihdamı ve sonucunda da gelir adaletini sağlamayı amaçlar."
"Kıtlık değil, tüketim krizi yaşıyoruz"
Dr. Zuzana Schlosserova (Nitra Konstantin Filozof Üniversitesi – Slovakya):
"Üretimi fazilet, tüketimi kusur gibi gören anlayış iktisadın özünü kaçırmaktadır. Ekonomi, üretmekle değil üretilenin toplumla buluşmasıyla ayakta kalır. Pazar doğru okunmadığında üretim birikir, stok büyür, kaynaklar boşa gider ve bu kayıp kıtlık diye sunulur. Oysa sorun çoğu zaman kaynak yokluğu değil, talebi ve toplumsal gerçekliği hesaba katmayan verimsiz sistemdir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli tam burada sistemin yönünü değiştirmektedir. Tartışmayı üretim fetişizmi ile tüketim suçlaması arasından çıkarır, insanın geçim gücünü ve güvenini ekonominin merkezine koyar.
Dolaşımı kuramayan üretim, rakam büyütür ama refah büyütmez; depoda bekleyen mal parayı dondurur, hayatın içine giren mal ise parayı dolaşıma zorlar. Bu nedenle sosyal devlet bir yardım tekniği değil, silbaştan bir ekonomik sistem kurma iradesidir.
İnsan onurunu ve geçim güvenliğini koruyan bir yapı tüketim kapasitesini işler kılar ve toplumsal barışı güçlendirir. Bugünün tıkanıklığını aşacak olan da, insanı merkeze alan ve dolaşımı israf üretmeden yöneten bu iktisadi mimaridir."
Ne güzel tespitler değil mi? Devam edeceğiz.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
- Epstein sopasıyla İran savaşı! / 11.03.2026
- “Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk’ün gücü” / 10.03.2026
- ABD, İran savaşında yalnızlaşıyor mu? / 07.03.2026
- Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor! / 06.03.2026
- İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar / 05.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
- Epstein sopasıyla İran savaşı! / 11.03.2026
- “Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk’ün gücü” / 10.03.2026
- ABD, İran savaşında yalnızlaşıyor mu? / 07.03.2026
- Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor! / 06.03.2026
- İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar / 05.03.2026





























































