Rusya Dışişleri Bakanlığı, Suriye'de devletin elinde bulunan kimyasal silahların büyük ölçüde sıfırlandığını ve birkaç gün içinde de tamamen sıfırlanacağını açıkladı.Suriye Devlet Başkanı Esad böylece sözünü tutmuş oldu.Üstelik bir tek kimyasal silah dahi kullanmamasına rağmen?Geçtiğimiz günlerde Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Suriye'nin ülkede kısa bir zaman önce gerçekleşen çatışmalarda kimyasal silah kullandığına yönelik herhangi bir delil bulunmadığını belirtti.Guta'daki kimyasal saldırı gibi yine Esad'a yargısız infaz yapılmak istenmişti. Esad yönetiminin yüzlerce sayfalık delillerle Guta'da da sonraki hadiselerde de kimyasal silah kullanmadığı ispatlanmıştı. Esad, kimyasal sabıkası tertemiz olmasına rağmen uluslar arası toplumun kimyasal tasfiye kararına uydu ve sözünü tuttu.Peki, ya bölgenin asıl kimyasal ve nükleer gücü olan ve kimyasal sabıkası da bir hayli kabarık olan İsrail ne yapacak? Uluslar arası toplum "sabıkasız"a baskı üzerine baskı yaptı şimdi sıra dünyanın en "sabıkalı" ülkesine geldi.İsrail, bütün dünyanın gözleri önünde kullanmaktan hiç çekinmediği kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlarını ve de tesislerini ne zaman imha edecek?Berlin merkezli Bilim ve Politika Vakfı'ndan Ortadoğu uzmanı Guido Steinberg "İsrail, Kimyasal Silahlar Konvansiyonu'nu imzaladığı halde yürürlüğe koymadı. Bu da sadece denetimden kaçınmak istediğinde ve kimyasal silahlara sahip olduğunda mantıklıdır" ifadelerini kullandı. ABD gizli servisi CIA'in 1983 tarihli bir raporu, İsrail'in kimyasal silah sahibi olduğuna dair işaretler taşıyor. Raporda, Necef Çölü'nde zehirli gaz üretim tesislerinin bulunduğu ve İsrail'in sinir gazı, zehirli hardal gazı ve ayaklanmalarda kitleleri kontrol etmeye yarayan kimyasal maddelere sahip olduğundan bahsediliyor. Bu raporu Foreign Policy adlı Amerikan dergisi gündeme taşımıştı.Derginin haberine göre CIA, o dönem İsrail'de özellikle sarin gazının varlığına dair ipuçları buldu. Biz demiyoruz Batılı kaynaklar bunu ispatlıyor.İsrail'in ayrıca 2009 yılında Gazze Şeridi'ne düzenlediği bir operasyon sırasında fosfor kullandığı herkes tarafından malumdur. İsrail'in nükleer bir güç olduğu da gizli değil, aşikardır.İsrail her türlü tehlikeli kitle imha silahına sahipken ve bunları siviller üzerinde kullanırken, diğer bölge ülkelerinin ellerinden bu silahların alınması ne kadar mantıklıdır?Tehlikeli olanın elindekileri almıyorsun, tehlikesiz olanın elinden alıyorsun.Ben, ülkelerin böyle tehlikeli kitle imha silahlarına sahip olmamasından yanayım. Hatta ABD, Almanya, İngiltere ve Rusya da dahil bütün ülkeler kimyasal, biyolojik, nükleer bütün silahları ortadan kaldırmalı ama bu pratikte mümkün gözükmüyor.Eğer bütün ülkeler bu silahları yok etmeyecekse, o zaman hiç kimsenin, hiçbir ülkenin bağımsız olan başka ülkeye "bunu imha et" deme hakkı kalmıyor. Dünyanın dengesi ancak böyle kurulur.Ortadoğu bölgesi özelini ele alacak olursak, Suriye kimyasal silahlarını imha ettiyse, sıfırladıysa, İsrail de sıfırlamak imha etmek zorundadır.Eğer böyle olmazsa, uluslar arası toplum, uluslar arası kuruluşlar olaylara tek taraflı bakıyor, adaletsiz davranıyor, birilerine sağlanan haklardan diğerleri mahrum ediliyor demektir.Eğer İsrail gibi bölgeye hakim olmak isteyen ülkelerin elinde kitle imha silahları olursa, kendilerinin kullanmaları bir tarafa, bölgedeki ülkeleri bölmek ve parçalamak için görevlendirilmiş olan terör unsurlarına da bu silahlar verilir ki bundan sadece bölge değil, tüm dünya zarar görür.Neticede terör bugün sadece Suriye halkına zarar veriyor olabilir ama öldürmeye alışmış olan bu insanların namluluları bir gün Batılı ülkeler de dahil tüm ülkelere de dönebilir.Bir devlet olan Suriye'nin elinden kimyasal silahları alıyorsun ama Suriye'de sivil katliamı yapan teröristlere kimyasal silah temin eden İsrail'e bir şey yapmıyorsun.Suriye'de devletin elinde kimyasal silah yok ama kontrolsüz bir şekilde teröristlerin elinde var. Bu nasıl iştir böyle?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026

























































































