Geçtiğimiz hafta sonu Pazar günü İstiklal mücadelesinin meşalesinin yakıldığı Samsun’daydık. Gazetemiz tarafından organize edilen “Milli Kahramanlar” programlarının son durağı milli mücadelenin ilk adımının atıldığı bu güzide ilimizdi.
Program saat 13.00’da başlayacaktı. Sabah erken saatte uçak olduğu için erkenden Samsun’a ulaştık. Samsunlu arkadaşlar bizi havaalanında karşıladı, güzel bir otelde mükellef bir kahvaltı yapmamızı sağladılar. Allah hepsinden razı olsun.
Programda konuşma yapacak olan akademisyenler programa kadar istirahata çekildiler, bizler de bir grup arkadaş Samsun’a ilk gidişimiz olduğu için tarihi yerlerini biraz gezelim dedik. İlk ziyaret ettiğimiz yer, Samsun’un simgesi haline gelen şahlanmış bir at üzerinde bulunan Atatürk heykeliydi. Resimlerde, belgesellerde görüyorduk ama ilk defa yakından gördük.
Oradan, Atatürk’ün Samsun’a geldiği ve Bandırma Vapuru’ndan indiği, ilk adımını attığı yeri gördük. Burası Atatürk’ün, resmiyette Osmanlı hükümeti adına Karadeniz halkının düşmanlara karşı silahlanmasının önüne geçmek, gerçekte ise düşmana en büyük darbenin vurulacağı milli mücadelenin fitilini ateşlemek için adım attığı yerdi.
Burası büyük bir tarihe şahit olmuştu.
Oradaki görevlilere “Bandırma Vapuru’nun aslı nerede?” diye sorduk. “4 kilometre ilerde” dediler. Bizler de nostalji olsun diye oralarda hizmet eden faytona bindik ve Bandırma vapuru’na doğru yola koyulduk.
Bandırma Vapuru bir müze içerisinde, ziyarete açık. Vapura girdik ve her yerini dolaştık. Atatürk’ün silah arkadaşlarıyla toplantı yaptığı oda, birçok sıkıntıya, aramalara ve de şiddetli fırtınaya rağmen gemiyi Samsun’a getirmeyi başaran Kaptan İsmail Hakkı Durusu’nun kaptan köşkü, güverte ve alt katı tamamen Atatürk fotoğraflarına ayrılmış olan vapurun iç kısmı gerçekten görülmeye değer.
Saat 13.00’a yaklaşırken, “Milli Kahramanlar” programının yapılacağı salona geçtik.
Salon İkinci Kuvay-ı Milliye hareketinin önderi Prof. Dr. Haydar Baş’ı karşılamaya hazırlanıyordu.
Tarihi eserler ve tarihi yerler, içinde kaybolmak için değildir, ders alıp geleceğe yön vermek içindir.
Birinci Kuvay-ı Milliye önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü Samsun’a getiren vapuru ve ayağını ilk bastığı yeri görmek, bu vapur ve adımla koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin temellerinin atıldığını bilmek gerçekten önemlidir.
Ama daha önemlisi, ülkenin yeniden Sevr şartlarını yaşadığı bugünlerde, milli heyecanı içinde taşıyıp, İkinci Kuvay-ı Milliye önderini baş tacı edersen, O’na sahip çıkarsan tarihten ders aldığın söylenebilir.
Ve Samsun 10 Mart 2013 tarihinde Prof. Dr. Haydar Baş’ı ve kadrosunu ağırladı.
30’u aşkın akademisyen, her biri mükemmel tespitler yaptı. Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ise tarihi bir konuşma yaptı. Sayın Baş, Rusya parlamentosu’nda yaptığı konuşmanın önemli noktalarına değindi, Çin’in de modeli kapsamlı bir şekilde uygulamaya başladığını belirtti, ABD’nin para politikası ve onun küresel sömürü sistemine nasıl çomak soktuğundan bahsetti, MEM’in çözüm projeleri ve kaynaklarına değindi, Kenan Evren’in kendi yaptığı Anayasa ile yargılandığını belirterek, siyasilerimize ciddi ikazlarda bulundu. Ve son olarak da Türklüğün ne anlama geldiğini ifade etti.
Baştan sona coşku içinde geçen tarihi konuşma, gelecek hafta Ankara’da yapılmak üzere sona erdi.
Tavsiyemiz, halkımızın bu tarihi olaylara seyirci kalmaması, bizzat tarih yazanlarla bir ve beraber olmasıdır.
Program saat 13.00’da başlayacaktı. Sabah erken saatte uçak olduğu için erkenden Samsun’a ulaştık. Samsunlu arkadaşlar bizi havaalanında karşıladı, güzel bir otelde mükellef bir kahvaltı yapmamızı sağladılar. Allah hepsinden razı olsun.
Programda konuşma yapacak olan akademisyenler programa kadar istirahata çekildiler, bizler de bir grup arkadaş Samsun’a ilk gidişimiz olduğu için tarihi yerlerini biraz gezelim dedik. İlk ziyaret ettiğimiz yer, Samsun’un simgesi haline gelen şahlanmış bir at üzerinde bulunan Atatürk heykeliydi. Resimlerde, belgesellerde görüyorduk ama ilk defa yakından gördük.
Oradan, Atatürk’ün Samsun’a geldiği ve Bandırma Vapuru’ndan indiği, ilk adımını attığı yeri gördük. Burası Atatürk’ün, resmiyette Osmanlı hükümeti adına Karadeniz halkının düşmanlara karşı silahlanmasının önüne geçmek, gerçekte ise düşmana en büyük darbenin vurulacağı milli mücadelenin fitilini ateşlemek için adım attığı yerdi.
Burası büyük bir tarihe şahit olmuştu.
Oradaki görevlilere “Bandırma Vapuru’nun aslı nerede?” diye sorduk. “4 kilometre ilerde” dediler. Bizler de nostalji olsun diye oralarda hizmet eden faytona bindik ve Bandırma vapuru’na doğru yola koyulduk.
Bandırma Vapuru bir müze içerisinde, ziyarete açık. Vapura girdik ve her yerini dolaştık. Atatürk’ün silah arkadaşlarıyla toplantı yaptığı oda, birçok sıkıntıya, aramalara ve de şiddetli fırtınaya rağmen gemiyi Samsun’a getirmeyi başaran Kaptan İsmail Hakkı Durusu’nun kaptan köşkü, güverte ve alt katı tamamen Atatürk fotoğraflarına ayrılmış olan vapurun iç kısmı gerçekten görülmeye değer.
Saat 13.00’a yaklaşırken, “Milli Kahramanlar” programının yapılacağı salona geçtik.
Salon İkinci Kuvay-ı Milliye hareketinin önderi Prof. Dr. Haydar Baş’ı karşılamaya hazırlanıyordu.
Tarihi eserler ve tarihi yerler, içinde kaybolmak için değildir, ders alıp geleceğe yön vermek içindir.
Birinci Kuvay-ı Milliye önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü Samsun’a getiren vapuru ve ayağını ilk bastığı yeri görmek, bu vapur ve adımla koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin temellerinin atıldığını bilmek gerçekten önemlidir.
Ama daha önemlisi, ülkenin yeniden Sevr şartlarını yaşadığı bugünlerde, milli heyecanı içinde taşıyıp, İkinci Kuvay-ı Milliye önderini baş tacı edersen, O’na sahip çıkarsan tarihten ders aldığın söylenebilir.
Ve Samsun 10 Mart 2013 tarihinde Prof. Dr. Haydar Baş’ı ve kadrosunu ağırladı.
30’u aşkın akademisyen, her biri mükemmel tespitler yaptı. Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ise tarihi bir konuşma yaptı. Sayın Baş, Rusya parlamentosu’nda yaptığı konuşmanın önemli noktalarına değindi, Çin’in de modeli kapsamlı bir şekilde uygulamaya başladığını belirtti, ABD’nin para politikası ve onun küresel sömürü sistemine nasıl çomak soktuğundan bahsetti, MEM’in çözüm projeleri ve kaynaklarına değindi, Kenan Evren’in kendi yaptığı Anayasa ile yargılandığını belirterek, siyasilerimize ciddi ikazlarda bulundu. Ve son olarak da Türklüğün ne anlama geldiğini ifade etti.
Baştan sona coşku içinde geçen tarihi konuşma, gelecek hafta Ankara’da yapılmak üzere sona erdi.
Tavsiyemiz, halkımızın bu tarihi olaylara seyirci kalmaması, bizzat tarih yazanlarla bir ve beraber olmasıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025































































































