Yarın Türkiye için oldukça önemli bir gün…
Ülkemizi 5 yıl yönetecek olan cumhurbaşkanı ve milletvekilleri belirlenecek.
Gönül ister ki, seçimlerde ülkemizin ve milletimizin sorunları masaya yatırılsın, seçim yarışında olan liderler ve partiler bu sorunlara çözümlerini, projelerini yarıştırsınlar; tartışmalar, neler yapılabileceği, neler yapılamayacağı noktasında olsun.
Ama maalesef bu seçim öncesinde de, daha önceki seçimlerden çok daha fazla bir şekilde gerilim körüklendi.
Seçime mi gidiyoruz, kavgaya mı açıkçası belli değil.
Seçimlere "darbe" diyen mi ararsınız, "15 Temmuz" göndermesi yapan mı ararsınız, kurşunlardan, üzerinde tepinmelerden bahseden mi ararsınız hepsi bu seçim öncesi gerçekleşti.
Milletin ekonomik sorunlardan dolayı nefes alacak hali kalmadı, çözüm bekliyor, huzur ve barış bekliyor ama seçimler gerilim üzerinden yürütülüyor.
Ağza alınmayacak hakaretler, küfürler, tehditler ülkeyi yöneteceklerin dilinde…
Seçim yarışında olanlar, projelerle, fikirlerle değil, sandıkta değil, sandığa 3 gün kala kasetlerle ekarte ediliyor.
Adaylara miting meydanlarında taş attırılıyor.
Bütün dünya da, doğusu, batısı Türkiye'deki bu nahoş seçim mücadelesini izliyor. Emin olun ki, bu ülke üzerinde menfur hesapları olanlar büyük bir zevkle, ellerini ovuşturarak, bıyık altından gülerek takip ediyor.
Menfur projeleri için daha fazla cesaret buluyorlar, bizimkilerdeki bu ötekileştirme furyasını gördükçe, toplum ayrıştırılarak parça parça edildikçe…
Seçimler, demokratik yarışlardır.
Millet için de, liderler ve partiler için de hayırlı olan bu demokratik yarışı demokrasinin kuralları çerçevesinde, hak ve hukuku ihlal etmeden yapmaktır.
Seçimleri darbe gibi, kavga gibi, savaş gibi bir gerilim atmosferine taşıyıp, buradan hayırlı bir sonuç beklemek abesle iştigaldir.
Seçimler, demokratik düzlemde yapılmaz, gerilim körüklenirse, kazanan da kaybeden de bunun hayrını görmez. Ve asıl kaybeden de yine millet olur.
Seçimler bir bayram havasında geçmesi gerekirken, birilerinin, toplumu gererek seçimi kazanma hevesinin altında, elbette ki siyaset kurumunun gerçek vazifesini anlamamaları vardır.
Sosyal Devlet Milli Devlet tezinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, "Siyaset karşıdaki rakibi alt etme sanatı değil, millete hizmet etme sanatıdır" derdi.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş ise, bir siyasetçinin, milletin çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde görmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Zaten bu sebeple, Prof. Dr. Baş, kendisine Meclis'e girme fırsatı verilmemesine rağmen, büyük özverilerle millet yararına milli projeler üretmeye devam etmiştir ve ülke dışı ziyaretlerinde, ulusal kongrelerde, konferanslarda ve davet edildiği Rusya Duma'sında hep Türk milletinin sesi olmuştur.
Bunu yaparken de, büyük bir aidiyet duygusuyla, bir devlet adamı kumaşıyla, siyaset üstü bir duruşla yapmıştır.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da, parlamenter sistem yenden geri gelebilsin ve millet iradesi yeniden tecelli etsin diye bu son seçimlere parti olarak katılmama kararı almıştır.
Bunlar tarihe not düşülen çok büyük fedakarlıklardır ve gelecek nesiller bu tarihi adımları büyük bir minnetle hatırlayacaktır.
Bizler, bütün siyasilerimizden aynı fedakarlıkları bekliyoruz.
Bırakın, kimin cumhurbaşkanı kimlerin milletvekili olacağına sadece ve sadece millet karar versin. Adaylara ve partilere düşen ise millet iradesine saygı göstermektir.
İnşallah 14 Mayıs akşamı ya da 15 Mayıs sabahı böyle olur.
Başkaca şeyler olması, dediğimiz gibi, kimsenin menfaatine olmayacaktır.
Bu seçimlerde inşallah demokrasi galip gelir, millet iradesi galip gelir, barış, huzur ve güven galip gelir.
Kaos, karmaşa, kavga, gerilim hiç kimseye bir fayda sağlamayacaktır.
Bizden uyarması…
Yarınki seçimlerin vatanımıza ve milletimize hayırlı olması dileğiyle…
- Devlet aklı mı, siyaset skandalı mı? / 04.06.2026
- CFR’nin itirafı ve doların saltanatını yıkan milli paralar / 03.06.2026
- Türkiye büyüdü(!), vatandaşın payına “açlık” düştü / 02.06.2026
- İran ile müzakereler Trump'ın yine oyalama taktiği mi? / 01.06.2026
- ABD’nin güç daralması karşısında Çin’in yeni çekim merkezi / 31.05.2026
- Tencerenin sesi, koltuğun gürültüsünü yenecek mi? / 27.05.2026
- Trump’tan İran'la anlaşma bahanesiyle Abraham Anlaşması dayatması! / 26.05.2026
- Yaşlanan Türkiye, eriyen gelecek / 25.05.2026
- "Mutlak butlan" kararı ve demokrasinin geleceği / 24.05.2026
























































