ABD-İsrail ikilisinin uluslararası hukuku ayaklar altına alarak İran'a gerçekleştirdiği saldırılar, insanlık tarihine yeni bir kara leke olarak kaydoldu.
Gerçi bu durumdan hiç de rahatsız değillerdir. Çünkü ikisi de kurulduklarından bugüne vahşetin, katliamın, hukuksuzluğun her çeşidini ortaya koydular.
İşin garip tarafı, bu kadar zulme ve vahşete rağmen, dünyanın geri kalanının derin sessizliği.
Bir devlet başkanı, bir gece yatağından eşiyle beraber kaçırılıyor, başka bir devlet başkanı müzakereler devam ederken ekibiyle beraber 30'dan fazla bomba atılarak öldürülüyor, Hamas lideri İsmail Haniye müzakere aşamasındayken bir suikastla öldürülüyor ve daha niceleri…
ABD-İsrail ikilisinin burada vermek istedikleri mesajı iyi anlamak lazım. Uygulamalı olarak tüm dünya ülkelerine, "Hukuk falan tanımıyoruz, çıkarlarımıza ve hedeflerimize ters düşen bir devlet ya da bir lider varsa onu hiçbir gerekçe göstermeden de yok ederiz" diyorlar.
Dünya genelinde bir korku imparatorluğu oluşturmak istiyorlar.
Bu durumdan elbette Çin, Rusya, Kuzey Kore gibi ABD emperyalizmine karşı duran ülkeler rahatsız oluyorlar ama sizce sadece onlar mı olmalı?
Bence bugün ABD ve İsrail ile paralel politikalar yürüten, ortak hedefleri olduğunu zanneden Batılı ülkeler, Asya'da, Ortadoğu'da, Afrika'da ABD'nin çıkarlarına hizmet ederek, ABD'ye tavizler vererek kendilerini güvende zanneden ülkeler ve liderleri de en az onlar kadar endişe duymalı.
Daha çok yakın bir zaman önce bir NATO üyesi olan Danimarka'ya bağlı Grönland için "Burası benim" diyen ABD Başkanı Trump değil miydi? İran'a yapılan bu son saldırılarda biraz tereddüt etti diye İngiltere'ye verip veriştiren yine aynı o Trump değil mi? Ki İngiltere, Avrupa ülkeleri arasında bugüne kadar ABD'nin en yakın müttefiki.
Trump, bir taraftan dünyaya meydan okuyor, diğer taraftan dünyayla dalga geçiyor. "Bibi" dediği, iltifatlar dizdiği Netanyahu, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)'nin soykırımla suçladığı ve tutuklama kararı verdiği bir katil.
Uluslararası hukuka göre ABD, bu soykırımcı katili tutuklaması gerekirken, ABD Kongresi'nde konuşma yaptırıyor, senatörler ayakta alkışlıyor.
Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne hiçbir yetkisi olmamasına rağmen Melania Trump başkanlık ediyor.
Sadece Ortadoğu ülkeleri değil, tüm dünya ülkeleri bu hukuksuzluğa, bu zorbalığa, bu alaycılığa bir dur demelidir.
ABD-İsrail ikilisinin İran'a yönelik saldırılarıyla alakalı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabında dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.
Bazı tespitlerin altını bir kez daha çizmek istiyorum:
"Uluslararası hukukun yerini haydutluğun aldığı bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç, eşkıyanın dünyaya hükümdar olduğu bir süreç."
"Ortada egemen bir ülkenin liderinin katledildiği bir saldırı var, ortada 168 kız çocuğunun katledildiği bir saldırı var. Ortada hukuk yok, haydutluk var; hukuk yok, Haçlı-Siyonist ittifakının vahşeti var."
BTP lideri Baş, yaşanan gelişmeleri hem İran açısından, hem de bölge ülkeleri açısından şöyle değerlendiriyor:
"Meseleye İran açısından bakacak olursak, ortada büyük bir istihbarat zafiyeti söz konusu. Bu zafiyet, devletin bir numarasının ölümüne neden olan bir zafiyet. Belli ki en üst düzey isimler arasında ajan var. Kısa bir süre önce bombaların hedefi olmuş bir ülkenin böyle bir tedbirsizliğini anlamak mümkün değil."
"İran'ın her şeye rağmen saldırıya güçlü bir karşılık vermesi kıymetli. İsrail ve bölge ülkelerindeki ABD üsleri hedef alındı. Bu durum da ABD'ye güvenen Körfez ülkeleri açısından ibretlik bir durumu ortaya çıkardı. ABD, bu ülkelerin hiçbirini koruyamadı. Demek ki ABD'ye güvenip onun kayığına binmemek gerek!"
BTP lideri Hüseyin Baş Türkiye ve tüm Ortadoğu ülkelerinin çıkış yolunu da şöyle ifade ediyor:
"Dileğimiz, ülkemiz başta olmak üzere tüm Ortadoğu'nun Büyük Ortadoğu Projesi girdabından çıkıp huzur dolu günlere kavuşmasıdır. Bizi bu girdaptan kurtaracak olan da Atatürk çizgisidir. Ortadoğu haritasına baktığımız da bir tek Atatürk Türkiye'si kaldığını görüyoruz. İşte bu noktada üniter yapımızı, milli birliğimizi bozacak açılımlarla uğraşmak yerine Cumhuriyetimize sımsıkı sarılmak zorundayız."
Bir hususa daha dikkat çekmemizde fayda var, ABD-İsrail ikilisi, İran'ın civar ülkelerdeki ABD üslerine yaptığı misillemeleri de kendi çıkarları açısından bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Nasıl mı? Körfez ülkelerinde bazı stratejik yerlere saldırılar yapıp, bunun sorumluluğunu İran'ın üstüne yıkmaya çalışarak.
Bu konuda ABD'li gazeteci Tucker Carlson yayınladığı bir videoda dikkat çekici iddialar bulunuyor.
İsrail'in bölgede istikrarsızlık çıkarma amacıyla Körfez ülkelerine de yöneleceğini düşünen Carlson, Katar ve Suudi Arabistan'da bombalama eylemleri planlayan Mossad ajanlarının yakalandığı iddiasında bulundu. Suudi Arabistan'da Aramco tesisini vuranın da İsrail olduğunu belirtti.
Bu tür kirli eylemlerle, İran ile başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer bölge ülkeleri arasında bölgesel bir savaş çıkarmak istiyorlar.
Benzer tuzaklar Türkiye için de kurulabilirler, son derece dikkatli olmalıyız.
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026



























































