'Paranın dini, imanı olmaz. Para gelsin de nereden gelirse gelsin, ne varsa hepsini satacağız' mantığıyla yola çıkan 21 yıllık AKP iktidarları, ekonomide bir türlü istikrarı yakalayamadı. Ama şu da bir gerçek ki, hiç bozuntuya da vermediler.
Doların bir gecede 18 TL'den 12 TL'ye düştüğü kara geceyi hatırlar mısınız? Hani Sayın Nebati, 'çarpılan küçük yatırımcı oldu' demişti.
BTP lideri Hüseyin Baş ise o gece birilerinin piyasaya en az 40 milyar dolar sürdüğünü iddia edip 5 soru sormuştu. İktidar, o soruları duymazdan gelmiş, meclisteki muhalefet ise anlamamıştı.
İşte o günlerde Sayın Erdoğan geniş katılımlı bir toplantıda yeni bir ekonomi anlayışına geçtikleri müjdesini (!) veriyor ve bu ekonomi anlayışının, seçim beyannamesine koyulduğunu açıklıyordu.
Bu yeni ekonomi anlayışına isim olarak da, 'Türkiye Ekonomi Modeli' adını takdir ediyordu.
Anında bu isimde bir kitap kapağı resmi medyada yayınlanıyordu. Çok tanıdıktı. Renk aynı, yazı puntoları bile aynıydı.
Ne ile? Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın dünya çapında kabul gören ve BRİCS ülkelerinin temel ekonomi politikalarına kaynaklık eden, BTP'nin parti programı olan Milli Ekonomi Modeli ile.
Bakan Nebati o gün: "Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı muhteşem ekonomik manifesto ile dün olduğundan çok daha kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.
Kimsenin şüphesi olmasın. Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı Türkiye Ekonomi Modeli ile kazanan taraf Türkiye ekonomisi olacaktır" diyordu.
İyi bir ekonomist olan Erdoğan'ın açıkladığı 'Türkiye Ekonomi Modeli' nasıl bir şeydi, içinde ne vardı, diye merak edenler olmuştu.
Şahsen ben merak etmiyordum. Neden? Çünkü ölünü arkasından konuşulmaz da ondan. Bu modelin ölü doğduğunu 2 yıl sonra bizzat sahipleri tarafından itiraf edildi.
Geldiğimiz noktada 2 yıldır dillendirilen Türkiye Ekonomi Modeli çöpe atıldı. Ama ortada koskoca bir enkaz ve çok büyük bir maliyet var. Bunun hesabını kim verecek?
Bu da soru mu kardeşim! Maliyeti hep beraber yüklendik, hesabı da Erdoğan'ı 3. kez başkan yaparak ödedik. Öyle değil mi?
Bu model ekseninde iktidar partisi bir KKM (Kur korumalı mevduat ) sistemi başlattı.
Neydi bu KMM? BTP lideri Hüseyin Baş'ın tarifi ile çiftçiye ürün alım garantisi veremeyen iktidar para sahiplerine kar garantisi veriyordu.
İşte o KKM'de 12 Mayıs haftasında 2,3 trilyon lira o günkü kurla120 milyar dolardan fazla para birikti.
Yani Erdoğan iktidarı zenginleri besliyor, fakirlere ise sabrı tavsiye ediyordu.
Yine o model sayesinde ülkemiz, batının 'bir milyoncusu' oldu. Parası değerli olanlar ülkemize geldi, ne varsa ucuza alıp götürdüler. İktidar ise 'ihracat rekorları kırıyoruz' diye övünüyordu.
Erdoğan'ın tezi çöktü
Sayın Erdoğan seçim meydanlarında, 'ekonomi politikasında biz dünyaya göre çok farklı bir yol izliyoruz. Benim bir tezim var; faiz ile enflasyon doğru orantılıdır. Faizi ne kadar düşürürseniz enflasyon da o kadar düşer.
Burada benim tezim şu; faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Benim alanım ekonomi, bir ekonomist olarak da bunu başbakanlığım döneminde gerçekleştirdim ve ciddi manada faizle beraber enflasyon da düştü' diyordu.
Eski Bakan Nebati ise, "Onlar, faizleri yükselterek Türkiye'nin kanını emenlere büyük olanaklar sağlamak için ellerinden gelen her türlü şeyi yaparken biz, 'Faizleri indireceğiz' dedik.
Biz, aynı şekilde bunları yaparken hiç kimseye boyun eğmedik çünkü ezanlar susmaz, bayraklar inmez dedik".
Erdoğan'ın bu tezi sayesinde ülkemizdeki banklar her yıl faizde kar rekorları açıklarken vatandaş enflasyon altında kaldı.
Şimdi ekonominin başına bildiğimiz Mehmet Şimşek'i getirdiler. Yani Erdoğan, kendi tezini kendi çürüttü. Sayın Nebati'nin ise hangi minareden ezan dinleyeceği ise merak konusu!
Mehmet Şimşek
Mehmet Şimşek'in ekonominin başına getirilmesi muhalefet partilerinde, muhalif medyada ve ekonomide Erdoğan'a muhalefet eden ekonomistlerde bile bir heyecan uyandırdığını görüyorum. Destek açıklama ve mesajlarının ardı arkası kesilmiyor.
Arkadaşlar! Bu kişi, bildiğimiz Mehmet Şimşek. Bu heyecanın sebebi nedir?
Mehmet Şimşek çıkıp, 'para sadece değer saklama ve takas aracı değildir. Emeğin, alın terinin karşılığıdır, piyasalarda tahrik unsurudur mu' dedi.
Mehmet Şimşek çıkıp, 'biz, bağımsızlığımızın gereği olarak yeraltı madenlerimizi kaynak gösterip, senyoraj hakkımızı kullanarak maliyetsiz kendi milli paramızı basıp, ekonomimizi kapitalizmin sömürüsünden kurtaracağız mı' dedi.
Ne dedi Mehmet Şimşek? Yine yabancı sermaye, yine maliyetli para, yine borç, yine faiz, yine vergiler… Özetle, hazine üzerinde dilenciliğe devam…
Not: Mehmet Şimşek'in diyemediklerini dün Prof. Dr. Haydar Baş bugün Hüseyin Baş diyor. Hem matematiğiyle hem de resmi kaynaklardan ispatlarıyla.
21 yılda körün gözü açılırdı, bizim ekonomistleri gözü açılmadı.
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025
- Raporlar DEM’i bozdu / 22.12.2025
- Saha, söylenenleri doğrulamıyor / 21.12.2025
- Erdoğan ve Bahçeli bu noktaya nasıl geldi? / 20.12.2025

































































































