logo
08 HAZİRAN 2026

Türkiye nasıl lider olur?

04.09.2001 00:00:00
Kuvay-ı milliyenin Ankara çıkarmasında bir konuşma yapan Prof. Dr. Haydar Baş, "Türkiye'yi iki senede Avrupa'yı, üç senede Amerika'yı yakalayacak, dördüncü senede dünya lideri yapacak iktidarda, güçte ve iradede" olduklarını belirterek, "Bu hususta iddialıyız, ısrarlıyız ve de kararlıyız" dedi

Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik kuşatılmışlıktan dolayı Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde yeniden başlatılan kuvay-ı milliye hareketi her geçen gün büyümeye, vatan sathında dalga dalga yayılmaya devam ediyor. Bu dalga dalga yayılarak her geçen gün daha da büyümenin son örneği kendini başkent Ankara'da gösterdi. Ankara-Konya yolu üzerindeki Hacı Baba Tesislerini dolduran binlerce Ankaralı esnaf, sanayici, işadamı, kuvay-ı milliye kadrosu ile liderini görülmedik bir coşku ile karşıladı, sevgi ve muhabbetle kucakladı, iştiyakla bağrına bastı. Hacı Baba Tesislerini dolduran binlerce Ankaralı, Türkiye'nin içinde bulunduğu vahim durumu ve bu vahim durumdan çıkış yollarını anlatan kuvay-ı milliye kadrosu ve liderini pür dikkat dinledi. Ülkenin nasıl bir hastalıkla karşı karşıya bulunduğunu öğrenince üzüldü. Tedavisinin mümkün, tedavi edecek kadronun var olduğunu öğrenince de sevindi. Bu sevincini de Anadolu'nun diğer birçok ilindeki vatandaşların söylediği gibi "Üstad, Üstad", "Bu vatan bizimdir, bizim kalacak" şeklindeki tezahüratlarla dile getirdi. Ankaralılar bununla da kalmadı. Üzerinde yaşadıkları vatan topraklarının ayaklarının altından kaymaması için son çare olarak gördükleri kuvay-ı milliye kadrosunu ülkenin idaresinde görmek istediklerini ve bunun için de üzerlerine düşeni yapacaklarını belirttiler.

MÜBALA?A DE?İL GERÇEK

Kuvay-ı milliyenin yeniden şahlanışının mimarı Prof. Dr. Haydar Baş, salonu hınca hınç dolduran binlerce Ankaralı seçkin topluluğa hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'yi kıvrandıkça kıvrandıran hastalığın teşhisini yaptı. Tedavisinin hangi adreste olduğunu gösterdi.

"Bir hastayı tedavi edebilmek için evvela hastanın muayenesi yapılır, hastalık teşhis edilir, ondan sonra da tedaviye geçilir. Maalesef ülkemizi hasta vaziyetine getirdik. Teşhislerimizi yanlış koyduk. Hemen hemen merhum Atatürk'ten sonra koyulan teşhisler sağlam ve isabetli olmuyor" diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Haydar Baş şöyle devam etti:

"Mesela Körfez çıkarmasında ben hem yazdım, hem konuştum. 'ABD'nin, topyekün Avrupa'nın Irak'a müdahalesi söz konusudur. Ama burada asıl oyun Türkiye üzerine olacaktır. Tedbirleri şimdiden almamız lazımdır' dedik. O zamanın ilgili siyasilerini düşüncelerimizi aktardık. Hepsi kulak arkasına attılar. Ardından Musul ve Kerkük meselesi gündem edildi. Biz, onlara dökümanlar aktardık. Buraların bizim Osmanlı hanedanına ait olduğunun ispatını yaptık. Bunlar da kulak arkasına atıldı.

Türkiye'yi iki senede Avrupa'yı, üç senede Amerika'yı nasıl yakalar? Dördüncü senede dünya lideri nasıl olur? Mübalağa etmiyorum. Biz, bunu yapacak iktidarda, güçte ve de iradedeyiz. İddialıyız, ısrarlıyız ve de kararlıyız.

Bir insanın şayet paşa ise rütbesini göstermesi bir kibir, gurur konusu değildir. Onun vazifesidir. Ben ekonomiyi, iddia ediyorum, dünya çapında bilen insanlardan çok daha iyi biliyorum. Cambridche'de benim köşem var. Benim bile haberim yok. Altın vs. plaketler verildi. Bir defa onlara dönüp de tenezzül etmedik, bakmadık, teşekkür etmedik. Çünkü bir doğruyu gördüler. Bu doğruya muhtaçlar. Batı bize muhtaçtır. Bizim insanımızın, aydınımızın, hele hele siyasilerimizin göremediği nokta budur. Batı bize muhtaçtır. Biz, bu onuru, bu gururu ortaya koyarsak, göreceksiniz, onlar, her yaptığımız işe ram olacaklardır."

ÇÜRÜK TOHUM MEYVE VERMİYOR

"Bizim insanımız maalesef çürüdü. Bu tohumu nereye ekersen hayırlı bir netice alamıyorsun" teşhisinde bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, bu çürümüşlüğün beraberinde getirdiği tehlikelere ve özellikle misyonerlik tehlikesine şöyle dikkat çekti:

"Bu çürümüş insanı siyasette değerlendiriyorsun, ülkenin problemlerini çözecek diye gönderiyorsun, ama bir şey olmuyor. Nitekim biz, bu son iktidar ortaklarından bazılarına çok ciddi katkımız oldu. Ama hiç bir şey çıkmıyor. Din adamı diye yetiştiriyorsun. Adam kalkıyor, Batı dünyasının akaidinin sağlam olduğu iddiasıyla senin inancını bozmaya çalışıyor. Misyonerliğe bedava soyunuyor. Misyonerliğin vazifesi dinini anlatmak suretiyle sadece dininden etmek değildir. Bu güzel vatanı işgal etmektir. Elimizde bu hususta bir sürü doküman vardır.

Misyonerlik bir papazın, bir hahamın, musevilik, isevilik dinini anlatması değildir. Bunların zaten öyle bir derdi yoktur. Senin kalbini ve kafanı işgal ederek önce dininden etmektir. Ondan sonra Türk olmadığını empoze etmektir. 'Aslınız Rumdur, Ermenidir'i söylemek için Türkiye'de faaliyet yapıyorlar. Bu insanlar Türk değil Rum, Ermeni olursa Ankara'ya kim sahip çıkar? Ermeni ve Rum olduğunu iddia eden insanlar sahip çıkar. Misyonerlik oyununun altındaki gerçek budur. Onun için biz, baştan beri 'bu oyuna dikkat' diyoruz. Yedisinden yetmişine herkese bunu söylüyoruz. Bana kalırsa Türkiye'nin asıl problemi bu noktada düğümleniyor."

KURTULUŞ MİLLETİN KENDİSİNDE

İnsanımızı kendi yararına, kendi menfaatine kazanmadıktan sonra hiç bir şey yapmamızın mümkün olmadığını, her gün, Amerika bize çuval dolusu altını bedava olarak hediye etse de hiç bir yere gidemeyeceğimizi, bizi bir noktaya taşıyacak olanın ne Amerika, ne Fransa, ne Almanya, bu milletin bizzat kendisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle konuştu:

"Merhum Atatürk, işte bunu yaptı. Cumhuriyeti kurduktan sonra milli iktisat politikasını hayata geçirdi. Batı dünyası o zaman, 'sanayie geçmenize gerek yok' dedi. 'Koca arazileriniz var. Sizin ülkeniz, tarım ülkesidir. Siz sanayie sakın elinizi sürmeyin. Tarım ve hayvancılıkla uğraşın' tavsiyesinde bulundu. Atatürk, 'Yok. Biz onu da yapacağız. Milli sanayii de başlatacağız' dedi. 1923 ila 1938 yılları arası Türkiye'nin devrim yıllarıdır. Bunu hiç kimse söylemiyor. İktisatçılarımız ifade etmiyor. Ekonomi dersinde liberalizmi, kapitalizmi, sosyalizmin iktisadi düzenini anlatıyor. Oysa bu seni bir adım ileriye götürmez. Seni ancak kendi düzenin bir noktaya taşır. Kemal Atatürk'ün milli ekonomi dediği dönemde, Türkiye uçak imalatı yaptı. 1938 yılında Belçika'ya uçak ihracatı yaptı. Şimdi uçak alacağız diye kuyruğa giriyoruz. Mamak'ta gaz maskesi fabrikası kuruldu. 2. Dünya Savaşında Türkiye, dünyaya, harıl harıl gaz maskesi ihraç etti. Ayrıca düyun-u umumiyeden kalan borçlar verildi. O zihniyet devam etmiş olsaydı Türkiye 2001 yılında atom bombasını yapar mıydı yapmaz mıydı? Elbette yapardı."

DALGALI KUR SİSTEMİNE SON VERMEK ŞART

Bunları anlatırken önüne hep finans probleminin çıkartıldığı, "paramız var mı ki bunları yapabilelim" denildiği açıklamasında bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, "Batılılara para gökten mi indi? O nasıl kazandı ise aynı metodu hayatına geçirerek sen niçin kazanmak istemiyorsun?" diye sordu ve "Kaldı ki biz para kazanmanın, kalkınmanın yolunu, Batıdan çok daha iyi biliyoruz. Bugün Batının bilmediği bir iş var" dedi. Prof. Dr. Baş, Türk lirasına itibar kazandırma çalışmalarına da değinerek bu konuda şunları söyledi: "Günümüzde Sermaye Piyasası, bankacılık sistemi, döviz piyasası, parayı belli ellerde bloke ediyor. Çiftçinin, çöpçünün, manavın, işadamlarının elinde para olmuyor. Olmadığı için de hepimiz dükkanımızda boş boş oturuyoruz. Sermaye Piyasasındaki kağıt oyunları kumar, öteki de faizdir. Türkiye'nin iktisadını bu iki meseleye bağladık. 'Türkiye'nin kaderi budur' dedik. Bu işler böyle gitmez. Türkiye'nin kamu adına yılda verdiği faiz borcu 60 milyar dolardır. Buraya gelmişken Türk Lirasının haysiyet ve şerefini kurtarma kampanyasını ilan eden arkadaşlara teşekkür ediyorum. Ama olayı noksan yapıyorlar. Meseleyi asıl yerinden yakalamak lazımdır. Dalgalı kur politikasını devam ettirdikçe bunun önüne geçemezsiniz. Bir tane yabancı banka gelir. Tahtakale piyasasına girer. Doları fırlatır. Vatandaş, 'Dolar pahalandı. Eyvah biz Türk Lirasına bağladık, zarar ettik" der mi, demez mi? Çok rahat der. Vatandaş gider, senin bir-iki ay emeğinle bir noktaya taşıdığın anlayışı iki üç günde tuşla mağlup eder. O halde bu kampanyanın yanında asıl kampanya dalgalı kur politikasına son vermek olacaktır. Basit basit oyunlarla kimseyi kandıramazsınız. Bütün bunları biz söylediğimiz için kuvay-ı milliye harekatına başladığımız andan itibaren bize neler yapmadılar. Ama zamanı gelecek bunları aziz milletime anlatacağım. Onlara gerekli dersi bu millet verecektir.

Biz, '24 saatte bu işi hallederiz' diyoruz. Adam, adamını gönderir, 'Rüya mı gördün? Hayrola. Anlat bakalım bu rüyanı' der. Yok. 'Ya dediği doğru çıkarsa' diye korkuyorlar. Bizim dediklerimiz doğru değil, dosdoğrudur. Üç dört tane kanun var. Bunlar çıktığı zaman Türkiye'nin bütün meselesi halledilir."

ÜRETİM, ÜRETİM, ÜRETİM

60 milyar doları faize ödenen bir bütçenin olduğu ülkede enflasyonu düşürmenin mümkün olmadığını, sayın Derviş'in bulunduğu konum itibariyle "bu ülke nasıl çöker?"i bildiğini, Trabzon, İstanbul, Ankara mitinglerinde de belirttiği mevcut proğramla bir yere varılamayacağını tekrarlayan Prof. Dr. Baş, enflasyonu düşürmenin yolunun nereden geçtiğini şöyle özetledi:

"Benim gibi konuşsalar herkes enflasyonun ne olduğunu anlayacak. Ama kendi dilleriyle de değil başkasının dilleriyle konuştukları için de kimse enflasyondan bir şey anlamıyor. Enflasyonun düşmesi için maliye, sigorta vergilerinin azalmamı lazımdır. Hammaddenin ucuzlaması lazımdır. Tüccarın kullandığı kredi faizlerinin düşmesi lazımdır. Enerji, işçi giderlerinin düşmesi lazım ki enflasyon düşsün. Bunlar düştü mü? Hayır! Hiçbir şey düşmez ise mal nasıl ucuzlayacak? Bütün bu kalemleri düşürdükten sonra enflasyon düşer, hatta sıfır olur. Türkiye verdiği faiz 60 milyar doların sadece % 50'sini emisyonla karşılasa enflasyon % 30'a düşer. Yapılacak iş emisyonu genişletip iş adamlarına, proje mukabili faizsiz kredi vermektir. Bundan evvel verilen kredilerin birçoğu geri dönmedi. Parayı farklı yerlerde kullandı. Çar çur etti. Doğrudur. Bunun olmaması için bir müeyyide getirilmesi lazımdır. Bu geldiği takdirde alınan krediler verim olarak ortaya çıkacağından ürettiğiniz oranda enflasyon düşecektir. Mesela aldığınız kredinin % 60'ını mamul haline getirdiniz, o zaman işte o %30'un da % 60'ı düşecek ve enflasyon % 18'e gerileyecektir. % 100 üretim gerçekleşirse o zaman enflasyonu sıfırlarsınız. Dünya bu yoldan geçerek ancak enflasyonu düşürmüştür. Yani üretim artmıştır, ondan sonra da rekabet devreye girmiş ve ucuzlama olmuştur. Vatandaşı böyle eylem noktasına getirmeden enflasyonun düşmesi, maliyenin düzelmesi hiç mümkün değildir.

Bütün bunlar kolay işlerdir. Ama yedisinden yetmişine hepimiz, gece gündüz bir çalışma seferberliği ilan etmek kaydıyla. Çalışmadan, didinmeden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir adım atması hiç mümkün değildir. Kabul etsek de etmesek de ekonomi eksi % 12'lere varmıştır. Bunu durdurmanın yolu hepimizin devreye girip çalısmasıdır."

"BU KOL ANKARALININ KOLUDUR"

Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye'nin enflasyon dahil bütün problemlerinin Fuzuli'nin Leyla vü Mecnun hikayesindeki nüktede yattığını belirterek sözlerini şöyle bitirdi:

"Bütün bunların olması için milletle devletin, siville askerin bir olması şarttır. Bunu derken, "bu haklı, bu haksız"a girmek çok yanlıştır. Bizim bu badireyi aşmamız için tek vücut olmamız zaruridir. Memlekette öyle kampanyalar var ki halkı devlete, sivili askere karşı çıkartıyor. Bunlarla biz hiç bir yere gidemeyiz. Allah belamızı verir. Zaten istenilen de milletin birbirine girmesi, birbirini yemesidir. Bunun için de gece gündüz çalışılıyor. Hangi argüman varsa devreye konuluyor. O bakımdan hepimiz çok ayık olmamız lazımdır. Eğer biz Türk Silahlı Kuvvetlerine ve devlet kurumlarına gerekli itibarı göstermezsek o zaman Kıbrıs, Güneydoğu, Ege, Kıta Sahanlığı konusu sadece tartışmaya açılmakla kalmaz. Bütün bunlar elimizden çıkar. O zaman Cenab-ı Hak belamızı verir. Bu musibetin altından da hiç kimse kalkamaz.

Fuzuli'nin Leyla vü Mecnun'u vardır. Mecnun Leyla'ya aşıktır. Dağlara düşer. Leyla'ya, 'Bu adam seni çok seviyor. Niye ilgi göstermiyorsun?' derler. O da, 'Söyleyin kolunu kessin bana göndersin' der. Bunu Mecnun'a iletirler. Bıçağı alır, tam koluna indirecekken, 'Bende Leyla'ya verecek kol yok' der. Durum Leyla'ya aktarılır. 'Hani beni sevmişti, dağa düşmüştü. Bir kolunu benden esirgedi' der. Elçi yine Mecnun'a gelir. Mecnun, durumu şöyle anlatır: 'Ben Leyla'dan kol esirgemedim. Bıçağı alıp kolumu keseceğim zaman baktım ki bu kol Leyla'nın koludur. Kimin kolunu kesip kime göndereyim?' İşte bu muhabbeti biz birbirimizde yaşamadığımız müddetçe hiç bir şeyi halledemeyiz. Onun için bu kol Ankaralının, Ankara'nın koludur. Sizin kolunuz da inşaallah bu fakirin kolu olacaktır. Bu anlayış hüküm ferma olduğu zaman bütün problemlerimiz halledilmiş olacaktır."

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle bugün Türkiye'ye ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi

08.06.2026 12:57:00
AA
Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak
Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle bugün Türkiye'ye ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi.

Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, ziyaret kapsamındaki görüşmelerde, Türkiye ile Venezuela arasındaki çok boyutlu ilişkilerin gözden geçirileceğini, işbirliğinin daha da derinleştirilmesi için atılabilecek adımların değerlendirileceğini belirtti.

İletişim Başkanı Duran, görüşmelerde, güncel bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulacağını kaydetti.

Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması

İslam alemi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Veda Haccı dönüşü Hz. Ali Efendimizin imametini, velayetini ve halifeliğini bizzat ilan ettiği mübarek Gadir-i Hum Bayramı’nı büyük bir coşkuyla idrak etti. Bu özel ve anlamlı gün vesilesiyle Haydar Baş Vakfı, İstanbul’da geniş katılımlı, hafızalarda iz bırakacak önemli bir programa imza attı

08.06.2026 11:52:00
Hasan Gündoğdu
Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması
Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması
İstanbul Fatih'teki Ali Emiri Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen anma programına, çok sayıda davetlinin yanı sıra ilim, siyaset ve düşünce dünyasından önemli isimler katıldı.






"Ehl-i Beyt Paydasında Buluşmak" ana fikriyle düzenlenen etkinlikte, İslam dünyasının birliği, beraberliği ve Ehl-i Beyt sevgisinin bu birliği sağlamadaki hayati rolü ele alındı.






"Bizim Safımız Ehl-i Beyt'in Yanıdır"

Yoğun bir katılımın gözlendiği programda kürsüye çıkan konuşmacılar, Ehl-i Beyt'i doğru anlamanın, onları sevmenin ve yollarından gitmenin her Müslüman için bir mükellefiyet olduğunu dile getirdi.






"Bizim safımız Ehl-i Beyt'in safıdır ve bu saf her daim ortak değerimiz olarak kalacaktır" mesajının öne çıktığı konuşmalarda, bu öğretinin evlatlarımıza ve gelecek nesillere eksiksiz bir şekilde aktarılmasının, toplumsal mayanın korunması adına en büyük görev olduğu vurgulandı.






Iraklı Alim Seyyid Celal Meaş'tan Prof. Dr. Haydar Baş'a Vefa

Programın en dikkat çeken ve duygu dolu anlarından biri, merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın yakın dostu olan Iraklı ünlü din alimi Seyyid Celal Meaş'ın hitabı sırasında yaşandı. Önceki yıllarda Prof. Dr. Haydar Baş'a, Hz. Hüseyin Efendimizin Kerbela'daki mukaddes kabrinin örtüsünü hediye ederek aralarındaki derin muhabbeti taçlandıran Seyyid Celal Meaş, İstanbul'daki bu özel buluşmada da yerini aldı.






Seyyid Celal Meaş, yaptığı konuşmada Ehl-i Beyt dünyasının birlik çağrılarına değinirken, ömrünü bu yola adayan Prof. Dr. Haydar Baş'ın İslam alemine yaptığı tarihi katkıları ve ortaya koyduğu Ehl-i Beyt külliyatının önemini yad etti. Salondaki katılımcılarla birlikte merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın ruhuna dualar okuyan Meaş'ın sözleri, salondan büyük alkış aldı.






Prof. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi: "Çözüm ve Birlik Ehl-i Beyt Paydasındadır"

Etkinlikte söz alan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ise günün anlam ve önemine binaen kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. İslam coğrafyasının içinde bulunduğu ayrışmalara ve sıkıntılara dikkat çeken Kepekçi, İslam aleminin Ehl-i Beyt paydasında bir ve beraber olmaktan başka bir seçeneğinin kalmadığını ifade etti.






Kepekçi; "Bizleri bir araya getirecek, kardeşliğimizi yeniden tahkim edecek yegane ortak payda Ehl-i Beyt'tir. Bu çatı altında birleştiğimizde aşamayacağımız hiçbir engel, bozamayacağımız hiçbir oyun yoktur" diyerek birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Kepekçi'nin konuşması salondaki coşkulu kitle tarafından uzun süre alkışlandı.

İBB Davası'nın 46. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 46. duruşmasında tutuklu sanık reklamcı Serkan Öztürk'ün savunması alınıyor

 

08.06.2026 11:30:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 46. duruşması başladı
İBB Davası'nın 46. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık reklamcı Serkan Öztürk'ün savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor.

İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna İstanbul'da ev sahipliği yapacak. Toplantıda bölgesel gelişmelerden enerji güvenliğine, ulaştırma projelerinden ekonomik iş birliğine kadar birçok başlık ele alınacak

07.06.2026 23:23:00
Haber Merkezi
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna 8 Haziran'da İstanbul'da ev sahipliği yapacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre toplantıya, Ceyhun Bayramov ile Maka Botchorishvili katılacak.

Toplantıda üç ülke arasındaki mevcut iş birliğinin değerlendirilmesi ve gelecek dönemde ortak çalışma alanlarının ele alınması planlanıyor. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler, dış politika konuları, Güney Kafkasya'da iş birliği, ulaştırma ve bağlantısallık projeleri, bölgesel transit ağlarının güçlendirilmesi, enerji güvenliği, ticaret ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi gibi başlıklar masaya yatırılacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Hakan Fidan'ın toplantıda, jeopolitik belirsizliklerin, ekonomik kırılganlıkların ve güvenlik risklerinin arttığı mevcut uluslararası ortamda Güney Kafkasya'nın stratejik öneminin daha da yükseldiğine dikkat çekmesinin beklendiğini bildirdi.

Fidan'ın ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının bölgesel istikrar ve refahın güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını vurgulaması öngörülüyor. Türkiye'nin hem Azerbaycan hem de Gürcistan ile sürdürdüğü çok boyutlu ilişkilerin bölgesel istikrar ve ekonomik entegrasyona katkı sağladığının altını çizmesi bekleniyor.

Toplantıda ulaştırma ve bağlantısallık projelerinin de ön plana çıkması bekleniyor. Son yıllarda küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, enerji arz güvenliği tartışmaları ve değişen jeoekonomik dengeler doğrultusunda Orta Koridor'un Avrupa ile Asya arasındaki bağlantı açısından önem kazandığına dikkat çekilmesi planlanıyor.

Bu kapsamda, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı başta olmak üzere Orta Koridor üzerindeki ulaştırma projelerinin geliştirilmesi, lojistik ağların güçlendirilmesi ve taşımacılık kapasitesinin artırılması konularının ortak öncelikler arasında yer aldığı vurgulanacak.

Enerji alanında ise bugüne kadar hayata geçirilen stratejik projelerin yalnızca üç ülkenin değil, daha geniş bir coğrafyanın enerji güvenliğine katkı sunduğuna işaret edilmesi bekleniyor. Mevcut enerji projeleri ile sürdürülebilir bağlantısallık alanlarında iş birliğinin artırılması ve taraflar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi de toplantının önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Görüşmelerde ayrıca Güney Kafkasya'da kalıcı barış, istikrar ve normalleşmenin sağlanmasının bölgesel refah açısından taşıdığı stratejik önemin vurgulanması öngörülüyor.

Bakan Fidan'ın toplantıda, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Güney Kafkasya, Karadeniz ve çevre bölgeler üzerindeki etkilerine de değinmesi bekleniyor. Fidan'ın, çatışmanın adil ve kalıcı bir barışla sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin desteklenmesi gerektiği mesajını vermesi planlanıyor.

Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.

07.06.2026 23:05:00
İhlas Haber Ajansı
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.
Gastronomi şehri Bolu'nun köklü mutfak kültürü, ulusal arenada bir kez daha zirveye taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu İzzet Baysal Abant Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencileri temsil etti. Yarışmada hünerlerini sergileyen genç aşçılar, hazırladıkları yöresel menüyle jüriden tam not aldı. Öğrencilerin özenle hazırladığı "Seben Asma Yaprağı Kapaması", "Bolu Sarı Patatesli Anne Köftesi" ve "Çıtırlı Bal Kabağı" menüsü büyük beğeni toplayarak Bolu'ya Türkiye birinciliğini getirdi.

Kupayı bakan Tekin verdi
Bolu'nun eşsiz lezzetlerini başarıyla tanıtarak şampiyonluğa uzanan öğrenciler ve danışman öğretmenlerine birincilik kupası, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından takdim edildi.İHA

Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek

Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu

07.06.2026 21:03:00
İhlas Haber Ajansı
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu.
Tunceli'de çocukların eğitim hayatına katkı sunmak ve okuma alışkanlığını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi", kent genelindeki köy okullarında önemli bir dönüşüme imza attı. Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak çalışmasıyla yürütülen proje kapsamında, jandarma personelinin gönüllü katkılarıyla temin edilen 5 bin kitap öğrencilerle buluşturulurken, birçok okulun kütüphanesi yenilenerek daha modern ve işlevsel hale getirildi. Eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunmayı hedefleyen proje sayesinde çocukların bilgiye erişim imkânları artırılırken, kitaplarla kurdukları bağın güçlenmesi ve okuma kültürünün yaygınlaştırılması amaçlandı. Proje çerçevesinde ayrıca Mazgirt Akpazar İlkokulu'ndaki anasınıfı modernize edilerek minik öğrenciler için daha çağdaş bir eğitim ortamı oluşturuldu. Bunun yanı sıra, Tunceli İl Jandarma Komutanlığında görev yaparken şehit olan kahraman jandarmanın hatırasını yaşatmak amacıyla Tokat'taki Şehit J. Uzm. Onb. Doğan Kızılateş İlkokulu Kütüphanesine de 500 kitap bağışlandı.İHA

Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı

Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı düzenlendi. Olay yerinde bulunan delilleri inceleyen polis, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
 

07.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı
Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı
Koç Holding'e bağlı Maltepe'deki Otokoç Genel Müdürlüğü'ne 08.30 sıralarında bir silahlı saldırı düzenlendiği bildirildi. Saldırıda yaralanan olmadı.

Sözcü'nün aktardığına göre, binaya iki kurşun isabet etti. Olay yerine maskeyle gelen saldırganlar, silahlarını ve kıyafetlerini yakınlarda bulunan bir AVM'nin bahçesine attıktan sonra taksiyle bölgeden uzaklaştı.

Saldırganların yakalanması için çalışma başlatan polis ekipleri, güvenlik kameraları ve delilleri incelemeye aldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma başlattı.

Anlattığı bir fıkra sebebiyle Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, eleştirilerin odağı olmuş ve bu sebeple hakkında soruşturma başlatılmıştı. Olayın, Koç'un söz konusu fıkrayı anlatmasıyla bağı olup olmadığına dair bir açıklama yapılmadı.

Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

LGS için son bir hafta!


 
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav, yurt içi ve yurt dışında toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrencinin katılımıyla yapılacak.

06.06.2026 10:23:00
AA
LGS için son bir hafta!
LGS için son bir hafta!

14 Haziran Pazar günü yapılacağı duyurulan LGS merkezi sınavının tarihi, aynı gün A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya milli takımıyla oynayacağı müsabakanın bitiş saatinin, sınav başlangıç saatiyle çakışması nedeniyle bir gün öne alınmıştı. Bu doğrultuda merkezi sınav, 13 Haziran'da yurt içi ve yurt dışı sınav merkezlerinde yapılacak. İki oturumdan oluşan sınavın ilk oturumu saat 09.30'da, ikinci oturumu ise saat 11.30'da başlayacak. Merkezi sınav, yurt içinde 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 binada 1 milyon 22 bin 104 öğrenci, yurt dışında ise 8 ülke ve 11 sınav merkezinde 554 öğrenci olmak üzere toplam 1 milyon 22 bin 658 adayın katılımıyla gerçekleştirilecek.

12 Haziran'da okullar tatil

LGS kapsamındaki merkezi sınavın sağlıklı şekilde yürütülmesi ve sınav öncesinde bina ve çevresinin temizlik, hijyen ve fiziki şartlar bakımından sınava hazır hale getirilmesi, sınav salonlarının numaralandırılması ve gerekli yönlendirme levhalarının yerleştirilmesi gibi okul hazırlıklarının tamamlanabilmesi adına 12 Haziran Cuma günü idari tatil ilan edildi. LGS kapsamındaki merkezi sınavda güvenliğin artırılması amacıyla, sınav binalarının girişlerinde üst arama kontrolünün sağlanması, toplantı odalarında ise sınav evraklarının salon görevlilerine dağıtım süreçlerinin izlenebilmesi için yapay zeka destekli altyapıya sahip kamera kurulumu gerçekleştirilecek.

Beslenme paketi verilecek

Bakanlıkça alınan karar doğrultusunda öğrencilere ilk kez sözel ve sayısal oturumları arasındaki dinlenme süresinde beslenme ihtiyaçlarını karşılamak, sınav kaygısını azaltmak ve motivasyonu artırmak amacıyla kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan beslenme paketi dağıtılacak. Beslenme paketi, sınav başvuru esnasında velisi tarafından talep edilen öğrencilere dağıtılacak ve öğrenciler, beslenme paketi talep durumlarına göre okullara yerleştirilecek.
Beslenme paketi istemeyen öğrenci sayısının 40'ın altında olduğu ilçelerde ise bu öğrenciler, beslenme paketi isteyen öğrencilerle aynı binalarda ancak farklı salonlarda sınava girecek.

Sonuçlar 10 Temmuz'da açıklanacak

Sınav sonuçları, 10 Temmuz'da "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek. Tercihlere esas kontenjan tabloları da aynı tarihte yayımlanacak. Tercih işlemleri, 13-24 Temmuz'da yapılacak. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 5 Ağustos'ta ilan edilecek. Yerleştirmeye esas 1. ve 2. nakil tercih başvuruları ve sonuçları ise 5-14 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.