logo
17 AĞUSTOS 2026

Ülkemizdeki çocukların dörtte üçünün ekonomik kaygılar yaşadığını ortaya koyan araştırmaya göre gelir seviyesi düştükçe 'mutluyum' diyen çocukların oranı da geriliyor

Bilgi Üniversitesi ve TÜBİTAK işbirliğiyle gerçekleştirilen bir araştırma Türkiye'deki çocukların üzücü durumunu gözler önüne serdi. Ülkemizdeki çocukların dörtte üçünün ekonomik kaygılar yaşadığını ortaya koyan araştırmaya göre gelir seviyesi düştükçe 'mutluyum' diyen çocukların oranı da geriliyor
 

26.12.2024 17:02:00
Haber Merkezi
 
Ülkemizdeki çocukların dörtte üçünün ekonomik kaygılar yaşadığını ortaya koyan araştırmaya göre gelir seviyesi düştükçe 'mutluyum' diyen çocukların oranı da geriliyor
Ülkemizdeki çocukların dörtte üçünün ekonomik kaygılar yaşadığını ortaya koyan araştırmaya göre gelir seviyesi düştükçe 'mutluyum' diyen çocukların oranı da geriliyor
İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından TÜBİTAK desteğiyle yürütülen "Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye'de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek" başlıklı araştırma projesinin bulguları kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantıda İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, Prof. Dr. Emre Erdoğan ve çocuk hakları araştırmacısı Gözde Durmuş proje bulgularını ve önerilerini katılımcılarla paylaştı. Araştırma pandemi sonrasında çocukların iyi olma halini "maddi durum", "sağlık", "eğitim", "risk ve güvenlik", "barınma ve çevre", "katılım", "ilişkiler" ve "dijital dünya" gibi birçok farklı boyutta ele aldı.  Türkiye genelinde 29 ilde 1500 hane ile yapılan anket çalışmasının yanı sıra Şanlıurfa ve İstanbul'da gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ve odak grup çalışmalarıyla bulgular desteklendi. Projede ayrıca Çocuk Danışma Kurulu hayata geçirilerek çocukların görüşleri sürece dahil edildi.

Gelir yükseldikçe mutluluk artıyor

Türkiye'de çocukların iyi olma halini bütüncül bir perspektifte ele alan araştırma önemli bulgular ortaya koydu. Görüşülen çocukların yüzde 47'si kendini mutlu hissettiğini ifade ederken, bu oran en düşük sosyoekonomik statüye sahip ailelerin çocuklarında yüzde 33, yüksek sosyoekonomik statülü ailelerin çocuklarında ise yüzde 64. Buna göe daha yüksek sosyoekonomik statüye sahip çocuklar, akranlarından daha mutlular.

Çocukların dörtte üçü ekonomiden kaygılı

Araştırmanın önemli bulgularından biri de çocuklar arasında kaygı düzeyinin yüksekliği. Görüşülen çocukların dörtte üçü ekonominin durumundan veya aile bireylerinden birinin başına kötü bir şey gelmesinden kaygı duyuyor. Gelecekle ilgili planlarının gerçekleşmeyeceğinden ve COVID-19 benzeri bir pandemiden kaygı duyan çocukların oranı yüzde 63. Çocukların önemli kaygı kaynaklarından biri de sınavlarında (yüzde 63) ve derslerinde başarısız olmak (yüzde 60). Araştırma çalışması çerçevesinde görüşülen çocukların yüzde 53'ü deprem, orman yangını gibi doğal afetleri en önemli üç tehdit arasında görürken, işsizlik yüzde 49 ile ikinci sırada, yoksulluk ise yüzde 45 ile üçüncü sırada gelmekte. Salgın hastalık yanıtıysa yüzde 33 ile dördüncü sırayı alıyor.

Çocuklar haftada 8-11 saat çalışıyor

Araştırma, görüşülen çocukların yüzde 11'inin çalıştığını ortaya koyuyor. Çalışma oranı, erkek çocuklarda yüzde 13, kız çocuklarda ise yüzde 7 olarak belirlendi. Düşük sosyoekonomik statüde bu oran yüzde 18'e yükselirken, yüksek sosyoekonomik statüde yüzde 3'e düşüyor. Çocukların yarısından fazlası (yüzde 53) dükkanlarda çalışırken yüzde 20'si fabrikalarda çalışıyor. Haftada 8-11 saat çalışan çocukların, haftalık ortalama gelirleri 2000 TL'nin altında kalıyor. Çalışma nedenleri arasında harçlık çıkarma (yüzde 54), aileye destek sağlama (yüzde 47) ve meslek öğrenme (yüzde 39) öne çıkıyor.

Fakirlik başarıya engel oluyor

Aaştırma, düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların okulda ders öğrenemediğini de ortaya koydu. Araştırmaya katılan çocuklardan 112'si eğitimine ara vermek zorunda kaldığını ifade etti. Bu durumun başlıca nedenleri arasında ders başarısızlığı (yüzde 54), okula gitmek istememe (yüzde 51) ve çalışma zorunluluğu (yüzde 28) yer alıyor. Eğitime geri dönmek isteyen çocukların oranı ise yalnızca yüzde 13. Araştırmaya göre düşük sosyoekonomik statüye sahip çocukların yüzde 26'sı evde ders çalışamadığını belirtirken, bu oran en yüksek sosyoekonomik statüde yüzde 8'e düşüyor. Evde çalışma ortamı olmayan çocuklar için okul, olmak istedikleri yer haline geliyor. Ancak düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların yüzde 23'ü kalabalık sınıflar gibi nedenlerle okulda da ders öğrenemediklerini ifade ediyor.

Ev içerisindeki iş yükü kız çocuklarında

Çocukların ev içerisindeki iş yüklerinin de toplumsal cinsiyete ve sosyoekonomik statülerine bağlı olarak değiştiği araştırma sonuçları arasında. Kız çocuklarının yüzde 89'u kendi yataklarını toplarken, yüzde 79'u sofra kurup kaldırırken, yüzde 63'ü kahvaltısını hazırlarken, yüzde 50'si ev temizliği yaparken, yüzde 50'si bulaşık yıkarken ve yüzde 26'sı yemek yaparken bu oranlar erkek çocuklarında çok daha düşük oranlarda kalıyor.

'Çocukluk korunaklı bir alan değil'

Proje Koordinatörü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, araştırmaya ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Çocuklar, korona, ekonomik kriz, deprem ve geleceğe dair endişelerini yaşamlarını anlatırken vurguluyorlar. Eğitim sisteminin sınav odaklı yapısı da çocukların günlük yaşamlarına ve kendilerini ifade biçimlerine derinden yansıyor. Sosyoekonomik farkları aşan bir endişe hali, tüm gelir gruplarındaki çocuklarda yetememe hissi ve geleceğe dair bir telaş yaratıyor. Çocuklar bu farkları kriz değil, kaygı, korku ve mutsuzluk olarak ifade ediyor. Dijital dünya ise yalnızca risklerle değil, sunduğu fırsatlarla da değerlendirilmeli. Eğitim ortamlarının güvenilir alanlar olması ve başarı gösteremeyen çocuklar için destekleyici mekanizmalar geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Çocukların çocuk olabilmesi, huzurlu bir çocukluk deneyimi yaşayabilmesi için sınav baskısının eğitim sistemindeki etkisinin azaltılması gerekiyor."

'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı

"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 12 maddelik 'çerçeve yasa', PKK cephesinde yetersiz bulundu

16.08.2026 18:22:00
Haber Merkezi
 
'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı
'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı
"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 12 maddelik 'çerçeve yasa', PKK cephesinde yetersiz bulundu.

Terör örgütü elebaşı Murat Karayılan, yayımladığı Kürtçe video mesajda, Cumhuriyet tarihinde Kürt iradesinin tanınması adına bu yasanın yeni bir adım olduğunu belirtse de düzenlemenin yapısal eksiklikler taşıdığını ve sorunun özünü ıskaladığını iddia etti.

"Mesele Sadece Silah Bırakmaya İndirgenemez"



Yasanın çerçevesinin çok dar tutulduğunu ve yüzyıllık bir sorunu çözmekten uzak olduğunu savunan Karayılan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bu kanunun çok eksiği ve yanlışı vardır. İçinde Kürt kelimesi bile geçmiyor. Demokrasiden hiç bahsedilmemiş. Halkımızın hassasiyetleri ve hareketimizin görüşleri dikkate alınmamış. Meseleyi sadece gerillanın silah bırakmasına indirgemiştir. Oysa bu dar yaklaşım sorunu çözüme kavuşturamaz. Mücadeleyi silah zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşımaya hazırız ancak bunun için imkan yaratılmalıdır."

Ankara'ya "Öcalan'ın Fiziki Özgürlüğü" Şartı



Sürecin başlangıcında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Öcalan Meclis'e gelsin, DEM Parti grubunda konuşsun" çağrısını hatırlatan Karayılan, örgütün Fesih Kongresi kararlarını bu esas üzerine aldığını belirtti. Sürecin İmralı üzerinden yürütülmesi gerektiğini savunan terör örgütü elebaşı, "Sürecin mimarı zindandaysa bu iş yürümez. Öcalan'ın fiziki özgürlüğü bu sürecin olmazsa olmazıdır. O hapisteyken kimse silah bırakamaz, ancak kendisi devreye girerse bu durum gerçekleşebilir" diyerek Ankara'ya şart koştu.

Siyasi Partilere Eleştiri: "Halen Terör Diyorlar"

Karayılan, Meclis'teki yasal düzenlemeyi gerçekleştiren iktidar bloku (AKP ve MHP) ile sürece karşı çekimser veya yetersiz destek veren muhalefetin (CHP) mevcut yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:

Kalıcı barışın Türkiye halklarına ve Orta Doğu'daki Türkiye öncülüğüne büyük kazançlar sağlayacağını ifade eden Karayılan, devlet aklının halen güvenlikçi politikalardan sıyrılamadığını öne sürdü. "Biz demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz ancak karşı tarafın yaklaşımı böyle değil, halen bizi terörist ve suçlu sayıyorlar" diyerek iktidarın dilini eleştirdi.

Geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini belirten Karayılan, Meclis çatısı altında bir "Adalet ve Hakikati Açığa Çıkarma Komisyonu" kurulmasını talep etti.

Silahlı mücadele stratejisini sonlandırdıklarını iddia eden Karayılan, Ankara'daki tüm aktörlerin Kürt realitesini anayasal ve hukuki zeminde tanımadığı sürece "çerçeve yasa"nın tek taraflı bir dayatmadan öteye geçemeyeceğini savundu.

Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyonda aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 32 şüpheli tutuklanırken arama yapılan tek bir adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

16.08.2026 17:39:00
Haber Merkezi
 
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyon kapsamında; tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında tek bir adreste kaynağı belirsiz 1,34 milyar TL değerinde 200 kilo külçe altın ele geçirildi.

Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan soruşturma kapsamında bir adreste arama yapıldı.

Tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında adreste kaynağı belirsiz 200 kilogram külçe altın bulundu.

Operasyon kapsamında örgütün lideri Alihan Kuriş dahil 38 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme 38 şüpheliden 32'sinin tutuklanmasına karar verdi.

Hakkında tutuklama kararı verilen şüpheliler arasında örgütün lideri Alihan Kuriş de bulunuyor.

Mahkeme altı şüpheliyi ise ev hapsine çarptırdı.

Hakkında ev hapsi kararı verilen isimler arasında, eski Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi Ahmet Gökcen de bulunuyor.

Tutuklanmasına karar verilen isimler şöyle: Alihan Kuriş, Fahri Candemir, Süleyman Kahraman, Recep Okumuşlar, Şeref Toprak, Mehmet Hilmi Molla, Nezih Murat Büyükgöze, Metin Güer, Hilmi Şenol, Süleyman Hilmi Dinç, Yunus Aslan, Muharrem Hilmi Akbulut, Mehmet Aksu, Muhammed Dağ, Mehmet Bozpınar, Mehmet Akbacakoğlu, Ahmet Şimşek, Abdulkerim Emrah, İsa Çardak, Cevat Bağcı, Zeki Altınel, Hüseyin Türker, Mehmet Kurban, Mehmet Tekin, Mustafa Gökduman, Hamza Deniz, Kazım Per, Ahmet Uğur Pakcan, Rıdvan Erdal, Zübeyr Özcan, Hayrullah Uusl, Muhammet Karaköse.

Ev hapsine çarptırılan isimler: Yusuf Büyükgöze, Ahmet Gökcen, Ömer Yılmaz, Ahmet Efe, Selman Süleyman Keşkekçi, İsmail Hakkı Akgün.

Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza

İstanbul Sarıyer'de Kuzey Marmara Otoyolu'nda PTT kargo kamyonu otomobile arkadan çarptı. Kazada 1'i çocuk 2 kişi hayatını kaybederken 6 kişi de yaralandı

16.08.2026 16:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza
Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza
Kaza, Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy Mevkii'nde yaşandı. Edirne istikametine seyreden PTT'ye ait kargo kamyonu, 34 PRV 011 plakalı otomobile çarptı. Feci kazada, otomobilde bulunan aileden 1'i çocuk 2 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi de yaralandı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ekibi ve itfaiye sevk edildi. Yaralılar sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastanelere kaldırıldı. Olay yerinde hayatını kaybettiği anlaşılan 1'i çocuk 2 kişinin cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Kaza nedeniyle Kuzey Marmara Otoyolu Edirne istikametinde trafik tamamen durdu. Ekipler araçların kaldırılması için çalışma başlattı.

Diyarbakır'da minibüs kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi

15.08.2026 18:03:00 / Güncelleme: 15.08.2026 18:05:50
İHA
 
Diyarbakır'da minibüs kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi
Diyarbakır'da minibüs kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi
Lice ilçesi Karahasan Mahallesi Heylo mezrasında minibüsün devrilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında 16 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi.



Kazada, olay yerinde 2 kişi hayatını kaybetti. Hastaneye sevk edilen yaralılardan önce 3 kişi, daha sonra 2 kişinin hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 7'ye yükseldi. 9 kişinin tedavisi devam ediyor.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Tüp dolum tesisindeki yangında soğutma çalışmaları devam ediyor

Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan oksijen dolum tesisinde meydana gelen yangında soğutma çalışmaları devam ederken yangında 2 vatandaşın da yaralandığı bilgisine ulaşıldı

15.08.2026 11:45:00 / Güncelleme: 15.08.2026 11:48:18
İHA
 
Tüp dolum tesisindeki yangında soğutma çalışmaları devam ediyor
Tüp dolum tesisindeki yangında soğutma çalışmaları devam ediyor
Yangın, saat 08.30 sıralarında Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Atatürk Mahallesi'nde faaliyet gösteren Kavas Oksijen Dolum tesisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre henüz belirlenemeyen bir sebeple tesiste patlama sonrası yangın çıktı. Büyük bir gürültüyle tüplerin patladığı yangın sonrası bölgeye Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı ekipler ile 6 ambulans, 6 su tankeri, 6 asayiş devriye ekibi ile arama kurtarma ekipleri sevk edildi.

Patlamanın şiddetiyle çevredeki evlerin camları da kırıldığı öğrenildi.



Ekipler tarafından uzun müdahaleler sonrası yangın kısmen kontrol altına alınırken soğutma çalışmaları devam ediyor.

Öte yandan, yangın nedeniyle 2 kişinin de dumandan etkilendiği ve Salihli Devlet Hastanesine kaldırıldığı öğrenildi.

Manisa Valiliği Kriz Merkezi'nin de yangınla ilgili gelişmeleri yakından takip ettiği öğrenildi.

Deprem dünya turunda


 
Bu yaz dünya büyük depremlerle sarsılıyor. Venezuela'da 24 Haziran'da meydana gelen çifte depremin ağır tablosu henüz netleşmedi. Venezuela'nın komşusu Kolombiya, geçtiğimiz Pazar günü büyük bir depremle sarsılmıştı. Yılın en şiddetli depremi ise 7.8 ile Filipinler'de meydana geldi.

15.08.2026 11:08:00 / Güncelleme: 15.08.2026 11:12:58
Abdülkadir Gündoğdu
 
 Deprem dünya turunda
 Deprem dünya turunda

Bu yaz dünya büyük depremlerle sarsılıyor. Venezuela'da 24 Haziran'da meydana gelen çifte depremin ağır tablosu henüz netleşmedi. Venezuela'nın komşusu Kolombiya geçtiğimiz Pazar günü büyük bir depremle sarsılmıştı. Yılın en şiddetli depremi ise 7.8 ile Filipinler'de meydana geldi.

7 Haziran

Filipinler açıklarında yerin 57.2 kilometre altında 7.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde 107 kişi hayatını kaybetti. Bu deprem şu ana kadar 2026'nın en şiddetli depremiydi.

24 Haziran

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran'da Venezuela'da 39 saniye arayla 7.2 ve 7.5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran'daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı maddi hasarın maliyetini 6.7 milyar dolar olarak hesaplamıştı. İki büyük depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 6 bin 301'e yükseldi. Deprem nedeniyle kayıp olanların sayısı 18 binden fazla! Sayıyı 50 bine çıkaran kaynaklar da var! La Guaira kentindeki binaların yüzde 80'i çöktü. Depremlerin yerin 10 kilometre derinliğinde olması hasarı ve ölüm sayısını yükseltti.

28 Temmuz

Japonya'nın Kumamato kenti 6.8 büyüklüğündeki depremle sarsındı. Depremin derinliğinin 10 kilometre olması sonucunda 39 kişi hayatını kaybetti.


10 Ağustos

Güney Amerika ülkesi Kolombiya'da 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Merkez üssü Kolombiya'nın batısındaki San Jose del Palmar kentinin yaklaşık 5 kilometre doğusuydu. Depremin derinliğinin 107 kilometre olduğu bilgisi paylaşıldı. Depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 14 Ağustos itibariyle 281'e yükseldi. Üç gün ulusal yas ilan edilen ülkede deprem nedeniyle 'ekonomik acil durum' kararı alındı.


14 Ağustos

Endonezya'nın Doğu Nusa Tenggara eyaletindeki Nagekeo bölgesi açıklarında 7.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, Doğu Nusa Tenggara ve Güney Sulawesi'nin çeşitli bölgelerinde güçlü şekilde hissedilirken kıyı kesimlerinde tahliyeler gerçekleştirildi. Sikka'da arama kurtarma ekipleri hasar gören bölgelerde çalışma yürüttü. Depremde şu ana kadar 20 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Deprem 10 kilometre derinlikte meydana geldi.

15 Ağustos

İspanya'nın Granada kentinde 5 büyüklüğündeki depremin ardından vatandaşlar sokağa çıktı. Granada'ya bağlı Alhendin bölgesinde meydana gelen deprem, kent genelinde bazı bölgelerde maddi hasara yol açtı. Depremin ardından bölge sakinleri tedbir amacıyla evlerinden çıkarak sokaklarda bekledi.

Yaz sıcağında böbrekleri korumanın 8 yolu


 
Genellikle belirti vermeden ilerlediği için 'sessiz hastalık' olarak tanımlanan kronik böbrek hastalığının dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde görüldüğü ve bu kişilerin önemli bir bölümünün hastalığının farkında olmadığı tahmin ediliyor. Özellikle yaz aylarında risk artıyor.

15.08.2026 01:10:00
Murat Çorbacı
 
Yaz sıcağında böbrekleri korumanın 8 yolu
Yaz sıcağında böbrekleri korumanın 8 yolu

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2026 yılı verilerine göre yaklaşık 674 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla yaşıyor. Yaz mevsimiyle birlikte artan sıcaklıklar, böbrek sağlığını tehdit edebiliyor. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, özellikle aşırı sıcaklara uzun süre maruz kalmanın böbrek sağlığını olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekerek, "Sıcak havalarda vücudun ısı dengesini korumak için oluşturduğu fizyolojik yanıtlar böbrekler üzerinde ek yük oluştururken, terlemeyle gelişen sıvı kaybı da buna eşlik edebilmektedir. Yüksek nem ise terin buharlaşmasını azaltarak vücudun ısı kaybetmesini zorlaştırmakta ve ısı stresini artırmaktadır. Şiddetli ısı stresi, özellikle ciddi sıvı kaybı (dehidratasyon) veya sıcak çarpması geliştiğinde, akut böbrek hasarına yol açabilmektedir" dedi.

8 önemli kural

Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 kuralı anlattı.

1. Sıvı dengenizi koruyun. Sıcak havalarda terlemeyle sıvı kaybı artabiliyor. Günlük sıvı alımınızı sıcaklık, fiziksel aktivite ve terleme miktarınıza göre ayarlayın. Herkes için geçerli tek bir su miktarı olmadığını unutmayın. Kalp yetmezliği, ileri evre böbrek hastalığı veya diyaliz tedavisi nedeniyle sıvı kısıtlamanız varsa, hekiminizin önerdiği miktarda su tüketmeye özen gösterin.

2. Aşırı sıcaklarda yoğun fiziksel aktiviteden kaçının. Egzersiz ve ağır açık hava aktivitelerini mümkün olduğunca günün daha serin saatlerinde yapın.

3. Tansiyonunuzu takip edin, ilaçlarınızı kendi kendinize değiştirmeyin. Baş dönmesi, bayılma hissi veya alışılmışın dışında tansiyon değerleriniz düşerse, ilaçlarınızı kendi kendinize kesmek yerine hekiminize danışın.

4. Gelişigüzel ağrı kesici kullanmayın. Nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) grubunda yer alan bazı ağrı kesiciler böbreğin kan akımını düzenleyen mekanizmaları etkileyebiliyor. Özellikle böbrek hastalığınız varsa NSAİİ grubu ağrı kesicileri hekime danışmadan sık ve kontrolsüz kullanmayın.

Böbrek taşına dikkat!

5. Böbrek taşı öykünüz varsa, dikkat! Sıcak havalarda terlemeyle sıvı kaybı arttığında ve bu kayıp karşılanmadığında idrar hacmi azalabiliyor. Düşük idrar hacmi, idrardaki taş oluşturucu maddelerin yoğunluğunu artırarak taş oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle yeterli sıvı alımı, özellikle daha önce böbrek taşı geçirmiş kişilerde taş tekrarını önlemenin temel yöntemlerinden birini oluşturuyor.

6. İshal ve kusmaya bağlı sıvı kaybını önemseyin.

7. Kronik böbrek hastalığınız varsa, bu belirtileri sıcaktan sanmayın. İdrar miktarında belirgin azalma, bayılma, bilinç bulanıklığı, sıvı alamama veya belirgin ve devam eden halsizlik gelişirse, bu yakınmaları yalnızca sıcağa bağlamayın. Özellikle kronik böbrek hastalığınız varsa tıbbi değerlendirme için gecikmeyin.

8. Hekim kontrollerinizi aksatmayın. Diyabet ve hipertansiyon, kronik böbrek hastalığının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Sıcak havalarda sıvı kaybı, kan basıncındaki değişiklikler ve diyabetli kişilerde kan şekeri kontrolünün bozulması, mevcut böbrek hastalığı açısından ek sorunlara neden olabiliyor. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların etkileri sıcak hava ve sıvı kaybı dönemlerinde değişebiliyor. 

İstismar iddiası şehri ayağa kaldırdı

İşitme ve konuşma engelli genç kızın, 4 şahsın cinsel istismarına uğradığı iddiası sonrası 4 şüpheli gözaltına alınırken genç kızın yakınları ve vatandaşlar karakolun önünde toplandı

14.08.2026 18:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstismar iddiası şehri ayağa kaldırdı
İstismar iddiası şehri ayağa kaldırdı
Gaziantep'te işitme ve konuşma engelli genç kızın, 4 şahsın cinsel istismarına uğradığı iddia edildi. Olay sonrası 4 şüpheli gözaltına alınırken genç kızın yakınları ve vatandaşlar karakolun önünde toplanarak yaşananlara tepki gösterdi.

Olay, Şahinbey ilçesi Cengiz Topel Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, işitme ve konuşma engelli S.P. (24) aracına bindiği bir şahıs tarafından bilinmeyen bir adrese götürüldü. Genç kıza, götürüldüğü adreste boyacı, tesisatçı, berber ve berber kalfası olduğu iddia edilen M.T. (28), S.B. (26), M.E. (24) ve F.R. (18) isimli şahıslar tarafından cinsel istismarda bulunulduğu öne sürüldü. Daha sonra serbest bırakılan genç kız, yaşananları ailesine anlattı.



4 şüpheli yakalandı, olayı duyan vatandaşlar karakol önüne koştu

İhbar üzerine çalışma yapan polis ekipleri olaya karıştığı öne sürülen 4 şahsı gözaltına aldı. Şüpheli şahıslar emniyete götürülürken bu sırada karakol önünde toplanan genç kızın ailesi ile yüzlerce vatandaş yaşananlara tepki gösterdi. Vatandaşlar, şüphelilerin en ağır cezayı almasını istedi. Genç kızın istismara uğrayıp uğramadığı iddiasının ise yapılacak sağlık kontrollerinin ardından netleşeceği belirtildi.

Konu ile ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Bekir Bozdağ'daki belirgin değişim dikkat çekti!

Rahatsızlığı nedeniyle uzun süredir tedavi gören ve kameralardan uzak kalan TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Genel Kurul'daki kritik yasa oylaması için Meclis'e geri döndü. Bozdağ'ın yaşadığı belirgin değişim ve ciddi kilo kaybı sosyal medyada en çok konuşulan başlıklar arasına girdi

14.08.2026 16:40:00
Haber Merkezi
 
Bekir Bozdağ'daki belirgin değişim dikkat çekti!
Bekir Bozdağ'daki belirgin değişim dikkat çekti!
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ, sağlık sorunları nedeniyle ara vermek zorunda kaldığı yasama çalışmalarına kritik bir oylama için geri döndü.

Meclis gündemini meşgul eden "Çerçeve Yasa" görüşmelerine ve oylamasına destek vermek amacıyla Genel Kurul salonundaki yerini alan Bozdağ, aylar sonra ilk kez kameralar tarafından kaydedildi.

Görenler tanımakta güçlük çekti: Belirgin kilo kaybı

Siyaset muhabiri Mahir Kılıç'ın objektifine yansıyan karelerde, zorlu bir tedavi sürecinden geçtiği bilinen Bekir Bozdağ'ın aşırı derece zayıfladığı ve fiziki olarak büyük bir değişim geçirdiği görüldü.

Kamuoyunda uzun süredir kanser tedavisi gördüğü yönünde iddialar bulunan ancak hastalığının detaylarına ilişkin resmi makamlarca ayrıntılı bir açıklama yapılmayan Bozdağ'ın son hali, hem parlamento kulislerinde hem de sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Kritik oylama için "sorumluluk alarak" Melis'e geldi

Siyaset çevrelerinde "parti içi aidiyet ve dava adamlığı" vurgusuyla öne çıkan bu katılım, Bozdağ'ın ciddi sağlık sorunlarına ve bitkin görüntüsüne rağmen Meclis Genel Kurulu'ndaki kritik dengeler için irade ortaya koyması şeklinde değerlendirildi. Fotoğrafların basına sızmasının hemen ardından, eski bakanın eski ve yeni görüntüleri kıyaslanarak kısa sürede dijital platformlarda Türkiye gündeminin üst sıralarına tırmandı.

Sosyal medya iki grupta kutuplaştı

Bekir Bozdağ'ın görüntülerinin yayılmasıyla birlikte sosyal medya kullanıcıları adeta ikiye bölündü. Bir kesim siyasi geçmişine ve geçmişteki tartışmalı yasa süreçlerine atıfta bulunarak "ilahi adalet" ve "vebal" eleştirilerinde bulunurken, diğer kesim ise her şeyden bağımsız olarak bir siyasetçinin yaşadığı ağır sağlık mücadelesine saygı duyulması gerektiğini belirterek "geçmiş olsun" ve şifa dileklerini paylaştı.

Yetkililerden veya Bozdağ'ın yakın çevresinden güncel sağlık durumu ya da tedavinin seyri hakkında yeni bir resmi bilgilendirme henüz yapılmış değil.

Marmara nefes alamıyor

Kendine has iki tabakalı su yapısıyla bir dönem Türk balıkçılığının kalbi olan Marmara Denizi, endüstriyel baskılar, kirlilik ve yetersiz arıtma nedeniyle tarihi bir dönüşüm yaşıyor. Uzmanlar biyoçeşitlilikteki trajik düşüşe karşı acil eylem çağrısı yapıyor

14.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Marmara nefes alamıyor
Marmara nefes alamıyor
Türkiye'nin iç denizi olan Marmara, Karadeniz ile Ege arasında sadece coğrafi bir köprü değil, aynı zamanda deniz canlıları için hayati bir biyolojik koridordur. Ancak son yıllarda yaşanan müsilaj krizleri, derin deniz deşarjı uygulamaları ve artan endüstriyel yük, bu hassas ekosistemi kırılma noktasına getirdi. Bilimsel veriler ve saha araştırmaları, Marmara'nın dünü ile bugünü arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.

Eski ile kıyas: 1989 kırılması ve azalan direnç

Marmara Denizi, 1970'li ve 80'li yıllara kadar Akdeniz ve Ege'den çok daha yüksek bir balıkçılık verimliliğine sahipti. Ancak hidrobiyologların raporlarına göre, 1989 yılında devreye alınan Ahırkapı Derin Deniz Deşarjı, Marmara için ekolojik yıkımın başlangıç noktası oldu.

Atıkların alt akıntıyla Karadeniz'e taşınacağı varsayımıyla kurulan bu sistem, zamanla tüm havzaya yayılarak denizin dip katmanlarında oksijenin hızla tükenmesine yol açtı. Son 30 yılda ekosistemin insan kaynaklı rahatsızlıklara karşı dirençliliği tamamen dibe vurmuş durumdadır.

Deniz canlısı çeşitliliğinde büyük kan kaybı

Marmara Denizi'ndeki kirlilik ve oksijensizlik doğrudan biyoçeşitliliği vurdu. Yapılan araştırmalar, özellikle 2021 yılındaki büyük müsilaj felaketinin ardından balık tür çeşitliliğinde yüzde 25 civarında net bir azalma olduğunu ortaya koyuyor.

Eskiden Marmara'da bolca bulunan kalkan, uskumru, orkinos, kolyoz ve kırlangıç gibi ekonomik değeri yüksek balıklar artık bu sularda neredeyse hiç görülmüyor.

Avlanan hamsi, istavrit ve sardalya gibi pelajik türlerin miktarında yüzde 20'ye yakın düşüş yaşandı.

Kıyıdan 30 metre derinliğe kadar olan sünger topluluklarında kitlesel ölümler, mercan resiflerinde ise yüzde 30'a varan kayıplar saptandı.

Madalyonun diğer yüzünde ise oksijensizliğe bağlı olarak ekosistem dengesinin bozulması nedeniyle denizanası, köpek balığı ve vatoz gibi kıkırdaklı türlerin popülasyonlarında ve kıyıya göçlerinde radikal artışlar gözleniyor.

Arıtma tesisleri ne durumda? "Ön arıtma" çıkmazı

Marmara'yı kurtarmanın şifresi atık suların azot ve fosfordan tamamen arındırılmasından geçiyor. Ancak Marmara'ya deşarj edilen atık suyun yaklaşık yüzde 76,5'inden sorumlu olan İstanbul başta olmak üzere, bölge genelinde ileri biyolojik arıtma kapasitesi henüz istenen seviyede değil.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kentte işletilen 91 atık su arıtma tesisinin yalnızca 36'sı ileri biyolojik, 48'i biyolojik ve 7'si ön arıtma (fiziksel) statüsündedir. Toplam arıtma kapasitesinin yarısından fazlasını halen azot ve fosforu ayrıştıramayan ilkel ön arıtma ve fiziksel arıtma yöntemleri oluşturuyor. Çevre Kanunu'na eklenen maddelerle Marmara Havzası'ndaki belediyelere ileri biyolojik tesis kurma zorunluluğu getirilmiş olsa da finansal ve lojistik gecikmeler nedeniyle eylem planlarının gerisinde kalınmış durumda.

Marmara'yı kurtarmak için neler yapılmalı?

Uzmanlar, Marmara Denizi'nin bir "atık çukuru" olmaktan çıkarılması ve ekosistemin kendini onarabilmesi için şu acil adımların atılması gerektiğinde birleşiyor:

Sıfır Deşarj Politikası: Bir litre su bile ileri biyolojik arıtmadan geçirilmeden, azot ve fosfor yükü sıfırlanmadan Marmara Denizi'ne kesinlikle verilmemelidir.

Derin Deniz Deşarjından Vazgeçilmesi: Denizin alt tabakasını yok eden derin deniz deşarjı uygulamaları tamamen sonlandırılmalı, sular karada geri kazanılarak sanayide kullanılmalıdır.

Bölgesel Ortak Yönetim Planı: Tek bir belediyenin çabası yetersizdir. Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) gibi bilimsel projeler baz alınarak, tüm havza illerini kapsayan tek elden bir yönetim planı titizlikle uygulanmalıdır.

Sıkı Denetim ve Cezai Yaptırım: Sanayi tesislerinin, organize sanayi bölgelerinin (OSB) ve deniz ulaşım araçlarının sintine/balast deşarjları Sürekli İzleme Merkezleri üzerinden 24 saat kesintisiz denetlenmeli, cezalar caydırıcı hale getirilmelidir.

Koruma Alanlarının Genişletilmesi: Deniz çayırlarının restorasyonu sağlanmalı ve belirli bölgeler tamamen endüstriyel/ticari balıkçılığa kapatılarak deniz canlılarına üreme ve sığınma alanları yaratılmalıdır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.