"Ne istediler de vermedik (li)" yıllar yandaş medya içinde bahardı. Her şey iyi gidiyor. Kalpleri, cepleri hep bir atıyordu. Ergenekon'da, Balyoz'da, Sümeyye'ye, Arınç'a suikast senaryolarında adeta aynı metinleri yazıyorlardı. Hele Kabataş olayı yok mu? Hepsi bir anda mücahit, mücahide kesilmişti.
"Belden yukarıları çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 80-100 kişilik bir grup, bebeğiyle birlikte durakta bekleyen genç kadını dövmüştü. Yetmemiş, üzerine idrarlarını yapmışlardı."
Görüntülerde böyle bir olay yaşanmadığını, kimsenin o bayana bırak dokunmayı, yanaşmadığı bile açıkça görüldü. Ortaya tepkiler çıktı. Ama Kabataş yalancılarından saçı örtülü yazarlar (Elif Çakır, Halime Kökçe, Nihal Bengüsu Karaca, Hilal Kaplan) bu konuyu hem kendileri, hem de zamanın başbakanı için (çünkü Erdoğan'da her gittiği yerde bu olayı anlatarak milleti galeyana getiriyordu) namus meselesi yaptılar, iftiralarında ısrar ettiler.
Ta ki 17-25 Aralık süreci iyice kızışana, AKP'deki başkanın, başbakanın emir eri mi yoksa lider mi, olduğu tartışmaları iyice alevlenene kadar. İşte bu kızışma ve alevlenme AKP'de olduğu gibi yandaş kalemlerde de kopmalara, saf değiştirmelere, kovulmalara neden oldu.
Bunlardan biri de Kabataş fedaisi, o gelinle röportaj yapan Elif Çakır. AKP'De fay hatlarının hareketlenmesi Bayan Çakır'ın kalemini de titretmeye başlamıştı. En son dayanamadı ve kalemi kırdı. Patronu Ethem Sancak'ın, Erdoğan'a olan aşkını çekemeyip, eleştirince gazeteden (Star'dan) kovuldu. Ve açtı bayrağı.
"Erdoğan ve arkadaşları, bize böylesi bir Türkiye vaat etmemişlerdi."
"Teröre alıştık; o yüzden "Bizden 1 gidiyorsa onlardan 10 gidiyor" hesabı yapılıyor!"
"Eğer iktidar sahipleri "düşünce suçlarının" affından ziyade "akçalı suçların" affına fazla mesai harcamakta ısrar ederse? (etsin)" gibi çıkışlarıyla iyice göze batmaya başladı.
Davutoğlu'na aylar öncesinden geliyorum, diyen darbeyle devrilmesinden sonra Bayan Çakır yazılmamış bir yazı yazdı. Tabi yazıyı okuyunca 13 yıldır aklın tatilde miydi, diye sormadan da edemedim. Okuyun. Belki sizde sorarsınız.
"Meğer ne büyük 'dertten' kurtulmuşlar! AK Parti'ye, üyelerine, delegelerine, milletvekillerine büyük geçmiş olsun, demek isterim. Allah gazalarını mübarek etsin. Allah bir daha kendilerine böylesi büyük bir sıkıntı vermesin. Allah bir daha dert keder göstermesin, kendilerine!
Meğer 20 aydır, kan kusup, kızılcık şerbeti içmişler! Meğer çekmemişler Davutoğlu döneminden çektikleri kadar hiçbir şeyden!
Meğer ne kadar 'uyumsuz' bir dönemmiş Davutoğlu dönemi! Meğer günde üç kez 'temenna'da bulunan Davutoğlu arkada ne dolaplar, ne dolaplar çeviriyormuş!
Sabah, öğle, akşam 'Sayın Cumhurbaşkanımızla aramızda, görüşlerimizde milim fark yok" diyen Davutoğlu 'oyuncunun' da önde gideni miymiş?
Meğer millet yüzündeki masum gülümsemeye tav olurken, o arkada bildiğin ahaliyi kekliyormuş, iyi mi?
Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın altını oyum oyum oyuyormuş! Milletin gönlünden, yüreğinden Erdoğan'ı silmeye çalışıyormuş!
Meğer bizim bilmediğimiz "ne çok şey varmış" arkadaş! (Biz derken AK Partili delegelerin, milletvekillerinin dışında kalanlar anlamında.)
Allah'tan, AK Parti olağanüstü kongre kararı aldı da, feraha, huzura erdiler. Gönüllerinden geldiği gibi, ferah ferah "Liderimiz Erdoğan'dır" diyebildiler.
Ne diyelim. Büyük geçmişler olsun. Allah bundan daha büyük dert, keder vermesin. Kurtuldular. Ve şimdi 'hiç durmadan', 'nefes almadan' 'kutlu yürüyüşlerine' emin adımlarla, kendilerinden emin, büyük bir özgüven içerisinde, gümbür gümbür yürüyeceklerdir." (Elif Çakır Taraf)
Evet, hep beraber soralım; Doğruları yazabilmek için illa menfaatin bitmesi mi lazım? Ne dersiniz?
"Belden yukarıları çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 80-100 kişilik bir grup, bebeğiyle birlikte durakta bekleyen genç kadını dövmüştü. Yetmemiş, üzerine idrarlarını yapmışlardı."
Görüntülerde böyle bir olay yaşanmadığını, kimsenin o bayana bırak dokunmayı, yanaşmadığı bile açıkça görüldü. Ortaya tepkiler çıktı. Ama Kabataş yalancılarından saçı örtülü yazarlar (Elif Çakır, Halime Kökçe, Nihal Bengüsu Karaca, Hilal Kaplan) bu konuyu hem kendileri, hem de zamanın başbakanı için (çünkü Erdoğan'da her gittiği yerde bu olayı anlatarak milleti galeyana getiriyordu) namus meselesi yaptılar, iftiralarında ısrar ettiler.
Ta ki 17-25 Aralık süreci iyice kızışana, AKP'deki başkanın, başbakanın emir eri mi yoksa lider mi, olduğu tartışmaları iyice alevlenene kadar. İşte bu kızışma ve alevlenme AKP'de olduğu gibi yandaş kalemlerde de kopmalara, saf değiştirmelere, kovulmalara neden oldu.
Bunlardan biri de Kabataş fedaisi, o gelinle röportaj yapan Elif Çakır. AKP'De fay hatlarının hareketlenmesi Bayan Çakır'ın kalemini de titretmeye başlamıştı. En son dayanamadı ve kalemi kırdı. Patronu Ethem Sancak'ın, Erdoğan'a olan aşkını çekemeyip, eleştirince gazeteden (Star'dan) kovuldu. Ve açtı bayrağı.
"Erdoğan ve arkadaşları, bize böylesi bir Türkiye vaat etmemişlerdi."
"Teröre alıştık; o yüzden "Bizden 1 gidiyorsa onlardan 10 gidiyor" hesabı yapılıyor!"
"Eğer iktidar sahipleri "düşünce suçlarının" affından ziyade "akçalı suçların" affına fazla mesai harcamakta ısrar ederse? (etsin)" gibi çıkışlarıyla iyice göze batmaya başladı.
Davutoğlu'na aylar öncesinden geliyorum, diyen darbeyle devrilmesinden sonra Bayan Çakır yazılmamış bir yazı yazdı. Tabi yazıyı okuyunca 13 yıldır aklın tatilde miydi, diye sormadan da edemedim. Okuyun. Belki sizde sorarsınız.
"Meğer ne büyük 'dertten' kurtulmuşlar! AK Parti'ye, üyelerine, delegelerine, milletvekillerine büyük geçmiş olsun, demek isterim. Allah gazalarını mübarek etsin. Allah bir daha kendilerine böylesi büyük bir sıkıntı vermesin. Allah bir daha dert keder göstermesin, kendilerine!
Meğer 20 aydır, kan kusup, kızılcık şerbeti içmişler! Meğer çekmemişler Davutoğlu döneminden çektikleri kadar hiçbir şeyden!
Meğer ne kadar 'uyumsuz' bir dönemmiş Davutoğlu dönemi! Meğer günde üç kez 'temenna'da bulunan Davutoğlu arkada ne dolaplar, ne dolaplar çeviriyormuş!
Sabah, öğle, akşam 'Sayın Cumhurbaşkanımızla aramızda, görüşlerimizde milim fark yok" diyen Davutoğlu 'oyuncunun' da önde gideni miymiş?
Meğer millet yüzündeki masum gülümsemeye tav olurken, o arkada bildiğin ahaliyi kekliyormuş, iyi mi?
Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın altını oyum oyum oyuyormuş! Milletin gönlünden, yüreğinden Erdoğan'ı silmeye çalışıyormuş!
Meğer bizim bilmediğimiz "ne çok şey varmış" arkadaş! (Biz derken AK Partili delegelerin, milletvekillerinin dışında kalanlar anlamında.)
Allah'tan, AK Parti olağanüstü kongre kararı aldı da, feraha, huzura erdiler. Gönüllerinden geldiği gibi, ferah ferah "Liderimiz Erdoğan'dır" diyebildiler.
Ne diyelim. Büyük geçmişler olsun. Allah bundan daha büyük dert, keder vermesin. Kurtuldular. Ve şimdi 'hiç durmadan', 'nefes almadan' 'kutlu yürüyüşlerine' emin adımlarla, kendilerinden emin, büyük bir özgüven içerisinde, gümbür gümbür yürüyeceklerdir." (Elif Çakır Taraf)
Evet, hep beraber soralım; Doğruları yazabilmek için illa menfaatin bitmesi mi lazım? Ne dersiniz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- Peygamberimiz (s.a.a.v) enflasyon hakkında ne diyor? / 12.01.2026
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026





























































































