logo
06 MART 2026


Zeytinliklerimiz terörün hamisi Batıya mı kurban ediliyor?

07.06.2017 00:00:00
Bu hafta TBMM Genel Kurulu'nda zeytinlik sahaların maden ve sanayi yatırımlarına açılmasını sağlayacak olan "Üretim Reform Paketi" görüşülecek.
Alt komisyondan geçirilen kanun tasarısı eğer yasalaşırsa, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına izin verebilecek, bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilecek.
Uzmanlar, bunun "zeytinin idam fermanı" olduğunu ifade ediyorlar.
Zeytinlik alanlara yatırım yasağı, Atatürk'ün talimatıyla hazırlanan ve 1939 yılında yürürlüğe giren zeytin yasasıyla konulmuştu.
AKP hükümeti iktidara geldiğinden bu güne 7 defa bu yasayı değiştirmek için konuyu Meclis'e taşıdı ama bir netice alamadı, şimdi 8. kez getiriyor. Bu sefer netice almaya kararlı?
Türkiye'de bugün 170 milyon zeytin ağacı var. Türkiye dünyanın önemli zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden biri? Tasarının yasalaşması durumunda bu ağaçlarımızın en az yüzde 70'inin yok olmasından endişe ediliyor. Bu zeytinciliğimizin bitmesi demek?
Ege Bölgesi'ndeki zeytin ağaçları tarihi öneme sahip; 200 yıllık, 400 yıllık, 900 yıllık ağaçlar var. Hatta benim memleketim olan Manisa Kırkağaç'ta 1655 yaşında olan bir zeytin ağacımız var.
Zeytin ve zeytinyağı hem şifa kaynağı, hem de görüldüğü gibi tarihi bir miras?
İthal ettiğimiz palmiye yağı, soya yağı, ya da ürettiğimiz ayçiçeği yağı asla zeytinyağının yerini tutamaz, yanına bile yanaşamaz.
ABD'den ithal edilen soya yağının GDO'lu olduğunu ve kansere neden olduğunu bilmeyen yok. Hatırlarsanız geçtiğimiz aylarda, ucuz olduğu için tercih edilen Palmiye yağı hakkında da, yüksek sıcaklıklarda işlem gördüğü için sağlığa zararlı olduğuna dair tartışmalar yaşanmıştı. O da şaibeli? Bu palmiye yağından da 1,7 milyon ithal edildiği tahmin ediliyor.
Şeker pancarımız, ABD'nin ne idüğü belli olmayan zararlı şekerlerine, vücumuzun asla algılayamadığı glukoz şurubu, fruktoz şurubuna kurban edildi. Milyonlarca insan şeker hastası ve kanser oldu. Şimdi de zeytinyağımız ithal palmiye yağına ve soya yağına kurban ediliyor.
Aslında kurban edilen zeytinimiz değil, zeytinin, şekerin şahsında kendimizi, ülkemizi, vatanımızı, geleceğimizi kurban ediyoruz.
Yasanın çıkarılma nedeni maden ve sanayi yatırımları olarak ifade ediliyor.
Bugün bilinen bir gerçek ki, sanayi yatırımı için zeytinlik alanlara hiç ihtiyaç yok. O kadar çok tarıma elverişli olmayan alan var ki, bırakın zeytinlikleri, hiçbir tarım arazisine sıra gelmez. Uçakla ya da helikopterle havadan ülkemize baktığımızda dağ taş fabrika için müsait, hem de deprem ülkesi olmamız hasebiyle zemin kayalık olduğu için tarım arazilerinden daha sağlam ve güvenli olur.
Yani tasarı ile hedeflenen sanayi yatırımı değil. O halde geriye maden yatırımları kalıyor. AKP iktidarı 2003 yılında çıkardığı maden yasasıyla, yabancıların maden ruhsatlarını almasının önünü açtı. ABD'lisi, Alman'ı, İngiliz'i, Fransız'ı, İtalyan'ı, Kanadalısı, 3 katrilyon dolarlık madenimize çöreklenmek için sıraya girdiler ve kapış kapış maden ruhsatı aldılar.
Tarım arazilerimizin ve de özellikle de zeytinliklerimizin altındaki maden sahaları da satıldı. Ama yabancı şirketler 1939'da çıkartılan zeytin yasası sebebiyle ruhsatını aldıkları bu madenleri işletemiyorlardı.
Şimdi bu tasarı onaylanırsa, zeytin ağaçlarımızın hızla kesildiğini, bu arazilerin etrafının yüksek duvarlarla çevrildiğini ve burada bulunan değerli maden rezervlerimizin ruhumuz bile duymadan talan edildiğini göreceğiz.
Bir taraftan FETÖ ve PKK'ya sahip çıkıyorlar diye ABD'ye, Almanya'ya ve diğer Batılı ülkelere haklı olarak feveran ediyoruz, diğer taraftan da adamlar madenlerimizi alıp götürsünler diye önlerini açıyoruz. Bu büyük bir çelişki değil mi?
Bu çelişkiler ancak madenlerimiz devlet-millet ortaklığıyla işletilirse, milli tarımımız da güçlendirilip zeytinimize, fındığımıza, buğdayımıza, çayımıza sahip çıkılırsa yaşanmaz.
Bunun için emek ve üretim karşılığı Milli Para basılarak dışarıdan bir kuruş borç almamak gerekir, devlet-millet, asker-sivil birlikteliğinin sağlanması gerekir.
Bunun da adı da, gayet iyi biliyoruz ki, Milli Ekonomi Modeli, Prof. Dr. Haydar Baş ve Bağımsız Türkiye demektir. 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.