Siz istediğiniz kadar, seçimler daha yeni yapıldı ve AK Parti güçlü bir şekilde yeniden iktidara geldi derseniz deyin.
Yüzde 48 bu gidişattan çok fena halde rahatsız.
Aslına bakılırsa, Göçmen oylar ve yurtdışı oylar devreye girmeseydi, Kılıçdaroğlu'na rağmen durum farklı olurdu.
Yeni bir iktidar işbaşına gelmiş değil.
AK Parti iktidarına tanınacak süre, bundan önceki dönemlerde olduğu gibi, 5 yıllık bir zaman dilimini kapsamayacaktır.
Bir iki yıl sonra durumda bir değişiklik olmazsa, erken seçim tartışmaları kaçınılmaz olarak başlayacaktır.
Bunun en somut göstergesi, her zaman olduğu gibi yine AK Partili seçmenin seçimlerin hemen ardından fısıltı şeklinde başlattığı tatminsizliktir.
Aslında AK Partili seçmenin bizzat kendisi değişim talep etmektedir.
Ancak bu değişimin olabilmesi, yine Erdoğan vari bir alternatifin rakip olarak sahne almasıyla mümkündür.
Maalesef Türkiye'de seçmen profili, çözüm ve proje sahiplerine değil, daha çok yapay hikâyelerle pazarlanan aktörlere yönelim gösteriyor.
İşte bu saikledir ki, Erdoğan'ın bir iki yıl içerisinde özellikle de ekonomik tartışmaların yoğun olarak yaşanacağı beklentileri dolayısıyla, kesin olarak yıpranacağı öngörülüyor.
Çünkü Erdoğan'ın ekonomi alanında sahaya sürdüğü son isim, Mehmet Şimşek olmuştur.
Artık bu işin Şimşek'le de olmayacağı daha bir aylık zaman dilimi içerisinde net olarak anlaşılmıştır.
Türkiye'de sistem sorunu olduğu ve daha fazla yol alınamayacağı, artık yatsınamaz şekilde kendisini göstermiştir.
Bunu en iyi gören ve bilen isim, şüphesiz Erdoğan'dır.
Erdoğan çok kısa bir zaman sonra, Şimşek'ten de vazgeçme konusunu masaya yatırmak zorunda kalacaktır.
İşin belki de Erdoğan açısından yaşanacak en acıklı gelişme ise, hiç kimsenin Erdoğan'la çalışmak istemeyecek olması şeklinde bir durumun ortaya çıkması olacaktır.
Erken seçim çağrıları makul çözümleri içerecek ve bahsettiğim profilde bir aday etrafında buluşulacaksa, buna AK Partili seçmenlerden de ciddi bir katılımın olacağını öngörmekteyim.
Türkiye'yi içerisinde bulunduğu badireden kurtaracak çözümün, şu ana kadar uygulanan liberal sistemin kendisinin olmayacağı çok açık görülmüştür.
Farklı bir sisteme geçiş konusu, bundan sonra en çok konuşulacak ve sürekli tartışılacak temel bir mesele haline gelecektir.
Bu konuda Türkiye, bütün dünyaya kafa tutan Rusya'nın, ekonomik olarak nasıl dimdik ayakta kalabildiğine dikkat kesilecektir.
Hatırlanacağı üzere Rusya, 2013 yılında Duma parlamentosunda büyük bir devrime tanıklık etmişti.
Bu tarihte BTP Genel Başkanı olan Prof. Dr. Haydar Baş Bey, Rus Duma'sında ki konuşmasında, kendisine ait "Milli Ekonomi Modeli" tezinin tüm detaylarını deklare etmişti.
İşte bu ayrıntılardan oluşan yeni sistemi hayatına geçiren Rusya, o gün bugündür dünyanın süper gücü olmuştur.
Yani demem o ki, ister erken seçim olsun veya olmasın çözüm adresi olarak gelinecek tek adres, Haydar Baş Bey'in "MEM" tezidir.
Yani, Hüseyin Baş'tır.
- 1921 Anayasası “Kürtlere özerklik tanıdı” yalanı! / 27.01.2026
- Emeklinin de, Türkiye’nin de tek bir kurtuluşu var: ‘MEM’ / 26.01.2026
- Dünyanın hayranlık duyduğu tek lider: ATATÜRK / 20.01.2026
- Askeri hastaneler acilen açılmalı / 19.01.2026
- Grönland’ın ilk sahipleri Türklerdir Bay Trump! / 18.01.2026
- NATO’ya uşaklık ve eşeklik etmek! / 13.01.2026
- ‘Etnik grup’ vurgusu, CIA projesi! / 12.01.2026
- Gücün yoksa yatak odandan alırlar! / 06.01.2026
- Hedef Çin değil, Türkiye’dir! / 05.01.2026





























































































