HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 13 HAZİRAN 2021, PAZAR

ABD ve İsrail’in bu Ege iştahı nedir?

21.04.2021 00:00:00

Yunanistan Ege Denizi'ndeki gerilimi sürekli tırmandırmaya devam ediyor.

Bunda iki büyük neden var: Birincisi Yunanistan'ın Ege'de gözü ve emelleri olduğunu bilen Batılı ülkelerin ve İsrail'in Yunanistan'ı, verdikleri desteklerle sürekli kışkırtmaları; ikincisi ise Türkiye'deki siyasilerin ABD ve AB aklıyla uyguladığı Yunanistan'a cesaret veren yanlış ve bağımlı politikalar.

İsrail, ABD ve AB'nin Yunanistan'ı Türkiye'ye kaşı kışkırtmasıyla ve verdikleri desteklerle alakalı her gün yeni haberler gündeme geliyor.

Örneğin, İsrail Savunma Bakanlığı 18 Nisan'da İsrail ve Yunanistan'ın en büyük çaplı savunma anlaşmasına imza attığını duyurdu. Anlaşmanın tutarı 1.65 milyar dolar, süresi 20 yıl. Peki, bu anlaşma neleri kapsıyor?

İsrail'in Elbit Systems Ltd. isimli şirketi Yunanistan hava kuvvetleri için bir eğitim ve tatbikat merkezi işletecek. Elbit, M-346 eğitim uçağı sağlayacak ve Yunanistan hava kuvvetlerinin bütün araçlarının bakımını üstlenecek.

Yani bu anlaşmaya göre, Yunan pilotlarını İsrailli pilotlar eğitecek.

Bu bana Erbakan döneminde İsrail ile yapılan 21 anlaşmayı hatırlattı. Bu anlaşmalardan birisi de İsrail pilotlarının Konya semalarında eğitim uçuşları yapmasıydı.

Şimdi görülüyor ki, tabiri caizse, İsrail'e verdiğimiz silahın namlusu bize dönmüş durumda.

İsrail ile yaptığımız anlaşmalarla aslında kendi ayağımıza kurşun sıkmışız.

O gün bu yanlış politikalara imza atanların ve politikaları devam ettiren bugünkü siyasilerin ciddi bir muhasebe yapması lazım, yapmıyorlarsa da millet bunu değerlendirmesi lazım.

Anlaşmaya göre, İsrail ayrıca Yunan hava kuvvetlerinin tüm araçlarının bakımını üstleniyor.

Bu da Türkiye'ye karşı Yunanistan'a verilen en büyük desteklerden birisi.

Diyeceksiniz ki kendi halkına ve askerlerine bile para veremeyen Yunanistan, böyle bir anlaşmaya 1.65 milyar doları nereden bulacak?

"Minareyi çalan kılıfını uydurur" diye meşhur bir atasözü vardır. Batılı ülkeler ve İsrail bu tür anlaşmaları Yunanistan'ın durumunu gayet iyi bildikleri halde yapıyorlarsa, bu parayı tahsil etmek için değil, bu bölgedeki emellerini hayata geçirmek içindir. Çünkü bu bölgede ABD'nin BOP, İsrail'in de arzı mevut hesabı var.

ABD'nin Ege'deki askeri yığınakları ile de yeni gelişmeler yaşanıyor.

ABD, Yunanistan ile 5 yıllık yeni bir askeri sözleşme üzerinde yoğunlaşmış durumda.

Bu anlaşmayla ABD, Yunanistan'dan kara, hava ve deniz kuvvetleri için, şu an mevcutların dışında 23 adet daha askeri üssün kullanımını talep ediyor.

ABD, deniz ve hava kuvvetlerini Girit'e yerleştirdi, burnumuzun dibinde bulunan ve Lozan'a göre silahsızlandırılmış bölge olan Dedeağaç'a deniz, kara ve hava kuvvetleriyle yığınak yapmaya devam ediyor. Bunların dışında 23 üs daha istiyor ve özellikle de bir kısmı Batı Trakya'da olacak şekilde. Bu kapsamda ABD'nin, Yunan ordusunun 4. Kolordu'suna bağlı Batı Trakya'daki üsse yerleşmek istediği belirtiliyor.

ABD'nin asıl hedefinin ise Batı Trakya'ya kalıcı olarak yerleşmek olduğu da ifade ediliyor.

Anlaşma kapsamında Yunanistan'ın MQ-1 Pretador İHA'lar almak istediği ve bunların bir kısmını da Dedeağaç'ta konuşlandırılmasının planlandığı beirtiliyor.

Dedeağaç'a konuşlanacak olan MQ-1 Pretador İHA'ların, Meriç ve Kuzey Ege Denizi'ni kontrol etmek üzere kullanılması hedefleniyor.

Dikkat ederseniz, Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberinin daraldığını ve ateşinin de harlanmaya çalışıldığını görüyoruz.

Aleyhimize bütün bunlar yaşanırken, bir de Yunan Dışişleri Bakanı Dendias'ın son derece densiz Türkiye ziyaretine şahit olduk. Adam geldi, kendileri haksız, hukuksuz ve işgalci olmalarına rağmen, Türkiye'de, Dışişleri Bakanımızın önünde Türkiye'yi işgalcilikle, hukuksuzlukla suçladı, hakaretler yağdırdı ve gitti.

"Yavuz hırsız, ev sahibini bastırırmış" derler ya aynen öyle.

Bizimkiler, Yunanistan'ın Ege'de Lozan'a göre bize ait olan 19 ada ve 1 kayalığımızı işgal etmesinin hesabını bile soramadı, Yunan Bakan'a.

Lozan Antlaşması'na aykırı olmasına rağmen, adalarımızı, Dedeağaç'ı neden silahlandırıyorsunuz, diyemedik. İşte bu pasif duruş, "Aman ABD, AB ve İsrail gücenmesin" anlayışı siyasilerimizin elini kolunu, gözünü, kulağını, aklını bağlıyor maalesef.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın ifadesiyle "Küresel bir kaç ülkenin iç politikası Türkiye'nin dış politikası olmuş" vaziyette.

Prof. Dr. Haydar Baş yıllarca Türkiye'deki siyasete, Türk milletine seslendi ve dedi ki:

"Ne AB, ne ABD tek çözüm bağımsız Türkiye."

"Üzerimizde hesabı olmayan ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmeliyiz."

En azından bu bağımsızlık duruşunu ortaya koyabilseydik, bugün caydırıcı bir güç olurduk ve Yunan bu tür pervasızlıklara asla cesaret edemezdi. Arkasında hangi irade olursa olsun.

Ama bu duruş Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni uygulamayı gerektirir, Sosyal Devlet Milli Devlet olmayı gerektirir, Atatürk'ün bağımsızlık çizgisinde yürümeyi gerektirir. Ekonomisi bağımsız, milleti kenetlenmiş ve ordusu güçlü bir devlet.

Görünen o ki, mevcut bağımlı iktidar ve muhalefet anlayışıyla bu caydırıcılığı elde etmek mümkün değil, daha ne kadar deneyip göreceğiz, zaman yok.

Kutlu kaderlere yürümek istiyorsak, Milli Ekonomi Modeli'ni ve Milli Devlet anlayışını parti programına alan Bağımsız Türkiye Partisi'ne (BTP) ve Lideri Hüseyin Baş'a fırsat vermeliyiz.

 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.