logo
23 HAZİRAN 2026

ABD'den dost olmayacağını hâlâ mı anlayamıyoruz?

03.02.2018 00:00:00
Zeytin Dalı Harekâtı tüm hızıyla devam ediyor, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 823 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. TSK, ÖSO unsurlarıyla beraber bölgeyi kontrol altına almaya çalıştıkça, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin tepkileri sertleşmeye başladı.
ABD'den üst üste yapılan açıklamalar hep Türkiye'nin operasyonu sınırlandırması noktasında? Son olarak ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un baş sözcüsü Dana White, Türkiye'den operasyonu sınırlamasını talep ettiklerini söyledi. White, Zeytin Dalı Harekâtı'nı "DEAŞ'la mücadelede dikkat dağıtan bir şey" olarak nitelendirdi.
Teröre yönelik bir operasyon ancak bu kadar hafife alınabilir; "bir şey" ne demek?
ABD'nin Irak'taki en üst düzey komutanı olan Korgeneral Paul Funk, önceki gün yaptığı açıklamada, "Afrin'deki harekâtın DEAŞ'ın diğer ceplerindeki baskıyı azaltma ihtimalinden büyük endişe duyduğunu" söylemiş ve YPG'yi kastederek "Partnerimizin dikkatinin dağılmasını istemem. Bu, Suriye tarafında DEAŞ'a karşı aralıksız devam eden bir mücadele" ifadelerini kullanmıştı.
Yine ABD Savunma Bakanı James Mattis, ''Türkiye'nin Suriye'deki operasyonları, DEAŞ'ın yenilmesinin garantiye alınması çabalarından dikkati dağıtıyor'' demişti.
Esasen ABD, bu tür açıklamalarla bir taraftan "Yüzde 100 temizlendiği" ifade edilen DEAŞ'ı bir işgal bahanesi olarak kullanmaya devam ederken diğer taraftan da DEAŞ üzerinden aba altından sopa gösteriyor.
Irak'ın batısında görev yapan ABD'li Yarbay Brandon Payne'nin şu ifadeleri bu "örtülü tehdit"i daha net ifade ediyor: "YPG'liler, Afrin'deki harekâta odaklanması durumunda savaşçılarını sınır bölgesinden çekebililir. Böylesi bir senaryo, IŞİD'i asıl odak noktası olmaktan çıkaracak ve örgüte manevra alanı yaratacak. Bunu yapmak istemiyoruz."
Adam diyor ki, sınırdan PKK terörünü çekersek, DEAŞ terörü yerleşir; halbuki terör terördür, arada ne fark varsa? "DEAŞ'la mücadelemizi dağıtmayın, yoksa DEAŞ yeniden ortaya çıkar" demek, aynı zamanda "çıkarırım" anlamı da taşıyor.
Kim ne derse desin, ABD, DEAŞ'ı bir bahane, "sahadaki ortağı" YPG'yi de bir kılıf olarak kullanmayı devam ediyor ve asıl amacı da Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2000'li yıllarında başından bu yana dikkat çektiği gibi Ortadoğu coğrafyasını kendisine vatan yapmak.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın CNN.com sitesinde yazdığı makalesinde ABD'ye, "DEAŞ ile mücadelenin bitmesine rağmen örgüte askeri yardımın devam etmesi Suriye politikasının nihai hedefiyle ilgili soru işaretleri doğuruyor" uyarısında bulundu. Geç de olsa siyasilerimizin ABD'nin bazı adımlarına en azından soru işareti koyması önemli bir adım?
Sayın Baş, uygulanan yanlış politikalar ve Batının hamleleri karşısında maruz kalacağımız tehditlere ve tehlikelere yıllar öncesinden dikkat çekerek doğru öngörülerde bulunuyordu ve hatta bunların çözümlerini de madde madde ifade ediyordu.
Ama maalesef ne siyaset ne de millet olarak bu doğruları dikkate aldık ve bugün doğrulara kulak tıkamamızın bedellerini ödüyoruz.
Terör örgütü YPG/PKK'yı desteklediğini bugüne kadar asla gizlemeyen ABD, 5 bine yakın tır ağır silah vermesiyle de bunu açıkça gösterdi, daha da ötesi terör örgütü için hep "sahadaki ortağımız" ifadesini kullandı ve kullanmaya da devam ediyor.
ABD Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Korgeneral McKenzie ana unsurunu PKK'nın Suriye kolu YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) gönderdikleri silahları ancak DEAŞ'la mücadelenin tamamen sona ermesinden sonra toplayacaklarını açıkladı.
Ama şunu unutmayalım ki, ABD'ye göre DEAŞ asla bitmeyecek ve ABD bölgedeki silahları asla geri almayacak, hatta daha fazlasını gönderecek.
Bir gerçek de şu ki, ABD bu silahların sadece bir kısmını YPG'ye verdi, çoğu Suriye'de bulunan 13 ABD üssünde bulunuyor. Şu an en az 4 bin ABD askeri üslerde ve bu üsler toplamda en az 100 bin ABD askerini barındırabilecek koşullarda inşa edildi.
Kısaca, ABD bölgeye yerleşti. Vatan projesinde önemli bir merhaleyi katetti.
Bizler bu gerçekleri görmediğimiz müddetçe asla Suriye'deki tehditlere hatta ülkemiz için planlanan BOP senaryolarına karşı net bir çözüm bulamayız.
Hala tehlikeyi görebilmiş değiliz, eğer görebilseydik Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç hiç "Bir terör örgütü ile savaşırken başka bir terör örgütüyle iş birliği yapmanın çok yanlış bir strateji olduğunu" söyleyip ardından da "Türkiye, NATO'nun en güçlü ikinci ordusuna sahiptir ve ABD (Suriye'de) Türkiye ile beraber çalışmayı seçebilirdi" der miydi?
ABD'nin derdi Ortadoğu'yu kendisine vatan yapmak, bunu göremeyen bizler ABD'ye diyoruz ki "Terör örgütü YPG'yi değil, Türkiye'yi kullan."
Adamlar senin coğrafyanı da BOP kapsamında bir Suriye, Bir Irak yapmak istiyor, bizler hala ABD Türkiye ile işbirliği yapmayı tercih etmeliydi diyoruz.
ABD'yi ve Haçlı Batı ülkelerini dost ve müttefik görmekten kurtulup da ne zaman Atatürk gibi "manda ve himaye kabul edilmez", Prof. Dr. Baş gibi, "Ne AB, ne ABD tek çözüm Bağımsız Türkiye" diyeceğiz, işte o zaman çözüme gerçek ve kalıcı bir adım atmış olacağız.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.