Cumhuriyet tarihimizde, her şey alenen açık olmasına rağmen yanlışta bu kadar ısrar hiç yaşanmamıştı.Bu tespitime bugün birçok misal verebilirim, ama özellikle Avrupa Birliği(AB) sürecinde son yaşadıklarımızın üzerinde durmak istiyorum.Önce Avrupa ayağından başlayalım.Malum, geçtiğimiz hafta Hollanda'da, Kasım ayında yapılacak genel seçimlere hazırlanan siyasi partiler sözde Ermeni soykırımını kabul etmeyen 3 Türk adayı listeden çıkardılar.Önemle vurgulamalıyız ki, konu, ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamına giriyor ve AB üyesi olan Hollanda sırf farklı düşünüyorlar diye 3 Türk'ü siyasetten men ediyor. Başka?1998'de sözde soykırımı tanıyan Fransa meclisi, şimdi de "soykırım olmamıştır" diyenlere 5 yıl hapis ve 45 bin euro para cezası vermeye hazırlanıyor. 12 Ekimde tasarı görüşülecek ve onaylandığı takdirde sözde soykırımı inkar eden herkes ceza almaya başlayacak.Yine konu ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında ve yine AB üyesi olan Fransa sırf farklı düşünüyor diye insanları ceza vermeyi, hatta hapse bile atmayı düşünüyor. AB'nin ifade ve düşünce özgürlüğü konusunda işlediği cinayetler sadece bunlarla sınırlı değil, daha yüzlercesini sayabiliriz, ama meselenin anlaşılması için bu kadar kafidir zannediyorum.AB, özgürlükleri kısıtlama, farklı düşünüyor diye cezalandırma konusunda bu kadar önyargılı davranmasına rağmen, konu Türkiye'den talepler olunca, tavırları bir anda yüzseksen derece değişiveriyor.AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, "İfade özgürlüğü ve diğer sivil özgürlüklerin gelecek birkaç yıl içinde güçlendirilmesi konusunun, Türkiye'nin AB yolunda ilerlemesinin önemli unsurlarından biri" olduğunu vurguluyor.Rehn ayrıca Türklüğe hakareti suç sayan 301. maddenin değiştirilmesinin AB müzakere sürecinde çok olumlu katkı yapacağını ifade ediyor.Şimdi bir düşünelim. İfade ve düşünce özgürlüğü kapsamındaki mevzulara her türlü kısıtlamayı, cezayı uygulayan AB, bize "özgürlüklere mani olmayın" diyor.Bize de "kelin ilacı olsa kendi başına sürerdi" demek düşüyor.İşin aslına gelirsek, AB, tarihte asla vaki olmamış bir sözde soykırım masalını önümüze pişirip pişirip getiriyor. Bunlarla ilgili kanunlar çıkarıyor, cezai müeyyideler getiriyor. Yani bir hayali suç için koskaca bir millet ve de devlet için pratik yaptırımlar devreye koyuyor. Hatta yerli ve yabancı bütün arşivler "soykırım asla olmamıştır" diye haykırırken, sürekli bilimden, akıldan bahseden Batının bilimden ve akıldan yoksun bu tavrını, sahip olduğu batıl inancın, taşıdığı tarihi kinin ve de Türk topraklarına duyduğu işgal hasretinin bir eseri olduğunu görmemek yanlış olur.Sonra, Türklüğe hakareti suç sayan 301. maddenin değiştirilmek istenmesindeki bu ısrar nedendir?Batı kendilerine ait olmayan tarihi bir mesele hakkında "soykırım olmamıştır" ifadesini bile hazmedemezken, bizden böyle bir talepte bulunması sizce ne kadar mantıklıdır?Ayrıca Türklüğe hakareti niye serbest bırakalım? Önüne gelen, Türkiye sınırları içerisinde daha rahat Türklüğe hakaret edebilsin diye mi?AB'yi hala bir çağdaşlaşma projesi olarak gören aklıevvellere soruyorum, Türklüğe hakaret etmenin önünün açılmasının ilerlemeyle, çağdaşlıkla ne alakası var? Ki AB'li yetkililerin ifadesine bakılırsa müzakere bu noktaya kilitlenmiş durumda.AB bu konuyu neden bu kadar büyütüyor?Tek bir sebebi olmalı: Ermeni soykırımı iddialarını İstanbul'da bir üniversitede tartışmanın hazzını yeniden yaşayabilmek. Yani Türk'e Türkiye'den sövebilmek, hatta belki de Türk'e ve Türklüğe, yaptırdıkları reformlar ve misyonerlik faaliyetleriyle bizzat Türk'e sövdürebilmek.Dün önümüze Sevr'i koyan Batı, bunu başardığı zaman Çanakkale'de ve Kurtuluş Savaşındaki Türk direnişinin, birlik ve beraberliğinin de kırılacağını gayet iyi biliyor.Prof. Dr. Haydar Baş Bey, durumu güzel özetliyor: "AB, Sevr'den de öte bir projedir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025






























































































