Mü'minlerin hangi konuda mesuliyet sahibi olduklarını en özet bir şekilde ifade eden ayetler Asr Suresi'ndedir. Cenab-ı Hak bu surede şöyle buyurmaktadır:
"Asra yemin olsun ki, insan mutlaka hüsrandadır, ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır."
Demek ki mesul olduğumuz hususlar, iman etmek, salih amel işlemek, hakkı ve sabrı tavsiye etmek?
Hakkın ve sabrın tavsiye edildiği insanların hidayet bulması, bizi anlaması, dediklerimizi kabul etmesi bizim sorumluluğumuzda değil; bizim sorumluluğumuz inanmakla, inandıklarımızı yaşamakla ve de hakkı ve doğru olanı anlatmakla ilgilidir.
İnsanlar anlamıyor, anlattıklarımızı kabul etmiyor diyerek mücadeleden kaçınmak Allah'ın istediği, razı olduğu bir davranış değildir. Çünkü sonuç Allah'a aittir, biz niyetimizden ve gayretlerimizden sorumluyuz.
Dikkat ederseniz, Yunus (a.s.), kavmine Allah'ın buyruklarını 3 yıl tebliğ ettikten sonra kavmi O'na sırt dönmüş, bunun üzerine mücadeleyi bırakan Yunus aleyhisselamı Cenab-ı Hak ceza olarak yunus balığının karnına hapsetmişti.
Yunus (a.s.), balığın karnında sıkça "Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntüm minez-zâlimîn" (Enbiya Suresi, ayet 87) yani "Ya Rabbi! Senden başka mabud yoktur. Seni noksanlıklardan tenzih ederim, ben şüphesiz zalimlerden oldum" duasını sıkça yapmış Allah O'nu affederek yeniden kavmine göndermişti.
Kur'an'da anlatılan bu hadise bize Allah için mücadele etmenin ve bunda ısrarın önemini göstermektedir.
Sorumluluğumuzun Allah için mücadele, sonucun ve de zaferin de Allah'a ait olduğuna Hz. İbrahim'in (a.s.) hayatından da örnek verelim.
Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail'le birlikte Kâbe'yi tamamladıklarında Cenab-ı Hak, "Ey İbrahim, insanları bu evi ziyaret için çağır' buyurdu.
Hz. İbrahim (a.s.) de: "Yâ Rabbi, bu çölün ortasına kim gelir, hem benim sesimi bu ıssız yerlerde kim duyar" dedi.
Cenab-ı Hak: "Ey İbrahim, sana düşen insanları buraya davet etmek; senin sesini ve davetini insanlara duyurmak bizim işimiz, fevç, fevç insanların burayı ziyarete geldiklerini göreceksin" buyurdu. (Rahmeten Li'l Alemin Hz. Muhammed (S.A.V))
Ve tarihten bugüne milyarlarca insan bu davete icabet ederek Kabe'yi ziyaret etti.
Bir örnek de Bedir savaşı'ndan verelim.
Enfal Suresi 17. ayette Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
"(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."
Enfâl Sûresi Medine'de hicretin ikinci senesi nazil olmuştur. Büyük bir kısmı Bedir Gazvesi hakkında ve Bedir Gazvesi esnasında nazil olduğu için Bedir Suresi de denilir. (Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi'l-Kur'ân, Beyrut 1408/1988, VII,229)
Yani bizler mücadeleyle mükellefiz, onu hedefine ulaştırmak, onu sonuca bağlamak Cenab-ı Hakk'a ait. Zafere ulaştıracak olan O'dur.
Günümüzde yılmadan, bıkmadan, usanmadan gece gündüz mücadele eden, hakkı ve sabrı tavsiye eden, birlik ve beraberliğin önemini sürekli vurgulayan, bizleri İslam'ın merkezi olan Ehl-i Beyt konusunda eserleriyle, panelleriyle ayık tutmaya çalışan bir lider, bir ilim adamı, bir gönül adamı var O da Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Modeliyle, çözümleriyle içinde bulunduğu toplumu ayıktırmak için her türlü fedakarlığı ortaya koyduğu halde milletin duyarsızlıkta inatçı olması, vurdumduymazlığı, O'nu mücadelesinden asla geri bırakmamıştır. Çünkü O'nun mücadelesi kendi ifadesiyle, "Allah'ın rızasını kazanmak içindir."
Bizlere düşen de O'nu bu mücadelesinde asla yalnız bırakmamak, vazifemiz olan hakkı ve sabrı tavsiye etme sorumluluğumuzu yerine getirmektir.
Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz (s.a.a) büyük çileler çektirilerek hicrete mecbur bırakıldığı Mekke'ye, Allah'ın yardımı geldiğinde, büyük bir coşkuyla geri dönmüştür.
Cenab- Hak, Nasr Suresi'nde bu hadiseyi şöyle anlatmaktadır:
"Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde, artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır."
"Asra yemin olsun ki, insan mutlaka hüsrandadır, ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır."
Demek ki mesul olduğumuz hususlar, iman etmek, salih amel işlemek, hakkı ve sabrı tavsiye etmek?
Hakkın ve sabrın tavsiye edildiği insanların hidayet bulması, bizi anlaması, dediklerimizi kabul etmesi bizim sorumluluğumuzda değil; bizim sorumluluğumuz inanmakla, inandıklarımızı yaşamakla ve de hakkı ve doğru olanı anlatmakla ilgilidir.
İnsanlar anlamıyor, anlattıklarımızı kabul etmiyor diyerek mücadeleden kaçınmak Allah'ın istediği, razı olduğu bir davranış değildir. Çünkü sonuç Allah'a aittir, biz niyetimizden ve gayretlerimizden sorumluyuz.
Dikkat ederseniz, Yunus (a.s.), kavmine Allah'ın buyruklarını 3 yıl tebliğ ettikten sonra kavmi O'na sırt dönmüş, bunun üzerine mücadeleyi bırakan Yunus aleyhisselamı Cenab-ı Hak ceza olarak yunus balığının karnına hapsetmişti.
Yunus (a.s.), balığın karnında sıkça "Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntüm minez-zâlimîn" (Enbiya Suresi, ayet 87) yani "Ya Rabbi! Senden başka mabud yoktur. Seni noksanlıklardan tenzih ederim, ben şüphesiz zalimlerden oldum" duasını sıkça yapmış Allah O'nu affederek yeniden kavmine göndermişti.
Kur'an'da anlatılan bu hadise bize Allah için mücadele etmenin ve bunda ısrarın önemini göstermektedir.
Sorumluluğumuzun Allah için mücadele, sonucun ve de zaferin de Allah'a ait olduğuna Hz. İbrahim'in (a.s.) hayatından da örnek verelim.
Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail'le birlikte Kâbe'yi tamamladıklarında Cenab-ı Hak, "Ey İbrahim, insanları bu evi ziyaret için çağır' buyurdu.
Hz. İbrahim (a.s.) de: "Yâ Rabbi, bu çölün ortasına kim gelir, hem benim sesimi bu ıssız yerlerde kim duyar" dedi.
Cenab-ı Hak: "Ey İbrahim, sana düşen insanları buraya davet etmek; senin sesini ve davetini insanlara duyurmak bizim işimiz, fevç, fevç insanların burayı ziyarete geldiklerini göreceksin" buyurdu. (Rahmeten Li'l Alemin Hz. Muhammed (S.A.V))
Ve tarihten bugüne milyarlarca insan bu davete icabet ederek Kabe'yi ziyaret etti.
Bir örnek de Bedir savaşı'ndan verelim.
Enfal Suresi 17. ayette Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
"(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."
Enfâl Sûresi Medine'de hicretin ikinci senesi nazil olmuştur. Büyük bir kısmı Bedir Gazvesi hakkında ve Bedir Gazvesi esnasında nazil olduğu için Bedir Suresi de denilir. (Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi'l-Kur'ân, Beyrut 1408/1988, VII,229)
Yani bizler mücadeleyle mükellefiz, onu hedefine ulaştırmak, onu sonuca bağlamak Cenab-ı Hakk'a ait. Zafere ulaştıracak olan O'dur.
Günümüzde yılmadan, bıkmadan, usanmadan gece gündüz mücadele eden, hakkı ve sabrı tavsiye eden, birlik ve beraberliğin önemini sürekli vurgulayan, bizleri İslam'ın merkezi olan Ehl-i Beyt konusunda eserleriyle, panelleriyle ayık tutmaya çalışan bir lider, bir ilim adamı, bir gönül adamı var O da Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Modeliyle, çözümleriyle içinde bulunduğu toplumu ayıktırmak için her türlü fedakarlığı ortaya koyduğu halde milletin duyarsızlıkta inatçı olması, vurdumduymazlığı, O'nu mücadelesinden asla geri bırakmamıştır. Çünkü O'nun mücadelesi kendi ifadesiyle, "Allah'ın rızasını kazanmak içindir."
Bizlere düşen de O'nu bu mücadelesinde asla yalnız bırakmamak, vazifemiz olan hakkı ve sabrı tavsiye etme sorumluluğumuzu yerine getirmektir.
Unutmayalım ki, Peygamber Efendimiz (s.a.a) büyük çileler çektirilerek hicrete mecbur bırakıldığı Mekke'ye, Allah'ın yardımı geldiğinde, büyük bir coşkuyla geri dönmüştür.
Cenab- Hak, Nasr Suresi'nde bu hadiseyi şöyle anlatmaktadır:
"Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde, artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025































































































