logo
24 HAZİRAN 2026

Amaç Şii-Sünni çatışması

06.01.2016 00:00:00
Suudi Arabistan'ın Şii din alimi Nemr'i geçerli bir sebep ortaya koymadan idam etmesinin yankıları tüm dünyada sürüyor. 
Milyonlarca Şii'nin temsilcisi olan böyle bir alimin sudan sebeplerle idam edilmesinin sadece Suudi yönetiminin bir kararı olduğunu düşünmek doğru olmaz.
Burada amaçlanan nedir dilerseniz tarihi süreciyle birlikte irdeleyelim.
Ortadoğu coğrafyasında Büyük İsrail Devleti'ni planlayanlar, bu amaçlarına ulaşabilmek için birçok yöntemi kullanmışlardır.
Büyük İsrail hedefli Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) baş taşeronu olan ABD; Irak'ın işgalinde direkt işgal; Afganistan'ın işgalinde NATO'yu devreye sokarak işgal; Mısır ve Tunus'un şekillenmesinde Arap Baharı; Libya'nın işgalinde Arap Baharı ve NATO kapsamlı işgal; Suriye'nin işgalinde küresel terör; Yemen'in işgalinde Suudi Arabistan gibi yandaşların kullanılması; Türkiye'nin parçalanma sürecinde ise etnik ve mezhepsel ayrımcılığın körüklenmesi, yerel ve küresel terör gibi yöntemler kullanılmıştır.
Fakat BOP planlayıcıları için bölgenin gardının düşmesi için uygulanması gereken en önemli yöntem Şii-Sünni çatışmasıdır. Yıllardır bu çatışmayı başlatabilmek için birçok provokasyon organize edildi ama bugüne kadar bu çatışma başlatılamadı.
Peki, neden Şii-Sünni çatışması? Çünkü her ülke içinde Şii de var Sünni de? Örneğin Türkiye Sünni ülke olarak ifade ediliyor ama içinde en az 20 milyon Alevi, 3 milyonun üzerinde de Şii yaşıyor. Yine Suudi Arabistan Vahhabi bir ülke ama içinde 4,5 milyon Şii yapıyor. Suriye Şii bir ülke olarak ifade ediliyor ama bakanlarının çoğu Sünni?
Yani İslam dünyası Şii-Sünni iç içe geçmiş durumda?
 Eğer Allah muhafaza bu çatışma başlatılabilirse İslam ülkeleri hallaç pamuğu gibi dağılır ve Büyük İsrail Projesi'nin önünde hiçbir engel kalmaz. İşte plan bu? Eğer bu çatışma ortamı bir de ABD ve BOP taşeronluğuna soyunmuş liderler eliyle yapılırsa, arkalarındaki kitleler daha ne olduğunu anlayamadan büyük bir çatışmanın içinde kendilerini bulurlar. Halklar, ABD adına bloklaşan devletlerin yanlış politikalarının kurbanı olurlar.
Şii-Sünni çatışması hedefi bugünlere ait olan bir proje de değil. 1700'lü yıllardan itibaren Hicaz Bölgesi'ne akın akın gelen İngiliz ajanları özellikle bu çatışmayı başlatabilmek için yoğun bir çaba sarf etmişler.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler adlı eseri bu noktada İngilizlerin yaptığı ajan faaliyetlerini detaylıca ortaya koymaktadır. İngiliz ajanı Humpher'ın yaptığı ajanlık faaliyetleri ve kurallarının İngiliz Sömürgeler Bakanlığı tarafından konulduğu, Vahhabilik mezhebinin nasıl kurulduğu bu eserde etraflıca anlatılmaktadır.
O günlerden Şii din alimi Nemr'in idamına kadar gelen süreç Suudi Arabistan özelinde şöyle gerçekleşti:
1776 yılında başa geçen Abdülaziz b. Muhammed Şii ve diğer mezhep gruplarını düşman ilan ederek bunlarla savaş kararı almıştır. Vahhabilik dışında kalan bütün mezhepler kafir ilan edilmiştir. Buradan tekfirci selefi anlayışının temelini de anlayabiliriz. 
Tarih içinde Suud yönetiminin Şii düşmanlığı derinleşerek artmış ve kanlı çatışmaların yaşanmasına yol açmıştır. 1802 yılında Vahhabiler Kerbela'ya kanlı bir baskın düzenlemiş ve 3 bin civarında Şii katledilmiştir. Bu baskında ayrıca İmam Hüseyin efendimizin kabri tahrip edilmiş, türbedeki eşyalar yağmalanmıştır. Daha sonra İmam Ali Efendimizin kabrine yönelmişler ama amaçlarına ulaşamamışlardır.
Şiiler 1980'li yıllarda kendilerine yapılan baskılara karşı protesto düzenleyince, 20 binin üzerinde güvenlik gücü ile müdahalede bulunulmuş ve 20'den fazla Şii öldürülmüştür.
Daha sonra Şiilerin camileri kapatılmış, ibadet yerleri yasaklanmış ve sırf Şiilerle mücadele için 12 bin kişilik bir anti-terör timi oluşturulmuştur.
1987 yılında hac ibadeti için gelen Şiilere müdahalede bulunulmuş ve resmi rakamlara göre 400, gayri resmi rakamlara göre 600 Şii katledilmiştir. Son yaşanan binlerce hacının ölümüyle yaşanan ve birçok Şii hacının ölmesiyle sonuçlanan hac kazası da oldukça şaibelidir.
Suudi Arabistan'da yaşayan Şii vatandaşlar, haklarına hiçbir zaman kavuşamamış, sürekli dışlanmış, baskı görmüş ve eşit yurttaşlık talepleri sürekli karşılıksız kalmıştır.
İşte Nemr'in eleştirdiği buydu ve yaşadığı baskıya karşı asla silah kullanma taraftarı değildi. Nemr şunları söylüyordu: "Otoriteye karşı, silahlar yerine kelimelerin konuşmasını destekliyorum. Kelimenin silahı kurşunlardan daha güçlüdür, çünkü otoriteler silahların savaşından kazanır."
Suriye'de, Yemen'de demokrasi havarisi kesilen Suud'un kendi içindeki bu sese kulak vermemesi manidardır.
Normal şartlar altında Nemr gibi milyonlarca Şii'nin temsilcisini idam etmenin ne anlama geldiğini çok iyi bilen Suud iradesi bunu asla kendi kararıyla yapamaz; bu icraat aynen petrol fiyatlarının düşürülmesi gibi ABD'nin iteklemesiyle gerçekleşen bir olaydır ve amaç BOP adına Şii-Sünni çatışmasını çıkarmaktır.
Suud yönetimini idama zorlayan Batı, idamdan sonra Suud yönetimini kınamış, İran'ın yanındaymış gibi açıklamalar yapmışlardır.
Yani bu tarafta ateşin fitilini yaktılar, şimdi diğer tarafı da ateşlemeye çalışıyorlar. BOP kapsamındaki 22 İslam ülkesi içinde Suudi Arabistan ve İran'ın da olduğunu unutmayalım.
Bu büyük fitnenin ateşini söndürmenin tek yolu, Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Ehl-i Beyt ortak paydasında bir ve beraber olma" duruşudur, "Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt" anlayışıdır.
Bu ortak paydada buluşmazsak, gidişat İslam coğrafyasının Büyük İsrail adına kan gölüne dönmesidir. Allah muhafaza etsin.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.