logo
02 NİSAN 2026

Atatürk’ün büyüklüğünü kabul edin

16.12.2025 00:00:00
İçimizdeki bazı ajanlar tarafından kasıtlı olarak saldırı altına alınan Atatürk Cumhuriyeti, tam anlamıyla bir mucizedir.

Bu mucizeyi gerçekleştiren eşsiz kahramanımız, Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Gerek kurtuluş mücadelemizde ve tapu senedimiz olan Lozan Antlaşması'nda elde edilen mucizevi başarılar, ancak Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dahi tarafından sağlanabilirdi.

O'nun büyüklüğü ve yüceliğini sadece Türk ulusu değil, bütün cihan kabul etmektedir.

İşte bu nedenledir ki Atatürk'ün adı ve fikirleri, kıyamet sabahına kadar Türk ulusunun vazgeçilemez pusulası olacaktır.

Osmanlı döneminde aşağılanan ve yok sayılan Türk milleti, onun sayesinde varlığını ortaya koyabilmiştir.

Elimde buna dair sayısız belge olmakla birlikte, bu yazımda sadece Osmanlı döneminde yabancılara tanınan imtiyazlar kısmıyla yetineceğim.

Osmanlı'da ilk kapitilasyon, 1. Murat döneminde 1365'te başlatılmıştı.

Ardından son padişaha kadar bu imtiyazlar devam edecekti.

 Osmanlı İmparatorluğu başlarda kapitülasyonların İthalat yoluyla pazarda mal bolluğunu sağlamak açısından yararlı görülüyordu.

Bu zihniyet çerçevesinde Osmanlılar, ticaret imtiyazlarını, yani kapitülasyonları imparatorluk için yararlı saymaktaydı.

Zaman içinde bir devlete verilen fazla bir hak ötekiler için de yenilenen kapitülasyonlarda yer alan düzenlemeler haline geldi.

Örneğin İngiltere ile yapılan 1838 tarihli ticaret antlaşmasıyla verilen imtiyazlar, zaman içinde öteki devletlere verilen kapitülasyonların buna göre yenilenmesine yol açtı.

Başlangıçta çok daha sınırlı devletlerle yapılan kapitülasyon düzenlemeleri imparatorluğun son dönemlerine doğru neredeyse bütün devletlere, hatta bazı serbest şehirlere kadar yayıldı.

Verilen kapitülasyonlar, son dönemde komşu devletlerle yapılan antlaşmalar dışında, Osmanlı tüccarlarına karşı devletle ticarette aynı hakları vermediği için tamamen tek taraflı verilen birtakım haklar ve imtiyazlar durumunda kalmaya başladı.

1914 yılında kapitülasyonların kaldırılmasına ilişkin bir irade- i seniye yayınlandı ve bu irade-i seniye bütün yabancı devlet temsilcilerine duyuruldu.

Batılı devletlerin bu girişime tepkisi büyük oldu. Sevr Antlaşması'na koydukları hükümle bu ayrıcalıkları tekrar canlandırdılar.

İş bu kadarla da bitmedi, Osmanlı devleti o zamana kadar verilen kapitülasyonları, bu kapsamda olmayan İttifak devletlerine de yaygınlaştırmak zorunda kaldı.

Mustafa Kemal ATATÜRK, kapitülasyonlar meselesini Nutuk'ta şöyle vurguluyor:

 "Efendiler, biliyorsunuz ki yerini yeni Türk devletinin aldığı Osmanlı devleti, Uhud-ı Atika (Eski Antlaşmalar) adı altında birtakım kapitülasyonların tutsağıydı. Hıristiyan halk birçok hak ve ayrıcalıklara sahipti. Osmanlı devleti, Osmanlı ülkesinde oturan yabancılar üzerinde yargı haklarını uygulayamazdı; Osmanlı yurttaşlarından aldığı vergiyi yabancılardan alması engellenmiş bulunuyordu. Devletin varlığını kemiren ve kendi sınırları içinde yaşayan azınlıklarla ilgili önlemler alması mümkün değildi. Osmanlı devleti, kendisini kuran asıl topluluğun, Türk ulusunun, insanca yaşamasını sağlayacak önlemleri alma bakımından da engellenmişti; ülkeyi bayındır kılamaz, demiryolu yaptıramazdı. Hatta okul yaptırmak bile serbest değildi. Bu gibi durumlarda yabancı devletler hemen işe karışırlardı."

Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk dış borçlanması olan 1854 yılı borçlanmasından 1874 yılına kadar geçen 20 yıllık sürede 15 ayrı dış borçlanma yapıldı ve toplamda 239 milyon lira borçlanıldı.

Bu sürenin sonuna gelinirken Osmanlı İmparatorluğu alınan borçların anaparası bir yana faizlerini bile ödeyemez durumdaydı.

Bunun üzerine Osmanlı İmparatorluğu bir kararnameyle vadesi gelen borçların yarısını ödeyeceğini açıklayan bir çeşit moratoryum ilan etti.

Ne var ki bu söze de uyulamadı. 1877 – 78 Osmanlı-Rus Savaşı'yla (93 Harbi) birlikte imparatorluk dış borçlarının yanı sıra Galata bankerlerinden almış olduğu iç borçları da ödeyemeyeceğini açıklamak zorunda kaldı.

1854 yılından 1914 yılına kadar alınan toplam borç miktarı 347.327.040 lira olurken, verilen bu borçlardan sadece 222.754.219 lira geçmişti.

Aradaki bu korkunç rakam, kesintilere sayılmıştı.

İşte böyle bir tablodan ülkeyi çekip çıkaran Mustafa Kemal Atatürk olmuştu.

Osmanlı'dan kalan bütün borçların büyük bölümü Atatürk döneminde, geriye kalan taksitler ise, ilk borcun alınmasından 100 yıl sonra 1954'te ödenmişti.

Şimdi siz söyleyin Osmanlı'mı, Cumhuriyet' mi?

Abdülhamit mi, Atatürk mü?

600 yılda yapılamayanları Atatürk, 15 yıla sığdırmıştı.

İşte bunun adına tam olarak, Cumhuriyet ve Atatürk mucizesi denir.
 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.