Her yıl olduğu gibi, bu yılki Ramazan'a da dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar derin acılar ve sancılar içerisinde girdiler.Afganistan 11 Eylül senaryosunun ardından maruz kaldığı işgalle yıllardır yara-bere içinde. Zaten çeyrek yüzyıldan beri işgalden, iç savaştan yakasını kurtaramadı. Filistin, yaklaşık yarım asırdır kan kaybediyor, maddi ve manevi yıkımı yaşıyor. Irak, haçlı bombaları, topları-tüfekleri altında Ramazan'a merhaba dedi. Hergün elli-yüz insanını kaybediyor.Bütün bu acılarla yaşamaya çalışırken Anadolu coğrafyasında da 3 Ekim depremini yaşadık. Bu depremin sebep olduğu yıkımlar ve her manadaki kayıplar zaman içinde anlaşılacaktır.Tıpkı şu fıkranın anlattığı gibi:Hırsız, geceyarısı demir testere ile bir mağazanın kepengini keserken gece bekçisine yakalanıyor. Bekçi soruyor:- Hemşerim gece vakti hayırdır ne iş yapıyorsun?- Hiç efendim, şöyle kendi kendime saz çalıyorum.- Bu nasıl saz çalmaktır ki ne sesi var ne sedası?- Efendim, benim sazımın sesi genellikle sabahleyin çıkar.Aynen böyle, 3 Ekim'de yaşanan depremin acılarından ve sancılarından mütevellid feryadlar sonra sonra duyulacaktır.Mevcut acılarımıza bir de Pakistan depremi ve alıp götürdüğü onbinlerce Müslüman kardeşimizin ölüm haberi eklendi. Yurtsuz, yuvasız, anasız, babasız kalan onbinlerin feryadları da kulaklarımızda.Bilindiği gibi, 1999'da yaşadığımız Gölcük depremi üzerine çok ciddi iddialar ortaya atıldı, yazıldı çizildi. İşin ucu Amerika ve İsrail'e dokunduğu için üzerine gidilmedi, örtbas edildi. Gölcük depremine Amerika ve İsrail'in yaptıkları yeraltı nükleer denemelerinin sebep olduğuna dair en son önemli bir yazı, bu gazetede, Müslim Karabacak'ın köşesinde yayınlanmıştı. Bütün bunlardan hareketle, Pakistan depreminin de öyle sıradan bir deprem olmadığını, yine bu dünyanın başının belası durumundaki iki ülkenin başının altından çıkmış olabileceğini düşünüyoruz.Yıllardır, Amerika hemen bitişiğindeki Afganistan'ı mekan tutmuş durumda. O ülkenin hem hava sahası, hem karası hem de yerin altı işgalcilerin kontrolünde.Bir hesap soranı da yok üstelik.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025

































































































