logo
25 HAZİRAN 2026

BTP lideri Hüseyin Baş gündemi değerlendirdi: "ABD kağıttan imparatorlukmuş"

Partisinin Ankara'da gerçekleşen il başkanları toplantısına katılan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, yaptığı konuşmada, "Trump, 'NATO kağıttan kaplanmış' diyor. Hayır, ABD kağıttan imparatorlukmuş. O kağıttan, yeşil kağıttan olan imparatorluk milli paralarla ticaretle yıkıldı. İran petrolünü satarken, 'Artık bu petrol Amerikan dolarıyla satılmayacak' diyor. Şimdi bu dünyanın değiştiği nokta, kırıldığı nokta!" dedi

06.04.2026 15:07:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:12:47
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş gündemi değerlendirdi: "ABD kağıttan imparatorlukmuş"
BTP lideri Hüseyin Baş gündemi değerlendirdi: "ABD kağıttan imparatorlukmuş"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, partisinin il başkanları toplantısına katıldı. Ankara'da yapılan toplantının başında Türkiye genelinde başlatılan üye kampanyasında dereceye girenlere plaket verildi. Hüseyin Baş programda yaptığı konuşmada ise sıcak gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmeler yaptı.






BTP liderinin açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Dünyada Amerika'nın karizması çiziliyor"

Dünyada Amerika'nın karizması çiziliyor. Fark ediyoruz değil mi? Mesela Amerika süper güçtü. Sizce süper güç mü? Hiç de süper bir güç değilmiş. Amerika'nın en üst düzey teknolojiye sahip uçağı F35'ler sürekli düşüyor. Bunun biri düşüyorsa hepsi düşer. Dolayısıyla o süper güç ne oldu?

NATO'nun varlık amacı nedir?

Amerika'nın başındaki Trump NATO'ya, 'Kağıttan kaplanmış. Biz NATO'ya her cephede yardım ettik. Onlar bu savaşta bizim yanımızda yer almadı' diyor. Şimdi ey Trump; birincisi NATO bir saldırı örgütlenmesi değildir, bir savunma örgütüdür. NATO'nun varlık amacı Amerika kafayı kırınca bir yere saldırdı diye hepsinin hurra oraya saldırması değildir. Sonra NATO kurulduğundan beri NATO ülkelerinden ABD haricinde dünyada savaş çıkarmış bir tane ülke var mı? Yok. ABD dünyada huzursuzluk çıkarıp, başka ülkelerin güçlerini sömürerek o huzursuzluğu çözdüğünü gösterip ondan sonra dünyadaki huzursuzluğun çözümü bende diyor. Halbuki huzursuzluğun kaynağı kendisinde.






"Yeşil kağıttan olan imparatorluk milli paralarla ticaretle yıkıldı"

Buradan hareketle NATO'nun katılmadığı İran Savaşı'nda ABD diğer savaşlarda olduğu gibi başarılı olamamış. Günler geçmiş, geceler gündüzleri kovalamış, rüya bitmiş, dünya uyanmış. Böyle olunca bunu kendine yediremeyen Trump, "NATO kağıttan kaplanmış" diyor. Hayır, ABD kağıttan imparatorlukmuş. O kağıttan, yeşil kağıttan olan imparatorluk milli paralarla ticaretle yıkılmış. İran petrolünü satarken, 'Artık bu petrol Amerikan dolarıyla satılmayacak' diyor. Şimdi bu dünyanın değiştiği nokta, kırıldığı nokta!  Venezuela'da devlet başkanı Maduro'nun bir gece operasyonuyla yatağından alınması olayı da buydu. Venezuela Çin'e petrol satıyor ve Çin'e petrol satarken Amerikan dolarıyla satmıyor. Yoksa bu ülkeler, 'ABD dolarıyla bunu satalım Amerika'nın saltanatına, hegemonyasına hizmet edelim' deseler Suud'un, BAE'nin, Kuveyt'in yaşadığı hayatın kralını yaşardı.






"Amerika'ya diz çökerttiren proje"

Bu ülkeler bir seçim yaptılar ve 'Ya gelecek nesillerin hürriyeti ya da hem bu nesillerin, hem gelecek nesillerin mahkumiyeti' dediler ve hürriyeti seçtiler. Dünyayı değiştirmemiz lazım dediler ve Amerikan dolarına kafa tuttular. Nasıl tuttular sorusunun cevabını hepiniz biliyorsunuz. Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın Milli Ekonomi Modeli'nde ortaya koyduğu, 'Milli paralarla ticaret yani ülkeler birbirleriyle ticaret yaparken Amerikan dolarını alışveriş unsuru olarak kullanmasın. Öyle olduğu zaman her bir ticaretten Amerika para kazanıyor. Kendi milli paralarını kullansınlar. Böylelikle bir ülkeye bütün dünya hizmet etmiş olmaz. Her ülke kendisine hizmet eder' fikri işte bu dönüşümün temeli oldu. Bugün İran'ın yaptığı mücadele de temelde bu mücadele ve Amerika'ya diz çökerttiren mücadele de bu oldu.

"Şimdi sırtını Trump'a dayayıp millete zulmedenler düşünsün"

Trump öyle bir hata yaptı ki şu an önüne bir kağıt konsa, 'Tarih 27 Şubat... Hamaney yaşıyor. İran'la hiç savaşa girilmemiş' dense hemen imzayı atar kaçar. Ama öyle bir noktaya geldi ki şimdi diyor, "Yenildiğimizi kabul edip gitsek bir façamız çizilecek. İki, ya bölgede İran'ın hakimiyeti artacak. Biz bu bölgedeki ülkeleri yıllarca sömürdük. Şimdi ne diyeceğiz bunlara?" diyor. Ben şimdi size buradan söyleyeyim, kayıtlara da geçsin diye söylüyorum. Bu Trump 2026'nın sonunu göremez. Nasıl göremez? Bunu ben bilmem ama göremez. Bak göremez!  Şimdi sırtını Trump'a dayayıp millete zulmedenler düşünsün, mesela Netanyahu! Çünkü o değiştiğinde senin de denklemin değişiyor Netanyahu.






"Bu dünyaya adaleti Türk getirecek"

Trump 'Grönland'ı alacağım' dedi ya şimdi hiç konuşmuyor oraları. Grönland'ı alacağım, Panama'yı alacağım, Hürmüz'ü alacağım... Üçünü istedi ama birini alamadı daha. Bu emperyalizmle mücadeledir. Bu sömürüyle mücadeledir. Ben bunu Amerika olduğu için konuşmuyorum, imanımdan konuşuyorum. Benim atam Atatürk burayı emperyalizmle mücadele ederek var etti. Gidin 1915'in Çanakkale'sine öyle bir destan ortaya koydu ki; İngiliz'in sömürgeciliğinin yenilebileceği yüzlerce yıl sonra sadece ve sadece Atatürk'ün savaşıyla ortaya çıktı. Gandhi yıllar sonra, 'Biz Atatürk'ü tanımadan önce İngilizleri tanrı zannediyorduk' dedi. Atatürk öyle bir adamdı ve o başarısını insanlığına borçlu, adaletine borçlu, sömürgeye karşı durmasına borçlu. Bu dünyaya adaleti birisi getirecekse yine o adaleti Türk getirecek. Başka yolu yok.

"Terör elebaşından bir barış elçisi çıkarmaya çalışıyorlar"

Türk demişken bir de açılım süreci var ülkemizde. Türk deyince niye açılım geliyorsa aklımıza! Türk sorunu mu var yoksa ülkede? Terör elebaşından bir barış elçisi çıkarmaya çalışıyorlar. O terörist elebaşı bizim Kürt köylerimizi bastı, Kürt çocuklarımızı, bebeklerimizi öldürdü. Ona bebek katili deniyor. Çünkü o bizim Şırnak'ta, Hakkari'de, Diyarbakır'da, Lice'de köylerimizi basıp bebeklerimizi öldürdü. Onun bebek katili olmasının sebebi Kürt kardeşimizin bebeğini öldürmesi. Terörü nerede yaptı? Yine o bölgede yaptı. Dolayısıyla bize yakışan bırak ona sahip çıkmayı, onu bir barış elçisi, bir muhatap görmeyi lanet olsun ona deyip yüzüne bile bakmamaktır. Ama toplumu kandırıyorlar, dönüştürüyorlar. Genç nesillerimizin adeta beyinlerini yıkıyorlar.

"Bir Müslümana dinsiz dersen sen dinsiz olursun"

Şimdiye kadar hiç kimse 'Ben oyum, buyum' demedi. Böyle bir ayrım yok. Kimse birbirinden ayrı asla düşünmedi bugüne kadar. Bunların oluşturduğu suni hikaye şimdi başka bir şeye dönüşüyor gibi. Halbuki yine gidin bizim arkadaşlarımıza Güneydoğu'da gezin; hepsi vatanına, milletine, devletine bağlı, dört dörtlük bizim kardeşimiz insanlar. Bizi rahatsız eden onların adına konuşup, onlardan olmayanlar. Onlardan olmayanlar onların adına konuşuyor. Onların böyle bir derdi yok.  Aynı ayrışmayı Sünni – Şii konusunda da yapmak istiyorlar. Bir Müslümana dinsiz dersen sen dinsiz olursun. Bu kadar basit ölçüler varken niye bu kavga yapılıyor? İşte bu da Amerika'nın ve siyonizmin topraklarımızda oynadığı oyun. Bunun başka bir izahı yok. Bizi bir şekilde bölecekler. Bizi birbirimize çarptırmaya çalışacaklar, kavga ettirmeye çalışacaklar. Şiisi de sünnisi de müslümandır kardeşim.

"BTP olarak toplumu bölmeye çalışan bütün sosyal mühendisliklerin karşısında olacağız"

Türk'ün aslı nedir bilir misiniz? Türk'ün aslı Anadolu'nun İslam'ı, Hacı Bektaş'ın İslamıdır. Osmanlı'nın bütün ocakları yeniçerisi dahil Bektaşilikten gelir. Yeniçeri, ne diye yemin eder? Der ki, "Ey Süfyani, ey Muaviye'nin soyu, sen bir taraf, ben bir taraf." Yani o Muaviye'yi ve Süfyaniliği, Ebu Süfyan'ın soyunu düşman olarak bellemiş bir devletin torunlarıyız biz. Bunu ben söylemiyorum. Bunu Osmanlı söylüyor, atalarımız söylüyor. Sonra bu cumhuriyet nerede kurulmuş? Ebedi liderimiz, Prof. Dr. Haydar Baş yıllarca anlattı. Cumhuriyetin kurulma kararı nerede verildi? Hacı Bektaş'ın dergahında verildi. Cemalettin Efendiyle 3 gün kapanıp istişareler yapıyorlar, konuşuyorlar ve sonunda cumhuriyetin ilanı kararını orada veriyor. Bektaşilik nedir dersen Bektaşilik de Ali'nin yanında olmaktır. Bu kadar. Şimdi buradan kavga çıkarmaya çalışıyorlar. Biz Bağımsız Türkiye Partilerler olarak toplumu bölmeye çalışan bütün sosyal mühendisliklerin karşısında olacağız ve toplumu birleştirmek için ne gerekiyorsa onu hayata geçireceğiz."

Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi

Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
Bayraktar KIZILELMA'dan gövde gösterisi
TOYGUN Elektro-Optik Hedefleme Sistemi ile havalanan Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ve Lazer Güdüm Kiti 82 ile hedefi tam isabetle vurdu.






Baykar tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen KIZILELMA insansız savaş uçağı, testlerine hız kesmeden ediyor. Bayraktar KIZILELMA, gövde kısmında taşıdığı TOYGUN Elektro-Optik Sensör Sistemi ile başarılı atışlar gerçekleştirdi. KIZILELMA, ASELSAN tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen Lazer Güdüm Kiti 82 ve yine ROKETSAN tarafından geliştirilen TEBER Güdüm Kiti'yle başarılı atışlara imza attı.








Öte yandan TOYGUN EOTS, Bayraktar KIZILELMA'nın düşük görünürlük kabiliyetini koruyarak gelişmiş hedefleme yapabilmesini sağlıyor.

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.