Türkiye, teröre yıllardır bedel ödüyor.
On yıllardır terörle mücadele devam ediyor ama terör bir türlü bitmediği gibi daha da fazla güç ve zemin kazanıyor. Sadece bu durum bile, terörün salt bir terör olmadığı, arkasında küresel ellerin olduğunu açıkça gösteriyor.
Terörü genel anlamda birkaç açıdan ele almak lazım.
Bugün terörist dediğimiz insanlar içinde mücadelenin en zorlu olduğu kişiler, ülkemiz üzerinde hesabı olan ülkelerin terör kisvesi altındaki ajanlarıdır.
Bu yöntem 1700'lü yıllardan bu yana önce İngilizler, ardından ise ABD'liler tarafından uygulanmıştır. Bunlar çoğu zaman koordinasyon boyutunda kalıp, kandırdıkları bölge insanlarını terör eylemlerinde kullanırlar. Terörle mücadelede asıl temizlenmesi gerekenler bunlardır. Fitnenin asıl kaynağı bunlardır.
Terörün diğer unsuru ise, bu küresel güçlerin ajanlığını yapanlarla bilinçli olarak işbirliği yapanlardır. Bunlar da en az bu ajanlar kadar tehlikelidir.
Ama terör gruplarının bir bölümü var ki onlar, ama ekonomik sebeplerle, ama yaşadıkları haksızlıklarla, ama başka olumsuz gelişmelerle terörün tuzağına düşmüşler, devletine milletine düşman hale gelmişlerdir.
Büyük zemin elde etmiş grupların çoğunluğunu da bu kişiler oluşturur. Bunlarla mücadele, terörün etkinliğini daha da artırır, toplumsal bir boyuta taşır, sosyal olaylara neden olur.
Özellikle ülkemiz için ifade edersek, başta ABD olmak üzere topraklarımızda vatan hesabı olanların asıl odaklandıkları da bu kesimdir.
Çünkü bu küresel güçler, terörün sadece terör eylemleriyle sınırlı kalmasını istemezler, etnik ya da dini bir iç savaşa dönüşmesi için ellerinden geleni yaparlar. Dikkat ederseniz, ABD'nin demokrasi getireceğim bahanesiyle el attığı bütün İslam ülkelerinde bu durum söz konusudur. Terör eylemleriyle başlayan olaylar çözüm bulunamadığı takdirde bir anda toplumsal bir çatışmaya dönüşebiliyor.
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yıllardır terörle mücadelenin çok yönlü olması gerektiğini vurgulamaktadır.
Özellikle de topluma mal olan bir terörle mücadele için ekonomik, kültürel, milli ve manevi çözümler, silahla mücadeleden çok daha elzemdir.
Türkiye'de terörle mücadele kapsamında ortaya koyulan fikir ve icraatlara bakıldığında bir çıkış noktası görülemediğini açıkça görüyoruz.
Prof. Dr. Baş'ın sunduğu çözümler de gerek siyasilerimiz gerek milletimiz gerekse basın ve medya unsurları tarafından görmezden gelindiği için ülkemizin "terör yarası" her geçen dahada derinleşiyor, işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Yukarıda bahsettiğimiz gibi küresel güçlerin terör kisveli ajanları ve onların yerli ve gönüllü işbirlikçileriyle yapılması gereken mücadele, kandırılmış olan çoğunlukla yapılmaya başlanınca atılan adımlar suya yazı yazmak gibi oluyor.
ABD, İsrail gibi ülkemizde ve bölgemizde vatan hesabı olan ülkeler bunu fırsat bilerek, yeni yeni kirli senaryoyla bu yarayı kaşımaya devam ediyorlar.
Çünkü ABD'nin bütün planları kaos, karmaşa ve iç savaş üzerinedir. Ortalık durulursa, barış ortamı olursa, ABD'nin bölgedeki varlığı da işgal planları da günyüzüne çıkar.
Terör üzerinden yürütülen bütün bu kirli hesapların bugün bir tek panzehiri vardır.
O da Prof. Dr. Baş'ın 2002 seçimlerinde seçim projelerinde, sonra da 2005 yılında dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'nde yer almıştır:
Türkiye Cumuriyeti kimliği taşıyan her vatandaşa, hiçbir ayrım yapmadan 1000 TL "Vatandaşlık Maaşı" verilmesi projesi…
Bu proje, devlet-millet kaynaşmasını sağlayacak, tüm vatandaşları da birbiriyle kardeş yapacaktır. İşte bu birlikteliktir bütün kirli senaryoları bozacak olan…
HDP'yi destekleyen bir işadamıyla yaşanan problemleri uzun uzadıya konuştuk. Yaşadıkları birçok sorunu bize anlattı.
Nihayetinde dedim ki, "Size bir proje söyleyeceğim, sizce bu doğu ve güneydoğuda yaşayan kardeşlerimizin bütün problemlerini bitirir mi?"
"Söyle" dedi. Ben de, "Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın her vatandaşa 1000 TL Vatandaşlık Maaşı projesi var" deyince, biraz düşündü ve ardından büyük bir heyecanla, "Vallahi bitirir" dedi.
Milletimiz bir ve beraber olursa, Prof. Dr. Baş'ın yıllardır ifade ettiği gibi Türk-Kürt kardeşliği tesis edilirse, söyler misiniz ülkemize tefrika sokmak isteyen ajanlar ve yerli işbirlikçileri fitnelerini kusabilirler mi? Elbette ki hayır… Terör kendiliğinden biter.
Prof. Dr. Baş "Çare birlik ve beraberlik" diyor ve bunun ekonomik adımını, Vatandaşlık Maaşı projesini de önümüze koyuyor.
Onu bugüne kadar dinlemediğimiz için milletçe bedel ödüyoruz. Ayıkmak dileğiyle…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Milyonlarca gencimiz boşta geziyor / 21.05.2025
- 19 Mayıs: Türk milletinin umudunun yeşerdiği gün / 20.05.2025
- Korucularımıza çok şeyler borçluyuz / 17.05.2025
- Terör örgütünden fesih yorumu: Demokratik konfederalizm / 16.05.2025
- Trump’tan Şara’ya ‘Abraham Anlaşması’ şartı / 15.05.2025
- BTP lideri Hüseyin Baş hakkında bir garip iddianame! / 14.05.2025
- 'Terörsüz Türkiye' açılımından teröristler neden memnun? / 13.05.2025
- Demokratikleşme derken federasyonu mu kastediyorlar! / 10.05.2025
- Şara’nın Fransa ziyareti SDG’yi güçlendirdi / 09.05.2025
- Hindistan-Pakistan çatışmalarını nasıl okumalıyız? / 08.05.2025
- 19 Mayıs: Türk milletinin umudunun yeşerdiği gün / 20.05.2025
- Korucularımıza çok şeyler borçluyuz / 17.05.2025
- Terör örgütünden fesih yorumu: Demokratik konfederalizm / 16.05.2025
- Trump’tan Şara’ya ‘Abraham Anlaşması’ şartı / 15.05.2025
- BTP lideri Hüseyin Baş hakkında bir garip iddianame! / 14.05.2025
- 'Terörsüz Türkiye' açılımından teröristler neden memnun? / 13.05.2025
- Demokratikleşme derken federasyonu mu kastediyorlar! / 10.05.2025
- Şara’nın Fransa ziyareti SDG’yi güçlendirdi / 09.05.2025
- Hindistan-Pakistan çatışmalarını nasıl okumalıyız? / 08.05.2025