HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Bu iftar sofraları 15 Temmuz’u getirmedi mi?

07.05.2021 00:00:00
'Bu iftar sofraları 15 Temmuz’u getirmedi mi?' seslendirme dosyası:

15 Temmuz darbe girişimiyle ülkemize tehlikeli bir süreci yaşatan FETÖ'nün ilk çıkışı, hatırlarsanız, papazlarla, hahamlarla gerçekleştirilen iftar sofralarıydı.

Hatta bu iftar sofralarında papazlara dua ettirilir, sözde Müslüman geçinenler de bu duaya amin derdi. Halbuki bu amin diyenler de gayet iyi biliyorlardı ki, bu itikadi bir konudur ve teslis inancına sahip birisinin duasına amin demek, Müslüman'ı dininden çıkartır.

Maalesef bu dini cinayetler ülkemizde yaşandı, TV'ler bunu haber bültenlerinde sürekli gündem etti ve bunu yapan FETÖ hareketi iktidar ortağı yapıldı.

FETÖ, elde ettiği devlet gücüyle, dinlerararası diyalog faaliyetlerine hızla devam etti, çıkarılan yasalarla 70 bin kilise evi açıldı, buralarda on binlerce Müslüman Türk genci Hıristiyan yapıldı. Ve 15 Temmuz'a gelindiğinde, bu gençler, kendi milletine, askerine ve Meclis'ine bombalar ve mermeiler yağdırdı.

Bugün bütün bu yaşananlar tamamen unutulmuş görünüyor. FETÖ hareketinin başlangıç noktası olan azınlıklarla iftar sofraları yeniden en üst düzeyde devam ettiriliyor.

"İftar" gibi Müslüman'a has olan bir ibadet, Cumhurbaşkanı başkanlığında, Diyanet Reisi'nin katılımıyla azınlıklarla yapılıyor. Malum, bu garip iftar önceki gün Çankaya Köşkü'nde organize edildi. Yemeğe katılan azınlık temsilcileri içinde, ekümenikliğini yani devlet içinde devlet olduğunu ilan eden Fener Rum Patriği Bartholomeos başta olmak üzere, Rum, Yahudi, Süryani, Ermeni, Katolik azınlık temsilcileri vardı.

Adına "iftar" denilen bu organzasyona en anlamlı tepki Bağımsız Türkiye Partisi'nden (BTP) geldi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında organizasyonun fotoğraflarını paylaşarak, "Biri FETÖ ile mücadele mi dedi? FETÖ firarda, fikri iktidarda!" ifadelerini kullandı. 

Evet, bu iftar organizasyonları bir FETÖ projesiydi ve bir işgal projesi olan "dinlerararası diyalog" amaçlıydı.

Siyasilerimiz, bir taraftan FETÖ ile mücadele ettiğini söylerken, diğer taraftan FETÖ'nün projelerini hayata geçirmeye devam etmeleri gerçekten üzerinde durulması gerken bir konu. FETÖ'yü FETÖ yapan zaten bu faaliyetlerdi. Faaliyetler devam ettiriliyor ama FETÖ ile mücadele ediliyor(!), bu gerçekten garip bir durum değil mi?

FETÖ ve yürüttüğü dinlerararası diyalog faaliyetleri ile bir mücadeleden bahsedilecekse, bu mücadeleyi 1990'lı yıllardan itbaren her sahada veren tek lider Prof. Dr. Haydar Baş'tır. O, her aşamada bu büyük tehlikeden haber verdi ve siyasilerimizi, milletimizi sürekli ayıktırmaya çalıştı. Hem de bu uğurda birçok bedel ödemesine rağmen.

Şimdi bu uyarılardan bir kısmını, günümüze de ışık tutması açısından yeniden hatırlatalım.

Bildiğiniz gibi FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, önce papazlarla iftar sohbetiyle işe başlamış, sonrasında da 1998 yılında Papa'yı ziyaret etmişti.

Bundan hemen önce Prof. Dr Baş, Gülen'e uyarılarla dolu bir mektup yazmış ve bu mektubu da bizzat eline ulaştırmıştı. Her satırı ayrı bir önemde olan bu mektupta özellikle sözde iftarlarda azınlıklarla samimiyet kurulması konusunda şu uyarılarda bulunmuştu:

"Basında ve kamuoyunda müşahede ettiğimiz büyük bir yanlış; Hıristiyan din öncüleriyle yakınlıklar kurulması, karşılıklı dostluk mesajları gönderilmesi ve bu yolda birlik, beraberlik, işbirliği, iyi niyet havasının verilmek istenmesidir. 

Bilindiği gibi itikadî konular son derece büyük bir önemi haizdir. Küçük bir açı farkı, vahim neticeler doğurabilir. Sizden sadır olan küçük bir açı farkı, topluma genişleyerek yansır. Hıristiyanlarla tesis edilmiş gibi görünen samimiyet bağı, muhabbet havası ola ki, gençliğe 'Hıristiyan da olunabilir' kanaatini verirse, bu hatanın tamiri mümkün olamaz. Kimse de bu vebali kaldıramaz. Bütün bunlar sizin malumunuzdur. Çok iyi biliniz ki, Kelime-i Tevhid ancak nübüvvetle tamamlanır. Allah Resûlünü inkâr edenler, Allahu Ekber kelimesinde nasıl samimi olabilirler?"

2 Ocak 2005'te BTP Çağlayan mitinginde şunları söylemiştir:

"BOP 'un iki ayağı vardır. Birincisi İslam dininin tahrifatı, ikincisi; siyasi ve askeri ayağı yani İslam coğrafyasını işgal etme ayağıdır. İslam'ın tahrifatı dinlerarası diyalog süreci ile devam etmektedir. Şunu gayet iyi bilmemiz gerekir ki BOP projesi kapsamında yapılacak olan işgallere karşı olabilecek direnişleri kırmak için dinlerarası diyalog senaryosu uygulamaya konmuştur. Maksat bu geniş coğrafyada yapılması planlanan silahlı işgallere karşı oluşacak direnişleri kırmak bu bölge halklarının işgalcileri kendilerinde biri olarak kabul etmelerinin ve bu insanların toprağını, vatanını, dinini, namusunu savunmalarının önüne geçmektir. Diyalog, Türkleri ve Müslümanları Hıristiyanlaştırıp tepkisiz hale getirdikten sonra topraklarını ellerinden almak içindir."

31 Aralık 2012'de,  2011 yılını değerlendirme programında şu uyarıyı yapmıştır:

"Hz. Fahriâlem Efendimize bir gün Hz. Ömer elinde Tevrat'ın nüshaları olduğu halde geliyor. Allah'ın sevgilisi onların ne olduğunu anlıyor ve sinirli bir tarzda "Nedir onlar" diye soruyor. "Şayet Musa bugün olsaydı bana ümmet olurdu. Ondan başka bir şansı yoktu" buyuruyor. Gerçek bu iken kalkıp da diyalogla beraber Müslüman'ı Hıristiyanlaştırmaya çalışanların adına, bugün dense dense Deccal denir."

19 Mayıs 2015'te, İstanbul BTP Gençlik Şöleni'nde şu tespitlerde bulunmuştur:

"Dinlerarası diyalog ülkemizdeki gençlerimizi Hıristiyanlaştırma projesidir. Buradan uyarıyoruz. Bu yanlışı yapan zihniyetin biran önce bu yanlışından dönmesi ülkemiz ve gençliğimiz için hayırlı olacaktır. Ülkemizin parçalanmasına asla müsaade etmeyiz. Yıllardır dinler arası diyalog safsatası ile bu milletin kafasını bulandırmaya çalışan zihniyet İslam dünyasına karşı Haçlıların piyonudur. Tek piyon olmayan parti Bağımsız Türkiye Partisi'dir. Bu nasıl bir diyalogdur ki İslam dünyası ile hiç diyalog yok. Bu diyalog İslam coğrafyasını karıştıran bir diyalogdur. Sakın bu safsataya inanmayın."

Türkiye'nin siyaseti, milleti bu uyarıları dikkate almadı ve 15 Temmuz yaşandı.

Peki, bugün dikkate alınıyor mu? BTP Lideri Hüseyin Baş'ın mesajında ifade ettiği gibi maalesef "FETÖ firarda, fikri iktidarda."

Biz Türkiye olarak bu yanlışı bir kere tecrübe etmedik mi?

"Tarih tekerrürden ibarettir" der atalarımız, İstiklal Şairi Mehmet Akif uyarıyor: "Eğer ibret alınsaydı, tarih hiç tekerrür eder miydi?" diye. Ayıkmak dileğiyle.

 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.