İngiltere'de geçen hafta Süryani ve Keldanileri de soykırıma uğrattığımıza dair bir teklif parlamentoya sunuldu. "Keldanileri de" ifadesini kullanmamızın sebebi aynı parlamentonun Ermeni soykırımı yaptığımıza dair zaten bir kararı var olması! Sessiz ve derinden "soykırımcı ülke" sıfatımız her geçen gün yeni iklimlere kanat çırpıyor! Ne diyelim daha geçen hafta boynumuza soykırımcı yaftası yapıştıran ülkenin dışişleri bakanı Jack Straw Ankara'da ala-yı vala ile karşılanmıştı. Hani neredeyse Abdullah Gül Straw'a "Kıbrıs fatihi" unvanını bahşedecekti. Güya M. Ali Talat ile görüşmüş de, bu büyük bir fedakarlık ve de büyük bir adımmış! Oysa aynı Straw Talat'la görüşmesinden önce KKTC'nin tanınmayacağına dair Rumlara iman tazeledikten sonra Lefkoşa'nın yolunu tutabilmişti! Aynı Straw, Ankara'da da Abdullah Gül'ün gözlerinin içine baka baka şunları söylemişti: "Limanlarınızı Rumlara açmak bir müzakere konusu değil, hükümetinizin mesuliyetidir. Protokolü de derhal parlamentonuzun onayına sunun." Gül elbette bu küçük detayın üzerinde durmadı, İngiliz parlamentosuna inen soykırımın niçin'ine dair bir küçük soru sormadı! İngiliz'i "es" geçtik geçmesine ama Fransa dışişleri bakanı Straw kadar da nazik davranmadı. Sarkozy'nin bakanı Gül'ümüzün yüzüne yüzüne "AB maceranızın sonu kapalı" dedi. Abdullah Gül yazılıp-çizilene bakılırsa önce şaşırmış, bir tercüme hatası olup olmadığını anlamaya çalışmış, sonra da hayretini gizlemeyerek "şimdiden önümüzü kapatmasanız" demiş! Gül'ün hayreti elbette bu kötü finali bilmediğinden ya da muhatabının niyetinden şüphelendiğinden değil! Onun hayreti kameraların içine baka baka bu cümlenin söylenmiş olması! Canım Türkiyem maalesef böyle bir dış politik anlayış ve bakanla yürütülüyor. İşin en korkutucu tarafı İran savaşının ayak seslerinin artık Ankara'dan duyuluyor olması. Dün bir mevkute alıntılamıştı. Neoconların fikir babası Cagon "İran'ı işgal dışında başka bir seçenek yok. Bu işte geç bile kalındı" diye yazdı. Brüksel ise mesajını net olarak gönderiyor. "Türkiye İran savaşına dahil olma konusunda AB ile ters düşemez."Buyurun bakın buçuklu dış politikada çeyrek kuruşa geldiğimiz fotoğrafa!Adam bizi kuyruğuna bile takmayacak ama biz o Brüksel'in hatrına en yakın ve en önemli komşumuzla papaz olacağız!Brüksel'in talebini hiç kimse es geçmesin! Ankara artık Brüksel'den verilecek kararlara uymak zorundadır. Garabet AB politikamız ülkeyi bu noktaya sürüklemiştir.Merkel'in geçen hafta İsrail'de söylediği sözleri duyunca açıkçası ürkmemek elde değil. Bu komünist artığı papaz kızı tam bir Hıristiyan şövenizmi ile hareket ediyor. Belli ki, İsrail Washington'u olduğu kadar Berlin'i de bağlamış durumda.Ve biz de maalesef bağlanmışlara bağlanmış durumdayız. İşimiz zor! Bırakın tarihi, bugünü okumayı, yabancıların taleplerine kelimenin tam anlamıyla teşne bir dış politikamız var.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
- Sahili olmayan umman / 14.04.2022
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021