Büyük İsrail Devleti amaçlı Kürdistan projesinin Irak ve Suriye ayaklarında çerçeve çizildi, şimdi her geçen gün içi doldurulmaya çalışılıyor.
Hatırlarsanız, geçtiğimiz günlerde PYD, Suriye'nin kuzeyinde federasyon kararı almış ve üç bölgeyi birleştirdiğini duyurmuştu.
ABD ve Şam yönetimi herhangi bir federal yapının tanınmayacağını açıklamış, Türkiye'den de "Tek taraflı tasarrufların hiçbir geçerliliği olamaz" açıklaması gelmişti.
PYD lideri Salih Müslim yaptığı son açıklamada, bu federasyon ilanının blöf olmadığını, başka özerk bölgelerin de kurulacağını ve de AB ve Suriye yönetiminin bunları tanıma konusunda ikna edileceğini açıkladı.
Müslim'in bu açıklaması elbette ki sadece taşıdığı özgüvenle değerlendirilemez. Eğer kendine bu kadar güvenen bir kişi olsaydı, 2014 yılında IŞİD Kobani'yi işgal ettiği zaman, Kobani'yi boşaltmaz, orayı sonuna kadar savunurdu.
Barzani'nin Peşmergesi Kobani'ye girdikten sonra, başta ABD, İsrail askerleri olmak üzere PYD saflarına dahil olduktan sonra, ABD PYD'yi "kara gücü" olarak görüp, destek mahiyetinde Suriye'nin kuzeyine iki adet askeri üs kurduktan sonra Salih Müslim'in bu kadar cesaretli konuşabildiğine şahit oluyoruz.
Yani bugün Salih Müslim'i konuşturan irade, arkasındaki Büyük İsrail iradesidir.
Bu manada ABD'nin "tanımayız" açıklaması sadece rolden ibaret. Federasyonu perde arkasında kurdurtan irade o, nasıl tanımaz?
Esad yönetimi ise, Rusya ile beraber hareket ediyor, görünen o ki, Rusya da Esad yönetiminin varlığına devam etmesi, askeri üslerinin Suriye'de kalması kaydı şartıyla PYD'nin federasyon kurmasına hayır demiyor.
Peki, ya Türkiye? Sizce "NATO'nun Libya'da ne işi var" dedikten 1 hafta sonra Libya operasyonlarında NATO'nun merkez üssü olan, "Patriotlardan haberimiz yok, bizim iznimiz olmadan Türkiye'ye konuşlandırılamaz" dedikten yine 1 hafta sonra patriotları 3 iline yerleştiren AKP'li Türkiye; ABD'nin "Suriye'deki müttefikim" dediği PYD'nin özerkliğine hayır diyebilir mi? Sormak bile abesle iştigal?
Burada oynanan tiyatro, tamamen sihirli söz, "Bu, Suriye'nin iç meselesidir" ifadesinde gizli? Yani Suriye'nin bölünmesi için, içeriden bölünmesi gerekiyor. Sanki dışarıdan hiçbir baskı yokmuş gibi, PYD, ABD'ye rağmen özerklik ilan etmiş gibi gösteriliyor.
Müslim'in açıklamasında şu ifadeler bunu teyit ediyor: "Bu Suriye'nin iç meselesidir, kimseyi ilgilendirmiyor". "Suriye ve ABD'nin tavrını umursamıyor musunuz?" diye sorulan Müslim, "Yok, biraz çaba gerekiyor onları ikna etmek için" diye yanıt verdi.
Görünüşte federal yapının tanınmayacağını açıklayan ABD'nin şu tavrına bakın:
The Times gazetesinin haberine göre, ABD, Brüksel saldırıları sonrası Menbic'e açılan yolların kapatılması için Ankara'ya yapılan talepleri yeniledi. Ve buraya Türkiye'nin terörist kabul ettiği PYD'nin hakim olduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin yerleştirilmesini istedi.
Menbic, Türkiye'nin sınırına yakın ve IŞİD'in kontrolünde? ABD, IŞİD militanlarının geçiş güzergahı olan bu, Türkiye sınırı ve Menbic arasındaki alana "Menbic Boşluğu" diyor.
Gazete Menbic Boşluğu ile ilgili şunları aktarıyor: "Yabancı savaşçıların Suriye'ye giriş çıkışları için örgütün burayı elinde bulundurması önemli. Zira IŞİD bu kenti bu yüzden bir kaleye dönüştürdü. IŞİD komutanları yabancı savaşçıları Menbic'de topluyor ve onları savaş alanlarına, Suriye'ye ya da sınır boyundan Türkiye ve Avrupa'ya yönlendiriyor."
Türkiye ise bu Menbic Boşluğu'na, terörist olarak kabul ettiği PYD'lilerin yerleştirilmesine karşı çıkıyor. Kim bilir, belki de, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesi yaşanan bir takım tutuklamaların bu konuyla da bir alakası vardır? Bilemeyiz.
Bir iki cümle de projenin Irak ayağı, Musul operasyonu ile ilgili yazalım.
Şimdilik hava muhalefeti sebebiyle operasyonlar durdurulmuş ama şu bilgi önemli: Bölgedeki çatışmalar sebebiyle can güvenliği dolayısıyla yaklaşık bin 500 sivil evlerini terk edip, IŞİD'in kontrolündeki bölgelerden Peşmerge güçlerinin mevzilerine sığındı. Yani bölgedeki siviller, Irak devletine değil, peşmergeye sığınıyor. Musul'un IŞİD'den alınmasından sonra planlanan referandumun sonucunda ne çıkacağının cevabı bence burada gizli?
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, 1991 yılında Körfez Harekatı başladığında "Irak'ı üçe bölecekler, kuzeyinde Büyük İsrail hedefli Kürt devleti kuracaklar" demişti, bugün bunu görüyoruz; 2014 yılında Kobani'ye peşmergenin geçişiyle ilgili, "Suriye'yi Barzani eliyle Büyük İsrail'e hazırlıyorlar" demişti, bugün bunu görüyoruz.
Ve her defasında da "Asıl hedef Türkiye'dir", 2015 yılı değerlendirmesinde, "Bölünmenin bomba sesleri geliyor" geliyor demişti, millet olarak ayıkmazsak, Irak'ın ve Suriye'nin kaderini, Filistinlinin kaderini aynen hatta daha şiddetli bir şekilde yaşayacağız.
Allah ayıkmayı ve "çözümün tek adresi"nde buluşmayı nasip etsin.
Hatırlarsanız, geçtiğimiz günlerde PYD, Suriye'nin kuzeyinde federasyon kararı almış ve üç bölgeyi birleştirdiğini duyurmuştu.
ABD ve Şam yönetimi herhangi bir federal yapının tanınmayacağını açıklamış, Türkiye'den de "Tek taraflı tasarrufların hiçbir geçerliliği olamaz" açıklaması gelmişti.
PYD lideri Salih Müslim yaptığı son açıklamada, bu federasyon ilanının blöf olmadığını, başka özerk bölgelerin de kurulacağını ve de AB ve Suriye yönetiminin bunları tanıma konusunda ikna edileceğini açıkladı.
Müslim'in bu açıklaması elbette ki sadece taşıdığı özgüvenle değerlendirilemez. Eğer kendine bu kadar güvenen bir kişi olsaydı, 2014 yılında IŞİD Kobani'yi işgal ettiği zaman, Kobani'yi boşaltmaz, orayı sonuna kadar savunurdu.
Barzani'nin Peşmergesi Kobani'ye girdikten sonra, başta ABD, İsrail askerleri olmak üzere PYD saflarına dahil olduktan sonra, ABD PYD'yi "kara gücü" olarak görüp, destek mahiyetinde Suriye'nin kuzeyine iki adet askeri üs kurduktan sonra Salih Müslim'in bu kadar cesaretli konuşabildiğine şahit oluyoruz.
Yani bugün Salih Müslim'i konuşturan irade, arkasındaki Büyük İsrail iradesidir.
Bu manada ABD'nin "tanımayız" açıklaması sadece rolden ibaret. Federasyonu perde arkasında kurdurtan irade o, nasıl tanımaz?
Esad yönetimi ise, Rusya ile beraber hareket ediyor, görünen o ki, Rusya da Esad yönetiminin varlığına devam etmesi, askeri üslerinin Suriye'de kalması kaydı şartıyla PYD'nin federasyon kurmasına hayır demiyor.
Peki, ya Türkiye? Sizce "NATO'nun Libya'da ne işi var" dedikten 1 hafta sonra Libya operasyonlarında NATO'nun merkez üssü olan, "Patriotlardan haberimiz yok, bizim iznimiz olmadan Türkiye'ye konuşlandırılamaz" dedikten yine 1 hafta sonra patriotları 3 iline yerleştiren AKP'li Türkiye; ABD'nin "Suriye'deki müttefikim" dediği PYD'nin özerkliğine hayır diyebilir mi? Sormak bile abesle iştigal?
Burada oynanan tiyatro, tamamen sihirli söz, "Bu, Suriye'nin iç meselesidir" ifadesinde gizli? Yani Suriye'nin bölünmesi için, içeriden bölünmesi gerekiyor. Sanki dışarıdan hiçbir baskı yokmuş gibi, PYD, ABD'ye rağmen özerklik ilan etmiş gibi gösteriliyor.
Müslim'in açıklamasında şu ifadeler bunu teyit ediyor: "Bu Suriye'nin iç meselesidir, kimseyi ilgilendirmiyor". "Suriye ve ABD'nin tavrını umursamıyor musunuz?" diye sorulan Müslim, "Yok, biraz çaba gerekiyor onları ikna etmek için" diye yanıt verdi.
Görünüşte federal yapının tanınmayacağını açıklayan ABD'nin şu tavrına bakın:
The Times gazetesinin haberine göre, ABD, Brüksel saldırıları sonrası Menbic'e açılan yolların kapatılması için Ankara'ya yapılan talepleri yeniledi. Ve buraya Türkiye'nin terörist kabul ettiği PYD'nin hakim olduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin yerleştirilmesini istedi.
Menbic, Türkiye'nin sınırına yakın ve IŞİD'in kontrolünde? ABD, IŞİD militanlarının geçiş güzergahı olan bu, Türkiye sınırı ve Menbic arasındaki alana "Menbic Boşluğu" diyor.
Gazete Menbic Boşluğu ile ilgili şunları aktarıyor: "Yabancı savaşçıların Suriye'ye giriş çıkışları için örgütün burayı elinde bulundurması önemli. Zira IŞİD bu kenti bu yüzden bir kaleye dönüştürdü. IŞİD komutanları yabancı savaşçıları Menbic'de topluyor ve onları savaş alanlarına, Suriye'ye ya da sınır boyundan Türkiye ve Avrupa'ya yönlendiriyor."
Türkiye ise bu Menbic Boşluğu'na, terörist olarak kabul ettiği PYD'lilerin yerleştirilmesine karşı çıkıyor. Kim bilir, belki de, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti öncesi yaşanan bir takım tutuklamaların bu konuyla da bir alakası vardır? Bilemeyiz.
Bir iki cümle de projenin Irak ayağı, Musul operasyonu ile ilgili yazalım.
Şimdilik hava muhalefeti sebebiyle operasyonlar durdurulmuş ama şu bilgi önemli: Bölgedeki çatışmalar sebebiyle can güvenliği dolayısıyla yaklaşık bin 500 sivil evlerini terk edip, IŞİD'in kontrolündeki bölgelerden Peşmerge güçlerinin mevzilerine sığındı. Yani bölgedeki siviller, Irak devletine değil, peşmergeye sığınıyor. Musul'un IŞİD'den alınmasından sonra planlanan referandumun sonucunda ne çıkacağının cevabı bence burada gizli?
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, 1991 yılında Körfez Harekatı başladığında "Irak'ı üçe bölecekler, kuzeyinde Büyük İsrail hedefli Kürt devleti kuracaklar" demişti, bugün bunu görüyoruz; 2014 yılında Kobani'ye peşmergenin geçişiyle ilgili, "Suriye'yi Barzani eliyle Büyük İsrail'e hazırlıyorlar" demişti, bugün bunu görüyoruz.
Ve her defasında da "Asıl hedef Türkiye'dir", 2015 yılı değerlendirmesinde, "Bölünmenin bomba sesleri geliyor" geliyor demişti, millet olarak ayıkmazsak, Irak'ın ve Suriye'nin kaderini, Filistinlinin kaderini aynen hatta daha şiddetli bir şekilde yaşayacağız.
Allah ayıkmayı ve "çözümün tek adresi"nde buluşmayı nasip etsin.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
























































