Okyanus ötesine bağlı siyasileri iktidara getirmenin bedelini milli ve manevi her türlü değerimizi kaybetmekle ödüyoruz. Para kaybedersin, yarın bir politika değişikliğine gidersin yeniden toparlar kazanırsın ama milli ve manevi değerler toplumsal olarak kaybedildiği takdirde yeniden kazanılması uzun bir zaman gerektirir, bazen de asla geri getiremezsin.Bu değerler o milleti ayakta tutan en temel dinamiklerdir, kaybedildiğinde millet kalmaz.Ülkemizin toprakları ve madenleri üzerinde ekonomik, dini, siyasi hesaplar kuran batı, güçlü bir milli ve manevi temele sahip olduğu için Türk milletini asla cephede yenememiştir.Çanakkale Savaşı, İstiklal Harbi bunun misalleridir.Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu sağlam temeller üzerinde bina edilmiştir.Batı, İngilizlerin özellikle İslam dünyasında uyguladığı taktik, Türkiye için de devreye sokulmuştur. Binayı yıkamıyorsan, içini boşalt taktiği? Öncelikle eğilimlere göre, ardından da etnik ve mezhepsel faktörlere göre Türk milletini kamplara bölmeye çalışmışlardır.Ulusalcılık, milliyetçilik, dindarlık aslında her bir Türk vatandaşında olması gerekirken, ulusalcı ayrı, milliyetçi ayrı, dindarı da ayrı bir kulvara itilmiş ve bu eğilimlerin başına da siyasi liderler belirlenmiştir. Yalnız bu liderleri belirleyenler Türk milleti değil, her zaman okyanus ötesi olmuştur.Ve ne ilginçtir ki, hangi kulvarda taviz kopartılacaksa, bu o kulvarı, eğilimi temsil eden siyasi irade işbaşında olduğunda gerçekleşmiştir.Örneğin, İsrail ile 19 stratejik anlaşma; İsrail'e tel'in mitingleri düzenleyen, İsrail'e en fazla karşı olarak gözüken, bunun üzerinden siyaset yapan Erbakan ve kadrosu döneminde imzalanmıştır.Kıbrıs'ın batıya altın tepside sunulmasını sağlayan Kıbrıs Kararnamesi'nin imzalanması, güneydoğumuzun bölünmesine kapı aralayan self-determinasyon yasası, APO'nun idam sehpasından alınması da Sayın Bahçeli'nin başında olduğu MHP'nin iktidar ortağı olduğu dönemde gerçekleşmiştir. AKP kadroları da "din" diyerek, Kur'an kaldırarak, başörtüsü üzerinden siyaset yaparak iktidara oturdu ama gelgelelim 13 yıllık iktidarları döneminde tam tersi icraatlarına şahit olduk.Bu arkadaşlar iktidara gelmeden önce toplumsal olarak dini ve ahlaki değerler yaşanıyordu. 2002 yılından önce camiler tıklım tıklım doluydu, teravihler, Cuma namazları, bayram namazları kalabalık bir şekilde coşkuyla kılınıyordu. Çoluk çocuk herkes iştirak ediyordu. Ramazan'da oruç tutmayanlar oldukça azdı ve oruç tutanlara bir saygı vardı, yemek yeseler de kimsenin görmediği yerlerde yemeye çalışıyorlardı. Lokantaların, kahvelerin çoğu, meyhanelerin tamamı Ramazan ayında tatile giriyordu. Hırsızı, arzısı, yolsuzu da Ramazan hürmetine suç işlemiyor, bu mübarek ayda suç oranları dip yapıyordu.AKP siyaseti 2002'de iktidara geldi iktidarları döneminde dini yaşantı boyutundan çıkartıp bir ideolojiye dönüştürdüler. Artık din her yerde konuşuluyordu ama yaşanmıyordu; dinin içi boşaltılmıştı. Konuşulan din de zaten peygamberin indirdiği din değildi.Din diye diye, dinin haram kıldığı domuz etini kasaplık et statüsüne aldılar, zinayı suç olmaktan çıkardılar. Açılan kilise evleri, dinler bahçeleri ile serbest bırakılan misyonerlik faaliyetleri ve bedava İncil dağıtımlarıyla, Milli Eğitim kitaplarında tahrif olmuş ve tedavülden kalkmış dinlerin hak dinmiş gibi anlatılmasıyla, tek hak din olan İslam'ın ise sanki peygamberi yokmuş gibi anlatılmasıyla Protestanize edilmiş bir din anlayışını ortaya çıkardılar.Daha doğrusu dışı Müslüman görünümlü, içi ise tamamen Haçlı ruhuna sahip bir toplum oluşturuldu.Bunun neticesinde camiler boşaldı, Ramazan ayı oruç ayı olmaktan çıktı "panayır" ve "eğlence" ayına dönüştü, namaz kılanlar, oruç tutanlar azaldı, oruç tutana saygı yok oldu, cinayetler, hırsızlıklar, fuhuş, tecavüz, insanlık öldü dedirten birçok hadise Ramazan'da da zirve yapmaya başladı.Bir diğer önemli nokta, batının İslam dünyasına Türkiye'ye rağmen bir operasyon yapabilmesi mümkün değildir. Ve İslam dünyasında en fazla kan, dindarlık üzerinden siyaset yapan AKP iktidarı döneminde yaşanmıştır. AKP iktidarının da eşbaşkanlığını yürüttüğü BOP kapsamında Irak, Afganistan, Suriye, Yemen, Pakistan, Filistin, Mısır, Libya ve daha birçok İslam ülkesinde milyonlarca masum insan katledilmiştir.Siz hem dindar olacaksınız, hem Türkiye'nin başında olacaksınız, hem de sizin döneminizde ve her şeyden önemlisi sizin desteğinizle bu kadar Müslüman kanı akacak.Bunların dindarlık derken Müslümanlığı kastetmediğini ifade ediyorduk, haklı çıktık; sadece bu netice bile Türkiye'yi hangi rıhtıma getirdiklerini gösteriyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
























































