logo
11 MAYIS 2026

Dünya altına hücum etti

20.11.2008 00:00:00
2008 yılının üçüncü çeyreğinde Türkiye'de altın talebinin, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 15 artarak toplamda 99 tona ulaştığını bildirdi.

 

Dünya Altın Konseyinden yapılan açıklamaya göre, yatırımcıların global krizden kaçış yolları aradığı 2008 yılının üçüncü çeyreğinde altın talebi, dolar bazında tüm zamanların çeyrek rekorunu kırarak 32 milyar dolara ulaştı. 2008'in üçüncü çeyreğinde altın talebi dolar bazında 2008'in ikinci çeyreğine kıyasla yüzde 45, tonaj olarak ise bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 18 artış gösterdi. Açıklamaya göre; İsviçre, Almanya ve ABD pazarlarındaki güçlü külçe ve sikke alımlarıyla birlikte, 2008'in üçüncü çeyreğinde perakende altın yatırım talebi yüzde 121 artışla 232 tona yükseldi. Üçüncü çeyrekte, Avrupa'da tüm yılların altın talebi rekoru kırıldı ve 51 ton külçe - sikke alımı gerçekleşti. 2008 yılının üçüncü çeyreğini değerlendiren Dünya Altın Konseyi (WGC) üst yöneticisi (CEO) James E. Burton, altının, paranın değerini koruma rolünün 2008 yılının 3. çeyreğinde ön plana çıkmasıyla birlikte yatırımcıların ve tüketicilerin altın taleplerinde artışlar yaşandığını, global ekonomiyi etkisi altına alan belirsizliğe bakıldığında altının güvenilir bir yatırım aracı olmaya devam etmesini beklediklerini bildirdi.

İmamoğlu'yla birlikte 3 isim bir kez daha hakim karşısında: 'Casusluk' davası başlıyor

Geçen yıl "casusluk" suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün’ün iddiaları sonrası açılan davada, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılama süreci Silivri’de başlayacak

10.05.2026 22:13:00
Haber Merkezi
İmamoğlu'yla birlikte 3 isim bir kez daha hakim karşısında: 'Casusluk' davası başlıyor
İmamoğlu'yla birlikte 3 isim bir kez daha hakim karşısında: 'Casusluk' davası başlıyor
Geçen yıl "casusluk" suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün'ün iddiaları sonrası açılan davada, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılama süreci Silivri'de başlayacak.

Geçen yıl "casusluk" suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün'ün iddiaları üzerine başlatılan süreçte hazırlanan iddianame kapsamında önemli bir dava başlıyor.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve danışman Necati Özkan hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, Silivri'de görülecek.

Davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ele alınacağı belirtilirken, duruşma öncesinde açıklama yapan Merdan Yanardağ, basın kuruluşlarına çağrıda bulundu. Yanardağ, "Basın örgütlerini, kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi adına duruşmayı izlemeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Söz konusu dava, siyasi ve medya çevrelerinde yakından takip edilirken, yargılama sürecinin nasıl ilerleyeceği merak konusu oldu.

İYİ Partili Uğur Poyraz'dan Mansur Yavaş'a yeşil ışık

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Adayı olmasına sıcak olduğunu belirterek, "Partim Mansur beyin Cumhurbaşkanı adaylığını destekleme yönünde bir karar alırsa bu Türkiye'nin lehine olur" dedi

10.05.2026 19:52:00
Haber Merkezi
İYİ Partili Uğur Poyraz'dan Mansur Yavaş'a yeşil ışık
İYİ Partili Uğur Poyraz'dan Mansur Yavaş'a yeşil ışık
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Adayı olmasına sıcak olduğunu belirterek, "Partim Mansur beyin Cumhurbaşkanı adaylığını destekleme yönünde bir karar alırsa bu Türkiye'nin lehine olur" dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, katıldığı bir programda sorularını yanıtladı. "Mansur Yavaş sizin cumhurbaşkanı adayınız olabilir mi" sorusuna, "Sayın Mansur Yavaş'a abi derim. Mansur Beyle bireysel ve hukuksal hukukumuz paralellik arz eder. Partim Mansur beyin Cumhurbaşkanı adaylığını destekleme yönünde bir karar alırsa bu Türkiye'nin lehine olur" diye yanıt verdi.

Anneler Günü'nde yürek yakan acı

Manisa'nın Sarıgöl ilçesinde Anneler Günü sabahı meydana gelen traktör kazasında ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 48 yaşındaki bir çocuk annesi Raziye Boylu, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

10.05.2026 16:18:00 / Güncelleme: 10.05.2026 16:21:12
İhlas Haber Ajansı
Anneler Günü'nde yürek yakan acı
Anneler Günü'nde yürek yakan acı
Manisa'nın Sarıgöl ilçesine bağlı Alemşahlı Mahallesi'nde Anneler Günü'nde meydana gelen traktör kazası bir aileyi yasa boğdu.

Edinilen bilgiye göre, bağ arazisinde seyir halinde olan 45 ZF 634 plakalı traktör, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yaklaşık 3 metrelik yükseklikten yuvarlanarak takla attı. Kazada traktör sürücüsü Yusuf Boylu (53) ile yanında bulunan eşi Raziye Boylu (48) ağır yaralandı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralı çift, ambulansla Sarıgöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Anneler Günü'nde hastanede yaşam mücadelesi veren Raziye Boylu, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Acı haber, ailesi ve yakınlarını yasa boğdu. Yaralı sürücü Yusuf B.'nin tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Kazayla ilgili inceleme başlatılırken, Sarıgöl Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi

İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi

10.05.2026 15:43:00
AA
Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi
Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi
Bu yılın ilk üç ayında, 3 bin 277 genel kargo ile 1833 dökme yük gemisi Boğaz'ı kullandı.

Ocak-mart döneminde geçen 9 bin 195 geminin 5 bin 792'sinin kılavuz kaptan hizmeti aldığı hesaplandı.

Boğaz'da, geçen yılın aksine 300 metreden büyük gemiler bu yılın ilk üç ayında geçiş yapmadı.

Geçen gemilerin 370'i 250-300 metre, 593'ü 200-250 metre, 2 bin 416'sı 150-200 metre, 3 bin 306'sı 100-150 metre, 2 bin 510'unun ise 100 metreden küçük olduğu belirlendi.

İstanbul Boğazı'ndan ocak-mart döneminde kimyasal yük taşıyan 451 tanker de geçti.

Yılın ilk çeyreğinde, 288 barç, 1833 dökme yük gemisi, 11 çimento gemisi, 984 konteyner gemisi, 3 bin 277 genel kargo gemisi, 125 canlı hayvan taşıyan gemi, 9, savaş gemisi, 77 yolcu gemisi, 53 Ro-Ro, 1511 türü belirtilmemiş tanker, 207 sıvılaştırılmış petrol gazı taşıyan tanker, 57 römorkör, 30 araç taşıyan gemi ve 282 diğer türlerdeki gemi Boğaz'ı kullandı.

En çok gemi yükü ocakta taşındı
Bu dönemde, İstanbul Boğazı'nı kullanan gemilerin, taşıdığı yüklerle birlikte toplam ağırlığı 135 milyon 182 bin 851 groston olarak hesaplandı.

Boğaz'da en az yük şubat ayında taşınırken toplam 41 milyon 343 bin 780 groston ağırlığında gemi bu dönemde seyretti.

AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının verilerinden derlediği bilgilere göre, Boğaz'ı kullanan gemiler, bu dönemde en çok yükü toplam 51 milyon 711 bin 485 grostonla ocakta taşıdı.

İstanbul Boğazı'nı ocakta 42 milyon 127 bin 586 groston ağırlığında 3 bin 25, şubatta 41 milyon 343 bin 780 groston ağırlığında 2 bin 687, martta 51 milyon 711 bin 485 groston ağırlığında 3 bin 483 gemi kullandı.

"Kıtaları birleştiren" Boğaz'dan bir günde ortalama 102 geminin geçtiği hesaplandı.

Gemi sayısı geçen yıla göre azaldı
İstanbul Boğazı'nı kullanan gemi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre azaldığı tespit edildi.

Geçen yılın ocak-mart döneminde 9 bin 351 geminin kullandığı Boğaz'dan bu sene 9 bin 195 gemi geçiş yaptı.

Boğaz'da, geçen yıl bu dönemde 141 milyon 160 bin 81 groston ağırlığın gemilerle taşındığı belirlenmişti.

Asya ve Avrupa'yı birleştiren İstanbul Boğazı, 2024 yılının ilk 3 ayında 10 bin 106 gemi ile 157 milyon 101 bin 576 groston yük taşımış, bu gemilerin 6 bin 275'i kılavuz kaptan hizmeti almıştı.

İstanbul Boğazı, 2023 yılının ilk çeyreğinde 9 bin 250 gemi ile 149 milyon 543 bin 961 groston yük taşırken bunlardan 6 bin 217'sine kılavuz kaptan hizmeti verilmişti.

659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince Gürbulak, Kapıkule, Kapıköy, İpsala Gümrük Kapıları ve İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen 6 ayrı operasyonda, toplam 659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

10.05.2026 10:41:00
İhlas Haber Ajansı
659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince Gürbulak, Kapıkule, Kapıköy, İpsala Gümrük Kapıları ve İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen 6 ayrı operasyonda, toplam 659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar neticesinde; son bir hafta içerisinde gerçekleştirilen 6 ayrı operasyonda uyuşturucu kaçakçılığına ağır darbe vuruldu.



Gerçekleştirilen operasyonlarda; Gürbulak Gümrük Kapısı'nda 286 kilogram metamfetamin, İstanbul Havalimanı'nda 173 kilogram esrar, Kapıkule Gümrük Kapısı'nda 153 kilogram esrar, Kapıköy Gümrük Kapısı'nda 25 kilogram esrar, İpsala Gümrük Kapısı'nda 22 kilogram esrar olmak olmak üzere toplam 659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Ele geçirilen uyuşturucu maddeler imha edildi.



Konuya ilişkin bakanlıktan yapılan açıklamada, Gümrükler Muhafaza ekiplerinin gelişmiş risk analiz sistemleri, teknik kontrol altyapısı ve sahadaki etkin operasyon kabiliyetiyle tüm kara, hava ve sınır kapılarında kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini aralıksız sürdürdüğü ifade edildi.

Öte yandan, uyuşturucu kaçakçılığı başta olmak üzere, terörizmin finansmanı ve kara para aklama suçlarına kaynak sağlayan her türlü kaçakçılık faaliyetinin önlenmesine yönelik çalışmalarının aynı kararlılıkla devam edildiği aktarıldı.

Ayrıca, kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında ilgili Cumhuriyet Başsavcılıkları ile koordinasyon içerisinde yürütülen soruşturmaların Edirne, Saray, Doğubayazıt ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde devam ettiği kaydedildi.

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Palandöken mesajında, annelerin kıymetinin bilinmesi gerektiğini belirtti

09.05.2026 09:32:00
İHA
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken, Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Mesajında annelerin önemine vurgu yapan Palandöken, annelere yapılan iyiliğin onlar için en büyük hediye olduğunu belirtti. Annelere en güzel ve özel hediyeler alınmasının bir önemi olmadığını, sadece bir kır çiçeğinin bile onları mutlu edeceğini ifade eden Palandöken, tüm annelerin kutsal olduğunu sözlerine ekledi.


"Annenize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye"



Annelerin kıymetinin bilinmesinin gerektiğini ve bu konuda daha özenli yaklaşılması gerektiğini belirten Palandöken, "Anneler Günü'nün hem toplumsal hem de ekonomik açıdan büyük bir anlam taşıdığını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Anneler günü kutlu olsun. Annenize, aile büyüklerinize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye. Hele annenize 'Anneciğim' deyip boynuna sarılmanız yeterli. Ancak imkanlarınız doğrultusunda bir kır çiçeği bile onları mutlu eder. Ama evin büyüğü anneniz gerçekten de sizi hem eğitiminizle hem bugüne getirmesiyle hem de topluma hayırlı evlat kazandırmasıyla hep sizinle övünür. Onun için annelerinizin, aile büyüklerinizin, babalarınızın kıymetini çok iyi bilmeniz lazım" diye konuştu.


"Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor"



Bu yıl Anneler Günü'nün ekonomiye yaklaşık 100 milyar liralık katkı sağlamasının öngördüklerini dile getiren Palandöken, "Esnaf açısından da çok önemli. Özel günler anneler günü, babalar günü, sevgililer günü aynı şekilde bilindiği üzere yine iki tane dini bayramımız. Dolayısıyla esnaf bugünlerde bütün sektörleri birden canlandırır. Tabii buradaki önemli olan onlara alacağınız hediyeler. Taksiciden çiçekçisine, takıcısından konfeksiyoncusuna, pastacısından çikolatacısına, herkesin nasibini aldığı bir gün. Anneler günü tabii, burada hem ulvi görevi hem de analarımızın o hayır duasını almak için önemli de bir fırsat. Olur ya, başka şehirlerde otursanız bile, annenizi, aile büyüğünüzü ziyaretiniz o gün için çok önemli. Dini bayramlar kadar tabii yapmış olduğunuz işte eve gelip o sofrada oturmanız, onların sizi, sizin de küçük aile bireylerinizle onların yanında olmanız gerçekten onlar için en büyük sevgi yumağı. Aman dikkat edelim ve toplumun bu hassas anneler günü sevincini toplumsal olarak da paylaşalım. Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor" şeklinde konuştu.


"Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor"



Anneliğin toplumun temel direği olduğunun altını çizen Palandöken, "Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor. Onun için bugünde sağlıklı bir şekilde idrak edebilmeniz, aynı şekilde çevrenizdeki esnaftan alışveriş yaparak onları da mutlu etmeniz tabii ki esnaf açısından önemli. Biz hep bu günleri özellikle böyle iple çektiğimiz günler var ya tabiri caizse yine önemli bir hasılat beklentisinde oluyor. Bu arada dışarıda yemek yiyenler aynı şekilde başka etkinlikleri ayrıca yapmanın, o güzelliği birlikte paylaşmanın hem de ekonomik olarak esnaf açısından da olmazsa olmazı. Yine aynı şekilde bu güzel ve mutlu gününüzü ben de şimdiden tebrik ediyorum. İnşallah ki bu yılda hemen akabinde gelen Kurban Bayramı da bu sevinçleri daha da pekiştirir diyorum" ifadelerini kullandı.

İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu


 
İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olduğunu belirterek "Türkiye'nin, Yunanistan'dan Yemen'e Mavi Vatan İmparatorluğu inşa ettiğini" savundu.
 

09.05.2026 00:20:00
AA
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu

İsrail'in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan analizde, "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştıran Türkiye'nin baskın yükselişinin, İsrail için eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil ettiğine" dikkati çekti.
Analizde, Türkiye'nin "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştırdığı ve bölgedeki jeopolitik boşluğu dev adımlarla doldurduğu" öne sürüldü.

Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktriniyle, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kilit deniz geçiş noktalarını kontrol edeceği ve Doğu Akdeniz'deki gaz ve petrol yataklarına ulaşarak, enerji bağımsızlığını sağlayacağı savunulan analizde, "Türkiye artık sadece haritalar çizmekle yetinmiyor. Bunları güç ve agresif bir diplomasi yoluyla hayata geçiriyor" ifadelerine yer verildi.
Analizde, "Türkiye'nin Suriye ve Libya'da kontrol sahibi olduğu" vurgulanarak, bunun Akdeniz'den Avrupa'ya bir "deniz köprüsü" oluşturmasını sağladığı; "Somali'de ise Babül Mendeb Boğazı üzerinde etki sahibi olduğu ve burada uydu fırlatma kapasitesine sahip bir üs kurduğu" belirtildi.

İsrail merkezli yayın organı, ABD ve Avrupa için Türkiye'nin değişilmez bir müttefik olduğuna işaret ederek, "Eşsiz coğrafi konumu sayesinde Türkiye NATO ve ABD için stratejik bir dayanak noktası olarak yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Üç kıta arasında bir köprü görevi görmesi, Boğazlar gibi kritik geçitleri kontrol etmesi, Orta Doğu'yla tampon bölge işlevi görmesi ve ABD ile askeri işbirliği yapmasının, Türkiye'yi hayati bir konuma taşıdığı ileri sürüldü.

İsrail, Türkiye'yi durdurmaya çalışıyor

Analizde, İsrail'in Suriye'ye düzenlediği saldırılarla, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kurduğu ittifakla ve Somaliland'ı ülke olarak tanımak gibi adımlarla Türkiye'yi durdurmaya çalıştığı ifade edildi.

"Türkiye'nin baskın bir güç olarak yükselişi, İsrail için karmaşık ve eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil etmektedir." ifadesini kullanan İsrailli yayın organı, Ankara'nın Tahran'ın aksine bir NATO üyesi ve ABD ile müttefik olduğuna dikkati çekti.

Bu durumun, Türkiye'nin Gazze ve Suriye'de İsrail ordusunun hareket kabiliyetini kısıtlamasına neden olduğu ve İsrail'in çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği de kaydedildi.

BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, küresel siyasette yaşanan son gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu

09.05.2026 00:10:00 / Güncelleme: 09.05.2026 01:00:15
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’
BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, küresel siyasette yaşanan son gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Baş, ABD ile İran arasındaki gerilimin arka planında yeni bir dünya düzeni mücadelesinin yattığını belirterek, Türkiye'nin bu süreçte "Milli Ekonomi Modeli" ile kendi yolunu çizmesi gerektiğini vurguladı.







"Küresel Güç Mücadelesinin En Kritik Dönemindeyiz"

Dünyanın bölgesel krizlerin ötesinde, sert bir küresel hakimiyet mücadelesine sahne olduğunu ifade eden Hüseyin Baş, ABD-İran gerilimini şu sözlerle değerlendirdi:

"Mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir. Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor."

Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın etkisi ve BRICS ülkelerinin genişlemesiyle ABD merkezli düzenin zayıfladığını savunan Baş, İran'ın bu yeni denklemde Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle kritik bir noktada durduğunu belirtti.







"Liberal Ekonomi Modeli Refah Üretmiyor"

Türkiye'nin içindeki bulunduğu ekonomik duruma da değinen BTP lideri, mevcut tablonun bir "sistem krizi" olduğunu söyledi. Liberal ekonomi modelinin artık insanlığa refah sağlamadığını ifade eden Baş, şu tespitte bulundu:

"Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir."







"Kurtuluş Milli Ekonomi Modeli'ndedir"

Hüseyin Baş, Türkiye'nin başkalarının projelerine eklemlenmek yerine kendi medeniyet perspektifini ortaya koyması gerektiğini belirterek, çözümün Milli Ekonomi Modeli olduğunu vurguladı. Devletin ekonomide güçlü olduğu, milli kaynakların halk yararına kullanıldığı ve alım gücünün artırıldığı bir sistemin sadece Türkiye değil, dünya için de bir çıkış yolu olduğunu ifade etti.

Baş, açıklamasını "İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp tavır alması belirleyecektir" sözleriyle noktaladı.







BTP Lideri Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamanın tam metni:

Bugün dünya, yalnızca bölgesel krizlerin değil, küresel güç mücadelesinin de en sert, en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır.

ABD ile İran arasında yaşanan çatışma ve perde arkasındaki pazarlıklar, aslında yeni dünya düzeninin nasıl şekilleneceğini açıkça göstermektedir. Çünkü mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir.

Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor. Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın artan etkisi, BRICS ülkelerinin genişlemesi ve milli paralarla ticaretin yaygınlaşması ABD merkezli düzeni zayıflatıyor.

Gelinen noktada İran; Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle bu yeni güç denkleminde çok kritik bir yerde duruyor. Bu nedenle bugün yaşanan süreç sadece bir Ortadoğu gerilimi değil, küresel güç merkezleri arasındaki büyük paylaşım mücadelesidir.

İsrail güdümündeki ABD ise eski gücünü koruyabilmek adına daha sert ve daha saldırgan politikalar izliyor. Çünkü artık dünyanın tek patronu olmadığını görüyor. NATO içindeki çatlaklar, Avrupa'nın yeni arayışları ve doların alternatiflerinin konuşulması bunun en açık göstergeleridir.

Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye'nin nasıl bir yol izleyeceği de hayati önem taşımaktadır.

Bugün ülkemiz, ya yıllardır sürdürülen Batı merkezli ekonomik anlayışlara mahkûm olmaya devam edecek ya da kendi milli tezleriyle yeni dönemin güçlü aktörlerinden biri olacaktır.

Çünkü bugün görüyoruz ki liberal ekonomi modeli artık insanlığa refah üretmiyor. Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir.

Bu nedenle Milli Ekonomi Modeli bugün her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Devletin ekonomide güçlü ve otorite olduğu, milli kaynakların millet yararına kullanıldığı, milletin alım gücü ve refahının arttığı, milli kalkınmanın esas alındığı bir anlayış, artık yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir çıkış yolu haline gelmiştir.

Türkiye'nin tarihi misyonu başkalarının projelerine eklemlenmek değil; kendi medeniyet perspektifiyle adalet merkezli yeni bir yol ortaya koymaktır.

Ve bu noktada en önemli görev şüphesiz yine yüce Türk milletinin olacaktır.

İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar ve oyunlar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp buna göre tavır alması belirleyecektir."

Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri

Prof. Oytun Erbaş’tan çarpıcı uyarı geldi. Erbaş, "Hantavirüs’e karşı dünyanın en güvenli yeri İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesin, fare avlasınlar. Sokak kedileri doğal kalkanımız, avcı içgüdüsünü geri kazandırırsak virüs tehdidini durdururuz” dedi

08.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde dünya gündemine oturan Hantavirüs vakalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye ve özellikle İstanbul'un bu konuda dünyanın en güvenli yerlerinden biri olabileceğini belirterek dikkat çeken bir öneride bulundu.

Erbaş, "Hantavirüs konusunda dünyanın en güvenli yeri Türkiye ve İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesiyoruz, bundan sonra fare avlayacaklar" dedi.

Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır?

Hantavirüs, kemirgenler (fare, sıçan gibi) aracılığıyla bulaşan bir virüs ailesidir. Virüs, enfekte hayvanların idrarı, dışkısı ve tükürüğü yoluyla çevreye yayılır. İnsanlar genellikle bu maddelerin toz haline gelip solunması veya doğrudan temasla enfekte olur. Belirtiler grip benzeri başlar: ateş, kas ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı. İlerleyen aşamalarda solunum yetmezliği ve böbrek sorunları gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Ölüm oranı bazı varyantlarda yüzde 40'lara kadar çıkabilmektedir.

Dünyada son dönemde İsrail, İsviçre gibi ülkelerde vakalar rapor edilirken, Türkiye'de şu ana kadar doğrulanmış vaka bulunmuyor. Ancak uzmanlar, kemirgen popülasyonunun artması halinde riskin yükseleceği uyarısında bulunuyor.

Erbaş'ın tezi: Kediler doğal fare kontrolü

Oytun Erbaş, İstanbul'un "kedi şehri" kimliğinin bu virüse karşı en büyük avantaj olduğunu vurguluyor. Şehrin binlerce sokak kedisi, fare ve sıçan popülasyonunu doğal yollardan kontrol altında tutuyor. Mama ve yemle beslenen kediler ise av içgüdüsünü kaybederek fare avlamayı bırakıyor. Erbaş'a göre çözüm basit: Dışarıda mama ve yem vermeyi azaltmak veya kesmek. Böylece kediler doğal avcı rollerine dönecek ve kemirgenleri azaltacak.

Erbaş, sokak hayvanları konusunda daha geniş eleştirilerde de bulunuyor. Başıboş kedi ve köpek sayısının 25 milyona ulaştığını, dışarıda bırakılan mamaların bakteri (salmonella, E. coli) üremesine yol açtığını ve hijyen sorunları yarattığını belirtiyor. "Dışarıda yem vermeyin, evde besleyin veya sahiplenin" çağrısı yapıyor.

Diğer uzmanlar ne diyor?

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Şevket Özkaya da benzer görüşleri paylaşıyor. Kemirgen temasının riskini vurgularken, sokak hayvanlarının (özellikle kedilerin) kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını belirtiyor. Kapalı alanlarda fare dışkısı temizlerken maske kullanılmasını ve havalandırma yapılmasını öneriyor.

Tarihi örnekler de kedilerin önemini destekliyor. Orta Çağ'da veba salgını sırasında kedileri öldüren toplumlarda fareler artmış ve salgın şiddetlenmişti. Benzer şekilde, İstanbul'un kedileri yüzyıllardır şehrin "doğal muhafızları" olarak görülüyor.

Ne Yapılmalı?

- Kemirgen görülen yerlerde maske takın, temizlik yaparken ıslak bez kullanın, ellerinizi sık yıkayın.

- Sokak kedilerine mama yerine doğal av ortamı sağlayın. Aşırı mama bırakmak hem kedilerin avcılığını köreltiyor hem de hijyen sorunları yaratıyor.

- Kemirgen kontrol programları güçlendirilmeli, sokak hayvanı popülasyonu dengeli yönetilmeli.

Oytun Erbaş'ın açıklaması, hem Hantavirüs korkusunu hem de Türkiye'ye özgü "kedi çözümü" tartışmasını alevlendirdi. Bazıları "Kediler kurtarıcı" derken, diğerleri mama kesmenin pratik olmadığını savunuyor. Ancak uzmanlar ortak noktada birleşiyor: Fare ve sıçan kontrolü, Hantavirüs'e karşı en etkili önlem.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.