Evlilik, iki insanın aynı çatı altında yaşamasından ibaret değildir. Farklı ailelerde, farklı alışkanlıklarla yetişmiş iki insanın ortak bir hayat kurma iradesidir. Bu hayatın içinde sevinçler kadar sıkıntılar, anlaşmalar kadar görüş ayrılıkları da vardır. Evliliğin kıymeti, her şey yolundayken değil; hayat zorlaştığında eşlerin birbirine nasıl davrandığında daha iyi anlaşılır.
Kur'an-ı Kerim'de evliliğin hikmetlerinden biri şöyle bildirilir: "Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O'nun ayetlerindendir." (Rûm, 30/21) Bu ayet, evliliğin merkezine yalnızca birlikteliği değil, huzuru, sevgiyi ve merhameti yerleştirir. Demek ki aynı evde bulunmak tek başına aile olmaya yetmez; o evde gönüllerin birbirine güvenle açılabilmesi gerekir.
Güven, evliliğin görünmeyen direğidir. Eşlerin birbirine karşı dürüst olması, verdiği sözü tutması, özel hayatın mahremiyetini koruması ve zor zamanlarda birbirini yalnız bırakmaması bu güveni besler. Küçük görünen ihmal ve kırgınlıklar konuşulmadan biriktikçe araya mesafe koyar. Buna karşılık, karşısındakini dinlemek, hatasını kabul edebilmek ve gerektiğinde özür dilemek bağı güçlendirir.
Evlilikte her konuda aynı düşünmek mümkün değildir. Önemli olan, farklılıkları bir üstünlük mücadelesine dönüştürmemektir. Tartışırken incitmemek, öfkeyle karar vermemek, sorunları başkalarının önünde büyütmemek ve çözüm ararken eşini karşı taraf gibi görmemek gerekir. Çünkü evlilikte kazanılması gereken bir mücadele değil, birlikte korunması gereken bir hayat vardır.
Bugün ailelerin karşılaştığı sorunları konuşurken yalnızca büyük krizlere odaklanıyoruz. Oysa kimi zaman ilgisizlik, teşekkür etmeyi unutmak, birbirine zaman ayırmamak ve emeği görünmez kılmak da aile bağlarını zayıflatır. Sevgi, yalnızca söylenen bir söz değil; günlük davranışlarla gösterilen bir bağlılıktır.
Bu ortak hayatın yükü de sevinci de iki kişinin omuzlarındadır. Ev işleri, çocukların bakımı, geçim mücadelesi ve aile büyüklerine karşı sorumluluklar tek kişinin göreviymiş gibi görülmemelidir. Eşler birbirinin emeğini fark etmeli, yükünü paylaşmalı ve başarılarını birlikte sahiplenmelidir. Birinin yorulduğu yerde diğerinin destek olması, aile içinde dayanışmayı büyütür. Böyle bir paylaşım, sevgiyi soyut bir duygudan çıkarıp hayatın içinde karşılığı olan bir değere dönüştürür.
Bu nedenle eşler, birbirlerini değiştirmeye çalışmadan önce anlamaya gayret etmelidir. Her insanın yorgunluğu, beklentisi ve incindiği noktalar vardır. Bunları küçümsemek yerine konuşabilmek, ortak hayatın geleceğine yapılan önemli bir yatırımdır.
Nikâhın kıymeti, bir defa atılan imzanın hatırlanmasından ibaret değildir. Asıl kıymet, o imzanın gerektirdiği güveni, merhameti ve vefayı her gün yeniden yaşatabilmektir. Aile, işte bu ortak gayretle ayakta kalır.
(Devam edecek…)
Kur'an-ı Kerim'de evliliğin hikmetlerinden biri şöyle bildirilir: "Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O'nun ayetlerindendir." (Rûm, 30/21) Bu ayet, evliliğin merkezine yalnızca birlikteliği değil, huzuru, sevgiyi ve merhameti yerleştirir. Demek ki aynı evde bulunmak tek başına aile olmaya yetmez; o evde gönüllerin birbirine güvenle açılabilmesi gerekir.
Güven, evliliğin görünmeyen direğidir. Eşlerin birbirine karşı dürüst olması, verdiği sözü tutması, özel hayatın mahremiyetini koruması ve zor zamanlarda birbirini yalnız bırakmaması bu güveni besler. Küçük görünen ihmal ve kırgınlıklar konuşulmadan biriktikçe araya mesafe koyar. Buna karşılık, karşısındakini dinlemek, hatasını kabul edebilmek ve gerektiğinde özür dilemek bağı güçlendirir.
Evlilikte her konuda aynı düşünmek mümkün değildir. Önemli olan, farklılıkları bir üstünlük mücadelesine dönüştürmemektir. Tartışırken incitmemek, öfkeyle karar vermemek, sorunları başkalarının önünde büyütmemek ve çözüm ararken eşini karşı taraf gibi görmemek gerekir. Çünkü evlilikte kazanılması gereken bir mücadele değil, birlikte korunması gereken bir hayat vardır.
Bugün ailelerin karşılaştığı sorunları konuşurken yalnızca büyük krizlere odaklanıyoruz. Oysa kimi zaman ilgisizlik, teşekkür etmeyi unutmak, birbirine zaman ayırmamak ve emeği görünmez kılmak da aile bağlarını zayıflatır. Sevgi, yalnızca söylenen bir söz değil; günlük davranışlarla gösterilen bir bağlılıktır.
Bu ortak hayatın yükü de sevinci de iki kişinin omuzlarındadır. Ev işleri, çocukların bakımı, geçim mücadelesi ve aile büyüklerine karşı sorumluluklar tek kişinin göreviymiş gibi görülmemelidir. Eşler birbirinin emeğini fark etmeli, yükünü paylaşmalı ve başarılarını birlikte sahiplenmelidir. Birinin yorulduğu yerde diğerinin destek olması, aile içinde dayanışmayı büyütür. Böyle bir paylaşım, sevgiyi soyut bir duygudan çıkarıp hayatın içinde karşılığı olan bir değere dönüştürür.
Bu nedenle eşler, birbirlerini değiştirmeye çalışmadan önce anlamaya gayret etmelidir. Her insanın yorgunluğu, beklentisi ve incindiği noktalar vardır. Bunları küçümsemek yerine konuşabilmek, ortak hayatın geleceğine yapılan önemli bir yatırımdır.
Nikâhın kıymeti, bir defa atılan imzanın hatırlanmasından ibaret değildir. Asıl kıymet, o imzanın gerektirdiği güveni, merhameti ve vefayı her gün yeniden yaşatabilmektir. Aile, işte bu ortak gayretle ayakta kalır.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -4- Nikâhın kıymetini hatırlamak / 31.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -3- Geleneklerin hatırlattığı değerler / 30.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -2- İman, hatırlamak ve sorumluluk / 29.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -1- İman ve nikâh tazeleme geleneği üzerine / 28.10.2026
- Üç çocuk çağrısı yetmez, aileyi geçindirmek gerekir / 27.10.2026
- Doğum İkramiyesi: Yeni bir hayata başlarken ailenin yanında olmak / 26.10.2026
- Çocuk Maaşı: Her çocuk toplumun geleceğidir / 25.10.2026
- Ev Hanımı Maaşı: Evin içindeki emek görülmeli / 24.10.2026
- Vatandaşlık Maaşı: Her vatandaşın hakkı / 23.10.2026
- Yoksullukla mücadele ‘sosyal devlet’in sorumluluğu / 22.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -3- Geleneklerin hatırlattığı değerler / 30.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -2- İman, hatırlamak ve sorumluluk / 29.10.2026
- Geçmişten bugüne bir muhasebe -1- İman ve nikâh tazeleme geleneği üzerine / 28.10.2026
- Üç çocuk çağrısı yetmez, aileyi geçindirmek gerekir / 27.10.2026
- Doğum İkramiyesi: Yeni bir hayata başlarken ailenin yanında olmak / 26.10.2026
- Çocuk Maaşı: Her çocuk toplumun geleceğidir / 25.10.2026
- Ev Hanımı Maaşı: Evin içindeki emek görülmeli / 24.10.2026
- Vatandaşlık Maaşı: Her vatandaşın hakkı / 23.10.2026
- Yoksullukla mücadele ‘sosyal devlet’in sorumluluğu / 22.10.2026


























































