Prof. Dr. Haydar Baş, "Atatürk dindardır, hafızdır, hem annesi, hem de babası Ehl-i Beyt soyundandır" dediğinde, "Atatürk vatandır" sempozyumlarıyla bu gerçeği il il milletimize anlatmaya çalıştığında, "hadi canım" deyip itiraz edenler, en iyi ihtimalle de hiçbir tepki vermeyenler bugün özde değil, sözde de olsa "Atatürk dindardı" deyip bir anda Atatürkçü kesiliverdiler. Madem Atatürk dindardı, madem sizler bu kadar Atatürkçüydünüz, Prof. Dr. Baş bu gerçeği dile getirene kadar neredeydiniz? Bırakın Atatürk'ü anmayı, anlamayı, onun ve mirasının üstünü örtmek için elinizden geleni yapıyordunuz.
Prof. Dr. Baş'tan gerçek Atatürk'ü duyduğu ve öğrendiği için milyonlarca Türk vatandaşı 29 Ekim'de ve 10 Kasım'da Anıtkabir'i doldurup Ata'sını ziyaret edince şaşırdılar, telaşa kapıldılar, buna kayıtsız kalamayız dediler siyaseten de olsa "Atatürk bizimdir" demeye başladılar.
Hatta bazı siyasilerimiz Prof. Dr. Baş'ın söylediği cümlelerin aynısını söyleyerek Atatürk'e sahip çıkıyor göründü. Her zaman ifade ediyoruz, bu siyasiler Sayın Baş'ın konuşmalarını, değerlendirmelerini bizden çok daha iyi takip ediyorlar, hatta satır satır, kelime kelime, noktasına, virgülüne varıncaya kadar? Sonra da bu tespitler babalarının malıymış gibi isim vermeden, sahibini gizleyerek kendilerine devşiriyorlar.
Ne kadar da zormuş, "Haydar Baş doğru söyledi", "Haydar Baş haklıydı", "Haydar Baş'ın da dediği gibi" deyip yiğidin hakkını yiğide verebilmek?
Rahmetli Prof. Dr. Hosrov Kerimov'un dediği gibi, "Bunu söylemelerine egoizmleri engel oluyor." Tabi, en iyi niyetle söylersek?
Ama asıl amaçlarının "Prof. Dr. Haydar Baş'ı gizlemek" olduğunu dün ifade etmiştik.
Sayın Baş'ı yokmuş gibi göstererek, onun çözümlerini, tespitlerini çalıp kendilerine mal ederek, esasen Türk milletini "ahmak" yerine koyuyorlar. Milletimiz ahmak mı, değil mi bilemeyiz ama bunu, ortaya koyacakları duruş gösterir, hak sahibine hakkını teslim etmeleri gösterir. Bunu kim yapmıyorsa bilin ki gerçek ahmak odur. Neden?
Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş, "Dindar Atatürk"ü önümüze koyarken, bunu bir rant amacıyla yapmıyor, dindar Atatürk birliğimizin harcı olduğu için yapıyor. Sadece milli birliğimizin harcı değil, dini birliğimizin de harcı; çünkü o hem anne tarafından hem de baba tarafından Ehl-i Beyt soyundan, tertemiz, sevilmesi farz kılınan bir soya sahip?
Hani Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz diyordu ya, "Ehl-i Beyt'im Nuh'un gemisi gibidir, ona binen kurtulur, binmeyen helak olur" diye, işte o Ehl-i Beyt soyundan? İstiklal Mücadelesi'nde aziz Türk milleti bu gemiye bindi ve kurtuldu. Binmeyenlerse helak oldu.
Hani Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) Veda Haccı'nda diyordu ya, "Size iki şeyi emanet ediyorum: Allah'ın Kitabı Kur'an ve Ehl-i Beyt'im. Onlara sarılırsanız asla sapıklığa düşmezsiniz. Onlar Havz-ı Kevser'in başına varıncaya kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar" diye? İşte Osmanlı'nın son döneminde delalete düşerek Türk milletini Haçlı esaretine sokan sapkın idarecilerden ceddimizi Ehl-i Beyt soyundan gelen bu Mustafa Kemal Atatürk kurtardı.
Bugün Sayın Baş'ın önümüze koyduğu gerçek Atatürk kadar, onu ortaya koyanla bir ve beraber olmak da önemlidir. Özellikle de Atatürk'ün vefatından sonraki 79 yıllık dönemde hiç kimsenin bu gerçekleri dile getirmediğini dikkate alırsak?
Atatürk üzerinde çok ciddi çalışmaları olan, ekranlardan da yakinen tanıdığınız değerli stratejist ve akademisyen Erol Mütercimler Sayın Baş'ın "Hoş Geldin Atatürk" kitabıyla ilgili bakın neler diyor:
"Bu ülkede solcu da, ülkücü de, muhafazakâr da Atatürk'ü yok saydı. Haydar Baş bu kesimlerin göremediğini gördü ve Atatürk'e çok ihtiyacımız olduğu anda büyük bir boşluğu doldurdu. Her şeyden önce Haydar Baş Hoca'nın kalemine sağlık. Bir akademisyen olarak benim bir kitapta ilk baktığım yer kaynakçasıdır. Çok zengin bir kaynakça var. Resmi arşivlere başvurulmuş. Çok ciddi bir kaynak araştırması yapılmış."
"Benim için bu kitabın en önemli yanı, muhafazakâr kesimden olduğunu iddia eden bir takım şahsiyetlerin Atatürk'e yaptığı hakaretleri yine muhafazakâr kesimden olan birisinin kalkıp verilerle, delillerle çürütüyor olması. Bu kitabı, benim yazdığım da dahil olmak üzere, en farklı kılan o. Bu açıdan bu kitap Atatürk üzerine yazılmış bütün kitaplardan farklı. Bu kısımlara biz bakmamıştık. Bunlara bakmak için bilgi birikimin olacak ki doğru düzgün yapasın. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum çünkü Atatürk üzerine yapılmış doğru çalışmalara çok ihtiyacımız var. 'Hoşgeldin Atatürk' kitabı çok büyük bir boşluğu dolduran kapsamlı bir kitap olmuş."
Atatürk konusunda ciddi araştırmaları olan sayılı uzmanlardan Mütercimler dahi diyor ki, Haydar Hoca bizim göremediğimizi gördü, bu eser büyük bir boşluğu doldurdu.
Ey siyaseti meşgul edenler, düne kadar Atatürk'e düşman olup da, bugün Atatürkçü geçinenler, size soruyorum, bu kadar mı zor "Prof. Dr. Haydar Baş haklıdır" diyebilmek, onu, yaptığı özverili çalışmaları sebebiyle takdir edebilmek.
Emin olun ki bu takdir, Prof. Dr. Baş'a zerre kadar değer kazandırmayacaktır, onun değerini Bilen biliyor ama size çok şey kazandıracaktır.
Prof. Dr. Baş'tan gerçek Atatürk'ü duyduğu ve öğrendiği için milyonlarca Türk vatandaşı 29 Ekim'de ve 10 Kasım'da Anıtkabir'i doldurup Ata'sını ziyaret edince şaşırdılar, telaşa kapıldılar, buna kayıtsız kalamayız dediler siyaseten de olsa "Atatürk bizimdir" demeye başladılar.
Hatta bazı siyasilerimiz Prof. Dr. Baş'ın söylediği cümlelerin aynısını söyleyerek Atatürk'e sahip çıkıyor göründü. Her zaman ifade ediyoruz, bu siyasiler Sayın Baş'ın konuşmalarını, değerlendirmelerini bizden çok daha iyi takip ediyorlar, hatta satır satır, kelime kelime, noktasına, virgülüne varıncaya kadar? Sonra da bu tespitler babalarının malıymış gibi isim vermeden, sahibini gizleyerek kendilerine devşiriyorlar.
Ne kadar da zormuş, "Haydar Baş doğru söyledi", "Haydar Baş haklıydı", "Haydar Baş'ın da dediği gibi" deyip yiğidin hakkını yiğide verebilmek?
Rahmetli Prof. Dr. Hosrov Kerimov'un dediği gibi, "Bunu söylemelerine egoizmleri engel oluyor." Tabi, en iyi niyetle söylersek?
Ama asıl amaçlarının "Prof. Dr. Haydar Baş'ı gizlemek" olduğunu dün ifade etmiştik.
Sayın Baş'ı yokmuş gibi göstererek, onun çözümlerini, tespitlerini çalıp kendilerine mal ederek, esasen Türk milletini "ahmak" yerine koyuyorlar. Milletimiz ahmak mı, değil mi bilemeyiz ama bunu, ortaya koyacakları duruş gösterir, hak sahibine hakkını teslim etmeleri gösterir. Bunu kim yapmıyorsa bilin ki gerçek ahmak odur. Neden?
Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş, "Dindar Atatürk"ü önümüze koyarken, bunu bir rant amacıyla yapmıyor, dindar Atatürk birliğimizin harcı olduğu için yapıyor. Sadece milli birliğimizin harcı değil, dini birliğimizin de harcı; çünkü o hem anne tarafından hem de baba tarafından Ehl-i Beyt soyundan, tertemiz, sevilmesi farz kılınan bir soya sahip?
Hani Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz diyordu ya, "Ehl-i Beyt'im Nuh'un gemisi gibidir, ona binen kurtulur, binmeyen helak olur" diye, işte o Ehl-i Beyt soyundan? İstiklal Mücadelesi'nde aziz Türk milleti bu gemiye bindi ve kurtuldu. Binmeyenlerse helak oldu.
Hani Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) Veda Haccı'nda diyordu ya, "Size iki şeyi emanet ediyorum: Allah'ın Kitabı Kur'an ve Ehl-i Beyt'im. Onlara sarılırsanız asla sapıklığa düşmezsiniz. Onlar Havz-ı Kevser'in başına varıncaya kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar" diye? İşte Osmanlı'nın son döneminde delalete düşerek Türk milletini Haçlı esaretine sokan sapkın idarecilerden ceddimizi Ehl-i Beyt soyundan gelen bu Mustafa Kemal Atatürk kurtardı.
Bugün Sayın Baş'ın önümüze koyduğu gerçek Atatürk kadar, onu ortaya koyanla bir ve beraber olmak da önemlidir. Özellikle de Atatürk'ün vefatından sonraki 79 yıllık dönemde hiç kimsenin bu gerçekleri dile getirmediğini dikkate alırsak?
Atatürk üzerinde çok ciddi çalışmaları olan, ekranlardan da yakinen tanıdığınız değerli stratejist ve akademisyen Erol Mütercimler Sayın Baş'ın "Hoş Geldin Atatürk" kitabıyla ilgili bakın neler diyor:
"Bu ülkede solcu da, ülkücü de, muhafazakâr da Atatürk'ü yok saydı. Haydar Baş bu kesimlerin göremediğini gördü ve Atatürk'e çok ihtiyacımız olduğu anda büyük bir boşluğu doldurdu. Her şeyden önce Haydar Baş Hoca'nın kalemine sağlık. Bir akademisyen olarak benim bir kitapta ilk baktığım yer kaynakçasıdır. Çok zengin bir kaynakça var. Resmi arşivlere başvurulmuş. Çok ciddi bir kaynak araştırması yapılmış."
"Benim için bu kitabın en önemli yanı, muhafazakâr kesimden olduğunu iddia eden bir takım şahsiyetlerin Atatürk'e yaptığı hakaretleri yine muhafazakâr kesimden olan birisinin kalkıp verilerle, delillerle çürütüyor olması. Bu kitabı, benim yazdığım da dahil olmak üzere, en farklı kılan o. Bu açıdan bu kitap Atatürk üzerine yazılmış bütün kitaplardan farklı. Bu kısımlara biz bakmamıştık. Bunlara bakmak için bilgi birikimin olacak ki doğru düzgün yapasın. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum çünkü Atatürk üzerine yapılmış doğru çalışmalara çok ihtiyacımız var. 'Hoşgeldin Atatürk' kitabı çok büyük bir boşluğu dolduran kapsamlı bir kitap olmuş."
Atatürk konusunda ciddi araştırmaları olan sayılı uzmanlardan Mütercimler dahi diyor ki, Haydar Hoca bizim göremediğimizi gördü, bu eser büyük bir boşluğu doldurdu.
Ey siyaseti meşgul edenler, düne kadar Atatürk'e düşman olup da, bugün Atatürkçü geçinenler, size soruyorum, bu kadar mı zor "Prof. Dr. Haydar Baş haklıdır" diyebilmek, onu, yaptığı özverili çalışmaları sebebiyle takdir edebilmek.
Emin olun ki bu takdir, Prof. Dr. Baş'a zerre kadar değer kazandırmayacaktır, onun değerini Bilen biliyor ama size çok şey kazandıracaktır.
Murat Çabas / diğer yazıları
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
- Epstein sopasıyla İran savaşı! / 11.03.2026
- “Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk’ün gücü” / 10.03.2026
- ABD, İran savaşında yalnızlaşıyor mu? / 07.03.2026
- Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor! / 06.03.2026
- İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar / 05.03.2026
- Tüm dünya ülkeleri bu hukuksuzluğa, bu zorbalığa dur demeli / 04.03.2026
- ABD’nin İran’a müdahalesi uluslararası hukuka göre suçtur / 03.03.2026
- MEM’in Milli Para sistemi, milli egemenliği korumak için bir zorunluluk / 28.02.2026
- İran'ın vurulacak yeri kalmadıysa, bu balistik füzeler nereden ateşleniyor? / 12.03.2026
- Epstein sopasıyla İran savaşı! / 11.03.2026
- “Dünya savaşını engelleyebilecek tek güç Türk’ün gücü” / 10.03.2026
- ABD, İran savaşında yalnızlaşıyor mu? / 07.03.2026
- Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor! / 06.03.2026
- İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar / 05.03.2026
- Tüm dünya ülkeleri bu hukuksuzluğa, bu zorbalığa dur demeli / 04.03.2026
- ABD’nin İran’a müdahalesi uluslararası hukuka göre suçtur / 03.03.2026
- MEM’in Milli Para sistemi, milli egemenliği korumak için bir zorunluluk / 28.02.2026





























































