HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 HAZİRAN 2021, CUMA

HOCAM Ehl-i Beyt aşığıydı

15.04.2021 00:00:00
'HOCAM Ehl-i Beyt aşığıydı' seslendirme dosyası:

Prof. Dr. Haydar Baş Hocamın Hakk'a vuslat günü olan 14 Nisan tarihini de içine alan 12-18 Nisan Prof. Dr. Haydar Baş'ı Anma Haftası içerisindeyiz. 12 Nisan'da organize edilen "Tevhidin Merkezi Haydar Baş" programıyla başlayan anma etkinlikleri dün Şehitlik Tepesi'nde okunan hatimlerle, Mevlid-i Şeriflerle, dualarla devam edildi.

Hocamı ne kadar ansak, yad etsek, onun için etkinlikler düzenlesek, azdır.

Hocam Allah, Peygamber ve Ehl-i Beyt aşığı, tüm hayatını ahireti için yaşayan, ölümü "bedensiz hayata geçiş, ruhun hürriyeti" olarak tanımlayan, hayatının her anını dolu dolu ve hesap verme şuuru ile yaşayan tarihte eşi ve benzeri az rastlanan büyük bir insan-ı kamildi. Allah'ı seven ve hiç şüphesiz ki, Allah'ın da sevdiği bir kuldu.

Cenab-ı Hak bir kudsi hadis-i şerifte, "Dostlarının anıldığı yerlere rağbet ettiğini, oralara nazar ettiğini" buyurmaktadır.

Bir Ehl-i Beyt aşığı Hak dostu olan Prof. Dr. Baş Hocamı andıkça, O'nu yad ettikçe, inanıyoruz ki, Cenab-ı Hak oraya rağbet ediyor, feyziyle muhabbetiyle orayı ve orada bulunanları ihata ediyor. Allah istifade edebilmeyi nasip eylesin. 

Hocamın bir Ehl-i Beyt aşığı olduğundan bahsettik, Hocam yaptığı programlarda, daha çocukken, İmam Ali'yi ve Ehl-i Beyt'i detaylıca tanımamasına rağmen, onları ifade edemediği bir şekilde sevdiğini anlatıyordu.

Görmeden, tanımadan bir aşk; işte bu Allah'ın Hocama büyük bir lütfudur.

"Ya Ali, seni ancak mü'min olanlar sever, senden ancak münafık olanlar nefret eder" buyurmaktadır Allah Resulü (s.a.v). İşte görmeden, tanımadan İmam Ali'ye aşık olmak, bu büyük bir nasiptir, seçilmişliktir.

Daha sonra bu sevilmiş ve seçilmiş olan Eh-i Beyt, Hocamın tüm hayatına yön verecek, onların ölçüleri Hocamın örnek ve mümtaz bir insan olmasını sağlayacaktı. İmam Ali'nin elinin üzerinde olduğu Prof. Dr. Baş Hocam, hiç kimsenin başaramadıklarını başaracaktı.

Hocamın Ehl-i Beyt duruşu, sonradan ortaya çıkmış bir duruş değildir. Hocamın başından sonuna iman ve mücadele olan hayatı Ehl-i Beyt'in yaşam tarzıdır.

O'nu tanıdığım 1980'li yıllarda, "Evladım, Ben Hz. Fatıma annemle sohbet etmeden, istişare etmeden uyumam" derdi.

Namazdan ve ibadetlerden sonra dua ederken, Fatiha ve 3 İhlas'ın sevabını önce Allah Resulü'ne, sonra da İmam Ali ve Hz. Fatıma annemize hediye ederdi.

Lise çağında Hocamın bu dualarını duyduğumda, kendi kendime düşündüm ki, demek ki Allah Resulü'nden sonra en büyük insanlar Hz. Ali ve Hz. Fatıma. Bizlere bu duyguyu vermişti kıymetli Hocam, ta 1980'li yıllarda.

Hocam Ehli Beyt Külliyatı'nı, Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt tezini yazıp, Ehl-i Beyt sempozyumlarını yapınca, zaten Hocam sayesinde çocukluğumuzdan bu yana aşık olduğumuz o seçilmiş insanları daha detaylı tanımış olduk, neden sevdiğimizi ve sevmemiz gerektiğini delilleriyle öğrendik.

Ama bu Ehl-i Beyt sevgisi tohumunu Hocam, yıllar öncesinden gönlümüze yerleştirmişti.

Hocam, "Evladım, İmam Ali kapısından girmeden, Hz. Peygamber şehrine ulaşılamaz" derdi.

Hocam, "Hz. Peygamberin vefatıyla nübüvvet yolu son buldu, ardından velayet yolu başladı ve bu yolun sahibi de İmam Ali efendimiz" derdi.

Hocam, "Ehl-i Beytsiz İslam olmaz, onlar canlı Kur'an numuneleridir" derdi.

Hocam, "Türkler, Maveraünnehir'de Ehl-i Beyt vesilesiyle İslam'la müşerref oldu, Türklerin içinden birçok Hak dostunun, evliyaullahın çıkmasının nedeni de budur, ceddimiz İslam'ı aşk boyutunda yaşamıştır" derdi.

Hocam, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Ehl-i Beyt imamlarından İmam Musa Kazım hazretlerinin torunu olduğundan bahseder, Anadolu'ya  İslam'ın bu Ehl-i Beyt torunu büyük zat ile geldiğini, Anadolu'nun Türkleşmesinin de bu vesile ile olduğunu hep anlatmıştır.

Hocamın Ehl-i Beyt'i gündem etmesinin iki önemli nedeni vardı. 

Bunlardan birincisi hiç şüphesiz Ehl-i Beyt'in İslam'ın kendisi olması, Ehl-i Beyt'siz bir İslam'ın yaşanamayacağı gerçeğidir.

Allah Resulü Veda Hutbesi'nde mü'minlere iki ağır emanet bırakmıştır, bunlardan birincisi Allah'ın Kitabı Kur'an, ikincisi ise ıtreti Ehl-i Beyt'idir. Ve Rasulullah bu ikisinin kıyamet günü havz-ı Kevser'in başına kadar asla birbirinden ayrılmayacağını beyan buyurmaktadır.

Yani Kur'an'sız Ehl-i Beyt, Ehl-i Beyt'siz de Kur'an olmaz. Bunlar etle kemik gibidir.

Ehl-i Beyt'le beraber olmadan sadece Kur'an'la İslam yaşanamaz, Allah'a vuslat edilemez.

İşte bu gerçekleri anlatmıştır, Hocam.

İkinci neden ise, İslam dünyası üzerinde Batılıların hep Şii-Sünni, Alevi-Sünni çatışması planları olmuştur. 1700'lü yıllarda Ortadoğu'da İngiliz ajanları bu çatışmanın oluşması için temel oluşturmaya çalışmışlardır. İngiliz Sömürgeler Bakanlığı'nın raporlarına bu hain planlar yansımıştır. Hocamın "Dini Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" eserinde bunlar delilleriyle anlatılmaktadır.

İşte Hocamın Ehl-i Beyt üzerinde durmasının sebeplerinden birisi de Ehl-i Beyt ortak paydası üzerinde durularak, bu çatışma planlarının bertaraf edilmesidir.

Şii'nin de, Alevi'nin de, Sünni'nin de ortak paydası Ehl-i Beyt'tir; Şii ve Alevi kaynaklar zaten bu gerçeği doğrulamaktadır, Hocam yaptığı akademik çalışmalarla yüzlerce Ehl-i Sünnet kaynağının da bu gerçeği doğruladığını müdellel bir şekilde ortaya koymuştur.

Hocam, "Şii de Müslümandır, Alevi de Müslümandır, Sünni de Müslümandır, Rabbimiz bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, Kıblemiz bir, ortak paydamız Ehl-i Beyt, bizler birbimize namlu doğrultamayız" demiştir.

Hayatı boyunca bu Ehl-i Beyt duruşuyla tüm çatışma planlarını, ülkeler arası, bloklar arası çatışma senaryolarını hep bertaraf etmiştir. Bugüne kadar bu kirli senaryolar tutmadıysa, bu Hocam sayesindedir, ne kadar dua etsek az.

Dikkat ederseniz, Hocamın attığı her adımın manevi yansımaları da vardır, dünyevi yansımaları da. O son derece bereketli bir insandı, attığı her adım bereketti.

Cenab-ı Hak O'ndan binlerce kez razı olsun ve bizlere, O'nun öğrettiği doğrularla, ölçülerle dolu bir hayat yaşamamızı nasip eylesin. Bir milim sapmadan, istikamet üzere.

 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.