İhracat rekorları masalı ve ithalat gerçeği
Ekonomi yönetiminin her ay kamuoyunun karşısına geçip büyük coşkuyla açıkladığı ihracat rakamları, madalyonun yalnızca tek tarafını gösteriyor
15.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Ekonomi yönetiminin her ay kamuoyunun karşısına geçip büyük coşkuyla açıkladığı ihracat rakamları, madalyonun yalnızca tek tarafını gösteriyor.
Kürsülerde gururla ilan edilen rekorların hemen arkasında gizlenen ve görmezden gelinen ithalat verileri ise Türkiye ekonomisinin dış ticaret kıskacında nasıl bocaladığını gözler önüne seriyor.
İktidar kanadı ihracattaki ufak artışları bir başarı hikayesi olarak sunarken, her geçen gün genişleyen dış ticaret açığını ve ithalata bağımlılığı adeta halının altına süpürüyor.
Rakamlar kıyaslanınca ortaya çıkan tablo

Açıklanan resmi veriler detaylıca incelendiğinde, ihracattaki artış hızının ithalattaki devasa hacmi karşılamaktan çok uzak olduğu net şekilde görülüyor.
2026 yılının ilk yedi aylık döneminde ihracat 161,60 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, aynı dönemdeki ithalat 222,11 milyar dolara ulaşmış durumda.
İhracat bir önceki yıla göre yüzde 3,4 oranında sınırlı bir artış gösterirken, ithalatın yüzde 4,7 oranında büyümesi ekonomi yönetiminin kurduğu "ihracata dayalı büyüme" söyleminin içinin ne derece boş olduğunu kanıtlıyor.
Aradaki bu dengesizlik nedeniyle yılın ilk yedi ayındaki kümülatif dış ticaret açığı 60,51 milyar dolar gibi devasa bir boyuta ulaştı. Yalnızca Temmuz ayındaki dış ticaret açığının 7,37 milyar dolara genişlemesi, ekonomi politikalarındaki tıkanıklığı açıkça belgeliyor.
İhracatın ithalatı karşılama oranı geriliyor

Ekonomideki kırılganlığı gösteren en temel göstergelerden biri olan ihracatın ithalatı karşılama oranı da alarm veriyor. Geçen yılın aynı dönemlerine kıyasla gerileyerek yüzde 70 seviyelerine kadar düşen bu oran, Türkiye'nin ürettiğinden çok daha fazlasını dışarıdan satın almak zorunda kaldığını gösteriyor.
Başka bir ifadeyle, Türkiye sattığı her 100 dolarlık mala karşılık dışarıya yaklaşık 140 dolar ödeme yapıyor.
İthalata bağımlı üretim yapısı değişmiyor
İktidarın söylemlerinde es geçtiği bir diğer kritik detay ise Türkiye'nin ihracat yapabilmek için dahi ithalata bağımlı olmasıdır. İhracat rekoru kırıldığı iddia edilen sektörlerin başında gelen imalat ve sanayi kollarında kullanılan ham madde, ara mamul ve sermaye mallarının büyük bir kısmı dışarıdan tedarik ediliyor.
Yüksek kur ve enflasyon ortamında ithal girdiği maliyetlerinin artması, üreticinin belini bükerken elde edilen döviz gelirinin büyük bir kısmının tekrar ithalat faturasını ödemeye gitmesine neden oluyor.
Açıklanan rakamlar arasındaki bu büyük uçurum, iktidarın söylemleri ile ekonomik gerçeklik arasındaki kopukluğu bir kez daha belgeliyor. İthalat gerçeği kapatılmaya çalışıldıkça büyüyen dış ticaret açığı, cari açığı beslemeye ve ülke ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor.
Kürsülerde gururla ilan edilen rekorların hemen arkasında gizlenen ve görmezden gelinen ithalat verileri ise Türkiye ekonomisinin dış ticaret kıskacında nasıl bocaladığını gözler önüne seriyor.
İktidar kanadı ihracattaki ufak artışları bir başarı hikayesi olarak sunarken, her geçen gün genişleyen dış ticaret açığını ve ithalata bağımlılığı adeta halının altına süpürüyor.
Rakamlar kıyaslanınca ortaya çıkan tablo

Açıklanan resmi veriler detaylıca incelendiğinde, ihracattaki artış hızının ithalattaki devasa hacmi karşılamaktan çok uzak olduğu net şekilde görülüyor.
2026 yılının ilk yedi aylık döneminde ihracat 161,60 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, aynı dönemdeki ithalat 222,11 milyar dolara ulaşmış durumda.
İhracat bir önceki yıla göre yüzde 3,4 oranında sınırlı bir artış gösterirken, ithalatın yüzde 4,7 oranında büyümesi ekonomi yönetiminin kurduğu "ihracata dayalı büyüme" söyleminin içinin ne derece boş olduğunu kanıtlıyor.
Aradaki bu dengesizlik nedeniyle yılın ilk yedi ayındaki kümülatif dış ticaret açığı 60,51 milyar dolar gibi devasa bir boyuta ulaştı. Yalnızca Temmuz ayındaki dış ticaret açığının 7,37 milyar dolara genişlemesi, ekonomi politikalarındaki tıkanıklığı açıkça belgeliyor.
İhracatın ithalatı karşılama oranı geriliyor

Ekonomideki kırılganlığı gösteren en temel göstergelerden biri olan ihracatın ithalatı karşılama oranı da alarm veriyor. Geçen yılın aynı dönemlerine kıyasla gerileyerek yüzde 70 seviyelerine kadar düşen bu oran, Türkiye'nin ürettiğinden çok daha fazlasını dışarıdan satın almak zorunda kaldığını gösteriyor.
Başka bir ifadeyle, Türkiye sattığı her 100 dolarlık mala karşılık dışarıya yaklaşık 140 dolar ödeme yapıyor.
İthalata bağımlı üretim yapısı değişmiyor
İktidarın söylemlerinde es geçtiği bir diğer kritik detay ise Türkiye'nin ihracat yapabilmek için dahi ithalata bağımlı olmasıdır. İhracat rekoru kırıldığı iddia edilen sektörlerin başında gelen imalat ve sanayi kollarında kullanılan ham madde, ara mamul ve sermaye mallarının büyük bir kısmı dışarıdan tedarik ediliyor.
Yüksek kur ve enflasyon ortamında ithal girdiği maliyetlerinin artması, üreticinin belini bükerken elde edilen döviz gelirinin büyük bir kısmının tekrar ithalat faturasını ödemeye gitmesine neden oluyor.
Açıklanan rakamlar arasındaki bu büyük uçurum, iktidarın söylemleri ile ekonomik gerçeklik arasındaki kopukluğu bir kez daha belgeliyor. İthalat gerçeği kapatılmaya çalışıldıkça büyüyen dış ticaret açığı, cari açığı beslemeye ve ülke ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor.

















































































