logo
18 TEMMUZ 2026

İran’ı değil, Beyaz Saray’ı durdurun!

18.07.2026 00:00:00
 

Ortadoğu, küresel güçlerin satranç tahtası olmaktan çıkıp, açık bir insanlık dramının ve kuralsız bir şiddet sarmalının merkez üssü haline geldi. 

Son dönemde yaşanan askeri hareketlilik ve gerilimler, savaşın sadece cephedeki askerler arasında değil, doğrudan sivillerin yaşam alanlarında yürütüldüğünü açıkça göstermektedir. 

İran'ın her türlü abluka ve yaptırıma rağmen gerçekleştirdiği nokta atışı askeri misillemeler, sahadaki dengeleri sarsarken; karşı cepheden gelen yanıt askeri bir karşılık olmaktan çıkıp topyekûn bir halkı cezalandırma stratejisine dönüşmüştür. 

Karşımızdaki tablo nettir: Bir tarafta egemenlik haklarını korumaya çalışan bir coğrafya, diğer tarafta ise hiçbir savaş kuralı tanımayan "küresel bir korsanlık" iradesi.

Yıldırım operasyonu ve askeri dengelerin sarsılışı

İran'ın kendi yerli üretimi olan balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirdiği operasyonlar, askeri analizlerin ezberini bozmuştur. 

Çok gelişmiş radar teknolojileri ve üst düzey koruma kalkanlarıyla donatılmış Amerikan üslerini tam isabetle vurabilmek, sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda ciddi bir istihbarat zaferidir. 

F-18 savaş uçaklarının konuşlandığı hangarların, mühimmat depolarının ve kontrol noktalarının hedef alınması, savunma sanayisindeki dengelerin sanıldığı kadar tek taraflı olmadığını kanıtlamıştır. 

Kirli savaşın yeni cephesi: Sivil altyapının hedef alınması

Ancak bu askeri başarıya verilen yanıt, nizami bir savaşın kurallarıyla uyuşmamaktadır. ABD yönetimi, askeri tesislere askeri yöntemlerle karşılık vermek yerine, savaşı sivil altyapıları yok etme noktasına taşımaktadır. 

İran hükümet sözcüsü Fatma Muhacerani'nin de belirttiği üzere, son saldırılarda 30'dan fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Limanları, su depolarını, maden suyu tesislerini, buğday silolarını ve köprüleri vurmanın askeri bir mantığı olamaz. 

Bu aynı zamanda uluslararası hukuka göre bir savaş suçudur.

Bu, doğrudan İran halkının can damarını koparma, insanları açlık ve susuzlukla terbiye etme girişimidir. 

Söylemde "tanker saldırılarını engellemek" gibi bahanelerin arkasına sığınanlar, eylemde Gazze'de uygulanan vahşet senaryosunun bir benzerini İran coğrafyasına dayatmaktadır.

Varoluşsal tehdit ve orantısız misilleme hakkı

Bir devletin enerji altyapısını, su kaynaklarını ve sivillerini hedef aldığınızda, savaşı kurallı bir mücadele olmaktan çıkarıp bir varoluş savaşına dönüştürürsünüz. 

Tıpkı Rusya'nın kitle imha silahlarına karşı nükleer kartını masada tutması gibi, İran da kendi "can damarına" yapılan bu orantısız saldırılar karşısında her türlü misilleme hakkını saklı tuttuğunu ilan etmektedir. 

Eğer bir ülkenin halkı topyekûn yok edilmek isteniyorsa, o ülkenin uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakkı en radikal seviyeye ulaşır. 

ABD'nin dayatmacı, köleleştirici ve kendi şartlarını zorla kabul ettirmeye çalışan bu stratejisi, bölgeyi ve dünyayı geri dönülmez bir felakete sürüklemektedir.

Küresel korsanı durdurma sorumluluğu

Bugün dünya kamuoyu, petrol fiyatlarının yükselmesinden veya küresel ekonomik istikrarsızlıktan endişe ederek İran'a "Müzakere masasına otur" çağrısı yapmaktadır. Ancak bu çağrı, yanlış adrese yapılmaktadır. 

Bu savaşı başlatan, tırmandıran ve sivil katliamına meşruiyet kazandırmaya çalışan taraf İran değildir. 

Başta Avrupa Birliği ülkeleri ve komşu devletler olmak üzere, Birleşmiş Milletler ve tüm uluslararası irade, hedef tahtasındaki ülkeyi değil, Beyaz Saray'daki bu "küresel korsanı" dizginlemek zorundadır. 

Saldırganın kanlı eylemleri ve bu hukuksuz yıkım durdurulmadıkça, Ortadoğu'da ne kalıcı bir barıştan ne de küresel bir ekonomik güvenceden bahsetmek mümkün olacaktır.

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.