İktidar yandaşları sürekli "İş var ama iş beğenmiyorlar' yalanını topluma empoze etmeye çalışsalar da işsizlik, kangren bir sorun olarak tırmanmaya devam ediyor.
Disk-Ar'ın bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin raporuna göre geniş tanımlı işsiz sayısı 7.7 milyon kişiyi aşmış durumda. Rapor, ülkemizde 64.7 milyon vatandaşımızın çalışma çağında olduğunu ve bunların sadece 21.9 milyonunun tam zamanlı olarak çalıştığını ortaya koyuyor. Ne kadar düşük değil mi?
Raporda ifade edilen genç işsizlik oranı ise endişe veriyor, yüzde 36.6…
Her ne kadar TÜİK'in verilerine göre resmi işsizlik oranında düşüş yaşansa da, diğer bir resmi kurum olan İŞKUR'un kayıtlarına göre işsizler ordusuna yenileri ekleniyor. İŞKUR'un verilerine göre, 2022 yılının ilk 10 aylık döneminde 1 milyon 386 bin kişi işten çıkarıldığı için İşsizlik Sigortası'ndan işsizlik aylığı almak üzere başvuruda bulundu. Bunların da sadece yüzde 48.6'sını oluşturan 675 binine işsizlik ödeneği bağlandı. Diğerleri ise ne iş sahibi ne de işsizlik aylığı alabiliyor.
İşsizlik aylığı 6-10 ay arasında bağlanıyor. Sonrası yine gelirsizlik…
İşten çıkarılan bir işsizin işsizlik ödeneğinden istifade edebilmesi için işten çıkarılmadan önce son 120 gün çalışmış olması ve son 3 yıl içerisinde en az 600 gün pirim ödemiş olması gerekiyor.
7 milyon 700 bin kişinin işsiz olması küçümsenecek bir durum değildir.
Bu, dünyada birçok ülke nüfusundan daha fazla bir sayı. Ayrıca dünyanın en güçlü ordularından olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin toplam askeri personel sayısının 400 bin civarında olduğu düşünüldüğünde, 7 milyon 700 bin işsiz, bunun 19 katıdır.
İşsizler ordusunun ne kadar büyük olduğunu göstermek için daha birçok örnek verilebilir ama bu kadar yeterlidir.
Üstelik İŞKUR'un kayıtlarına göre, bu işsizler ordusuna yenileri de katılmaktadır.
Bu işsizlerin içinde özellikle de gençlerin oranının yüksek olması bu sorunun acilen çözülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Peki, bu gençler istihdamda değil de, eğitim hayatına mı devam ediyor?
Rakamlar bunun böyle olmadığını gösteriyor.
Yaşları 15-24 arasında olan 12 milyon gencin yüzde 27'sine karşılık gelen 3.3 milyonu istihdamda olmadığı gibi maalesef eğitimde de değil. Peki nerede?
Ana-baba parası yiyor desek, ana-baba, kirasını, faturasını ödeyemiyor, evin temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor ki nasıl yesin.
Daha önceki yazılarımızda bunun büyük bir milli güvenlik sorunu olduğunu ifade etmiştim. Gençler eğitimde ya da istihdamda değilse, maalesef kötü niyetlilerin hedefi olabilirler. Terör örgütlerinin, çetelerin, mafyaların atıl durumda olan bu gençleri ağına düşürmeye çalıştıkları bir gerçek.
Ne eğitimde ne de istihdam da olan 3 milyon 300 bin gencin 557 bininin üniversite mezunu olması ise oldukça dikkat çekicidir.
Üniversite eğitimi almış gençlerine bile iş imkanı sunamayan bir ekonomi yönetimi, söyler misiniz diğer milyonlara nasıl iş bulsun?
İşsizlerimize sadece iş bulmak da yeterli değil, şüphesiz…
Çünkü binlerce doktorumuz, öğretmenimiz, mühendisimiz, işçimiz Türkiye'de işi olmasına rağmen çalışma koşulları uygun olmadığı için, geliri sağlıklı bir yaşama müsaade etmediği için yurt dışına çalışmaya gidiyor.
Dolayısıyla acil çözüm bekleyen konu sadece işsizlere iş bulmak değil, ailesini kimseye muhtaç olmadan geçindirebileceği bir gelir imkanı, güvenle çalışabileceği bir iş ortamı da sunmak.
Mevcut kapitalist anlayışla bu sorunlara çözüm bulunabilmesi asla mümkün değildir, çünkü bu sorunlara yol açan zaten bu kokuşmuş sistemin kendisidir.
Bu sebeple Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, her fırsatta, "Sistem değişmesi lazım, sistem olarak Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli uygulanması lazım" demektedir.
İşsizlik sorununun çözümü için üretimin canlanması, üretimin canlanması için de bu ürünleri talep edecek pazarın genişlemesi lazım. Devlete yepyeni gelir kaynaklarını kazandıran Milli Ekonomi Modeli, sosyal devlet projeleriyle iç talebi canlandırarak üreticilere geniş bir pazar imkanı sağlamaktadır.
Sosyal devlet projeleri içinde en önemlilerinden birisi de asgari ücretin yoksulluk sınırının üstüne çıkartılmasıdır. Bu manada devlet, işverenin verdiği maaşın üstüne, sübvanse ederek işçinin maaşını tamamlar.
Kapitalist mantığa sahip siyasiler, her ne kadar bu projeleri kopya çekseler de, bunu asla başaramazlar. Prof. Dr. Baş'ın ifadesiyle, "Onlara inanmayın, onlar size kaşıkla verseler de kepçeyle geri alırlar."
Yoksulluk sınırının üstünde bir maaş ancak Milli Ekonomi Modeli'yle, diğer bir ifadeyle ancak Bağımsız Türkiye Partisi'yle mümkündür.
Bu manada umudumuz gençlikte, umudumuz BTP lideri Hüseyin Baş'tadır.
- 81 ilde sığınak dün değil niye bugün? / 28.08.2025
- Komisyon kesmedi, çıtayı yükseltme peşindeler / 27.08.2025
- Ağustos ayı Türk milletinin zaferleriyle dolu / 26.08.2025
- Etkin pişmanlıkla adalet sağlanır mı? / 23.08.2025
- Komisyonda ‘ısınma turları’ mı? / 22.08.2025
- Memurlar, talep ettikleri zamma ulaşabilecek mi? / 21.08.2025
- Rusya-Ukrayna savaşı sona yaklaştı mı? / 20.08.2025
- Nesillerimizi kaybediyoruz / 19.08.2025
- Dün Andımız, bugün Türk milleti tanımı! / 14.08.2025