HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 MAYIS 2021, CUMARTESİ

Kıbrıs'ta dış dinamik(T)ler

30.05.2001 00:00:00
Rum tarafı yıllardır Kıbrıs'ta ne istediğini biliyor da Türk tarafı biliyor mu şüpheliyim...

Bakın son zamanlarda, Kıbrıs'ta Yunan tarafının bulunduğu noktanın tesbiti açısından son derece önemli neler oldu.

Yunan Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopulos, Sakız Adası'nda, 1822 yılında Yunan ihtilali sırasında Osmanlılar tarafından katledildiği öne sürülen Yunanlılar anısına düzenlenen törende, Türkiye'ye yönelik sert mesajlar verdi. "İnsanlığın cinayetlere karşı artık ilgisiz kaldığı bu dönemde, AİHM'nin harekete geçerek, Türkiye'yi Kıbrıs'ta yaptığı ve halen yapmayı sürdürdüğü şeyler konusunda mahkum ettiğini" öne süren Stefanopulos, "Bu ahlaki ve coğrafi anlamları olan önemli bir karar" dedi. "Karşı taraftaki rakip" olarak tanımladığı Türkiye ile savaş tehdidi olmadan barış içinde yaşamak istediklerini belirten Stefanopulos, Türkiye'nin uluslararası değerlerin dışında kendine özgü yaşam şekli içinde sorunların çözümünde uluslararası ilkeler dışında arayışlarda olduğunu ileri sürdü. Stefanopulos, "Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların diyalog yoluyla çözümlenmesinin mümkün olmadığını" da savundu. "İki ülke arasındaki sorunların Türkiye tarafından yaratılarak, ortaya atılan farklılıklar olduğunu" iddia eden Stefanopulos, "Artık tek başına olan bu ülke, bu ilkeleri görmezden gelerek, sözde siyasal çözüm arayışı içinde farklı bir yaşam biçimi isteyemez" dedi. Stefanopulos, "Bizim neden olmadığımız sorunlar siyasal diyalogla değil, yalnızca hukukun ahlak ilkeleri çerçevesinde yasal düzen içinde çözümlenebilir" diye konuştu.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Kıbrıs konusunda 2003 yılına kadar çözüme ulaşılamaması durumunda, Türkiye'nin tek bir Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne (AB) girmesine izin vermesini istedi. ABD başkenti Washington'da bir düşünce kuruluşunun toplantısında konuşan Papandreu, bu durumda kuzey Kıbrıs Türklerine azınlık statüsü tanınacağını söyledi. AB kurumlarının Kıbrıslı Türklerin haklarını koruyacağını dile getiren Papandreu, azınlık olmanın korkulacak bir durum olmadığını kaydetti. Papandreu "Türkiye, Türkleri korumak bahanesiyle Kıbrıs'a müdahale ettiğini söylüyor. Ben bunu bir neden olarak görmüyorum. Bu, Yugoslavya ordusunun Sırpları korumak için Bosna'ya girmesine benziyor" diye konuştu.

Ve nihayet Rum tarafında Pazar günü yapılan seçimleri komünist AKEL partisi kazandı.

AKEL, 1926 yılında kurulmuş, İngiliz sömürge yönetimi tarafından bir süre yasaklanmış bir partidir. Son seçimlere "Girne'yi kurtaracağız" sloganıyla girmiştir. Nüfusa oranlandığında üye sayısı bakımından dünyanın en büyük komünist partisidir ve komünizmin iflâs ettiği bir dönemde Girne'yi kurtaracağız" gibi "şöven" bir söylemle iş başına gelebilmiştir.

AKEL olayı iki yönden önemlidir. İlki, bizdeki Moskovacı'ların, Maocuların, Enver Hocacıların bir türlü anlayamadığı "komünistlerin milliyetçiliği" olayının ilginç bir göstergesidir AKEL olayı. Yunan ve Rum komünistleri önce fanatik bir milliyetçi, sonra komünisttir. Komünizmi her ortamda millî hedeflerine gitmede bir yol olarak kullanırlar. Halbuki bizimkiler önce ve yalnızca Stalinist'tir, Maoist'tir, Marksist'tir.

İkincisi ise daha da ilginçtir. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na batılılar; o zaman Hindistan-Mısır gibi üçüncü dünya ülkeleri ile yakın ilişkiler içinde olan, komünizmle daima flört halinde bulunan Makarios'un âniden bir karar alarak komünist blok'a katılmasını engellemek için şöyle bir madde koydurmuşlardı. "Kıbrıs Cumhuriyeti, iki anavatan'ın (Türkiye ve Yunanistan) ikisinin birden üye olmadığı bir uluslar arası kuruluşa üye olamaz."

Bu maddeyle her ikisi de NATO üyesi olan anavatanlara karşı Makarios'un Varşova Paktı'na girmesi engellenmek istenmiştir. Türkiye bu maddeyi şu anda Rum kesiminin AB'ye tek başına girişine karşı kullanmaktadır.

Fakat şimdi o anayasa "mülga"dır ve Rum tarafında seçimi komünistler kazanmıştır.

Gerçi Rum tarafında Başkanlık sistemi vardır ama son seçimde açığa çıkan bu oy oranı 2003'te yapılacak olan ve Klerides'in bir daha aday olmayacağını açıkladığı Başkanlık seçimlerine de etki edecek özellikler taşımaktadır.

Rum-Yunan ikilisinin dilinin altındaki en büyük baklayı ise Papandreu yukarıya aldığımız sözleriyle açıklamıştır. Türklere azınlık hakkı vereceklerini, bunun korkulacak bir şey olmadığını ifade etmiştir Yâni Rumların bulunduğu nokta 1960 Cumhuriyet Anlaşmasından da geride, İngiliz Sömürge Yönetimi devridir. 1960 Cumhuriyeti'nde Türkler, Rumlarla beraber eşit kurucu iki ortaktan biriydi.

Bu bölümü gene Papandreu'nun ifşa ettiği bir "inci" ile bitirelim. Son Amerika gezisini değerlendiren Papandreu Katimerini'ye verdiği demeçte "Amerika tarafından kendisine, AB üyeliği konusunda tabii ki Kıbrıs'ın sorunu çözümlemiş olarak üyeliğe kabul edilmesinin arzu edildiğini, ancak çözümün bir koşul olmadığını belirten Helsinki Kararının temel olarak alındığının tamamen açık bir biçimde ifade edildiğini" söylemiştir.

Helsinki'yi Amerika'nın da; "Anlaşma olmasa da Kıbrıs'ın satıldığı" olarak okuduğunun farkında mısınız?

Başından beri biz de öyle olduğunu iddia ediyoruz da her ne hikmetse AB Muhipleri, İşbirlikçiler, mütareke basını ve "uyum ve istikrar içinde" koalisyonu oluşturan üç parti aksini söylüyor.

Bize inanmadılar, bari Papandreu ve Amerika'ya inansalar.
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları


Senteks
Panax nedir
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.