Hepinizin bildiği gibi, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in "Lozan'ı deldiği gerekçesiyle" veto ettiği 5737 sayılı "Vakıflar Kanunu", Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onaylamasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı ve yürürlüğe girdi.Ahmet Necdet Sezer bir hukukçu. Hukukçu kimliğine sahip bir Cumhurbaşkanı'nın tasarıyı Lozan açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmesi ve de buna vurgu yapması, herhangi bir kişinin demesine benzemez.Bakın Sezer veto gerekçesinde ne diyor:"Bu değişikliklerin öncelikle Lozan Antlaşması yönünden incelenmesi gerekmektedir. Çünkü cemaat (azınlık) vakıflarının varlıkları Lozan Antlaşması'na dayanmaktadır. Lozan Antlaşması, Türkiye Devleti'nin uluslararası düzlemde hukuksal ve siyasal kuruluş belgesidir. Lozan Antlaşması'yla, Türkiye Cumhuriyeti'nin Ulusal And sınırları içinde, özgür ve bağımsız bir devlet olarak varlığı tanınmış ve Türkiye Cumhuriyeti dünya uluslar ailesine bağımsız bir devlet olarak kabul edilmiştir."Lozan görüşmelerinde "azınlıklar" konusu en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. Lozan anlaşmasında Türk heyeti üyesi olan Dr. Rıza Nur'un, "Ecnebi devletler bizim ciğerimize pençe atıyorlar. Biraz daha gayret ederlerse Türkiye'deki karıncaları da ekalliyet yapacaklar" açıklamaları olayın boyutunu göstermektedir.Atatürk'ün azınlıklar konusundaki hassasiyeti, Osmanlı'nın yıkılış sürecinde ve Kurtuluş mücadelesinde azınlıkların ülkemizi işgal etmek isteyenlerle işbirliği halinde olmalarına şahit olmasından kaynaklanmaktadır. Atatürk'ün Patrikhane hakkındaki görüşleri gayet iyi bilinmektedir. Bu konudaki bilgilere kolaylıkla her yerden ulaşılabilir.Hukuk kimliğine sahip bir Cumhurbaşkanı'nın Lozan'ı deliyor gerekçesiyle veto ettiği maddelerin aynen geçirilmesi düşündürücüdür.Yeni yasayla, azınlıklara ve de yabancı vakıflarına sınırsız haklar verilmektedir. Mal edinme, şirket kurma, dışarıdan fon sağlama? Sadece bunlarla bile yakın zamanda neler olabileceğini kestirmek zor değildir. Lozan'da ülkenin bağımsızlığı ve de bütünlüğü için azınlıklara ve yabancılara bazı kısıtlamalar getirilmiştir. Mütekabiliyet esas alınmış, yani diğer ülkelerdeki Türklere verilen haklara durum endekslenmiştir. Diğer ülkelerdeki Türklerin hakları düne göre daha da kısıtlanmasına rağmen, bizler sınırsız imkanlar sağlıyoruz. Daha da öte devlet içinde bir devlet yapılanmasının da önü açılmış oldu.Kısaca Lozan'ı delmiş olduk.Dilerseniz biraz beyin jimnastiği yapalım.Lozan'ı delme ne anlama geliyor? Sezer'in de ifade ettiği gibi, "Lozan Antlaşması, Türkiye Devleti'nin uluslararası düzlemde hukuksal ve siyasal kuruluş belgesidir."Türkiye Cumhuriyeti varlığını dünyaya Lozan'la kabul ettirmiştir. Anayasamız Türkiye'de yaşayan insanları bağlar, Lozan ise o antlaşmaya imza atmış olan bütün ülkeleri bağlar. İmza atmayan ABD gibi ülkeleri de dolaylı olarak bağlar. Çünkü onlar da uluslar arası ilişkilerin devamı için, dünyadaki genel kabulü delen ülke konumuna düşmek istemezler.Lozan Türk milletinin bileğinin hakkıdır, bağımsızlık için akıttığımız kanın belgesidir. Lozan'daki haklar kolay kazanılmamıştır.Lozan'ı imzalayan ülkelerin Lozan'ı delmesi, rafa kaldırması mümkün değildir. Bunun için bir savaş olması ve Türkiye'nin mağlup olması gerekir.Bunun bir istisnası ise Türkiye'nin can vererek kazandığı haklarından kendiliğinden vazgeçmesidir. Yani Türkiye Lozan'ı delerse ancak Lozan rafa kaldırılmış olur.İşte o gün bugündür Batılı ülkelerin, AB'nin, ABD'nin yapmaya çalıştığı bu. Yok IMF'dir, yok AB üyeliğidir, yok stratejik müttefikliktir, yok BOP eşbaşkanlığıdır gibi safsatalarla Türkiye'yi, Lozan'ı delmeye zorluyorlar.Çıkarılan ve çıkarılacak olan yasalara bu çerçevede bakmakta büyük fayda var. Lozan'ı delip de rafa kaldırdığımız zaman, yeniden Lozan'ı devreye koymak yeni bir kurtuluş mücadelesi gerektirir. Bu da çok zor.Ne biz Atatürk'ün dönemindeki milletiz, ne başımızda Atatürk gibi bir lider var, ne de Batılı ülkeler eskisi gibi tecrübesiz. Aynı başarıyı elde edebilir miyiz meçhul.Daha dikkatli olmalıyız.Gerçi Atatürk gibi liderlerimiz var; biz fark etmesek de, fark edip de üç kuruşluk kömür için sırtımızı dönsek de var ama, malzeme olmayınca usta ne yapsın?
Murat Çabas / diğer yazıları
- ABD, İran savaşında yalnızlaşıyor mu? / 07.03.2026
- Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor! / 06.03.2026
- İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar / 05.03.2026
- Tüm dünya ülkeleri bu hukuksuzluğa, bu zorbalığa dur demeli / 04.03.2026
- ABD’nin İran’a müdahalesi uluslararası hukuka göre suçtur / 03.03.2026
- MEM’in Milli Para sistemi, milli egemenliği korumak için bir zorunluluk / 28.02.2026
- “MEM, ulusal egemenliğin iktisadi karşılığını ortaya koyar” / 27.02.2026
- “Sorun kaynak yokluğu değil, talebi hesaba katmayan verimsiz sistemdir” / 26.02.2026
- MEM, ülkeler için ekonomik bağımsızlığın yol haritasıdır / 25.02.2026
- 'MEM, tüm ülkelere ilham kaynağı olmalıdır' / 24.02.2026
- Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor! / 06.03.2026
- İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar / 05.03.2026
- Tüm dünya ülkeleri bu hukuksuzluğa, bu zorbalığa dur demeli / 04.03.2026
- ABD’nin İran’a müdahalesi uluslararası hukuka göre suçtur / 03.03.2026
- MEM’in Milli Para sistemi, milli egemenliği korumak için bir zorunluluk / 28.02.2026
- “MEM, ulusal egemenliğin iktisadi karşılığını ortaya koyar” / 27.02.2026
- “Sorun kaynak yokluğu değil, talebi hesaba katmayan verimsiz sistemdir” / 26.02.2026
- MEM, ülkeler için ekonomik bağımsızlığın yol haritasıdır / 25.02.2026
- 'MEM, tüm ülkelere ilham kaynağı olmalıdır' / 24.02.2026



























































