İnce ince yağan yağmur altında başlayan Sparta Prag-Beşiktaş maçı, taraftarların bir anlamda diyet ödeme maçıydı. Sanki cuma günkü yaşanan olaylar bu statta yaşanmamıştı. Sanki meşaleler burada yakılmamış, soyunma odası koridorlarında yaşanan yumruklaşmalar burada gerçekleşmemişti. Beşiktaşlı taraftarlar, bizlerin her zaman görmeye alışık olduğumuz, maçını izleyen sürekli olarak tezahüratını yapan seyrciler haline gelivermişlerdi hemen. Daha ilk saniyelerde başlayan kulakları sağar edercesine tezahurat maç boyunca hiç susmadı. Kendilerine yakışan da buydu zaten. İlk yarı boyunca diğer dikkat çeken olaylar ise Giunti'nin sahanın her bölgesine giderek arkadaşlarına yardım etmesi ve forvete güzel paslar atmasıydı. Diğer dikkat çekici bir gelişme ise; taraftarların aylardır patlama yapması bekledikleri Pancu'nun biraz olsun kendisini toparlamış olduğu idi.
Maçın ikinci yarısında ise, herkesin kalitesiz takım olarak gördüğü Sparta Prag'ı doğrusunu söylemek gerekirse çok beğendiğimi söylemek isterim. Prag takımının beraberliği düşünerek İstanbul'a gelmesi onlara çok pahalıya mal oldu. Gol atmayı düşünmeyip sadece gol yememeyi düşünmeleri, gerçek futbollarını ortaya koyamamalarına neden oldu. Beşiktaş'a gelince hem 2-1'lik mağlubiyeti rövanşını almak, hem de Chelsea'yı yakalamak amacındaydı. Siyah beyazlı ekip, Sergen'in üstün çabası ve Lucescu'nun yerinde hamleleriyle, Beşiktaş camiasının çok arzulamış olduğu galibiyeti aldı.
Chelsea'nın deplasmanda Lazio'yu 4-0 yenmesi grupta herkesin şansını eşit hale getirirken, takımların da eşit olduğunu gösterdi. Grupta alınan bu sonuç Beşiktaş takımına hiç yaramazken, deplasmada oynayacağı Lazio maçının önemini bir kat daha artırdı. Çünkü Beşiktaş'ın gruptan çıkabilmesi için Roma'dan en azından bir puanla dönmesi şart oldu.
Maçın ikinci yarısında ise, herkesin kalitesiz takım olarak gördüğü Sparta Prag'ı doğrusunu söylemek gerekirse çok beğendiğimi söylemek isterim. Prag takımının beraberliği düşünerek İstanbul'a gelmesi onlara çok pahalıya mal oldu. Gol atmayı düşünmeyip sadece gol yememeyi düşünmeleri, gerçek futbollarını ortaya koyamamalarına neden oldu. Beşiktaş'a gelince hem 2-1'lik mağlubiyeti rövanşını almak, hem de Chelsea'yı yakalamak amacındaydı. Siyah beyazlı ekip, Sergen'in üstün çabası ve Lucescu'nun yerinde hamleleriyle, Beşiktaş camiasının çok arzulamış olduğu galibiyeti aldı.
Chelsea'nın deplasmanda Lazio'yu 4-0 yenmesi grupta herkesin şansını eşit hale getirirken, takımların da eşit olduğunu gösterdi. Grupta alınan bu sonuç Beşiktaş takımına hiç yaramazken, deplasmada oynayacağı Lazio maçının önemini bir kat daha artırdı. Çünkü Beşiktaş'ın gruptan çıkabilmesi için Roma'dan en azından bir puanla dönmesi şart oldu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Kandazoğlu / diğer yazıları
- Trabzonspor zor kazandı / 23.03.2004
- Trabzon finalde... / 19.03.2004
- Trabzon, bir engeli daha aştı... / 14.03.2004
- Gençler turu geçer... / 13.03.2004
- Köstek değil, destek zamanı... / 12.03.2004
- Geciken yasalar... / 10.03.2004
- Profesyonel futbol sendikalaşmalı... / 21.02.2004
- Trabzonspor'a sahip çıkalım / 19.02.2004
- Elimizdeki değerlere sahip çıkalım!.. / 07.02.2004
- İlk adım Cem Papila'dan..! / 01.02.2004
- Trabzon finalde... / 19.03.2004
- Trabzon, bir engeli daha aştı... / 14.03.2004
- Gençler turu geçer... / 13.03.2004
- Köstek değil, destek zamanı... / 12.03.2004
- Geciken yasalar... / 10.03.2004
- Profesyonel futbol sendikalaşmalı... / 21.02.2004
- Trabzonspor'a sahip çıkalım / 19.02.2004
- Elimizdeki değerlere sahip çıkalım!.. / 07.02.2004
- İlk adım Cem Papila'dan..! / 01.02.2004

































































































