logo
28 EYLÜL 2026

Meltem TV'de katıldığı programda gündemi değerlendiren BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Kahramanmanraş'taki okul saldırısı, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye'ye yönelik sözleri, CHP'nin mutlak butlan davası hakkında da önemli açıklamalar yaptı

Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Meltem TV'de katıldığı programda gündemi değerlendirdi. 
Kahramanmanraş'taki okul saldırısı, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye'ye yönelik sözleri, CHP'nni mutlak butlan davası BTP liderinin gündemindeydi.

20.04.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
  Meltem TV'de katıldığı programda gündemi değerlendiren BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Kahramanmanraş'taki okul saldırısı, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye'ye yönelik sözleri, CHP'nin mutlak butlan davası hakkında da önemli açıklamalar yaptı
  Meltem TV'de katıldığı programda gündemi değerlendiren BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Kahramanmanraş'taki okul saldırısı, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye'ye yönelik sözleri, CHP'nin mutlak butlan davası hakkında da önemli açıklamalar yaptı
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, şöyle konuştu:
Bu (Kahramanmaraş'taki okul saldırısı) siyaset üstü bir olay. Buradan siyaset üretmek bana da çok anlamlı gelmiyor. Ancak şunu da değerlendirmeden insan edemiyor. Türkiye'de yapılan her güzel şey reklam edilirken hükümetin başarısı olarak anlatılıyorsa, Türkiye'de başarısız olan her durum da hükümete fatura edilmek zorundadır. Hükümet çeyrek asra yaklaşmış bir iktidar olarak 'benim burada sorumluluğum yok. Bunun anası sorumlu, babası sorumlu, öğretmeni sorumlu, arkadaşı sorumlu' diyerek bu işten kurtulamaz.
Çünkü havada bir SİHA uçtuğu zaman bu başarı milletimizin vergisiyle, vatandaşın mühendislik kabiliyetiyle yapılmış sayılmıyor; hükümetin başarısı sayılıyor. Veya 'depremde 300 bin konut yaptık' diyorlar. Bu konutların insanların emeğiyle, vergisiyle yapıldığı konuşulmuyor, 'hükümetin başarısı' deniyor. Ama kimse şunu söylemiyor: Evet 300 bin konut yaptık ama 50 bin – 100 bin konut yıkıldı. Bu konutların yapım iznini de aynı hükümet büyük oranda verdi. Yapılmaması gereken yerlere konutlar yapıldı, kaçak yapılar yapıldı, denetimler eksik yapıldı. Bunların tamamı hükümetin yetki alanındayken burada sorumluluk yok. Ama sonuçta insanlar hayatını kaybetti, evsiz kaldı, çadırlarda ve konteynerlerde yaşadı, depremden sonra hastalıklar nedeniyle ölümler oldu. Bunlar için bir sorumlu aranmıyor. Ama 300 bin konut yaptı diye hükümeti alkışlamak zorunda bırakılıyoruz. Eğer yapılan iyi işler hükümete yazılacaksa, bu kötü olayları da hükümete yazmak zorundayız.






"Milli Eğitim Bakanı da sorumludur"

Görevden almalar, gözaltılar, tutuklamalar var. Bir yerde Milli Eğitim Müdürünün sorumlu olduğu yerde Milli Eğitim Bakanı da sorumludur, Milli Eğitim Bakanının bağlı olduğu hükümet de sorumludur. Sorumluluk yukarı doğru gider. Bu yüzden toplumu ayakta tutacak şey istifa kültürüdür. Sorumluluk bilinci olmayan toplumlarda suç da artar. Bu bilinci kazandırmanın yolu ne dizi çekmek ne yasaklamak ne de ünlüler üzerinden toplum mühendisliği yapmaktır. Yöntem, yönetenlerin sorumluluk almasıdır, istifa kültürünü hayata geçirmesidir.
Bolu'da bir facia yaşandı, insanlar yanarak can verdi. Kim çıktı 'sorumluluk benim, istifa ediyorum' dedi? Bu ülkede yaşanan en büyük problem şu; hiç bir şeyin sorumlusu yok,  uzun süredir yaşanan olaylarda sorumlu bulunamıyor. Tren kazası oluyor, insanlar ölüyor; yangın oluyor, insanlar ölüyor; terör olayları oluyor, insanlar hayatını kaybediyor ama sorumlu yok.






"Bir soykırımcının, Türkiye'nin adını ağzına alması bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil"

Bir katilin, bir soykırımcının, insanlıktan çıkmış organizmanın Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanını ağzına alması, Türkiye'nin adını ağzına alması bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Bırakın onu; çok ahlaklı bir insan da olsa, çok iyi bir devlet de olsa Türkiye'yi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanını hedef alamaz. Burada biz yine devletimizi savunuyoruz. Bu olaya kişisel olarak bakmak mümkün değil. Cumhurbaşkanlığı makamı bizim devletimizin en yüce makamıdır ve bu noktada hiç kimsenin buna bir şey söylemesine asla müsaade etmeyiz, etmemeliyiz de. Ama biz Türk toplumu olarak, vatandaş olarak, seçmen olarak, devletin asli sahibi olarak cumhurbaşkanını da eleştirebiliriz, yöneticileri de eleştirebiliriz. Seçimler olur, yarışabiliriz. Farklı tercihlerimiz olabilir. Bu çok başka bir konu. Bu bizim içerideki bir meselemizdir. Kol kırılır yen içinde kalır. Dışarıdan medet uman ülkelerin bugün yaşadıkları hali görüyoruz. Başkalarının kendilerini kurtarmasını bekleyen ülkelerin bugün nasıl bir sefalet, yokluk ve gözyaşı ve pişmanlık içinde yaşadığını görüyoruz.






"Mutlak butlan kararı çıkarsa CHP yönetimi Ekrem İmamoğlu'na verilmeli"

Kongre divanı kurulduğunda divanın başkanı o partinin en üst düzey yöneticisidir. Onun üstünde kimse yoktur. Şimdi mutlak butlan davası deniyor. Butlan davası olduğunda Sayın Kılıçdaroğlu'nun geri geleceğine ilişkin bazı söylemler var. Böyle olmaması gerekir. Hukuken nedir bu? Kongre divanı kurulana kadar sorun var mı? Yok. Kongre divanı kuruldu. Sorun varsa da o andan sonra ortaya çıktı. O zaman butlan kararı gelirse bile parti yönetme yetkisi kongre divanının başkanına verilmek zorundadır. O gün kongre divanının başkanı kim? Sayın Ekrem İmamoğlu. Diyeceksiniz ki,  Ekrem Bey tutuklu. Fark etmez. Hükümlü mü? Hayır. Kesinleşmiş cezası var mı? Yok.
O zaman butlan kararı gelirse mahkemenin genel başkanlığı ve parti yönetme yetkisini Sayın İmamoğlu'na devretmesi gerekir. Bu hukuki bir analizdir.  Evet, Kılıçdaroğlu'nu destekleyen bir insan bile bugün hukuken değerlendirdiğinde bunu der. Çünkü olay böyle bir olay.






"Toplum bunları siyasi operasyon olarak görüyor"

Bunlar siyasi operasyon olarak değerlendiriliyor. Kimse kimseyi de ikna etmiyor. Hükümet yetkililerinin son dönemde yaptıkları işlerde toplumu ikna etmek gibi bir derdi yok. Biz bir şey yapalım, toplum da inansın demiyorlar. Toplumu hayır bu böyle değil diye ikna etmeye de çalışmıyorlar. Toplum da buna ikna olmuyor. Hükümetin de toplumun ikna olması gibi bir gündemi yok. O zaman burada başka bir şey planlandığını düşünmek gerekiyor. Amaç toplumu ikna ederek seçime gitmek değil. Çünkü toplum bu operasyonların rakiplere karşı yapıldığını düşünüyor. Hükümet de bunu önemsemiyor ama devam ediyor. Oy kaybetmesine rağmen devam ediyor. Bu da başka bir niyet olduğu düşüncesini doğuruyor.






"Tom Barrack istenmeyen adam ilan edilmeli"

Tom Barrack'ın Persona non grata, yani istenmeyen adam ilan edilmesi çağrısı yapıldı. Ben de katılıyorum. Tom Barrack haddi aşan ifadeler kullanılmıştır. Davranışları bir büyükelçi gibi değil, daha çok bölgeyi yöneten, yönlendiren, akıl veren, istikamet çizen  bir figür gibi. Bir büyükelçinin böyle bir haddi hududu olamaz. Şuandaki büyükelçi bu haddi hududu aşarak Türkiye'ye istikamet çizmeye çalışan bir vasatta hareket ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin diplomatik olarak gerekli adımları atması gerekir. Çağrılıp uyarılmalı, nota verilmelidir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ile iletişime geçilerek Türkiye'ye daha devlet adamı gibi davaranan bir elçi gönderilmesi talep edilmelidir. Tom Barrack'ın bir büyükelçi olarak bölge olduğu kanatinde değilim zaten daha çok ticari kimliği olan bir iş insanı olduğu söylendi. ABD Başkanı Trump ile kişisel ilişkileri iyi olan, aslen Lübnanlı bir karekter. Kendisini çok ciddiye alınması gereken bir profil olarak da görmüyorum.  Bunun yanısıra Epstein dosyalarında çokça adı geçen, çok görüntüsü olduğu konululan birisi. Böyle bir karakterin Türkiye'ye gelmesi hükümet yetkililerin doğrudan tepki göstermesi gereken bir şey. Buraya devlet adamı gönderin demeliler.






"Küresel çeteler Türkiye'de 100 yıldır monarşi istiyorlar"

Türkiye'de küresel çetelerin istediği model sadece bugün değil Osmanlı'ya imzalattırdıkları Sevr'de dahil meşruti monarşiydi. O tarihten beri gelen bir baskı sürecidir bu. Bugün bu adamın söylediği şeyler aslında nereye çıkıyor? Meşruti monarşiyi kurmak istediklerini ortaya koyuyorlar. Osmanlı'nın Sevr'de elinde kalan şey meşruti monarşi. İstanbul'da hanedanlık var ama Sevr anlaşmasına göre İstanbul Osmanlı'nın dışında. Osmanlı'ya harita çizdiler. İçinde İstanbul yok! Hanedanı devlet yönetimini İstanbul'a koydular! Bu 100 yılı aşkındır bu ülkede istenen pozisyon. Bunu ilk defa İngilizler istedi. Niye istedi? Demokrasinin beşiği diye adlandırılan İngilizlerin bugün bir kraliyet ailesi tarafından yönetildiğini unutmamamız lazım. Yani onlarda ne var? Meşruti monarşi var. Gelebildikleri en demokratik nokta meşruti monarşidir. Atatürk öyle bir çalım attı ki cumhuriyeti, demokrasiyi hiç olmaz denilen coğrafyaya getirdi. Kadına seçme seçilme hakkını Avrupa'dan önce verdi. 






Öyle bir demokrasi kültürü, bir cumhuriyet bilinci burada oturttu ve bir imparatorluğun bakiyesi olarak yani yönetim biçimi imparatorluk olan bir devletten sonra bunu hemen arkasına hayata geçirmeyi başardı. Bu İngilizin bozguna uğradığı nokta oldu. Kendisinin ulaşamadığı noktaya Atatürk'ün önderliğiyle Türk milleti ulaştı. O gün bugün bize o meşruti monarşiyi dayatmaya çalışıyorlar. Ama ben şunu biliyorum. O yüzden rahatım; Türkiye'yi yöneten de, Türkiye'de yönetilen de bunu istemiyor istemez. Çünkü bizim demokrasimiz, cumhuriyetimiz, sahip olduğumuz en güçlü varlığımız. Hiç kimse böyle bir noktaya bu ülkenin gelmesini istemeyecektir."

Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi

Sakarya'da etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış, yollarda su birikintilerine sebep oldu. Araçlar yollarda temkinli bir şekilde hareket etti

28.09.2026 13:57:00
İHA
 
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) yaptığı son tahminlerin ardından beklenen yağış, Sakarya'da şiddetli bir şekilde başladı.








Gök gürültüsüyle birlikte aniden bastıran sağanak, cadde ve sokaklarda su birikintilerine yol açarken, sürücüler ve yayalar yollarda ilerlemekte güçlük çekti. 






Su birikintilerinin yoğun olduğu bazı bölgelerde ise araçlar temkinli bir şekilde sürüş gerçekleştirdi. Yağışlar hafta boyunca sürmesi bekleniyor.




















Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar

Deprem, öncesinde hazırlık yapılması ve anında doğru reflekslerin gösterilmesi gereken en kritik doğal afetlerden biridir. Sarsıntı başladığında ilk birkaç saniye içinde verilen kararlar, hayati önem taşır

24.09.2026 13:01:00
Hasan Gündoğdu
 
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Deprem anında yapılması gerekenler

Sarsıntı başladığı anda temel amaç, baş ve boyun bölgesini korumak ve ezilme riskini en aza indirmektir.

Çök - Kapan - Tutun Pozisyonunu Alın: Güvenli bir nesnenin (sağlam bir masa, çelik çamaşır makinesi veya dayanıklı bir koltuk) yanında diz çökün. Başınızı ve boynunuzu kollarınızla koruyacak şekilde kapanın ve sarsıntı bitene kadar sabit bir nesneye sıkıca tutunun.

Olduğunuz Yerde Kalın: İç mekândaysanız içeride kalın. Sarsıntı sırasında koşmak, merdivenlere yönelmek veya dışarı çıkmaya çalışmak düşme ve yaralanma riskini artırır.






Yatakta Yakalandıysanız Başınızı Koruyun: Eğer yataktaysanız ve üzerinize düşecek ağır bir nesne (raf, avize vb.) yoksa yatakta kalın, yüzüstü yatıp başınızı yastıkla kapatın.

Açık Alandaysanız Güvenli Bölgeye Geçin: Binalardan, elektrik direklerinden, ağaçlardan ve istinat duvarlarından uzak, açık bir alanda sarsıntının geçmesini bekleyin.

Araç Kullanıyorsanız Sağa Çekip Durun: Trafiği engellemeyecek şekilde aracı güvenli bir yere çekin, motoru durdurun ve araç içinde sarsıntının bitmesini bekleyin. Binaların, köprülerin, viyadüklerin veya üst geçitlerin altına ya da üstüne park etmeyin.

Asansördeyseniz İlk Kat Butonuna Basın: Eğer hareket halindeki bir asansördeyseniz durabileceği ilk kat butonuna basarak asansörü terk edin.






Deprem Anında Yapılmaması Gerekenler

Sarsıntı anındaki panik, yanlış davranışlara yol açarak hayati risk oluşturabilir.

Balkon ve Pencerelerden Atlamayın: Sarsıntı sırasında panikle balkona çıkmak, pencereden atlamak veya asansöre yönelmek yaralanma ve ölüm vakalarının en büyük sebeplerinden biridir.

Merdivenleri ve Asansörleri Kullanmayın: Merdivenler binaların en hassas ve ilk çökebilecek kısımları arasındadır. Asansörler ise elektrik kesintisi veya mekanik sıkışma nedeniyle mahsur kalma riski taşır.






Kapı Eşiklerinde Durmayın: Eski mimari inanışların aksine, modern binalarda kapı eşikleri taşıyıcı özelliğe sahip değildir ve baş üzerine düşebilecek yükler açısından güvensizdir.

Kibrit, Çakmak veya Elektrik Anahtarı Kullanmayın: Deprem sonrası gaz kaçakları meydana gelebilir. Alev kaynakları kullanmak veya elektrik düğmelerine basmak patlamalara yol açabilir.

Telefon Hattını Gereksiz Yerde Meşgul Etmeyin: Acil durumlar dışında arama yapmayın; haberleşmeyi SMS veya internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları üzerinden sağlayarak acil hatları açık tutun.






Deprem Sonrası İlk Dakikalarda Ne Yapılmalı?

Sarsıntı tamamen bittikten sonra sakin kalıp hızlı adımlar atılmalıdır:

Kendinizi ve Çevrenizi Kontrol Edin: Önce kendi güvenliğinizi sağladığınızdan emin olun, ardından çevrenizdekilerin durumunu kontrol edin.

Gaz, Su ve Elektrik Vanalarını Kapatın: Olası ikincil felaketleri (yangın, su baskını vb.) önlemek için ana vanaları kapatın.

Acil Durum Çantasını Alarak Binayı Terk Edin: Önceden hazırladığınız deprem çantasını yanınıza alıp merdivenleri dikkatlice kullanarak binayı tahliye edin.

Toplanma Alanına Gidin: Önceden belirlenmiş mahalle toplanma alanına geçerek yetkililerin yönlendirmelerini bekleyin.

Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı

İstanbul Esenyurt'ta oto lastikçi dükkanında çıkan yangın, bitişikte bulunan 4 iş yeri ile bir yemek şirketine sıçradı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü

23.09.2026 07:00:00
İHA
 
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Yangın, Yeşilkent Mahallesi Nazım Hikmet Bulvarı üzerinde bulunan iş yerlerinde gece saat 2.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bitişik nizamda bulunan iş yerlerinden oto lastikçi dükkanında henüz bilinmeyen nedenle alevler yükseldi.






Alevler kısa sürede büyüyerek 4 dükkana daha ve bir yemek şirketine sıçradı. Alevleri fark eden mahalle sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine Esenyurt ve çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. 






Ekipler yoğun çaba sonucunda alevleri 2 saat içerisinde kontrol altına aldı. İş yerlerinde ve yemek şirketinde soğutma çalışması sürerken çevrede geniş güvenlik önlemi alındı.



























İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bulunan bir apartman dairesinde 3 erkek cesedi bulundu

22.09.2026 04:46:00
İHA
 
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Olay, Yenimahalle ilçesi Anadolu Mahallesi 500. Sokak'taki bir apartman dairesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 3 kişinin hareketsiz halde yattığını gören çevredeki vatandaşlar, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi.






İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerin tarafından yapılan incelemede dairedeki kişilerin hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan araştırma sonucu, cesetlerin Mehmet Büyükırmak, Mehmet Emre Çallı ve Enes Çallı'ya ait olduğu ve üzerlerinde kurşun ve bıçak yarası olduğu tespit edildi.









Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna götürülürken, polis ekipleri olayın faili ya da faillerinin yakalanması için çalışma başlattı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.