logo
21 MART 2026


Mısır ile ilişkilerde 9 yıllık kayıp

23.11.2022 00:00:00

Türkiye ve dünya basınında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Sisi'nin el sıkışması oldukça gündem oldu. Malum, Katar'da düzenlenen 2022 FIFA Dünya Kupası'nın açılış resepsiyonunda bu tokalaşma hadisesi gerçekleşti. Hatta yüz yüze görüşüldü iddiaları da var.

İki liderin tokalaşmasını eleştirenler oldu ama aslında eleştirilecek olan kısım bu tokalaşma değil, 9 yıldır Mısır ile ilişkiler neden kötüye gitti olmalıydı.

Neticede Mısır kadim bir devlet ve olumlu ikili ilişkilerle bölgemizde paylaşabileceğimiz birçok ortak çıkarımız var.

Cumhurbaşkanı'nın ve AKP iktidarının Mısır'a tavır almasının temel nedeni elbette Sisi'nin Temmuz 2013'te darbe yaparak Müslüman Kardeşler lideri Mursi'yi devirerek başa geçmesi…

Peki, Mursi başa nasıl geçti? 2011 yılında Mısır'da başlayan Arap Baharı neticesinde Hüsnü Mübarek devre dışı bırakıldı ve yapılan seçimlerde Mursi devletin başına geçti. Peki, Bu Arap Baharı'nın arkasında hangi el vardı? Elbette ki ABD…

Batının rüzgarıyla gelen Mursi yine Batının rüzgarıyla devrildi, yerine Sisi geldi.

Türkiye'nin milli menfaatleri açısından olaya baktığımızda, Mısır'ın başında Hüsnü Mübarek'in olması, Mursi'nin olması ya da Sisi'nin olması arasında hiçbir fark yoktur. Ama Türkiye'yi yöneten siyasi irade bir devlet adamlığı kumaşıyla değil de, kendi şahsi ideolojik penceresinden bakarak adım attığında işte bu şekilde 9 yıllık büyük kayıplar yaşanır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2013'te Mursi'nin darbeyle devrilmesini kişiselleştirdi ve ülke çıkarlarını bir kenara koyarak Sisi'li Mısır'a çok sert bir tavrın içine girdi. Bu tavrın sonrası elbette ki sadece kişisel olmadı, Mısır devletiyle tüm ilişkiler durduruldu, elçiler geri çekildi.

Sayın Erdoğan'ın Sisi'ye verdiği tepkilerin bazılarını hatırlayalım.

3 yıl önce şunları söylemişti: "Ben böyle bir kişiyle asla görüşmem. Her şeyden önce onun bir defa genel afla içerideki bütün bu insanları serbest bırakması lazım. Serbest bırakmadığı sürece biz kalkıp Sisi'yle görüşemeyiz. Görüşenler de tarihte farklı bir şekilde değerlendirilecektir. Sisi göreve geldiğinden bu yana 42 kişiyi idam ettiler. En son 9 genci idam ettiler. Bu bir defa yenilir yutulur bir lokma değildir. Mısır halkı bizim canımız ciğerimizdir ama Sisi asla!"

2019 yılında, BM Genel Kurulu'na katılan Erdoğan, resmi yemek programında Sisi ile aynı masada bulunmamak için yemek davetine katılmamıştı. Erdoğan, yemeğe katılmamasıyla ilgili yöneltilen sorular üzerine, "Aynı masaya oturup darbecileri meşrulaştırmam" cevabını vermişti.

Erdoğan, 2019 yılında yaptığı bir açıklamada da, "Darbeyle başa geçen şu andaki zalim Sisi, 50'ye yakın kişiyi idam etmiştir. Batı bu idamlara sessiz kalmıştır. Avrupa ülkeleri idamı yasaklarken, katil Sisi'nin davetine icabetle oradaki toplantıya iştirak etmişlerdi…" demişti.

Problem, bir ülkenin lideriyle tokalaşmak değil, o lidere yıllardır "darbeci", "zalim", "katil" deyip ilişkileri rafa kaldırmak, zora sokmaktır.

Peki, bu 9 yıllık süreçte hükümetin Mısır'a karşı olan politikasında kazanan kimler oldu? İsrail, Kıbrıs Güney Rum Kesimi ve Yunanistan…

Doğu Akdeniz'in zengin hidrokarbon kaynaklarını parsellediler.

Bizler ise Türkiye olarak Mısır'la kavgalı olduğumuz için, ayrıca Suriye'ye tavırlı olduğumuz için bizim de hakkımız olan bu kaynakları maalesef kaptırdık, bize kala kala –küçümsemek için söylemiyorum- sadece Libya kaldı.

Bu arada Mısır, Türkiye'nin tavrına tepki olarak 6 Ağustos 2020 yılında Yunanistan ile deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması imzaladı.

Kadim dost ülke olan Mısır'ı Yunan'ın, Rum'un ve İsrail'in kucağına attık.

Bu 3'lü Türkiye'ye karşı Doğu Akdeniz'de askeri tatbikatlar bile gerçekleştirdi.

Bunun faturası olarak da "Doğu Akdeniz enerji denklemi"nde devre dışı kaldık.

Şimdi de bizim de hakkımız olan Doğu Akdeniz'den çıkartılan doğalgazı ülkemiz üzerinden Avrupa'ya ulaştırmak için bir koridor olmanın peşinde koşuyoruz.

Katar'da Sisi ile tokalaşmadan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan basına şunları söyledi:

"Bir süreç başlayabilir demiştik. Böyle bir sürecin başlaması için burada bir adım atılmış oldu ve hayırlısıyla görüşmeleri yaptık."

"Yeniden niye olmasın, yeniden niye başlamasın? Bunların sinyalini verdik."

"İnşallah fevkalade bir hal olmadıktan sonra bu adımı hayırlısıyla atarız. Bizim tabii kendilerinden tek isteğimiz; bu görüşmelerle birlikte, bize karşı Akdeniz'de tavır içinde olanlara yönelik burada biz barışı ikame edelim, onunla beraber yolumuza inşallah devam edelim."

Madem 9 yıl sonra bu noktaya gelecektiniz de neden 9 yıl kaybettik?

İşte bu açıdan da bakıldığında dış ilişkilerde artık hükümetin dış politikası değil, devletin dış politikası olması lazım. Neticede yapılan hataların faturasını Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti ödüyor.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.