Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Rusya Devlet Başkanı Putin’in davetlisi olarak Rusya parlamentosu’nda Milli Ekonomi Modeli’ni anlatınca, siyasilerimizde de başka ülkelerin parlamentolarında konuşma trafiği başladı.
Ama içeriklerde oldukça farklılıklar var.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçtiğimiz günlerde İsveç parlamentosu’nda konuştu.
İsveç tarihine ve halkına oldukça övgü dolu ifadeler kullanan Gül, İsveç Parlamentosu’nda şu ifadeleri kullandı:
”Türkiye asırlardan beri çok kültürlü, çok dinli ve çok uluslu imparatorlukların mirasçısı olarak siyasi varlığını sürdürmektedir. Bu öyle bir mirastır ki Anadolu’da nereye gidersiniz gidin karşınıza ayrı bir tarih, ayrı bir medeniyet izi çıkmaktadır. Bu öyle bir mirastır ki çok kültürlü yaşam Türkiye’de yaşayan insanların hayatının doğal bir parçası haline gelmiştir. Bu anlayışla, ülkemizin öz evlatları olan dini azınlıkları Türkiye’nin zenginliği olarak görmekteyiz.”
Öncelikle haddimize düşmez ama Türk milletinin bir ferdi olarak bazı düzeltmeler yapma gereği hissediyorum.
Anadolu coğrafyası Malazgirt zaferinden önce belki farklı medeniyetlere, farklı kültürlere ve dinlere ev sahipliği yapmış olabilir ama Hacı Bektaş-ı Veli ve Horasan erenlerinin Anadolu’ya girmesiyle tek bir kültüre, tek bir dine, tek bir medeniyete yani Müslüman Türk kimliğine bürünmüştür.
Bu aşamadan sonra Anadolu’da tek bir ulus vardır o da Türk ulusudur.
Burada “Türk” kelimesi asla bir ırkı değil, Anadolu’da hangi etnik kökene sahip olursa olsun Müslüman olmuş tüm halkı ifade etmektedir.
Arkeolojik çalışmalardan yola çıkarak bu ülkeye farklı bir medeniyet, farklı bir kültür, farklı bir din yakıştırmak gerçeği asla yansıtmamaktadır.
Bunu dinleyen bir İsveç parlamenteri sizce ne düşünür?
Karşısında bir ülkenin temsilcisi, kendi milletinden ve medeniyetinden bahsederken, Müslüman Türk’ün birliğini ve beraberliğini değil, farklılıkları ön plana çıkartıyor.
Emin olun ki farklı konularda iştahı kabaracaktır.
Halbuki Prof. Dr. Haydar Baş’ın önemle altını çizdiği gibi, “Bir lider dinini, dilini, medeniyetini, parasını dışarıya ihraç edebilendir.”
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Modeli’ni okuyan ve O’nu parlamentolarına davet eden Rus yetkililer, O’nun tezine ve milli duruşuna bakınca Türkiye’ye, Türk milletine hayran oluyor.
Peki, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuşmasını dinleyen İsveçliler sizce ne düşünmektedirler? Neticede, İsveç Parlamento Başkanı Westerberg, arada süs olan bazı konuşmalar hariç, bildik batılı edasıyla hitap etti. İsveç’teki Türk kökenli 100 binden fazla vatandaşın topluma iyi bir şekilde entegre olduğundan bahsetti. “Batıya entegre olmak”, ne anlama geldiğini siz düşünün. Müslüman Türk kimliğinden soyutlanıp batının kimliğine bürünmek…
Westerberg, hızını alamayıp Türkiye’nin içişlerine müdahale etmeyi de ihmal etmedi.
Türkiye’deki yeni anayasa çalışmalarına da değinen Westerberg, ”Bu çalışmalar sayesinde Kürt meselesiyle ilgili de barışçı bir çözüme ulaşılabileceğini umut ediyoruz” dedi.
Sayın Gül de diğer siyasilerimiz batıya gittiğinde yaptığı gibi, ne olursa olsun AB müzakerelerine devam edeceğini, yeni anayasa çalışmalarını, Öcalan’ın cezaevi koşullarının iyileştirildiğini, kiliselerin restore edildiğini ifade etti.
Siyasilerimiz yurt dışına gittikleri zaman eziklik psikolojisi içinde, birilerine hesap verme mantığıyla gidiyorlar. Halbuki bir siyasinin görevi, gittiği her yerde Türk milletini onurlu ve şahsiyetli bir şekilde temsil etmektir. Hesap vermek, ya da talimat almak değildir.
Bu manada iktidarın ya da muhalefetin, ya da devletin diğer yetkililerinin Prof. Dr. Haydar Baş’tan öğrenecekleri çok şeyler var.
Ama içeriklerde oldukça farklılıklar var.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçtiğimiz günlerde İsveç parlamentosu’nda konuştu.
İsveç tarihine ve halkına oldukça övgü dolu ifadeler kullanan Gül, İsveç Parlamentosu’nda şu ifadeleri kullandı:
”Türkiye asırlardan beri çok kültürlü, çok dinli ve çok uluslu imparatorlukların mirasçısı olarak siyasi varlığını sürdürmektedir. Bu öyle bir mirastır ki Anadolu’da nereye gidersiniz gidin karşınıza ayrı bir tarih, ayrı bir medeniyet izi çıkmaktadır. Bu öyle bir mirastır ki çok kültürlü yaşam Türkiye’de yaşayan insanların hayatının doğal bir parçası haline gelmiştir. Bu anlayışla, ülkemizin öz evlatları olan dini azınlıkları Türkiye’nin zenginliği olarak görmekteyiz.”
Öncelikle haddimize düşmez ama Türk milletinin bir ferdi olarak bazı düzeltmeler yapma gereği hissediyorum.
Anadolu coğrafyası Malazgirt zaferinden önce belki farklı medeniyetlere, farklı kültürlere ve dinlere ev sahipliği yapmış olabilir ama Hacı Bektaş-ı Veli ve Horasan erenlerinin Anadolu’ya girmesiyle tek bir kültüre, tek bir dine, tek bir medeniyete yani Müslüman Türk kimliğine bürünmüştür.
Bu aşamadan sonra Anadolu’da tek bir ulus vardır o da Türk ulusudur.
Burada “Türk” kelimesi asla bir ırkı değil, Anadolu’da hangi etnik kökene sahip olursa olsun Müslüman olmuş tüm halkı ifade etmektedir.
Arkeolojik çalışmalardan yola çıkarak bu ülkeye farklı bir medeniyet, farklı bir kültür, farklı bir din yakıştırmak gerçeği asla yansıtmamaktadır.
Bunu dinleyen bir İsveç parlamenteri sizce ne düşünür?
Karşısında bir ülkenin temsilcisi, kendi milletinden ve medeniyetinden bahsederken, Müslüman Türk’ün birliğini ve beraberliğini değil, farklılıkları ön plana çıkartıyor.
Emin olun ki farklı konularda iştahı kabaracaktır.
Halbuki Prof. Dr. Haydar Baş’ın önemle altını çizdiği gibi, “Bir lider dinini, dilini, medeniyetini, parasını dışarıya ihraç edebilendir.”
Prof. Dr. Haydar Baş’ın Modeli’ni okuyan ve O’nu parlamentolarına davet eden Rus yetkililer, O’nun tezine ve milli duruşuna bakınca Türkiye’ye, Türk milletine hayran oluyor.
Peki, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuşmasını dinleyen İsveçliler sizce ne düşünmektedirler? Neticede, İsveç Parlamento Başkanı Westerberg, arada süs olan bazı konuşmalar hariç, bildik batılı edasıyla hitap etti. İsveç’teki Türk kökenli 100 binden fazla vatandaşın topluma iyi bir şekilde entegre olduğundan bahsetti. “Batıya entegre olmak”, ne anlama geldiğini siz düşünün. Müslüman Türk kimliğinden soyutlanıp batının kimliğine bürünmek…
Westerberg, hızını alamayıp Türkiye’nin içişlerine müdahale etmeyi de ihmal etmedi.
Türkiye’deki yeni anayasa çalışmalarına da değinen Westerberg, ”Bu çalışmalar sayesinde Kürt meselesiyle ilgili de barışçı bir çözüme ulaşılabileceğini umut ediyoruz” dedi.
Sayın Gül de diğer siyasilerimiz batıya gittiğinde yaptığı gibi, ne olursa olsun AB müzakerelerine devam edeceğini, yeni anayasa çalışmalarını, Öcalan’ın cezaevi koşullarının iyileştirildiğini, kiliselerin restore edildiğini ifade etti.
Siyasilerimiz yurt dışına gittikleri zaman eziklik psikolojisi içinde, birilerine hesap verme mantığıyla gidiyorlar. Halbuki bir siyasinin görevi, gittiği her yerde Türk milletini onurlu ve şahsiyetli bir şekilde temsil etmektir. Hesap vermek, ya da talimat almak değildir.
Bu manada iktidarın ya da muhalefetin, ya da devletin diğer yetkililerinin Prof. Dr. Haydar Baş’tan öğrenecekleri çok şeyler var.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
























































